"Siverek" sayfasının sürümleri arasındaki fark

9.667 bayt kaldırıldı ,  11 ay önce
Gerekçe: + telif hakkı ihlali
k (Yazım hatası düzeltildi: itibariyle → itibarıyla AWB ile)
(Gerekçe: + telif hakkı ihlali)
 
== Etimoloji ==
Siverek kelimesi orjin olarak [[Ermenice]]'dir. Bizans kaynaklarında Sevaverek olarak geçmektedir, [[Bizans İmparatorluğu|Bizans]] ve [[Ermeniler|Ermeni]] kaynaklarında Siverek için kullanılan bu ismin kelime manası "Seav" siyah, "Averek" harabeler yani siyah harabeler anlamına gelmektedir.<ref>http://www.siverek.gov.tr/siverek-tarihcesi</ref>
Geçmişi millattan öncesine dayanan, Sümer, Akad, Asur, Hitit, Mitani, Bizans, Arap, Selçuklular ve Osmanlılardan günümüze kadar çok değişik kavim ve milletlere beşiklik eden Siverek şehrinin tarihi kadar ismi de  değişmiştir.  Çeşitli merhalelerden geçerek bu günkü halinde karar kılmıştır  SİVEREK ismi bu günkü şeklini alıncaya kadar değişik şekillerde söylenmiş ve Sümer, Hitit, Asur, Mittani, Bizans ve Arapların bu şehre verdikleri isimlerin sanki bir özeti olarak ortaya çıkmıştır. İşte tespit edebildiklerimizden bazıları; KİNABA, SURK, SEVAVORAH, SEVAVARAK, SEVAVEREK, SEBABEREK, SİBABARKA, SIKLIS, SÜVEYDA, SERREK ve SENN... , SOVORAK, Sanki, tarih içinde kullanılan bu İSİMLER macun yapılarak bunlardan "SİVEREK" çıkmıştır. Siverek isminin bu şeklini alması bile,onun tarihin çok eski devirlerine kök saldığını göstermektedir. Yaptığımız araştırmada Siverek adının kaynağı ve manası şu şekilde ortaya çıkmıştır;
 
SEVAVEREK:Bizans ve Ermeni kaynaklarında Siverek için kullanılan bu  isiminin kelime manası       "SEAV":siyah  " AVEREK":harebeler  yani siyah harebeler anlamına gelmektedir.      
 
SURK:Kırmızı toprak anlamına gelen bu ismi Sasaniler vermişlerdir.
 
SERREK:Farsçada birşeyin başı ,veya baş damarı anlamındaki bu ismi İranlılar vermişlerdir. SENN:Diyarbakır'ı ele geçiren Bekir b. Vail kabilesi, bölgenin tamamına hakim olmak istediğinde Siverek kalesi önlerinde bir engel olarak kalmıştı SENN ise Arapçada diş ya da engel anlamına gelmektedir. Diyarı- bekire bu ismin verilmesi Bekir bin Vail kabilesinin namına nisbetle  olmuştur.
 
SÜVEYDA: Arap ve Bizans kaynaklarında , Arapların Siverek için "es_Süveyda " ismini kullandıkları anlaşılmaktadır. Süveyda siyah manasında kullanıldığı gibi, daha çok kalpteki siyah nokta, yani kendsine  aşık olunan , sevilen ,  sevda manasına da gelmektedir. Ermeni ve Süryani kaynaklarındaki  manası ( siyah harabeler) kalpteki siyah nokta ile günümüze kadar gelen siyah taşlar birbirine uygunluk arzetmektedir. Bu gün  bile Siverek'in siyah taşları meşhurdur.
 
    Çeşitli kaynaklardan öğrendiğimize göre Siverek hakimiyetine girdiği kavimlerin dilinde birbirine yakın isimlerle anılmıştır. Bunlardan :
 
  Sümer,Hitit, Akatlar, ; Sevavorah,
 
   Asuri ve Sonrakiler ; Sevaverek ,
 
  Bizanslılar (Ermeni ve Süryaniler) Sevaverek
 
   İranlılar ; Surk ve Serrek,
 
  Araplarda ise Senn ve Süveyda ile isimlendirilmiştir.Yine bazı kaynaklarda ve halk arasında "KANKALESİ"ya da "KİNABA" diye adlandırıldığı da bildirilmektedir. Bu gün bile halk arasında bu isimlerden bir kısmı (Surk, Kankalesi) kullanılmaktadır.
 
   İnsanın,sanki tarihte bu beldeye verilen isimler bir kaba konup karıştırılmış ve içinden "SÜVEREK","SEVEREK" ve bu günkü "SİVEREK"  çıkmıştır.<ref>Dünden Bu Güne Siverek, Hüseyin DEMİRBAĞ, Ekrem AKMAN, Ramazan ÖZGÜLTEKİN, Marifet Matbaası, Konya, 1997</ref>
 
== Tarihçe ==
[[Osmanlı İmparatorluğu]]'nun son döneminde (1867 sonrası) [[Diyarbekir Vilayeti]]'ne bağlı bir kazaydı. Siverek'in bugün bağlı bulunduğu Şanlıurfa ise [[Halep Vilayeti]]'ne bağlı bir sancaktı. Urfa, Osmanlı'nın son döneminde Halep'ten ayrılarak vilayet statüsüne yükseltildi. Siverek ise Diyarbekir Vilayeti'ne bağlı bir [[sancak (yönetim bölümü)|sancak]] oldu. Cumhuriyet döneminde vilayetlerin sınırlarının belirlenmesi çerçevesinde Urfa'ya bağlanıncaya kadar Siverek Diyarbakır'a bağlı kaldı. Dolayısıyla hem idari olarak hem de sosyo-kültürel olarak Siverek'in ilişkileri, Diyarbakır ile Urfa'dan daha yoğun oldu. Cumhuriyet'e yakın zamanda sancak olmaları nedeniyle Sivereklilerin "il olma" beklenti ve istekleri, başta nüfus olmak üzere birçok veriyle birlikte, bu tarihsel olguya dayanmaktadır.
Mezopotamya bölgesi  cazibesiyle tarih boyunca halkların ilgisini çekmiştir. Sümerler, Hititler, Mitanniler, Asurlar, Selçuklular, Eyyubiler  en eski medeniyetler Mezopotamya bölgesini merkez almışlardır. Siverek Anadolu’da bulunduğu yer itibarıyla oldukça eski uygarlıklara beşiklik eden toprakların başında gelmektedir. Karacadağ dünyanın ilk buğday tarımının yapıldığı yer olarak tarihe geçmiştir. Siverek’e bilinen  ilk yerleşim Çaylarbaşı Bucağına bağlı  Nisibin Köyü yakınında yapılan Çavi Tarlası kazılarında 1983 yılında ortaya çıkartılan Erken Kalkolitik çağa ait yerleşmedir. M.Ö.5000-4500 yıllarına tarihlenmiştir.  İlk Tunç Çağı dönemine ait Hassek Höyükte[1] ortaya çıkan yapılar Uruk devrine ait buluntular  M.Ö. 2900-2700 yıllarına tarihlenmiştir.  M.Ö. 3500’ lü yıllarda Sümerliler Siverek’e yerleşmiştir. M.Ö. 1595 yılında Hitit Kralı Murşil Siverek ve çevresini almıştır. M.Ö.1450 yılında Mitanniler Siverek ve çevresini alarak burada Devlet kurmuşlardır. Yine tarihçiler ve arkeologlar Asur dönemine Siverek ve çevresinde 7 tane şehir devletinin kurulduğundan bahsetmektedirler. Hitiler döneminde Siverek merkezli kurulan İsmerika şehri, Mitanni Devletinin başkenti idi ve kentin  bu günkü Siverek’in yerinde olduğu tahmin edilmektedir. Aynı dönemde Mitanniler ile Hititler arasında İsmerika antlaşması yapılmıştır. Değişik tarihlerde Siverek’te Hititler dönemine çok sayıda tarihi eserler ele geçirilmiştir. Siverek Taşlı Köyünde 1942 tarihinde bulunan Hitit tanrılarına ait stellerden 2 tanesi İstanbul Arkeoloji Müzesine gönderilmiştir. Yine 2004 yılında Siverek’te ele geçirilen Fırtına Tanrısı Teşhup steli Şanlıurfa Müzesindedir.<ref name=":0">Hüseyin DEMİRBAĞ, Bir Zamanlar Siverek, Siverek Belediyesi Yay, 2013, Nüans Ajans, İstanbul</ref> 
 
M.Ö. 1345 yıllarında Siverek Karacadağ bölgesinde Aramiler yaşamaktaydı. Asurlar döneminde Siverek şehri Kinabu olarak bilinmektedir  ve çok kanlı savaşlara sahne olan Kinabu Asurlar tarafından alındıktan sonra uzun süre egemenliklerinde kalmıştır.  Siverek Karakeçi bölgesinde Asurlara ait çok sayıda eserler bulunmuştur. Karakeçi – Şekerli’de bulunan aslan taslağı heykeli ve boğa heykelleri bunlara örnektir. Asurların bu bölgede bir heykel atölyesi kurdukları düşünülmektedir.   Asurlulardan sonra  Aramiler,  Persler ve Büyük İskender’le birlikte Makedonyalılar Siverek bölgesine hakim olmuşlardır. Daha sonra M.Ö. 55 yılında bölgeye gelen Romalılar uzun bir süre ellerinde tutmuşlardır. M.S. 253 yılında Sasaniler Siverek bölgesini  ele geçirmişlerse de  276 yılına kadar ellerinde tutabilmişlerdir. M.S. 349 yılında Siverek kalesi Romalılar tarafından yaptırılmıştır.  Kalesi yaptırıldıktan 10 yıl sonra  tekrar Sasanilerin eline geçmiş kuşatma sırasında büyük bir tahribata uğramıştır. M.S. 395 yılında Romalıların bölünmesi neticesinde Siverek Doğu Roma yani Bizans devletinde kalmıştır.<ref name=":0" />  
 
Bizanslıların Kurduğu Osroene krallığı,  Urfa (Edessa), Sovorak (Siverek)   ve çevresini kapsayacak şekilde kurulmuştur.  M.S. 637 yılında Hz. Ömer döneminde İyaz bin Ğanem komutasındaki islam orduları tarafından fethedilmiştir ve Es-suveyda ismiyle tarihe geçmiştir. 661 yılında Hz. Alinin şehit edilmesiyle birlikte Emevilerin yönetimine geçen Siverek Abbasilerin yönetiminde kaldıktan sonra 926 yılında Diyar- bekr ile birlikte Hamdanilere verilmiştir. Ancak Hamdanilerin bu bölgedeki iktidarları 978 yılına kadar sürmüştür.
 
Mervanilerden sonra Selçuklular Siverek Kalesini kuşatmışlar, ancak Horasan Saları komutasındaki ordu Siverek’i alamamıştır. Siverek yakınındaki Nisibin kalesini alan Selçuklular 1070 yılında Alpaslan’ın tekrar bölgeye gelmesiyle Diyarbakır, Siverek ve Siverek yakınındaki Aslan Kale’yi <ref name=":0" />
 
Arüdzatil)  egemenliklerine almışlardır. Daha sonra Eyyubi- Selçuklular arasında defalarca elde değiştiren Siverek Eyyubi komutanı Melik Kamil zamanında ordugah olarak kullanılmıştır. 1235 yılında Alaeddin Keykubat’ın ordusu tarafından kuşatılan Siverek alınmış  ve Selçuklular buraya egemen olmuşlardır. Siverek  Selçukluların toprağı iken Selçukluların egemenliğinde bulunan Harzemliler (Tatarlar) tarafından yağmalanmış ve burada bir feodal devlet kurulmuştur. Çevre şehirleri yağmalayan Harzemlilere karşı birleşen Selçuklu, Eyyubi ve Artuklu Melikleri Harzemlileri Harran’da mağlup etmişlerdir. Bu sırada Selçuklular Siverek’i çevre şehirlerle birlikte tekrar idarelerine almışlardır. Bir ara Döğerliler (Saimbeyoğulları) tarafından idare edilmiştir. Selçuklular Siverek’i çevredeki birçok yerle birlikte Artukoğulları’na vermişlerdir. Siverek’in en eski camisi  olan Ulu Camii Artukluoğlu Karaaslanın  torunu Hamdullah tarafından  yaptırılmıştır. Dolayısıyla Siverek Ulu Camii 1230’lu yıllarda yaptırılmış olmalıdır. Daha sonra Siverek bütün Anadolu gibi Moğol istilasına uğramıştır. Siverek kısa bir süre Karakoyunluların idaresinde de kalmıştır. Son olarak 1435 yılında Akkoyunluların idaresine girmiş ve Akkoyunlu Hükümdarı  Hasan Padişah tarafından Siverek Kanunnamesi çıkartılmıştır. 1508 yılında Şah İsmail tarafından alınan Siverek, Yavuz Sultan Selim döneminde, 1517 yılı Mayıs ayında Bıyıklı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Safevi komutanı Karahan’ı yenince Diyarbakır ve çevre illerle birlikte Siverek  de Osmanlı İdaresine geçmiştir. Osmanlı idaresine geçen Siverek Diyarbakır Beylerbeyliğine bağlı Sancak Merkezi yapılmıştır.<ref name=":0" />
 
Osmanlı idaresine geçtikten sonra kayıtları tutulmuş cumhuriyet dönemine kadar çeşitli şekillerde idare edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman  Irak seferi dönüşünde hastalanınca hekimleri  Karcadağ’da dinlenmesini tavsiye etmişler ve 15 gün burada kalan Kanuni sağlığına kavuşmuştur. 1839 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı sırasında ele geçirilen Siverek ordugah olarak kullanılmıştır. Mehmet Ali Paşanın kumandanı Çeribaşı Hüseyin bu dönemde  Siverek Hüseyin Çeribaşı Camisini(Sulu Camii) yaptırmıştır. 1871 yılında Vilayet Nizamnamesi yeniden düzenlenmiş ve Besni, Gerger Siverek’e bağlanmıştır. Çermik, Viranşehir ile birlikte geniş bir toprağa sahip olmuştur. Aynı dönemlerde Bozova Siverek’in köyü olarak görünmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında il olan Siverek  1926 yılında haksızlığa uğramış ve dönemin idarecileri tarafından   bazı vilayetlerle birlikte ilçe yapılmıştır. Tarih boyunca önemini. kaybetmeyen Siverek’te  1926 yılından sonra gelişme durmuştur. Önemli bir ticari merkez olan Siverek Ticaret Odası 1896 yılında kurulmuştur . Bu dönemde Osmanlıda sadece 20 büyük merkezde ticaret odası varken  bunlardan biri Siverek olmuştur.<ref name=":0" />
 
Siverek, adını Ermenice <nowiki>''Sev-averak''</nowiki>tan (Սեւավերակ) alır, anlamı "kara harabe"dir.
1950’li yıllardan  itibaren il mücadelesine başlayan Siverek kendisiyle birlikte ilçeye dönüştürülen birçok ilçe yeniden il yapıldığı halde dikkate alınmamıştır. Halen nüfus ve alan olarak birçok ilden  büyük olmasına rağmen uğradığı haksızlık nedeniyle ve  aradan geçen zamanda meydana gelen göçler ve olaylar yüzünden istenilen gelişmeyi gösterememiştir.<ref name=":0" />
----[1] Hassek Höyük Siverek’in batısında yer alan Çaylarbaşı Bucağına bağlı  Yukarı Tillakin köyü yakınında bir kazı alanı olup, Atatürk Barajı yapılmadan evvel Alman Arkeolog  Dr. Manfred Behm-Blancke ve ekibi tarafından 1982 yılında kazılar yapılmıştır.     
 
== Coğrafya ==
64.892

değişiklik