"Lapseki" sayfasının sürümleri arasındaki fark

düzeltme, değiştirildi: Osmanli → Osmanlı (9) AWB ile
(→‎Roma-Osmanlı Dönemi: düzeltme, değiştirildi: olmus → olmuş AWB ile)
(düzeltme, değiştirildi: Osmanli → Osmanlı (9) AWB ile)
 
 
Büyük İskender’in ölümünden sonra; Makedonya Kralı V.Pilip, Yunanistan’i hakimiyeti altina almaya çalisirken Seleukos Kralı Antiochos III’de donanmasi ile Ege kıyılarını ve Çanakkale Bogazi’ndaki, Lampsakos’u zapdetti. Lampsakos’lular, Anadolu şehirleri içinde bir ilk olarak Roma’ya gönderdikleri heyetle kendilerinin kurtarilmalarını ve yardım edilmesini istediler. (MÖ 197) Roma ile Selevkoslar arasında yapılan savaş sonunda MÖ. 188 yılında Apamea Kibatos, şehrinde baris antlasmasi yapıldı.Lapseki ve bogazlar Romalıların müttefiki Bergama Kralı Evmenes’in koruyuculuguna birakildi.
Sonraki dönemlerde Roma imparatorlugu Anadolu üzerindeki hakimiyetini daha da arttirarak Bergama ve Bitinya Krallıklarını da ortadan kaldirdi ve böylece bölgede tek güç olarak kaldi. Lapseki de kesin olarak Roma hakimiyeti altina girdi. Bizans dönemi: Roma Imparatorlugunun doğu ve batı diye ayrılması ve İstanbul’un Doğu Roma’nin baskenti olmasi ile beraber Gelibolu’nun Bizans Döneminde ticaret ve liman bakimından önem kazanmasi dolayisi ile Lapseki’nin eski durumunu muhafaza etmesine imkân kalmadi. MS. 471 yılında Justinianus’un Gelibolu’yu bogazin kontrolü için tahkim etmesi, tersaneler kurmasi bu şehrin bölgede yeni bir merkez olarak ortaya çikmasini sağladı. Lampsakos’un eski parlak durumunu koruyamamasinin bir nedeni de, yakınlarında bulunan Abydos(Nara Burnu) kentinin, Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olmasi ve gümrük teskilatinin kurularak ticareti kontrol etmesi gösterilebilir. Bugünkü Lapseki şehrinde eski devirlere ait eserler tam olarak gün isigina çikmamıştır. 19 yüzyılın sonlarında özellikle mermer direkli Antuvan devrine ait eserler bulunmustu. Çikan buluntuların büyük kismi Roma egemenligi döneminden kalmadir. Ilkçag kenti Akropolisinin, burada olduğu tahmin edilmektedir. Sözü edilen yerde sur izleri ile topraga karismis bol sayıda çanak çömlek kirikları görülmektedir. Lampsakos şehri zamanla diğer küçük site devletleri gibi eski durumunu kaybetmiştir. Çünkü bu devirlerde küçük şehir devletleri hemen her vakit düsman olan tarafin tuzagina düserek ortadan kalkarlar, aradan kisa bir süre geçince ya kendileri ya da kendilerine yardıma gelen müttefikleri sayesinde tekrar özgürlüklerine kavusurlardi. OsmanliOsmanlı Imparatorlugu Dönemi: >>><<< OsmanlilarOsmanlılar, Bursa dolaylarında devletlesme yolunda adimlar attigi sırada Çanakkale Bogazi’nin, Anadolu ve Rumeli yakaları da Bizans toprakları içindeydi. Aydinoğullarından Umurbey, Melik Ishak, Halil Ece, Saltik Bey, Karesioğullarından Yahsi Bey ve Alaaddin Beyler Anadolu yakasındaki birçok yeri hakimiyetleri altina almislardır. Bu esnada Gelibolu, Bizansli Tekfur Kantakuzen’in elinde bulunuyordu. Osman Bey zamanında bir asiret görünümdeki OsmanliOsmanlı Devleti, Orhan Bey zamanında devlet hüviyetine sahip olmuş ve kuvvetleri ile Karesi ve Saruhan Beylikleri ortadan kaldirdiktan sonra Lapseki ve çevresini de ele geçirmisti. Orhan Gazi zamanında Süleyman Pasa önderligindeki OsmanliOsmanlı ordusu Rumeli’ye geçmeden az önce Lapseki’yi fethetmek için yürümüstür.O zaman Bizans’in elinde bulunan Lapseki’ye padisahin fermanini götürmek için üç tane OsmanliOsmanlı süvarisi görevlendirilmiştir.Bu süvarilerin atları al(kirmizi)renklidir. Süvariler Lapseki’nin tam güneydoğu istikametine geldikleri sırada takriben su anda ilçeye bir kilometre mesafede küçük bir tepe üzerinde Bizanslilar tarafından sehid edilmişlerdir.Sehidin bir tanesinin cesedi bulunamamıştır.Bu sehidlerin gömüldügü yer halk dilinde “IKI AL ATLI”seklinde söylenegelmiştir.Bu sehidler için ayni yerde iki adet mezar mevcuttur.1356 yılında ise Orhan Bey’in oglu Sehzade Süleyman Pasa, Ece Bey, Haci Ilbey, Gazi Fazil Bey ve Evranos Beyler Güreci ile Lapseki arasina gelerek ilk defa fetih amacıyla Gelibolu’ya geçtiler. Bu arada Orhan Bey Umurbey’deki kiliseyi camiye çevirdi. Gazi Süleyman Pasa’da, Lapseki’de bugünkü camiyi yaptırdı.
 
=== Türklerin Rumeli’ye Geçişi ===
 
Osmanlilar’inOsmanlılar’in Rumeli’ye geçiş olayi tarih kitaplarında farklı sekillerde anlatılmaktadır.Batıli kaynaklar ve bazı tarihçilerimiz”Orhan Bey’in,düsman saldiriları ile iyice bunalanBizans imparatoru Kantekuzenos’a(kayinpederi) yardım ettiğini ve Sirp ve Bulgar kuvvetlerini Dimetoka meydan savaşında yenerek Edirne’yi Bizans adina kurtardığını(1352) Türklerden çok memnun kalan imparator da bu memnuniyetini belirtmek için Rumeli’de,Gelibolu yakınlarında Çimpe kalesini Türklere üs olarak verdiğini yazarlar.(1354) Böylelikle Türk kuvvetleri, Bizans imparatorlugu sıkıştıgında,Çanakkale bogazi’ni geçmek zorunda kalmadan hemen yardımına kosacakti.Bu rivayetete Türklerin Rumeli’ye geçişinin fetih seklinde olmayip,Çimpe kalesinin yardım karşıligi verilmesiyle gerçeklestigi iddia edilmektedir.
Hoca Sadettin Efendi,Asikpasazade gibi OsmanliOsmanlı tarihçileri ise Rumeli’ye geçiş olayini,fetih seklinde anlatmaktadırlar.Türk ressamlarının meydana getirdiği konu ile ilgili yagli boya tablolarda görüldügü üzere;Türkler,Rumeli’ye sallar üzerinde geçtiler. Orhan Gazi’nin oglu Gazi Süleyman Pasa ve maiyeti denizden geçişi kolaylastiracak bir yer ararlar iken Marmara denizinin giris çikis kapısı niteliğindeki Lapseki(Çardak) mevkiine geldiler. Gazi Süleyman Pasa, Bugünkü Çardak beldesinde bir mescit yaptırdi. Silah arkadaşları,bölgede kesif yapıp,hareket planlarını hazırladılar. Çardak- Salbas mevkiindeki, SALBAS AGACI’nin,(fethin tek canli tanigi,650-700 yıllık mese agaci 2002 yılında esen sert rüzgârlara dayanamayip yıkılmıştır.) altında mese agacından yaptıkları bir salla dualar okuyarak karşı kıyıya vardilar.Burasi Gelibolu ile Bolayir arasında,Bolayir’a daha yakın olan Çimpe Kalesi yakınlarıdır.Bu hisarin dışında bagda çalismakta olan bir Rum’u esir alip, hiç beklemeden ayni salla geri döndüler. Sehzade Süleyman Pasa bu basariya çok sevindi.Rum esire çok iyi davrandi. Armaganlarla donatti.Basina sapka ,beline kusak ve ayagina da ayakkabi verdi.Ona: “Sizin hisarinizda yer varmi dir,kimse duymadan,görmeden içeri girelim? dedi.O da:”Sizi kimse görmeden hisara koyarim.”dedi. Sur duvarlarının harap halini,askerlerin pek çok seyden mahrum olduklarını bir bir anlatti.Nöbetçi muhafizları gafilane basmak için hizmet edeceğini arz etti.Esir Rum’dan istedığı tüm bilgileri alan Gazi Süleyman Pasa derhal emir verip,deniz kıyısında bulunan yerlesim yerlerinden sigirlar toplatti.Bunların derilerinden yaptırdığı sağlam kösele kayislarla,kalin agaç kütüklerini bağlatarak iki sal yaptırdi. Ertesi gün en cesur silah arkadaşları,Kara Timurtas Pasa,Balabancikoglu,Kara Oglanoglu;Aksungur,Kara Hasanoglu,Akça Kocaoglu’nun da aralarında bulunduğu 39 kişi ile birlikte sala bindi. Dger salda da Evranos Bey,Ece Bey,Fazil Bey,Haci Il Bey gibi 40 bahadir bulunuyordu.Ayrica savaş için gerekli bütün silahlar, askerlerin agirlikları ve ne kadar agirlik varsa hepsi sallara yüklendi.Rahat bir deniz yolculugundan sonra karanlik bir gecede”seksen dilaver”den meydana gelen bir birlik ile Çimpe Kalesi’ne yakın yerden kıyıya çiktilar.Hemen orada sükür namazi kildilar.Kilavuzluk eden Rum esirin gösterdiği yoldan sessizce giderek hisarin dibine geldiler.Çimpe Hisari’nin önünde,sol tarafta büyük bir gübrelik vardı.Onun üzerinden uzun merdivenlerle hisarin burcuna tirmandilar.Anadolu yakasından gemi olmadan Rumeli’ye geçmenin imkânsizligina inanan kale halkinin bir kismi rahat döseklerinde ,bir kismi da kale dışında bağlarda uykuya dalmisken,Çimpe kalesi kolaylikla ele geçirildi(1354). Padisah I.Mehmet(Çelebi) döneminde(1413-1421) Çali Bey kumandasındaki OsmanliOsmanlı donanmasi ile Pietro Loredano kumandasındaki Venedik donanmasi arasında mayis.1416 tarihinde Marmara adasiyla Gelibolu arasında büyük bir deniz savaşi meydana gelmiştir. yapılan çarpismalarda Çali Bey sehit olmuştur. savaşi kazanan Loredano,ertesi yıl yeniden gelerek Emir Süleyman’in Lapseki’de yaptırmis olduğu kaleyi isgal için topa tutmustur.Karada Hamza Bey’in kumandasında 10 binden fazla bir kuvvetin bulunmasi sebebiyle basarili olamamıştır.Yildirim Bayezit’in bogaz muhafizligini Gelibolu’da kurup basina da Sarica Pasayi vermesi (1390) ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında buranin Kaptan Pasa eyaleti olmasi dolayisiyla Gelibolu’nun askeri ve ticari yönden önemi her geçen gün daha da artmiştir. Evliya Çelebi (1611-1682),seyahatnamesinde OsmanliOsmanlı dönemindeki Lapseki’yi söyle anlatmaktadır.”Deniz kenarında olup hakimi vardir. 150 akçelik kazadir. Halki Rum ve Ermenidir. 1300 adet bağlı bahçeli,kiremit örtülü yan yana evleri vardir. Bir camii,hanları ve bir hamami vardir. Çarsisi çok az ise de bag ve bahçeleri çoktur. Karpuzu, üzüm turşusu, bulaması ve sırası ünlüdür.”Bu yüzyılda Lapseki’de Yeniçeri serdari,sipahi kethüda yeri,subasisi,bacdari,muhtesibi vardı.Ayani azdi. 1831 de Sultan II. Mahmud zamanında Sahap Efendi’nin yaptığı Nüfus Sayımına göre Lapseki’de 2442 Müslüman halkin yasadığı tespit edilmiştir. Semseddin Sami’nin Kamus-ül-Alam’ında (1888-1900 yılları arasında yazılmış tarih ve coğrafya alanında bilgiler veren bir lügat-sözlüktür) Lapseki için su bilgiler verilmektedir.”Biga bağımsız mutasarrafligina bağlı ilçe merkezi bir kasabadir. Bu ilçe öteden beri bag ve bahçeleriyle ,dolayisiyla sarabiyla da ünlüdür.Baslica ürünleri :Bugday ,arpa, yulaf,misir, çavdar, susam ,nohut ,bakla, anason ,zeytin ,ceviz ve kestanedir. Hayvan türünden mal varligi :44.000 koyun ,keçi, 4.000 sigir,5.300 esek ,250 deve ,120 beygirdir.Tüm ilçe ve köylerinde : 40 mescit ve camii, 36 okul, 5 medrese,2kilise ,165 dükkân ve magaza , 8 hamam, 25 firin, 1 un fabrikasi , 4 dalyan ve 128 çesmesi vardir.”denilmektedir.
Dosya:|
[[Dosya:Deniz Kızı Heykeli.JPG|thumb|sağ|Deniz Kızı Heykeli]]
1.175.209

değişiklik