"Otto von Bismarck" sayfasının sürümleri arasındaki fark

İçerik ekleme
k (Ulam güncellendi)
(İçerik ekleme)
Etiketler: Görsel Düzenleyici Mobil değişiklik Mobil web değişikliği potansiyel vandalizm
 
[[Dosya:Hamburg-Bismarck-Denkmal.jpg|thumb|sağ|210px|Bismarck Anıtı, Hamburg]]
III. Friedrich’in ölümünden sonra oğlu, yeni ve genç imparator II. Wilhelm’in başa geçmesiyle artık yaşı ilerleyen Bismarck ve genç imparator II. Wilhelm arasında otoriter bir yönetim ile dizginleri ellerine alma mücadelesi başladı.Bismarck karakter olarak muhafazakâr biriydi. Parlamenter rejimlerden hoşlanmıyordu.Ülkedeki sosyalist akımlara da karşıydı ve onlarla şiddetli bir mücadele içerisindeydi. I. Wilhelm de muhafazakâr bir kimse olduğundan bu fikir ve hareketlerinde Bismarck’ı desteklemişti. Ancak II. Wilhelm liberal fikirliydi ve Bismarck’ın sosyalist akımlara yönelik mücadelesini onaylamıyordu. Dış politikada da ikisi arasında fikir ayrılıkları fazlaydı. Bismarck Avusturya’yı hiçbir zaman feda etmemekle beraber, Rusya’ya da aynı ölçüde ağırlık veriyordu ve iki devleti Balkanları pay etmek suretiyle buluşturmaya çalışıyordu. Ancak II. Wilhelm’in gözünde bu anlamda sadece Avusturya-Macaristan vardı. Ayrıca II. Wilhelm’in üzerinde Alman Genel Kurmayının etkisi büyüktü ve onlarda Rusya karşı bir tutum içerisindeydi. III. Friedrich tahta çıkmak üzere veliaht olarak yetiştirilmiş, oğlu II.Wilhelm ise sadece askeri bir tahsil ve terbiye görmüştü. Bismarck’a göre II.Wilhelm’in bütün ömrü boyunca askeri intibaların sivil hayata ait intibalardan daha kuvvetli tesirler hâsıl etmesinin nedeni burada yatmaktaydı.
[[1890]] yılında antisosyalist yasaların sürelerinin uzatılması konusunda meclis tıkanınca seçimlere gidilmiştir. Seçimler, Bismarck’ı destekleyen, -başta Liberal Parti olmak üzere- yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Bismarck’ın politikalarına karşı olan Sosyal Demokrat, İlerici ve Katolik Merkez Partileri ise seçimlerden güçlenerek çıkmışlardır. Bismarck, II. Wilhelm’e, bir askeri darbeyle parlamenter sistemin ortadan kaldırılması ardından parlamentonun yetkilerini kısıtlayan bir anayasa yapılmasını, bundan sonra parlamenter rejime dönülmesi için baskı yapmıştır. II. Wilhelm bu baskıya karşı çıkınca bakanları topluca istifaya çağırmıştır. Ancak, dışişleri bakanı olan oğlu dışında hiçbir bakan buna taraftar olmamıştır. Tüm desteğini yitiren Bismarck, görevinden ayrıldı. Friedrichsruh’taki malikânesine çekildi ve [[30 Temmuz]] [[1898]]’de öldü.
 
Bismarck’ın kıta ile sınırlı ve Fransa’ya karşı Almanya’nın Rusya ve Avusturya-Macaristan ile kurduğu ittifaka dayanan denge politikasının aksine II. Wilhelm,Almanya’nın artık kalıplarını kırarak dünyada sömürgeciliğe dayanan bir dış politika takip etmesi gerektiğine inanıyordu. Bu konudaki ciddiyetini dış politika konularına seleflerinden daha fazla ilgilenip, dışişleri yazışmalarını bizzat okuması, kenarlarına notlar alması, önerilerde bulunması ve talimatlarda bulunmasıyla gösteriyordu. Bu anlamda dış politikaya sürekli müdahalede bulunuyor ve bir imparatorun yapması gereken son sözü söylemek yerine ilk sözü söylemek istiyordu. II. Wilhelm devlet işlerindeki bilgisizliğini fark edince gece gündüz çalışmaya başlamıştı. Ancak gelen evrakların sadece kendisini ilgilendirenleri değil hepsini ve ayrıca bütün antlaşmaları, kanunları incelerdi.Bu durum 26 yıldır dış politikayı elinde bulunduran Bismarck’ın hiç hoşuna gitmemişti. Bu sadece II. Wilhelm’in işlerine aşırı müdahalesinden değil, takip etmek istediği dış politika ile Almanya’nın geleceğini tehdit etmesinden kaynaklanıyordu.
 
Bismarck ile II. Wilhelm özellikle anlaşmazlığa düştükleri dış politika konularının yanı sıra iç politikada da fikir ayrılığı yaşıyorlardı. İç ve dış politika konularındaki düşünce farklılıkları nedeniyle Bismarck artık yirmi yıldır başarıyla sürdürdüğü dış politikada güçlüklerle karşılaşmaya başladı. II. Wilhelm Rus dostluğuna Bismarck kadar önem vermezken, 1889 yılında Osmanlı Sultanı’nı ziyaret ederek destek vaat etmesi, Bismarck’ın Rusya’ya Yakındoğu’da destek sözüyle çatışıyordu. II. Wilhelm’in eşiyle birlikte ilk resmi ziyaretini Osmanlı’ya yapması ve II. Abdülhamid ile iyi ilişkiler kurmasıyla bu tarihten sonra Almanya’nın Osmanlı Devleti’ndeki etkisi Fransa ve İngiltere aleyhine artmış, II. Abdülhamid ve Osmanlı kamuoyunda önemli tesirler bırakmıştı. Bismarck ise Rusya’nın tepkisini çekecek ve onu provake edeceğini düşündüğü bu ziyareti engellemeye çalışmış olsa da başarılı olamamıştı.Hatta Ruslara imparatorun İstanbul’u ziyaretinin siyasi bir amacı olmadığını, kardeşi Sophie’nin Yunan veliahdı Konstantin ile evlilik törenine katılmak için Atina’ya gitmişken, İstanbul’u görmeden dönmek istemediğini ve Osmanlı’nın üçlü ittifaka alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını açıklamak durumunda kalmıştır.
 
Görüldüğü gibi Bismarck, 1862 yılından itibaren Alman siyasetinin tek hâkimiydi. Genç ve kabına sığmayan yeni imparatorun ise yaşlı ve devrinin sonuna geldiğine inandığı Bismarck’a dizginleri kaptırmaya hiç niyeti yoktu. Bu koşullar altında şansölye, başbakan veya vezir, imparatorla çatışan her kim olursa olsun her yöneticinin başına gelen şey Bismarck’ın başına da geldi. Yaşlı Şansölye ile genç imparator arasındaki iç ve dış meseleleri ilgilendiren ihtilaflar neticesinde ortaya çıkan ve 1890 yılına kadar devam edecek olan bu mücadelenin galibi şüphesiz genç imparator olacaktı. Nitekim bu otorite mücadelesinden galip çıkan II. Wilhelm oldu ve Bismarck, Mart 1890’da görevden ayrılmak durumunda kaldı.Bismarck ve II. Wilhelm arasındaki karakter farklılıklarına, iç ve dış politikadaki görüş farklılıkları da eklenince Bismarck’ın görevden ayrılması kaçınılmaz olmuştu. Aslında işin bu raddeye gelmesinin önemli bir diğer nedeni de II. Wilhelm’in kendisini, Bismarck’ın güçlü kişiliğinin gölgesinde kaldığını hissetmesiydi.
 
1887 yılında Rusya ile yapılan üç yıllık gizli güvenlik anlaşmasının yenilenmesi konusu II. Wilhelm ile Bismarck arasındaki çatışmayı zirveye çıkarmıştı. II. Wilhelm bu anlaşmayı, duyulursa Almanya, Avusturya ve İtalya arasındaki ittifakın tehlikeye gireceği düşüncesiyle yenilememe kararı almıştı.
 
Neticede II. Wilhelm bizzat imzalayıp gönderdiği bir yazı ile dolaylı bir şekilde Bismarck’ın istifasını istemişti. Bismarck bu süreçte uykusuz geceler geçirdiğini ve siyasi vicdanıyla hesaplaştığını belirmekte, istifa hususunda sorumluluğu ve teşebbüsü kendi üzerine alamayacağına, bunu imparatora bırakması lazım geldiğine kanaat getirmişti. Bunun üzerine 18 Mart 1890 günü Bismarck’ın sunduğu istifa dilekçesi iki gün sonra 20 Mart 1890 günü II. Wilhelm’in cevabi yazısı ile kabul edilmiş ve İngiliz Punch dergisinin yayınladığı meşhur karikatürdeki gibi “kılavuz kaptan gemisini terk ederek” yerini Georg Leo von Caprivi’ye bırakmıştı. Artık Almanya’yı doğu politikasında frenleyecek kimse kalmamıştı. Bismarck, Caprivi’nin Şansölyeliği ile ilgili olarak şunları söylüyordu;
 
“Prusya Generali olan Caprivi’nin yerinde olsaydım imparatorluk şansölyeliğini kabul etmezdim… Bir Prusya generali kendisine yabancı bir sahada bir yaver olmayacak derecede mümtaz bir şahsiyettir… Politika ise bir harp meydanı değildir”.
 
Hâlbuki Bismarck henüz 1889 yılı Ekim ayında Rus Çarı ile görüşmesinde Çarın kendisine mevkiinden emin olup olmadığını sorduğunda, o zaman düşündüğü şekilde şöyle cevap vererek; yeni İmparator II. Wilhelm’in kendisine karşı itimat beslediğine emin olduğunu, vazifesinde uzun yıllar edindiği tecrübe ve gerek Almanya’da gerekse yabancı saraylarda kazandığı itimat dolayısıyla şahsında yeri güç doldurulur bir hizmetkâra sahip bulunduğu için, kendisi istemeden işinden uzaklaştırılacağını zannetmediğini söylemişti.
 
Bismarck bir yandan imparatorluğun kurucu şansölyesi olarak istifasının kabul edilmeme ihtimalini de düşünmüştü. Hâlbuki Bismarck, I. Wilhelm ile anlaşamadığı zamanlarda onu istifa ile tehdit ederek istediğini yaptırıyordu ve Bismarck’ın istifası her şeyi onun eline teslim eden I. Wilhelm için dünyanın sonu gibi bir şeydi.Ancak II. Wilhelm kendi kendisinin şansölyesi olmak konusunda kararlıydı.Bismarck gibi büyük bir devlet adamının istifasını istemek imparator için dahi olsa zor bir işti, fakat bu dönemde halkın II. Wilhelm’in arkasında olması bunu nispeten kolaylaştırmıştı. İstifa mektubu ve kabulünün sonrasında 26 Mart 1890’da Bismarck’ın İmparatora veda ziyaretinde II. Wilhelm Bismarck’ın yalnız sıhhati için duyduğu endişeden dolayı ayrılmasında razı olduğunu söylemiş, Bismarck ise bilakis sıhhatinin şu o sıralar çok iyi olduğunu belirterek imalı bir karşılık vermişti. Öte yandan Bismarck Berlin’den ayrılırken garda imparatorun emriyle askeri merasim tertip edilmişti. Bismarck bu merasim hakkında “Bu merasimi haklı olarak birinci sınıf bir cenaze törenine benzettim” ifadelerini kullanmaktadır.
 
Bismarck’ın istifasını, belki de zoraki bir istifa olarak adlandırmak daha doğru olacaktır.
 
== Ayrıca bakınız ==
78

değişiklik