"Otto von Bismarck" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Gerekçe: + kaynak gerektiren bilgi eklentisi
(→‎Özgeçmişi: Yazım hatası düzeltildi, Gramer düzeltildi)
Etiketler: Mobil değişiklik mobil uygulama değişikliği Android uygulaması değişikliği
(Gerekçe: + kaynak gerektiren bilgi eklentisi)
 
== Özgeçmişi ==
Tam adı Otto Eduard Leopold von Bismarck-Schönhausen olan Bismarck, [[1 Nisan]] [[1815]]’te [[Prusya]]’da Branderburg'un küçük bir kasabasında Junker’in (büyük toprak sahibi aristokrat) oğlu olarak dünyaya geldi. Berlin'de lise eğitimini tamamladıktan sonra Göttingen Üniversitesi'nde hukuk okudu. Güçlü bir fiziksel yapıya sahip olan Bismarck vaktini ava gitmek ve at binmek ile geçirirdi.<ref>Fahir Armaoğlu 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Alkım Yayınları, ankara 1995 s. 300</ref> 1847'de Federal Meclis (parlamento) üyeliğine seçildi. Bismarck, eski yönetim biçimini korumaktan yana olduğu için Almanya'yı sarsan [[1848 Devrimleri]]'nin, askeri güç kullanılarak bastırılmasını savundu. [[1859]]'da Rusya, [[1862]]'de de Fransa büyükelçiliğine getirildi.
 
Eduard Leopold Fürst von Bismarck 1 Nisan 1815 günü Brandenburg Schönhausen’da doğdu.Ailesi zengin toprak aristokrasisinden(Junker) muhafazakâr bir aileydi.Babası Ferdinand von Bismarck (d. 1771 – ö. 1845), Prusya ordusunda görev yapmış büyük bir toprak sahibi asilzade; annesi Wilhelmine Mencken (d. 1790 – ö. 1839) ise, III. Friedrich'in yüksek memurlarından birinin kızıydı.
 
Liseyi Berlin’de bitirdi. Üniversitede Hukuk öğrenimi için önce Göttingen’e daha sonra yine Berlin’e gitti.Düzenli bir öğrencilik hayatına sahip değildi. Vaktini başka şeyler yapmakla geçirirdi. Uzun boylu, iri yapılı, gürültücü ve dövüşkendi.Bununla birlikte doğayı,hayvanları ve özelliklede köpekleri çok seviyordu, en sevdiği köpeklerini çogu zaman yanında bulunduruyordu. Liseden ayrılışı ve Schönhausen’a yeniden dönüşü arasındaki on üç yıl Bismarck’ın dünyaya bakışında değişikliklere neden olmuş, gençlik yıllarındaki kibri azalırken gelecekle ilgili endişeleri artmış ve hayatın anlamını sorgulamaya başlayan sorular kafasını kemirmeye başlamıştı.1835 yılında Berlin Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra bir yıl kadar mahkeme kâtipliği yaptı.Ancak bu meslek ona çok monoton geliyordu. Resmi hayatın göreneklerine bir türlü alışamamıştı. Kuzenlerinden birine yazdığı mektupta şöyle diyordu;
 
“İş hayatı ve devlet memuriyeti benim tabiatıma uygun değil. Nâzır olmak bile hoşuma gitmez… Ben itaat etmekten ziyade emretmeye kabiliyetliyim…”
 
1838-39 yıllarında askerliğini yaptıktan sonra babasının evine dönerek kardeşi ile birlikte çiftliklerini yönetmeye başladı.Bismarck’ın Prusya sevgisi öğrencilik hayatında giderek artmıştı. Bunda çevresinde Fransızların istila devrinden kalma acı hatıralarla birlikte büyümesinin etkisi vardı. Bismarck’ın yakınlarından harbe katılanlar ve ölenler vardı. Bu hatıralar Bismarck’ın vatanseverlik duyguları üzerinde önemli tesir bırakmıştı.Ayrıca daha ilk gençlik yıllarında Fransız gazetelerinden takip ettiği 1830 ihtilallerinden olduğu kadar Alman liberal muhalefetinden de nefret etmesini öğrenmişti.
 
Bismarck, 1847 yılında bir arkadaşının düğününde Pomeranya’nın eski, asil ve dindar bir ailesine mensup Johanna Puttkammer (d. 11.4.1824 - ö. 27.11.1894) ile tanıştı. 12 Nisan 1847 günü nişan, aynı yılın 28 Temmuzunda da düğünleri yapıldı.Evlilikleri hep mutlu devam etti. 1848, 1849 ve 1852 yıllarında sırasıyla Marie, Herbert ve Wilhelm adlarında bir kız iki erkek, üç çocuk sahibi oldular. Bismarck çocuklarını çok seviyordu ve model bir koca ve bir aile babası oldu.
 
== Siyasi kariyeri ==
[[Dosya:Otto von Bismarck by N.Repik.jpg|thumb|sol|upright|Portre Otto von Bismarck. N.Repik]]
Ocak 1861 tarihinde tahta çıkan Prusya kralı [[I. Wilhelm]]’in askeri harcamaların artırılması yönündeki çabaları, Prusya parlamentosundaki liberaller tarafından engellenmiştir. Bunun üzerine I. Wilhelm, muhafazakarların da desteklediği Bismarck’ı başbakan atamıştır. [[22 Eylül]] [[1862]] tarihinde göreve başlayan Bismarck, meclisteki ilk konuşmasında, büyük sorunların “kan ve kılıçla” çözülebileceğini belirtmiştir. İzleyeceği politika da hep bu temele dayanacaktır. Bismarck, Almaya'da kapitalizmin sanayide ve ticarette gelişmesini desteklemek için, eski karşıtları olan liberaller ile iş birliği yaptı. Bununla beraber katoliklere ve siyasal temsilci Merkez Partisi'ne karşı yeni devletin düşmanları olduklarını ileri sürerek savaşıma girişti. [[Kulturkampf]] (Kültür Savaşı) adı verilen bu uygulama katoliklerin direnişi ve Bismarck'ın Almanya'yı yeni ortakları olan tutucuların yardımıyla yönetmek istemesi nedeniyle 1878'de son bulmuştur.
 
 
Prusya’da 1840’lı yıllarda üç politik grup ön plandaydı. Bunlar liberaller,  demokratlar ve muhafazakârlardı. Ancak bu gruplar ne organize bir haldeydiler ne de birbirlerinden keskin şekilde ayrışıyorlardı. Böyle bir ortamda ilk kez 1847 yılında Prusya Meclisi’ne giren Bismarck siyasi yaşama atılmış oluyordu. Bütün Avrupa’yı sarsan 1848-49 ihtilallerinde koyu muhafazakâr ve monarşi yandaşı tutumuyla dikkatleri üzerine çekmişti. Burada mutlakıyetçiliğin sözcüsü olan Bismarck, Almanya’yı saran 1848 ihtilallerini bastırmak için askeri önlemlere başvurulmasınısavundu. Bu tavrından dolayı ne Frankfurt Ulusal Meclisi’ne ne de Berlin’de toplanan ilk Prusya Parlamentosu’na seçilemedi. Daha sonra 8 Mayıs 1851’de Frankfurt’ta toplanan Federal Meclis’e Prusya temsilcisi olarak katıldı.Bu yıllarda eşine gönderdiği mektupta oyun ve dansın zamanının geçtiğini, ülkesine ve kralına borcunu ödemenin zamanının geldiğini söylüyordu. Burada bulunduğu süre içerisinde Avusturya’nın denetimindeki Alman dünyasının içinde bulunduğu parçalanmış durumu yakından görme imkânı buldu. Çok geçmeden Alman dünyasının Avusturya egemenliğinden kurtarılması gerektiği kanısını açıkça dile getirdi. Bu parçalanmışlığın meclislerde verilen nutuklarla ve boş sözlerle çözülemeyeceği, Alman Birliği’nin ancak “kan ve demirle” kurulacağı ve bunun için Avusturya ile savaşın kaçınılmaz olduğu düşüncesindeydi.
 
Bismarck, Avrupa siyasetinin en mühim merkezlerinden olan Petersburg ve Paris sefaretlerinden birine tayin edilmek istiyordu. Rusya ve Fransa’nın bir gün gelipte ittifak edeceğini daha o vakit – yani bu ittifakın mevki-i fiile çıkmasından kırk sene evvel – hissetmişti. 29 Ocak 1859 tarihinde Büyükelçi olarak Petersburg’a gönderildi.
 
Başbakanlığa atanmasının öncesinde 22 Mayıs 1862 tarihinde de Paris’e elçi tayin edilerek bir dönem Paris Büyükelçiliği görevinde bulundu. Petersburg’da elçi olarak görev yaptığı üç yıl boyunca II. Alexander’ı yakından tanıma imkânı bularak Rusya ve Prusya arasında yakın bir dostluğun kurulmasına çalıştı. Zaten daha öncesinde [[Tel:18511859|1851-1859]] yılları arasında Frankfurt şehrindeki Alman Konfederasyonu’nda Prusya temsilcisi olarak bulunduğu dönemde, Kırım Savaşı’nda Prusya’nın Rusya’ya karşı savaşa girmesine şiddetle muhalefet etmişti. Çünkü Alman Birliği’nin kurulmasında Rusya’nın dostluğuna ihtiyacı olacağını hesap ediyordu.Kısa süre görev yaptığı Paris elçiliği döneminde ise III. Napolyon’un zayıf taraflarını öğrenmeye çalışmış, Alman Birliği yolunda siyasi hamlelerini planlamaya başlamıştı.
 
Bu arada orduyu güçlendirmek ve askeri ödenekleri artırma düşüncesinde olan Prusya Kralı I. Wilhelm, Prusya Parlamentosu’nun çoğunluğunu oluşturan liberalleri karşısında buldu. Liberaller buna sıcak bakmazken askerlik süresinin de kısaltılması yönünde tavır takınırken Kasım 1861’de yapılan seçimlerden güçlenerek çıktılar.
 
Askeri ödenekler konusundaki bu anlaşmazlığın bir bunalıma dönüşmesi, I.Wilhelm’i muhafazakârlığı ile tanınan Bismarck’ı başbakanlık görevine getirmeye yöneltti. Bu anlaşmazlık öyle bir bunalıma neden olmuştu ki kral I. Wilhelm tahttan feragat etmeyi düşünüyordu ve bunu Bismarck ile 22 Eylül 1862 tarihindeki görüşmesinde;
 
“Allahıma, vicdanıma ve tebaama cevap verebilecek şekilde devleti idare edemezsem, hükümdarlıkta kalmak istemem. Fakat parlamentonun bugünkü çoğunluğuna göre bunu yapabilmem mümkün değil. Kendilerini ve beni parlamentonu çoğunluğuna tâbî kılmadan hükümetimi idare edebilecek bakanları artık bulamıyorum”
 
sözleriyle dile getirmişti. Bismarck ise kabineye girmeye hazır olduğunu, kendisinin kabineye girmesi dolayısıyla çekilenler olursa yerlerinin başkaları ile doldurulabileceğini söylemişti.Bakan sıfatıyla askeri teşkilatın ıslahını ve yeni baştan tanzimini desteklemeye hazır olup olmadığını soran krala olumlu cevap vermişti.
 
Diğer konularda da parlamento çoğunluğuna ve kararlarına karşı da aynı şekilde hareket edip etmeyeceği sorusuna da olumlu cevap verdikten sonra kral “öyleyse sizinle beraber mücadeleye devamı denemek vazifemdir. Tahttan feragat etmeyeceğim” diyerek Bismarck’ı görevlendirmiştir.
 
Prusya Kralı I. Wilhelm, Bismarck’ı 23 Eylül 1862 tarihinde başbakanlığa, 8 Ekim 1862 tarihinde de dışişleri bakanlığı görevine atadı.
 
[[22 Eylül]] [[1862]] tarihinde göreve başlayan Bismarck, meclisteki ilk konuşmasında, büyük sorunların “kan ve kılıçla” çözülebileceğini belirtmiştir. İzleyeceği politika da hep bu temele dayanacaktır. Bismarck, Almaya'da kapitalizmin sanayide ve ticarette gelişmesini desteklemek için, eski karşıtları olan liberaller ile iş birliği yaptı. Bununla beraber katoliklere ve siyasal temsilci Merkez Partisi'ne karşı yeni devletin düşmanları olduklarını ileri sürerek savaşıma girişti. [[Kulturkampf]] (Kültür Savaşı) adı verilen bu uygulama katoliklerin direnişi ve Bismarck'ın Almanya'yı yeni ortakları olan tutucuların yardımıyla yönetmek istemesi nedeniyle 1878'de son bulmuştur.
 
Bismarck, ilk işi olarak meclisi dağıttı ve kralın otoritesinin üstünde bir güç tanımadığını açıkladı.
 
[[Dosya:Hamburg-Bismarck-Denkmal.jpg|thumb|sağ|210px|Bismarck Anıtı, Hamburg]]
[[1890]] yılında antisosyalist yasaların sürelerinin uzatılması konusunda meclis tıkanınca seçimlere gidilmiştir. Seçimler, Bismarck’ı destekleyen, -başta Liberal Parti olmak üzere- yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Bismarck’ın politikalarına karşı olan Sosyal Demokrat, İlerici ve Katolik Merkez Partileri ise seçimlerden güçlenerek çıkmışlardır. Bismarck, II. Wilhelm’e, bir askeri darbeyle parlamenter sistemin ortadan kaldırılması ardından parlamentonun yetkilerini kısıtlayan bir anayasa yapılmasını, bundan sonra parlamenter rejime dönülmesi için baskı yapmıştır. II. Wilhelm bu baskıya karşı çıkınca bakanları topluca istifaya çağırmıştır. Ancak, dışişleri bakanı olan oğlu dışında hiçbir bakan buna taraftar olmamıştır. Tüm desteğini yitiren Bismarck, görevinden ayrıldı. Friedrichsruh’taki malikânesine çekildi ve [[30 Temmuz]] [[1898]]’de öldü.
[[III. Friedrich]]’in ölümünden sonra oğlu, yeni ve genç imparator [[II. Wilhelm]]’in başa geçmesiyle artık yaşı ilerleyen [[Otto von Bismarck|Bismarck]] ve genç imparator [[II. Wilhelm]] arasında otoriter bir yönetim ile dizginleri ellerine alma mücadelesi başladı.Bismarck karakter olarak muhafazakâr biriydi. Parlamenter rejimlerden hoşlanmıyordu.Ülkedeki sosyalist akımlara da karşıydı ve onlarla şiddetli bir mücadele içerisindeydi. [[I. Wilhelm]] de muhafazakâr bir kimse olduğundan bu fikir ve hareketlerinde Bismarck’ı desteklemişti. Ancak [[II. Wilhelm]] liberal fikirliydi ve Bismarck’ın sosyalist akımlara yönelik mücadelesini onaylamıyordu. Dış politikada da ikisi arasında fikir ayrılıkları fazlaydı. Bismarck [[Avusturya-Macaristan|Avusturya]]’yı hiçbir zaman feda etmemekle beraber, [[Rusya İmparatorluğu|Rusya]]’ya da aynı ölçüde ağırlık veriyordu ve iki devleti Balkanları pay etmek suretiyle buluşturmaya çalışıyordu. Ancak [[II. Wilhelm]]’in gözünde bu anlamda sadece Avusturya-Macaristan vardı. Ayrıca II. Wilhelm’in üzerinde Alman Genel Kurmayının etkisi büyüktü ve onlarda Rusya karşı bir tutum içerisindeydi. III. Friedrich tahta çıkmak üzere veliaht olarak yetiştirilmiş, oğlu II.Wilhelm ise sadece askeri bir tahsil ve terbiye görmüştü. Bismarck’a göre II.Wilhelm’in bütün ömrü boyunca askeri intibaların sivil hayata ait intibalardan daha kuvvetli tesirler hâsıl etmesinin nedeni burada yatmaktaydı.
 
Bismarck’ın kıta ile sınırlı ve [[Üçüncü Fransa Cumhuriyeti|Fransa]]’ya karşı Almanya’nın Rusya ve Avusturya-Macaristan ile kurduğu ittifaka dayanan denge politikasının aksine II. Wilhelm,Almanya’nın artık kalıplarını kırarak dünyada sömürgeciliğe dayanan bir dış politika takip etmesi gerektiğine inanıyordu. Bu konudaki ciddiyetini dış politika konularına seleflerinden daha fazla ilgilenip, dışişleri yazışmalarını bizzat okuması, kenarlarına notlar alması, önerilerde bulunması ve talimatlarda bulunmasıyla gösteriyordu. Bu anlamda dış politikaya sürekli müdahalede bulunuyor ve bir imparatorun yapması gereken son sözü söylemek yerine ilk sözü söylemek istiyordu. II. Wilhelm devlet işlerindeki bilgisizliğini fark edince gece gündüz çalışmaya başlamıştı. Ancak gelen evrakların sadece kendisini ilgilendirenleri değil hepsini ve ayrıca bütün antlaşmaları, kanunları incelerdi.Bu durum 26 yıldır dış politikayı elinde bulunduran Bismarck’ın hiç hoşuna gitmemişti. Bu sadece II. Wilhelm’in işlerine aşırı müdahalesinden değil, takip etmek istediği dış politika ile Almanya’nın geleceğini tehdit etmesinden kaynaklanıyordu.
 
Bismarck ile II. Wilhelm özellikle anlaşmazlığa düştükleri dış politika konularının yanı sıra iç politikada da fikir ayrılığı yaşıyorlardı. İç ve dış politika konularındaki düşünce farklılıkları nedeniyle Bismarck artık yirmi yıldır başarıyla sürdürdüğü dış politikada güçlüklerle karşılaşmaya başladı. II. Wilhelm Rus dostluğuna Bismarck kadar önem vermezken, 1889 yılında Osmanlı Sultanı’nı ziyaret ederek destek vaat etmesi, Bismarck’ın Rusya’ya Yakındoğu’da destek sözüyle çatışıyordu. II. Wilhelm’in eşiyle birlikte ilk resmi ziyaretini Osmanlı’ya yapması ve [[II. Abdülhamid]] ile iyi ilişkiler kurmasıyla bu tarihten sonra Almanya’nın Osmanlı Devleti’ndeki etkisi Fransa ve İngiltere aleyhine artmış, II. Abdülhamid ve Osmanlı kamuoyunda önemli tesirler bırakmıştı. Bismarck ise Rusya’nın tepkisini çekecek ve onu provake edeceğini düşündüğü bu ziyareti engellemeye çalışmış olsa da başarılı olamamıştı.Hatta Ruslara imparatorun İstanbul’u ziyaretinin siyasi bir amacı olmadığını, kardeşi Sophie’nin Yunan veliahdı Konstantin ile evlilik törenine katılmak için Atina’ya gitmişken, İstanbul’u görmeden dönmek istemediğini ve Osmanlı’nın üçlü ittifaka alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını açıklamak durumunda kalmıştır.
 
Görüldüğü gibi Bismarck, 1862 yılından itibaren Alman siyasetinin tek hâkimiydi. Genç ve kabına sığmayan yeni imparatorun ise yaşlı ve devrinin sonuna geldiğine inandığı Bismarck’a dizginleri kaptırmaya hiç niyeti yoktu. Bu koşullar altında şansölye, başbakan veya vezir, imparatorla çatışan her kim olursa olsun her yöneticinin başına gelen şey Bismarck’ın başına da geldi. Yaşlı Şansölye ile genç imparator arasındaki iç ve dış meseleleri ilgilendiren ihtilaflar neticesinde ortaya çıkan ve 1890 yılına kadar devam edecek olan bu mücadelenin galibi şüphesiz genç imparator olacaktı. Nitekim bu otorite mücadelesinden galip çıkan II. Wilhelm oldu ve Bismarck, Mart 1890’da görevden ayrılmak durumunda kaldı.Bismarck ve II. Wilhelm arasındaki karakter farklılıklarına, iç ve dış politikadaki görüş farklılıkları da eklenince Bismarck’ın görevden ayrılması kaçınılmaz olmuştu. Aslında işin bu raddeye gelmesinin önemli bir diğer nedeni de II. Wilhelm’in kendisini, Bismarck’ın güçlü kişiliğinin gölgesinde kaldığını hissetmesiydi.
 
1887 yılında Rusya ile yapılan üç yıllık gizli güvenlik anlaşmasının yenilenmesi konusu II. Wilhelm ile Bismarck arasındaki çatışmayı zirveye çıkarmıştı. II. Wilhelm bu anlaşmayı, duyulursa Almanya, Avusturya ve İtalya arasındaki ittifakın tehlikeye gireceği düşüncesiyle yenilememe kararı almıştı.
 
Neticede II. Wilhelm bizzat imzalayıp gönderdiği bir yazı ile dolaylı bir şekilde Bismarck’ın istifasını istemişti. Bismarck bu süreçte uykusuz geceler geçirdiğini ve siyasi vicdanıyla hesaplaştığını belirmekte, istifa hususunda sorumluluğu ve teşebbüsü kendi üzerine alamayacağına, bunu imparatora bırakması lazım geldiğine kanaat getirmişti. Bunun üzerine 18 Mart 1890 günü Bismarck’ın sunduğu istifa dilekçesi iki gün sonra 20 Mart 1890 günü II. Wilhelm’in cevabi yazısı ile kabul edilmiş ve İngiliz Punch dergisinin yayınladığı meşhur karikatürdeki gibi “kılavuz kaptan gemisini terk ederek” yerini [[Georg Leo von Caprivi]]’ye bırakmıştı. Artık Almanya’yı doğu politikasında frenleyecek kimse kalmamıştı. Bismarck, Caprivi’nin Şansölyeliği ile ilgili olarak şunları söylüyordu;
 
“Prusya Generali olan Caprivi’nin yerinde olsaydım imparatorluk şansölyeliğini kabul etmezdim… Bir Prusya generali kendisine yabancı bir sahada bir yaver olmayacak derecede mümtaz bir şahsiyettir… Politika ise bir harp meydanı değildir”.
 
Hâlbuki Bismarck henüz 1889 yılı Ekim ayında Rus Çarı ile görüşmesinde Çarın kendisine mevkiinden emin olup olmadığını sorduğunda, o zaman düşündüğü şekilde şöyle cevap vererek; yeni İmparator II. Wilhelm’in kendisine karşı itimat beslediğine emin olduğunu, vazifesinde uzun yıllar edindiği tecrübe ve gerek Almanya’da gerekse yabancı saraylarda kazandığı itimat dolayısıyla şahsında yeri güç doldurulur bir hizmetkâra sahip bulunduğu için, kendisi istemeden işinden uzaklaştırılacağını zannetmediğini söylemişti.
 
Bismarck bir yandan imparatorluğun kurucu şansölyesi olarak istifasının kabul edilmeme ihtimalini de düşünmüştü. Hâlbuki Bismarck, I. Wilhelm ile anlaşamadığı zamanlarda onu istifa ile tehdit ederek istediğini yaptırıyordu ve Bismarck’ın istifası her şeyi onun eline teslim eden I. Wilhelm için dünyanın sonu gibi bir şeydi.Ancak II. Wilhelm kendi kendisinin şansölyesi olmak konusunda kararlıydı.Bismarck gibi büyük bir devlet adamının istifasını istemek imparator için dahi olsa zor bir işti, fakat bu dönemde halkın II. Wilhelm’in arkasında olması bunu nispeten kolaylaştırmıştı. İstifa mektubu ve kabulünün sonrasında 26 Mart 1890’da Bismarck’ın İmparatora veda ziyaretinde II. Wilhelm Bismarck’ın yalnız sıhhati için duyduğu endişeden dolayı ayrılmasında razı olduğunu söylemiş, Bismarck ise bilakis sıhhatinin şu o sıralar çok iyi olduğunu belirterek imalı bir karşılık vermişti. Öte yandan Bismarck Berlin’den ayrılırken garda imparatorun emriyle askeri merasim tertip edilmişti. Bismarck bu merasim hakkında “Bu merasimi haklı olarak birinci sınıf bir cenaze törenine benzettim” ifadelerini kullanmaktadır.
 
Bismarck’ın istifasını, belki de zoraki bir istifa olarak adlandırmak daha doğru olacaktır.
 
==Son Yılları ve Ölümü==
 
 
 
 
 
Bismarck, görevden ayrılmasının ardından bugün Hamburg şehri yakınlarında Friedrichsruh’daki malikânesine çekildi. Burada hayatının son sekiz yılını münzevi bir şekilde geçirdi.Burada zamanını,üç ciltlik “Gedanken und Erinnerungen” (Düşünceler ve Hatıralar) başlıklı hatıratını yazmakla geçirdi.
 
1894 yılı Ekim ayında eşi Johanna’yı kaybetti.Bismarck için 1895 yılında 80’inci yaşında Alman halkı ve İmparatorun da katıldığı bir dizi kutlama yapıldı. Bu doğum günü merasimine başka devletlerin elçileri katılmazken dönemin Osmanlı Berlin Sefiri Tevfik Paşa katılarak Sultan II. Abdülhamid tarafından gönderilen bir tebrik mesajı ile birlikte bir imtiyaz nişanı takdim etmiştir. Bismarck da Sultan II. Abdülhamid’in bu nezaketine karşılık memnun olmuş, kendisi ve Osmanlı hakkında övücü sözler söylemiştir.
 
Bismarck son yıllarında Friedrichsruh’da o kadar sade, gürültüden uzak bir hayat geçirdi ki kendisini civarda ormanda gezerken gören yabancılar bir köylü zannedebilirdi.Ölmeden önce mezar taşına “İmparator I. Wilhelm’in sâdık bir Alman hizmetkârı” yazılmasını vasiyet etmişti. Bismarck görevden istifası sonrasında Berlin’den ayrılmadan evvel de anlamlı bir jest olarak I. Wilhelm’in kabrini çiçeklerle donattı.
 
Bismarck 30 Temmuz 1898 günü Hamburg yakınlarındaki Friedrichsruh’da Saksonya Ormanı içerisinde bulunan malikânesinde 83 yaşında hayatını kaybetti.
 
Vasiyeti üzerine daha sonra malikânenin karşısında bulunan tepeye inşa edilen bir kilisenin içerisinde defnedildi. Ölümünden sonra Hamburg ve Berlin başta olmak üzere Almanya’nın çok sayıda şehrine heykelleri dikildi. Bu heykellerden en büyük olanı otuz altı metre yüksekliğinde Hamburg şehrinde olanıdır. Ayrıca Berlin’de 1901 yılında inşa edilen ve on beş metre yüksekliğinde olan Bismarck heykeli 1939 yılına kadar bugünkü Federal Meclis Binası’nın önündeki Özgürlük Meydanı’nda yer alırken bu tarihte Özgürlük Anıtı’nın karşısındaki parkın içine taşınmıştır.
 
== Ayrıca bakınız ==
16.072

değişiklik