"Kösedağ Muharebesi" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Çalışma var şablonu çıkarıldı.
(Çalışma var şablonu çıkarıldı.)
{{çalışma var}}
{{Savaş bilgi kutusu
|çatışma = Kösedağ Savaşı
Kösedağ, [[Zara, Sivas|Zara]] ile [[Suşehri]] arasında, günümüzde de aynı adı taşıyan bir dağdır. Anadolu Selçuklu ordusunun, bu dağın kuzey eteğinde, [[Kelkit Çayı]]’na yakın bir düzlükte, dağın yamacına yaslanmış olarak kamp kurduğu, [[İbn Bibi]]’nin anlatımından anlaşılmaktadır.<ref>Erkan Göksu, sh.: 7 dipnot 38</ref>
== Muharebe öncesi genel durum ==
Moğolların İslam ülkelerine karşı giriştikleri ilk saldırı [[Harzemşahlar|Harzemşahlar Devleti]] üzerine olmuştu. Hükümdarlık yılları 1200 – 1220 olan Harzemşah hükümdarı [[AlaaddinAlaeddin Muhammed]], taktik hataları sonucunda ağır bir yenilgiye uğramış, 1220 yılında devlet çökmüştür. Moğollar, [[Semerkant]], [[Buhara]] ve [[Otyar]]’ı ele geçirdikten sonra [[Maveraünnehir]] ve [[Horasan]]’a yayılmışlardır. Bu yayılaylayayılmayla İslam dünyasının en büyük ve en zengin kentleri büyük bir yıkıma uğradı. [[Cengiz Han]] 1227 yılında ölünce yerine oğullarından Ögeday geçmiştir. Ögeday, babasının hükümdarlığında yarım kalan Harzemşah topraklarının istilasını tamamlamayı ve Alaeddin Muhammed’in yerine geçen oğlu [[Celaleddin Harzemşah]]’ı ortadan kaldırmayı hedeflemiş, 1228 yılında Azerbaycan’a Çormagon Noyan komutasında 30 bin kişilik bir birlik göndermiştir. Bu sırada toplayabildiği askeri gücü arkasına alan Celaleddin Harzemşah Moğollara karşı mücadeleye girişmiştir. Kısa süreliğine devleti toparlamayı başarmış olmakla birlikte 1230 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’yle kalkıştığı [[Yassıçemen Savaşı|Yassıçemen Muharebesi]] yenilgisiyle Harzemşahlar Devleti’nin gücünden geriye sadece Celaleddin Harzemşah’ın yararsız azmi kalmıştır. Diğer tarafta Çormagon Noyan ise, Celaleddin Harzemşah üzerine yürümeden önce [[Gürcistan Krallığı|Gürcü Krallığı]] üzerine yürümüştür. [[Tiflis]], [[Ani]] ve Kars gibi kentleri ard arda düşürmüş, 1229’da Krallığı tabi bir devlet haline getirmiştir. Bundan sonra Celaleddin Harzemşah’la ilgilenmiştir. Celaleddin Harzemşah esasen [[Yassıçemen Savaşı|Yassıçemen Muharebesi]]’nde elindeki orduyu büyük ölçüde kaybetmişti, yine de kuvvet toplayıp Çormagon Noyan’ın karşısına çıkmıştır. Toplayabildiği son kuvvetleri de böylece elden çıkarmış oldu. Harzemşahlar ülkesini istila eden Moğollar sonuç itibariyle Anadolu Selçuklu’yla sınırdaş devletler olmuşlardır.<ref>Salim Koca, sh.: 39, 40</ref> Yakın Doğu’da Moğol istilasına uğramamış olan üç devlet kalmıştır, [[Abbasi Halifeliği]], [[Eyyubiler]] ve Anadolu Selçuklu Devleti.<ref>Buket Yaşa Şahin, sh.: 60</ref>
Moğol İmparatorluğu neredeyse tüm Güney Kafkasya’yı, [[Gürcistan]]’ı ve [[Ermenistan]]’ı kendine bağlamış, Gürcü ve Ermeni soyluları, askerleriyle birlikte Moğol kuvvetlerine katılmak zorunda kalmışlardı.<ref>Mehmet Özmenli, sh.: 995</ref>
Anadolu’nun Moğollar tarafından istilasına yol açan Kösedağ Muharebesi öncesindeki yıllarda, Anadolu Selçuklu Devleti doğu sınırlarında en büyük tehdit olarak Moğollarla sınır komşusudurlar. [[Eyyubiler]] ise kuzeye doğru yayılarak [[Artuklular]]’ı kontrol altına almışlar, onların elinde olan [[Ahlat]]’ı ve [[Silvan]]’ı ele geçirmişler, Anadolu Selçuklu ile doğudan ve güneyden sınır komşusu olmuşlardır. Anadolu Selçuklu’nun doğu sınırlarında ise vergi ödeyen Ermeni Krallığı, Artukluların bir kolu ve [[Mengücekliler]] yer almaktadır. Kuzeyde ise diğer bir vergi ödeyen tabi devlet olan [[Trabzon Rum Devleti]] vardır.<ref>Züriye Çelik, sh.: 26</ref>
== Yaklaşan Moğol tehdidi ==
[[Harzemşahlar Devleti]]’nin Anadolu Selçuklu ordusu ile 1230 yılında gerçekleşen [[Yassıçemen Savaşı|Yassıçemen Muharebesi]] sonucu yıkılması ve kısa süre sonucu Moğollarla sınırdaş olması, Anadolu Selçuklu için Moğol tehlikesinin yaklaşmış olduğu yönünde ilk tehlike işaretiydi. Nitekim Çormagon, zaman kaybetmedi, bağımsızlığını korumakta olan Müslüman ülkeler üzerine yayılmacı akınlara başlamadan önce Anadolu Selçuklu’nun, Eyyubi meliklerinin ve [[Artuklular|Artuklu]]’nun gücünü tespit edebilmek için 1231 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzerine geniş çaplı bir yoklama akını yapmıştı. Bu akında Anadolu Selçuklu sınırını geçerek [[Ahlat]], [[Diyarbakır]], [[Malatya]], [[Harput]] ve [[Silvan]] şehirlerini ele geçirip yağmaladıktan sonra Azerbaycan’a dönmüştür. Anadolu Selçuklu sultan [[I. Alaeddin Keykubad]] dahil bölgedeki tüm Türk hükümdarı bu yıkıcı saldırı karşısında suskun kaldılar. Çormagon ertesi sene 1232’de Anadolu Selçuklu sınırını Erzurum yönünde yine aşıp hızla Sivas yakınlarına kadar ilerledi, burada bir kervansarayı basmış, çok sayıda insan öldürüp esir almış, tahribat yapılmıştır. Başka hiçbir yerleşime zarar vermeden geri çekildi. Hızla yapılan bu akın esasen Anadolu Selçuklu topraklarını tanımak için yapılan bir keşif seferidir. [[İbn Bibi]]’ye göre Alaeddin KeykubatKeykubad bu kez, Emir [[Kemaleddin Kamyar]] komutasında, “Mefâride-i halka-i hâss”, “gulâmân-ı dergâh” ve “mülâzımân-ı yatak-i hümâyûn”’dan oluşan saray gulamlarını bölgeye göndermiştir. Ordu bölgeye ulaştığında Moğollar çoktan uzaklaşmış bulunuyordu. Kemaleddin Kamyar, bölgedeki şehir kuvvetlerini ve ikta askerlerini emri altına alıp büyük bir ordu oluşturmuştur. Çevrede inceleme ve soruşturma yapan ordu komutanı, bu saldırıları [[Gürcüler|Gürcü]] kraliçesinin kışkırttığını öğrenmiştir. Bunun üzerine Sultan’ın emriyle elindeki kuvvetlerle [[Gürcü Krallığı]] üzerine yürümüştür. Gürcü ordusu birkaç kez yenilgiye uğrayınca Gürcü Kraliçesi [[Rusudan]] barış istemek zorunda kaldı ve Anadolu Selçuklu vasallığını kabul etti.<ref>Erkan Göksu, Türkiye Selçuklu Devleti’nde Ordu, sh.: 56, 57</ref><ref>Salim Koca, sh.: 40</ref>
 
Görünüşe göre Çormagon Noyan gereken boyutta keşif yapmıştı ve [[Ögeday|Ögeday Han]]’ın Anadolu üzerine genel bir taarruz için emrini bekliyordu. Lakin Ögeday Han Alaeddin Keykubat’ınKeykubad’ın hükümdarlığının son yılına kadar böyle bir emir vermemiştir.
== I. Alaeddin Keykubat’ınKeykubad’ın çabaları ==
Yassıçemen Muharebesi’nden önce Anadolu Selçuklu Devleti tahtına [[I. Alaeddin KeykubatKeykubad]] geçmişti. Tahta geçişinde ilk girişimi, üzerinde ağır bir hakimiyet kuran, devletin hemen hemen tüm işlerini kendi kontrolünde yürüten Emir SeyfeddînSeyfeddin Ayaba ve onunla birlikte hareket eden diğer ümerayı tasfiye etmeyi amaçlamıştıretmektir. Önce mali güçlerini zayıflatmak için Konya surlarının onarımını istemiş, bu iş için de emirlerin bizzat para harcamasını dayatmıştı. Daha sonra bu kez Sivas surları için aynını dayatmaya kalkışmış, fakat bu kadarına dayanmak istemeyen bazı emirler, kendi aralarında anlaşarak sultanı öldürmeye karar vermişlerdir. Alaeddin KeykubatKeykubad, bunu haber alması üzerine karşı tertibat almış ve bir akşam ziyafetine emirleri çağırdığında hepsini teker teker yakalatmış, sorgulamalardan sonra 24 emiri öldürtmüştür. Ancak bu kararlılığını uygulamaya koyduktan ve sonuçlandırdıktan sonra devlet cihazı üzerinde tam hakimiyet kurabilmiş, düşündüğü iç ve dış politikaları uygulayabilmiştir.<ref>Alptekin Yavaş, [http://dergipark.gov.tr/download/article-file/157046 “Anadolu Selçuklu Banilerinin Politik Yaşamlarıyla Mimari Faaliyetleri Arasındaki İlişkiler”] sh.: 410 411</ref><ref>İsa Eryılmaz, [http://www.asosjournal.com/Makaleler/909510166_13162%20%C4%B0sa%20ERYILMAZ.pdf “Emir Kemaleddin Kamyar’ın Ahlat ve Çevresindeki Faaliyetleri”] sh.: dipnot 3</ref>
Günümüz Türkçe kaynaklarda yer yer Moğolların Anadolu Selçuklu Devleti'nin hükümdarı Alaeddin Keykubad'dan çekindikleri için Anadolu'ya saldıramadıkları belirtilir. Alâeddin Keykubad'ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu [[II. Gıyaseddin Keyhüsrev]] zamanında çıkan [[Babai Ayaklanması]]'nın güçlükle bastırılmasından ve Selçuklu ordusunun bu isyan sonucunda oldukça yıpranmasından cesaretlendikleri ileri sürülür.
 
Anadolu Selçuklu Devleti en parlak yıllarını I. Alâeddin Keykubad döneminde (h.y. 1220 – 1237) yaşamıştır. Ne var ki bu yıllar aynı zamanda Anadolu’ya yönelebilecek bir Moğol istilası tehlikesinin ortaya çıktığı yıllardır.<ref>Züriye Çelik, sh. 24</ref> Daha ilk saltanat yılında [[Moğol İmparatorluğu|Moğol]] orduları [[Harzemşahlar Devleti|Harzemşah]] kentlerini ard arda ele geçirmiş, [[Maveraünnehir]]’e ulaşmışlardı. Yine de Moğol tehlikesiyle arada vergi ödeyen bağlı devletler ve [[Eyyubiler]] yer almaktadır. Ülke topraklarına doğudan gelebilecek bir saldırı dışında batıda ise [[İznik İmparatorluğu]] ile barış koşulları vardır. Dolayısıyla dışardan gelebilecek esas tehdit Moğollardır.<ref>Züriye Çelik, sh. 26, 27</ref> Alâeddin Keykubad, doğuda Moğol yayılmasının eninde sonunda Anadolu Selçuklu Devleti’ni de tehdit edeceğini görebilmiş, böyle bir istila girişimini karşılayabilmek için stratejik bir plan dahilinde önlemler almıştır. Devlet cihazı üzerinde hakimiyet kurmuş olan devlet ricaliricalini tasfiye etmek de bu yönden gerekliydi, bu devletin ve siyasal erkin gücünü arttırmaya hizmet etmiştir. Diğer yandan uluslararası transit ticareti ve bu ticaretin aktörleri olan tüccarları kendi limanlarına ve topraklarına çekmek, devletin maddi olanaklarını büyütecektir. Doğu sınırları boyunca mevcut tahkimatların pekiştirilmesi ve ordunun takviye edilmesi ise devletin savunma gücünü geliştireceği için önemlidir. Bu çerçevede doğuda daha geniş ve daha güvenli bir tampon bölge oluşturmayı hedef aldığı düşünülmektedir. Bu amaçla doğu sınırları ötesindeki, Anadolu Selçuklu sarayına bağlılıkları güvenilmez ya da beklenen bir Moğol saldırısı karşısında zayıf bir savunma gösterecek beylikleri ilhak etmek ve askeri gücü güvenilir olanlarla ittifaklar kurmak istediği ileri sürülmektedir. Tüm bu önlemlerin genel çerçevesinde ise Moğol hanlarını kışkırtmamak, onlarla iyi ilişkiler içinde olmak prensibi vardır.<ref>Züriye Çelik, sh. 25, 28, 32</ref>
Yassıçemen Muharebesi’nden önce Anadolu Selçuklu Devleti tahtına [[I. Alaeddin Keykubat]] geçmişti. Tahta geçişinde ilk girişimi, üzerinde ağır bir hakimiyet kuran, devletin hemen hemen tüm işlerini kendi kontrolünde yürüten Emir Seyfeddîn Ayaba ve onunla birlikte hareket eden diğer ümerayı tasfiye etmeyi amaçlamıştır. Önce mali güçlerini zayıflatmak için Konya surlarının onarımını istemiş, bu iş için de emirlerin para harcamasını dayatmıştı. Daha sonra bu kez Sivas surları için aynını dayatmaya kalkışmış, fakat bu kadarına dayanmak istemeyen bazı emirler, kendi aralarında anlaşarak sultanı öldürmeye karar vermişlerdir. Alaeddin Keykubat, bunu haber alması üzerine karşı tertibat almış ve bir akşam ziyafetine emirleri çağırdığında hepsini teker teker yakalatmış, sorgulamalardan sonra 24 emiri öldürtmüştür. Ancak bu kararlılığını uygulamaya koyduktan ve sonuçlandırdıktan sonra devlet cihazı üzerinde tam hakimiyet kurabilmiş, düşündüğü iç ve dış politikaları uygulayabilmiştir.<ref>Alptekin Yavaş, [http://dergipark.gov.tr/download/article-file/157046 “Anadolu Selçuklu Banilerinin Politik Yaşamlarıyla Mimari Faaliyetleri Arasındaki İlişkiler”] sh.: 410 411</ref><ref>İsa Eryılmaz, [http://www.asosjournal.com/Makaleler/909510166_13162%20%C4%B0sa%20ERYILMAZ.pdf “Emir Kemaleddin Kamyar’ın Ahlat ve Çevresindeki Faaliyetleri”] sh.: dipnot 3</ref>
 
Anadolu Selçuklu Devleti en parlak yıllarını I. Alâeddin Keykubad döneminde (h.y. 1220 – 1237) yaşamıştır. Ne var ki bu yıllar aynı zamanda Anadolu’ya yönelebilecek bir Moğol istilası tehlikesinin ortaya çıktığı yıllardır.<ref>Züriye Çelik, sh. 24</ref> Daha ilk saltanat yılında [[Moğol İmparatorluğu|Moğol]] orduları [[Harzemşahlar Devleti|Harzemşah]] kentlerini ard arda ele geçirmiş, [[Maveraünnehir]]’e ulaşmışlardı. Yine de Moğol tehlikesiyle arada vergi ödeyen bağlı devletler ve [[Eyyubiler]] yer almaktadır. Ülke topraklarına doğudan gelebilecek bir saldırı dışında batıda ise [[İznik İmparatorluğu]] ile barış koşulları vardır. Dolayısıyla dışardan gelebilecek esas tehdit Moğollardır.<ref>Züriye Çelik, sh. 26, 27</ref> Alâeddin Keykubad, doğuda Moğol yayılmasının Anadolu Selçuklu Devleti’ni de tehdit edeceğini görebilmiş, böyle bir istila girişimini karşılayabilmek için stratejik bir plan dahilinde önlemler almıştır. Devlet cihazı üzerinde hakimiyet kurmuş olan devlet ricali tasfiye etmek de bu yönden gerekliydi, bu devletin ve siyasal erkin gücünü arttırmaya hizmet etmiştir. Diğer yandan uluslararası transit ticareti ve bu ticaretin aktörleri olan tüccarları kendi limanlarına ve topraklarına çekmek, devletin maddi olanaklarını büyütecektir. Doğu sınırları boyunca mevcut tahkimatların pekiştirilmesi ve ordunun takviye edilmesi ise devletin savunma gücünü geliştireceği için önemlidir. Bu çerçevede doğuda daha geniş ve daha güvenli bir tampon bölge oluşturmayı hedef aldığı düşünülmektedir. Bu amaçla doğu sınırları ötesindeki, Anadolu Selçuklu sarayına bağlılıkları güvenilmez ya da beklenen bir Moğol saldırısı karşısında zayıf bir savunma gösterecek beylikleri ilhak etmek ve askeri gücü güvenilir olanlarla ittifaklar kurmak istediği ileri sürülmektedir. Tüm bu önlemlerin genel çerçevesinde ise Moğol hanlarını kışkırtmamak, onlarla iyi ilişkiler içinde olmak prensibi vardır.<ref>Züriye Çelik, sh. 25, 28, 32</ref>
=== Seferler ===
Keykubat’ınKeykubad’ın bu seferlerden amacı stratejik konumdaki kent ve kaleleri ele geçirerek güçlü direnek noktaları haline getirmektir. Bu amaçla Eyyubilerin Moğol akınları yüzünden terk ettiği [[Ahlat]] ile [[Bitlis]] ve civarını Kemaleddin Kamyar komutasında bir ordu göndererek ele geçirip kaleleri onarttı, çiftliklerinden ayrılmış çiftçileri geri getirtip yeniden tarım yapabilmeleri için tohumluk ve hayvan dağıttı. Artuklulardan DiyarbekirDiyarbakır emiri üzerine bir ordu göndererek [[Çemişgezek]]’in de aralarında olduğu bazı kaleleri aldı. Eyyubi hükümdarı Melik Eşref’in yardım için gönderdiği orduyu bozguna uğrattı. Eyyubi melikleriyle ittifak kurabilmek için esir alınan komutanları serbest bıraktırdı ve Muazzam Şerefeddin İsa’nın kızıyla bir evlilik yaptı. Bu girişimler Eyyubilerle dostluk oluşturulmasına hizmet etmiştir. Erzurum ve Erzincan beyliklerini devirip bu bölgeleri doğrudan doğruya kendine bağlamak için [[Divriği]] hariç bütün Mengücekli topraklarını ele geçirdi. Mısır Eyyubi hükümdarı Melik Kamil’in komuta ettiği ve [[Harput]] üzerinden Anadolu’ya ilerleyen bir ordu bozguna uğratıldı, Harput kalesi alındı. Yine Kemaleddin Kamyar komutasında bir ordu [[Siverek]], Urfa, [[Harran]] ve [[Rakka]]’yı ele geçirdi.<ref>Buket Yaşa Şahin, sh.: 61</ref><ref>Alanya AlaaddinAlaeddin KeykubatKeykubad Üniversitesi, [https://www.alanya.edu.tr/kurumsal/alaaddin-keykubat-kimdir AlaaddinAlaeddin Keykubat Kimdir]</ref>
=== İttifaklar ===
Alaeddin Keykubad, doğuda güçlü bir devlet olan Harzemşahlarla bir ittifak kurmayı düşünmüş olmalıdır. İki hükümdar arasındaki mektuplaşmalarda birbirlerine “karındaş” olarak hitap ettikleri görülmektedir. Celaleddin Harzemşah, Alaeddin Keykubat’aKeykubad’a Moğollara ve Gürcülere karşı birlikte hareket etme teklifinde dahi bulunmuştur. Ne var ki Celaleddin Harzemşah’ın gözünü Anadolu Selçuklu topraklarına, başta Ahlat’a dikmesi buna olanak vermemiştir. Bu amaçlaarada Erzurum hakimi [[Rükneddin Cihanşah]] Celaleddin Harzemşah’la dostluk kurup onu amcası Alaeddin Keykubat’aKeykubad’a karşı kışkırtmaya başlamıştı ve doğal olarak Anadolu Selçuklu’ya karşı itaatsizlik gösteriyordu. Bu olaylarla Anadolu Selçuklu ile Harzemşahlar arasında bir ittifak artık beklenemezdi ve gelişmeler YassıçemanYassıçemen Muharebesi’ne vardı. Gerçekte Celaleddin Harzemşah’ın Anadolu Selçuklu ülkesine sefer yapması, sadece kendi sonunu hazırlamakla kalmadı, aynı zamanda Harzemşah Selçuklu - [[Eyyubiler|Eyyubi]] ittifakını kurulamaz hale getirmekle, tüm İslam devletlerine biraz dolaylı da olsa yıkım getirmiştir.<ref>Buket Yaşa Şahin, sh.: 56</ref><ref>Firdevs Özen, [http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/2131/22052.pdf İlhanlılar Devrinde Erzurum]</ref>
 
Alaeddin Keykubad, Harzemşahlar Devleti’nin dağılmasıyla ve Moğol istilasıylaistilası önünden kaçışan Harzemşahları güneydoğuOrta uçlaraAnadolu’da iktalar vererek yerleştirmiştir. Böylece sınırAnadolu boylarınıSelçuklu savaşçılıklarıylaDevleti’nin ünaskeri salmışgücünü, Kıpçaksavaşçılıklarıyla savaşçılarıylaün takviye etmişsalmış, hem12 debin birsavaşçı saldırıçıkarabilen durumundaKıpçak orduyusavaşçılarıyla bunlarla güçlendirme olanağıtakviye sağlamıştıretmiştir. Ne var ki II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Emir [[Sadeddin Köpek]]’in telkinleriyle bazı Harzemli beyleri tutuklatmış, söz konusu Kıpçakları kaybetmiştir.<ref name="sk69"/> Gerçekte Harzemli askerler, Moğollar konusunda deneyimli değil, tam tersine yılgındırlar.<ref>Refik Turan, [http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/12991 “Alaeddin Keykubat’ınKeykubad’ın Doğu Anadolu Siyaseti”] sh.: 86</ref>
 
Suriye Eyyubi meliklerinden Muazzam Şerefeddin İsa’nın kızı ile evlenmesi, Suriye Eyyubileri ile akrabalık bağı kurarak Moğol tehlikesine karşı ortak hareket etmeyi sağlamaktadır. Bu girişim işe yaramış, Kösedağ Muharebesi’nin hemen öncesinde tabi devletler hiç asker göndermezken sadece Halep Eyyubileri Anadolu Selçuklu ordusuna takviye asker göndermiştir.
== Muharebe öncesi Anadolu Selçuklu’nun zaafları ==
Anadolu’ya İlhanlı taarruzu öncesi Anadolu Selçuklu Devleti’ni başta askeri olarak zaafa düşüren bazı gelişmeler olmuştu. Esasen Anadolu’ya yönelen Moğol istilası öncesinde iki devlet arasında düşmanlığa neden olabilecek bir çıkar çatışması yoktur. Moğolların Anadolu’ya saldırmasında, bu toprakların gelişmiş bir tarım ve ticaret ekonomisine sahip, komşularına göre refah düzeyi belirgin bir biçimde yüksek bir toplum olması kuşkusuz etkili olmuş, Moğolların iştahını kabartmıştır. HerBuna şeyden öncerağmen Moğol hanları her şeyden önce “cihan hakimiyeti” idealine bağlıydılar, otoritelerini elde tutabilmek için bu biryönde bakımaçaba gerekliydi. Esasen Anadolu’ya yönelen Moğol istilası öncesinde iki devlet arasında düşmanlığa neden olabilecekgöstermeleri bir çıkarbakıma çatışması yokturgerekliydi.<ref name=''sk44''>Salim Koca, sh.: 44, 45</ref> Günümüz Türkçe kaynaklarda yer yer Moğolların Anadolu Selçuklu Devleti'nin hükümdarı Alaeddin Keykubad'dan çekindikleri için Anadolu'ya saldıramadıkları belirtilir. Alâeddin Keykubad'ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu [[II. Gıyaseddin Keyhüsrev]] zamanında çıkan [[Babai Ayaklanması]]'nın güçlükle bastırılmasından ve Selçuklu ordusunun bu isyan sonucunda oldukça yıpranmasından cesaretlendikleri ileri sürülür.
=== II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in tahta geçmesiçıkması ===
Bu gelişmelerden en önemlisi, Alaeddin Keykubat gibi stratejik görüş sahibi, deneyimli, askerlikten anlayan bir sultanın yerine, 1237’de henüz 16 yaşındaki bir şehzadenin, [[II. Gıyaseddin Keyhüsrev]]’in tahta geçmesidirçıkmasıdır. Eğlenceden başka bir şeyle ilgilinmeyenilgilenmeyen, sarayda eğlencenin ve çılgınlığın her çeşitidiniçeşit idini sergileten, hiçbir devlet işini ciddiye almayan bir karekterikarakteri olduğu ileri sürülmektedir. Onunİçkiye buaşırı durumundandüşkünlüğünden yararlananpek [[Sadeddinçok Köpek]]kaynakta söz edilmektedir. Muharebenin önceki akşamı sarhoş olduğu, tümmuharebe devletgünü yönetiminihala elineiçmeye almıştır.<refdevam name=''sk44''/>ettiği IIanlatılır. GıyaseddinSultanlığı Keyhüsrev’indöneminde birhiçbir başkasavaşa sorunukatılmamış, iktakomutanlarını askerleriningöndermiştir. babasınınOysa zehirlenmesindenkendinden onuönceki sorumluAnadolu görmeleriSelçuklu vesultanları busavaşlara yüzdenbizzat tahtakatılırlardı, geçmesinibir gizlikısmı birmuharebede kızgınlıklarölmüştür. karşılamışSonuç olmalarıdırolarak hakkında yazılmış olanların hepsi olumsuzdur.<ref>Züriye name="sk69"Çelik, sh.: 65, 84</ref><ref>SalimAhmet KocaKütük, sh.: 69298</ref>
 
Gıyaseddin Keyhüsrev’in devlet işlerine ilgi duymamasından yararlanan [[Sadeddin Köpek]], tüm devlet yönetimini eline almıştır.<ref name=''sk44''/> Gıyaseddin Keyhüsrev’in tahta geçmesinin Anadolu Selçuklu devlet mekanizmasında yol açtığı çözülme kadar olmasa bile, I. Alaeddin Keykubat döneminden itibaren devlet ricalinden olan [[Sadeddin Köpek]]’in devlet üst kadrolarında ve orduda yarattığı tahribat da büyük çaplı olmuştur. Sadeddin Köpek, küçük yaştaki Gıyaseddin Keyhüsrev’in tahta geçmesinde başat rol oynamış, bu sayede zayıf bir otorite ancak kurabilen Sultan’ın elinden yönetim erkini büyük ölçüde kendi eline almıştır. Bu yetki genişliği ile [[Kemaleddin Kamyar]], ordu[[Şemseddin içinAltunaba]], hatırı[[Hüsameddin sayılırKaymeri]] ve [[Taceddin Pervane]]’nin de aralarında olduğu bir güçkısım takviyesidevlet olabilecekricalini, Hazermlikendi Kıpçakemellerine savaşçılarınkarşı kaybedilmesindeengel teşkil ettikleri için öldürtmüştür.<ref>Ahmet Kütük, sh.: 293</ref> Oysa bu insanlar yüksek devlet kadrolarında uzun zamandır görev yapan, yeteneklerini kanıtlamış yöneticilerinyöneticilerdir. tasfiyesinde birinci derecede rol oynamıştır.<ref>Seyhun Şahin, sh.: 406</ref>
 
II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in bir başka sorunu, ikta askerlerinin babasının zehirlenmesinden onu sorumlu görmeleri ve bu yüzden tahta geçmesini gizli bir kızgınlıkla karşılamış olmalarıdır.<ref name="sk69">Salim Koca, sh.: 69</ref> Sadece ikta askerleri değil Anadolu [[Ahi]]leri arasında da Gıyaseddin Keyhüsrev’e karşı bir husumetin geliştiği anlatılmaktadır. Anadolu’da ahiliğin yayılması için hatırı sayılır çaba gösteren Alaeddin Keyhüsrev’e büyük saygı duyan ahiler, ölümünden Gıyaseddin Keyhüsrev’in sorumluluğu olduğunu düşünmektedirler. Bu husumet çeşitli şekillerde ortaya konulmuş olmalı ki Gıyaseddin Keyhüsrev ve Sadeddin Köpek, sayıca hiç de az görülemeyecek kadar ahiyi, bunun yanında aynı şekilde mevcut saltanata karşı olduklarını düşündükleri Türkmeni öldürtmüş, ele başı olarak gördüklerini tutuklatmıştılar. Hapse atılanlar arasında [[Ahi Evran]]’da vardır. Ahi Evran, Sultan’ın ölümünden sonra saltanat naibi olarak devlet yönetiminde güç kazanan [[Celâleddin Karatay]] tarafından, hapisteki tüm ahilerle birlikte serbest bırakılana kadar beş yıl kadar zindanda kalmıştır. <ref>Harun Yıldız, [ Hacı Bektaş Veli ile Ahi Evran İlişkisi] sh.: 196</ref><ref>Buket Yaşa Şahin, sh.: 65</ref>
 
Dışarıda ise Moğollar gözünde güç dengesi değerlendirmesi birden bire değişmiştir. Kısa süre öncesine kadar Moğolların Alaeddin Keykubad’dan çekindikleri, bu yüzden Anadolu’ya saldırmaktan kaçındıkları, anlaşılmaktadır. Sultanın ölüm haberi alındığında Moğol komutanların büyük sevinç duyduğu, Çormagon Noyan ve Baycu Noyan’ın “Demir Sultan gitti, artık devlet ve devir sizindir, yürüyün” dedikleri kaydedilmiştir. Anadolu Selçuklu için Alaeddin Keykubad’ın ölümünden daha da kötüsü Gıyaseddin Keyhüsrev gibi beceriksiz bir sultanın tahta geçmesidir. Devletinin sadece düşmanlarının gözünde değil, bağlı devletler ve müttefiklerinin gözünde de itibar kaybettiği görülmektedir. Kösedağ Muharebesi’nin hemen öncesinde, büyük paralar ve arazi gönderilerek tabi ve müttefik devletlerden asker olarak destek kuvveti istendiği halde, birin dışında hiç birinin yardımı görülmemiştir. Keyhüsrev’in durumunu izleyen ve yetersizliğini gören civar devlet yöneticilerinin kendisine güven duymadıkları, savaşın sonucu konusunda Anadolu Selçuklu’dan yana kuşkuları olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten, 13 yıl önce [[Yassı Çemen Muharebesi|Yassıçemen Muharebesi]] için askeri destek birlikleri isteyen Alaeddin Keyhüsrev’e istediği birlikler gönderilmişti.<ref>Ahmet Kütük, sh.: 293 dipnot, 295 ve dipnot, 296, 299 dipnot</ref>
Alaeddin Keykubat, [[Harzemşahlar]]’ın çökmesinden sonra kendilerine yurt arayan Harezmli Kıpçaklara iktalar tahsis ederek Anadolu’ya yerleşmelerini sağlamıştı. Ancak I. Alaeddin Keykavus’a bağlılıklarını kendisi ve Sultan için tehlikeli bulan Sadeddin Köpek’in Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev’e Harzemli [[Kayır Han]]’ı tutuklatması, bu yolla ölümüne neden olması, Anadolu’daki Kıpçakların başkaldırmasına, geçtikleri bölgeleri yağmalayarak Güneydoğu Anadolu civarlarına göç etmelerine yol açmıştır. Bu bölgede, Anadolu Selçuklu ordusunun muhtemel bir destek kuvvetinden yoksun kalması, yolculuklarıve göçleri sırasında neden oldukları yıkımlar bir yana dahasıbulundukları bölgede [[Babai Ayaklanması]]’nın kitle tabanı içinde yer aldılar. Harezmlilerin verdikleri zarar bununla kalmadı, Urfa, Harran, [[Rakka]], [[Suruç]] ve [[Siverek]]’i kapsayan bölgede mevcudmevcut Türkmenlerinbazı Türkmen kitlelerinin de onlara katılmasıyla başa çıkılması çok zor bir güç haline gelerek hem uluslararası transit ticaret hatları üzerinde kervanlara saldırarak, hem de yerleşimleri yağmalayarak bir yandan Anadolu Selçuklu ekonomisine, diğer yandan devlet gelirlerinde önemliçok büyük payı olan vergi gelirlerine darbe vurdular. Bütün bunlar, Sadeddin Köpek’in, Alaeddin Keykubat’ınKeykubad’ın kurmuş olduğu ve düzgün işleyen Anadolu Selçuklu – Harezmliler düzenini tahrip etmesinden sonra ve bu nedenle ortaya çıkmıştır. Aynı tarihlerde ortaya çıkan [[Babai Ayaklanması]]’na katılan bu kitleler, Amasya üzerine ilerlerken büyük tahribatlara neden oldular. Devlet, ard arda yenilgilerden sonra ancak güçlü Erzurum garnizonunu üzerlerine göndererek ayaklanmayı bastırabilmiştir. Güneydoğu Anadolu’da kalan bir kısım Harzemliler ise tahribata devam etmişlerdir. Sultan, zengin hediyeler göndererek bölgedeki düzeni sağlamaya çalışmışsa bile bu kısa süreli bir durgunluk olmuş, yağmalar yeniden başlayınca üzerlerine ordu gönderip onları sınır ötesine sürmekle asayiş sağlanabilmiştir.<ref>Ahmet Kütük, sh.: 291, 292</ref>
 
=== I. Alaeddin Keykubat’ınKeykubad’ın dış politikasının sürdürülmemesi ===
Alaeddin Keykubat, [[Harzemşahlar]]’ın çökmesinden sonra kendilerine yurt arayan Harezmli Kıpçaklara iktalar tahsis ederek Anadolu’ya yerleşmelerini sağlamıştı. Ancak Sadeddin Köpek’in Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev’e Harzemli [[Kayır Han]]’ı tutuklatması, bu yolla ölümüne neden olması, Anadolu’daki Kıpçakların başkaldırmasına, geçtikleri bölgeleri yağmalayarak Güneydoğu Anadolu civarlarına göç etmelerine yol açmıştır. Bu bölgede, Anadolu Selçuklu ordusunun muhtemel bir destek kuvvetinden yoksun kalması, yolculukları sırasında neden oldukları yıkımlar bir yana dahası [[Babai Ayaklanması]]’nın kitle tabanı içinde yer aldılar. Harezmlilerin verdikleri zarar bununla kalmadı, Urfa, Harran, [[Rakka]], [[Suruç]] ve [[Siverek]]’i kapsayan bölgede mevcud Türkmenlerin de onlara katılmasıyla başa çıkılması çok zor bir güç haline gelerek uluslararası transit ticaret hatları üzerinde kervanlara saldırarak, yerleşimleri yağmalayarak bir yandan Anadolu Selçuklu ekonomisine, diğer yandan devlet gelirlerinde önemli payı olan vergi gelirlerine darbe vurdular. Bütün bunlar, Sadeddin Köpek’in, Alaeddin Keykubat’ın kurmuş olduğu ve düzgün işleyen Anadolu Selçuklu – Harezmliler düzenini tahrip etmesinden sonra ortaya çıkmıştır. Aynı tarihlerde ortaya çıkan [[Babai Ayaklanması]]’na katılan bu kitleler, Amasya üzerine ilerlerken büyük tahribatlara neden oldular. Devlet, ard arda yenilgilerden sonra ancak Erzurum garnizonunu üzerlerine göndererek ayaklanmayı bastırabilmiştir.<ref>Ahmet Kütük, sh.: 291, 292</ref>
II. Gıyaseddin Keyhüsrev, babasının ona miras bıraktığı güçlü orduyu ve dolu hazineyi, ülkenin güvenliği sağlama amacıyla kullanmayı başaramamıştır. Doğu sınırındaki müstahkem mevkilerdeki güçlü garnizonları bu şekilde korumak bile üzerinde durduğu bir konu değildir.<ref>Salim Koca, sh.: 44</ref> Tahta geçtiğinde babası tarafından Ögeday Han’la yapılmış olan il olma antlaşmasını imzalayarak yenilemişti. Bu antlaşmanın Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğol karşısında güvenliğini sağlayacağı kabul edilmiş, tüm devlet ileri gelenleri tarafından başka güvenlik önlemi alınmasına gerek görülmemiştir. Kuşkusuz bu tutum büyük bir aymazlıktır, sonucunda devletin doğu sınırının en güçlü kalesi, Doğu’dan gelen ana ticaret yollarının Anadolu’daki en büyük aktarma ve kavşak noktasındaki, devletin doğu sınırının en güçlü kalesi ve en zengin şahirlerindenşehirlerinden olan Erzurum düşmüştür, geride kalan yanmış bir yıkıntdıryıkıntıdır.<ref>Salim Koca, sh.: 51</ref> Erzurum’un düşmesi Moğollara devletin aczini, tartışmaya yer olmayacak şekilde açık bir biçimde göstermiştir.
=== I. Alaeddin Keykubat’ın dış politikasının sürdürülmemesi ===
II. Gıyaseddin Keyhüsrev, babasının ona miras bıraktığı güçlü orduyu ve dolu hazineyi, ülkenin güvenliği amacıyla kullanmayı başaramamıştır. Doğu sınırındaki müstahkem mevkilerdeki güçlü garnizonları bu şekilde korumak bile üzerinde durduğu bir konu değildir.<ref>Salim Koca, sh.: 44</ref> Tahta geçtiğinde babası tarafından Ögeday Han’la yapılmış olan il olma antlaşmasını imzalayarak yenilemişti. Bu antlaşmanın Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğol karşısında güvenliğini sağlayacağı kabul edilmiş, tüm devlet ileri gelenleri tarafından başka güvenlik önlemi alınmasına gerek görülmemiştir. Kuşkusuz bu tutum büyük bir aymazlıktır, sonucunda Doğu’dan gelen ana ticaret yollarının Anadolu’daki en büyük aktarma ve kavşak noktasındaki, devletin doğu sınırının en güçlü kalesi ve en zengin şahirlerinden olan Erzurum düşmüştür, geride kalan yanmış bir yıkıntdır.<ref>Salim Koca, sh.: 51</ref>
=== Babai Ayaklanması ===
Anadolu’nun doğusunda, günümüzün [[Elbistan]], [[Maraş]], [[Amasya]] ve [[Tokat]] illerinde [[Baba İlyas]] siyasi - dini önderliğinde, [[Baba İshak]] tarafından başlayanbaşlatılan ve yayılan [[Babai Ayaklanması]]’nın, Anadolu Selçuklu kuvvetlerinin onbir kez yenilmesiyle, ancak sonuncu muharebeylemuharebeyi, paralı Frenk askerlerinin sayesinde kazanarak bastırılabilmiş, ülkenin sosyoekonomik durumunu ve ordusunu ağır biçimde hırpalamıştır. Gerek mevcudu, gerek maneviyatı yıpranmayan tek kuvvet, Alaeddin Keykubat’ınKeykubad’ın olası bir Moğol saldırısını karşılamak için ErzurumaErzurum’a yerleştirdiği güçlü birliktir. Ağırlıklı olarak Türkmenlerden oluşan ayaklanan kitle, ancak bu kuvvetin üzerlerine sürülmesiyle desteklenen bir ordu tarafından bastırılabilmişti. Sultan, ordunun bu yıpranmışlığı üstüne Erzurum teşkilini bir de güneydoğuya, [[Eyyubiler|Eyyubi]] melikleri üzerine göndermiş, eldeki tek yıpranmamış birliğin burada kayıplara uğramasına yol açmıştır.<ref>Salim Koca, sh.: 44, 45</ref>
 
Bir Türkmen – köylü kitlesinden oluşan bu düzensiz kuvvetler karşısında defalarca bozguna uğrayan Anadolu Selçuklu ordusu, kuşkusuz devletin askeri plandaki aczini gösteriyordu. Doğası gereği yayılma yönünde şiddetli bir eğilimi olan Moğolların[[Moğol İmparatorluğu]]’nun bu zaafiyetizafiyeti gözden kaçırması düşünülemezdi. Sonuç olarak Babai Ayaklanması, Anadolu’daki Moğol istilası ve ondanbunun bir sonrasonucu gelenolan Moğol / İlhanlı tahakkümünü teşvik etmiştir.<ref>Seyhun Şahin, sh.: 405</ref>
== Muharebe öncesindeki gelişmeler ==
Alaeddin Keykubat, Çormagon Noyan tarafından Anadolu Selçuklu doğu sınırlarının ötesindeki tüm tim istilaların ve sonuçta Moğollarla ortak sınır oluşmasının, yaklaşan Moğol tehlikesini ifade ettiğini biliyordu. Yine Çormagon Noyan’ın Anadolu Selçuklu topraklarına yönelik yukarıda bahsedilen akınlarının sadece bir sınır ihlali olmadığını, esasen bir istila hareketine hazırlık olmak üzere keşif seferi olarak görülmesi gerektiğini anlamıştı. Konuya diplomatik ilişkiyle başlamaya karar verip [[Ögeday|Ögeday Han]]’a bir elçi göndererek durumu sorgulamak istemiştir. Ögeday Han’ın cevabı 1237 yılında geldi veHan’ında şöyle yazıyordu
<blockquote>
“Alaeddin’in akıllı ve uzağı görücü bir adam olduğunu duymaktayız. Eğer kendisi buraya gelecek olursa bizden kabul ve ağırlanmak görür ve kendisine ehtaclık veririz ve aynı zamanda elindeki şehirleri de elinde ve kendisinde kalır.”
</blockquote>
şeklindedir. Ehtaclık, [[rikabdar]] anlamına gelmektedir. Moğollardan Alaeddin Keykubat’aKeykubad’a gelen bu ilk mektuptaki çağrıya uyulmamıştır, hatta yanıt verildiği konusunda da bir bilgimiz yoktur.<ref>Züriye Çelik, sh.: 44, dipnot, 45 – 47, dipnot</ref> Ögeday Han’dan gelen ikinci mektup daha sert ifadeler taşımaktadır. Alaeddin Keykubat’ınKeykubad’ın son yılları içinde 1236 yılının şubat ayında, Emir Şemseddin Ömer adında, aslen [[Kazvin]]li, Erzurum’a yerleşmiş bir tüccar, İlhanlı sarayından bir mektup getirmiştir. Bir “yarlık” olarak değerlendirilen bu mektupta Han, Selçuklu Sultanı’na
<blockquote>
"…Yüce tanrı bizi büyük kılmış ve aziz yapmıştır. Yeryüzünü bizim soyumuza vermiştir. Sen iyi yolda ilerliyorsun. Onun için durumumuzu sana bildirmek ve seni bize bağlanmaya ve itaate çağırmak vacip oldu. Bizim halimizi bildirdiğimiz kimseler bize bağlanmazlar, asilik yolunu tutarlarsa, ordumuz onların ülkesine girerek köklerini kazır. Kadınlarını çocuklarını esir alır. Mallarını mülklerini yağmalayıp harap eder."
</blockquote>
denilmektedir.
Ögeday Han bu mektupla Anadolu Selçuklu’nun Moğol’a “il” olmasını istemekte, üstü örtülü olarak tehdit etmektedir. Sultan anlaşıldığı kadarıyla İlhanlı’yla bir savaşı göze almak istememiş, “il” olmayı aynı yıl içinde şartları çok ağır olmayan bir antlaşmayla kabul etmiş, hediyeler hazırlatılmasını emretmiştir.<ref>Buket Yaşa Şahin, sh.: 61, 62</ref> Ancak bu hediyeler ölümü dolayısıyla gönderilememiş, yerine 1237’de tahta geçen oğlu [[II. Gıyaseddin Keyhüsrev]] tarafından gönderilmiştir.<ref>Züriye Çelik, sh.: 48</ref><ref>Refik Turan, [http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/12991 “Alaeddin Keykubad’ın Doğu Anadolu Siyaseti”] sh.: 86</ref>
 
Alaeddin Keykubad, Harzemşahlar Devleti’nin dağılmasıyla Azerbaycan’a gelen Harzemşahlar ve güneydoğudaki Eyyubiler ile ittifaklar kurmaya çalışmış, ancak bu girişimlerine uyumlu bir karşılık görememiştir. Ne var ki Harzemşah askerleri Moğollar konusunda deneyimli değil, tam tersine yılgındırlar.<ref>Refik Turan, [http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/12991 “Alaeddin Keykubat’ın Doğu Anadolu Siyaseti”] sh.: 86</ref>
== Erzurum’un düşmesi ==
Anadolu Selçuklu’nun kendisine “il” olması bir süre Ögeday Han’a yeterli görünmüştü. Fakat bir takım gelişmeler, büyük bir imparatorluk kurma peşindeki Han’da, Anadolu Selçuklu’yu bütünüyle tahakkümü altına alma ihtirası uyandırmıştır. Azarbaycan’dakiBunun üzerine Azerbaycan’daki Moğol kuvvetleri komutanıkomutanını görevlendirmiştir. Komutan Çormagon Noyan’ın 1241 yılında felç olması üzerine yerine [[Baycu Noyan]] atanmıştır. Baycu Noyan’ın komutası altında dört tümenlik yani 40 bin kişilik bir kuvvet vardır.<ref>Baycu Noyan, sh.: 46, İbn Bibi, Selçukname, Yazıcızade Ali ve Müneccimbaşı’dan</ref> Türkiye Selçukluları üzerine saldırmak üzere fırsat kollamaya başlayan Baycu Noyan’ın hedefi, Anadolu Selçuklu Devleti’nin doğu sınırı yaklaşımını koruyan Erzurum’dur. Kentin zaten yüksek ve kalın olan surları I. Alaeddin Keykubat zamanında onarılmış, kentin savunmadan sorumlu garnizon pekiştirilmiş, kente çokça silah ve erzak depolanmıştı. Bu savunma düzenlemeleriyle Keykubat, doğu sınırında hiçbir istilacı kuvvetin başken Konya üzerine ilerlerken imha etmeden geride bırakmayı göze alamayacağı güçlü bir direnek noktası oluşturmuştur. Lakin basiretsiz bir sultan olan Gıyaseddin Keyhüsrev, babası gibi bir Moğol saldırısının kaçınılmaz olduğunu görebilecek, bunun için gerekli tedbirleri alabilecek bir sultan değildir. Kent garnizonu Babai Ayaklanması’na katıldıktan sonra Eyyubi seferinde yıpranmış, kadrosu zayıflamıştı. Garnizon komutanı Sinaneddin Yakut her ne kadar deneyimli ve yetenekli bir komutandıkomutan amaolsa da bu kadrosu eksilmiş kuvvetle kenti savunmak zorundagibi zor bir sorumluluk kalmıştıraltındadır. Moğol ordusunun yaklaşmakta olduğunu öğrenince gerekli savunma düzenlemelerini yapmış ve payitahta bir haberci göndererek takviye kuvvet istemiştir. Bu arada kent, Moğolların önünden kaçan sivil halkın akın akın gelmesiyle daha da kalabalıklaşmıştır. Kısa süre sonra Moğol ordusu gelip kenti kuşattı. Kuşatmada Moğol ordusu küçük ve büyük sekiz [[mancınık]]la<ref>Salim Koca, sh.: 47</ref> gece gündüz surları dövmüştür. Yıkılan kesimler derhal onarılarak savunmaya devam edilmiştir. Kenti Sinaneddin Yakut ve Hıristiyan kuvvetler komutanı İstakus birlikte savunmaktadırlar. Her iki taraftan da ağır kayıplar olduğu belirtilmektedir.<ref>Gürsoy Yılmaz, Orta Çağda Erzurum Kalesi, sh.: 240</ref><ref>Mehmet Özmenli, [http://dergipark.gov.tr/download/article-file/223563 Ermeni - Gürcü Birliklerinin Kösedağ Savaşı'nın Seyrine Etki Eden Tutumları ve Faaliyetleri] - Mehmet Özmenli, sh.: 998</ref>
 
Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından gönderilen yardım birlikleri henüz Erzincan’dayken, kentin şahnesi (vali) Şerefeddin Duvini, Baycu Noyan’la, ailesinin ve akrabalarının canları bağışlanması koşuluyla anlaşmış ve 200 kişilik bir Moğol birliğini, savunması kendi sorumluluğunda olan burçtan kente almıştır. Şerefeddin Duvini’nin uygunsuz işlerine Sinaneddin Yakut’un devamlı engel olması nedeniyle aralarında bir husumet doğmuş olduğu ileri sürülmektedir. Bu ihanetle kente kısa sürede Moğol askerleri akmış, savunma bu sayıyla başa çıkamayarak çökmüştür. Moğolların kentteki müslümanlardanMüslümanlardan işlerine yarayacakları, zanaatçılar dahil esir aldıkları, diğerlerini kentin dışına çıkarıp öldürdükleri, Hıristiyan ve Yahudi tapınaklarını kenti yağmaladıkları gibi yağmaladıkları, Moğol ordusundaki Gürcü ve Ermeni prenslerinin kiliselerdeki kutsal yazmaları kurtardıkları, fakat Hıristiyan ve Yahudilerin, kendi ordularındaki dindaşları tarafından fidyeleri ödendiği için serbest bıraktıkları ileri sürülmüştür. Öldürülenler arasında kente Moğol birliğini alan Şerefeddin Duvini, ailesi ve adamları da bulunmaktadır. Moğollar esirleri yanlarına alarak bölgeden ayrılırken kenti ateşe vermişlerdir. Geride kalan talan edilmiş, yanmakta olan bir kent ve hemen dışındaki yığınla cesettir.<ref>Salim Koca, sh.: 48, 49</ref><ref name="mö997">Mehmet Özmenli, sh.: 997</ref>
 
Erzurum’un düşmesi Anadolu Selçuklu sarayında gerçek bir felaket olarak görülmüştür. Devletin ve ülkesinin doğu sınırını koruyan en güçlü direnek notası olan Erzurun’unErzurum’un yıkımı, doğu sınırınınsınır savunmasının kırılmış olduğu anlamına geliyordu, artık Moğol istilası önünde hiçbir direnek noktası kalmamıştır.<ref>Salim Koca, sh.: 50</ref> Buna rağmen Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev rahattır, “En az sayıda kölelerimi göndersem Moğolları sürerler” demektedir.<ref>Mehmet Özmenli, sh.: 944</ref>
== Hazırlıklar ve ordunun toplanması ==
Erzurum’un düşmesi üzerine sultan, tüm devlet ricalini ve Anadolu Selçuklu ordusu yüksek komutanlarını devletin ikinci başkenti sayılan Kayseri’de yapılacak toplantıya çağırmıştır. Bütün [[subaşı]]lar, tımar askerlerini terhis ederek kışı geçirmek için ailelerinin yanına göndermiş, kendileri ise Kayseri’ye gelmiştir. Uzun tartışmalardan sonra savaş kararı alınmış, şu önlemler konusunda karara varılmıştır.
* [[İznik İmparatorluğu]], [[Kilikya Ermeni Krallığı]], [[Artuklular|Artuklu]] beylerine ve [[Eyyubiler|Eyyubi]] meliklerine elçiler gönderilerek Moğol tehdidinin onları da hedef alacağı anlatılacak, ortak bir savunma için ittifak önerilecektir.
* bağlı hükümdarlara ulak gönderilerek aradaki tabiyettabiiyet antlaşmasına göre yükümlü oldukları asker gönderme konusu hatırlatılarak bu anlaşmada belirtilen koşullarda askeri birlik istenecek, gerek arazi bağışı, gerek para olarak teşvik de ihmal edilmeyecektir.
* gulam askerler ve ikta askerlerinden oluşan Anadolu Selçuklu ordusunu takviye etmek amacıyla Türkmen ve Anadolu’da bulunan Harezmli [[kıpçakKıpçak]] şeflerinden paralı asker olarak savaşa katılmaları istenecektir.<ref>Salim Koca, sh.: 52</ref>
 
Anlaşılan Anadolu Selçuklu Devleti’nin eski itibarı artık kalmamıştır. Anadolu Selçuklu ordusu tabi devletlerden, gönderilen paralara ve bağışlanan arazilere rağmen antlaşma şartlarının gereği olan askeri birlikleri dahi sağlayamamıştır. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu Selçuklu ordusunun Moğol ordusu karşısında yenilgiye uğrayacağı çok daha yüksek bir olasılık olarak görülüyordu ve Moğolların intikam almasından kaçınmak için destek kuvveti gönderilmedi ya da bu iş çok ağırdan alındı. [[Ebû’l-Farac]], Kilikya Ermeni Krallığı hakkında bu yönde bilgi vermektedir.<ref>Seyhun Şahin, sh.: 410</ref> Komşu bağımsız hükümdarlıklardan ise sadece Halep Eyyubilerinden 2 bin kişilik bir birlik gönderilmiştir. Oysa vassal krallıklara, hazine açılarak çok büyük tutarlarda paralar ve geniş iktalar verilmiştir. Örneğin Ahlat hakimine 10 bin dinar Alaüddin Altını (Sikke-i Aliye) ve 100 bin dirhem (gümüş sikke) gönderilmişti. ÜstelikDahası belirli konularda görevlendirilen devlet adamlarından bazıları üstlendiklerisorumluluklarına verilen görevlerin üstesinden gelmekte yetersizlik göstermişlerdir. Örneğin Eyyubi meliklerine, Suriye’ye gönderilen Saltanat Naibi(bkz. Naib-i Sultan, [[Anadolu Selçuklu Devleti#Divanlar ve emirler|Divanlar ve emirler]]) [[Şemseddîn İsfahanî]], yanında çok miktarda para, erzak ve askeri techizatteçhizat götürmüş, [[Yabgulu]] Türkmenler arasından altı aylık paralarını ve erzaklarını peşinen verdiği çok sayıda asker toplamış, fakat Anadolu’ya doğru yürüyüşe bile geçemeden Kösedağ Muharebesi olup bitmişti. Bunu öğrenen askerlerden çoğu, para ve erzakla birlikte kaçıp gitmiştir. Şemseddin İsfahani kısa süre sonra Moğol hükümdarı [[Batu Han]] tarafından Anadolu Selçuklu ülkesini Han adına idare edecek bir naib olarak atanacak, Anadolu Selçuklu’ya vezir olacaktır.<ref>Salim Koca, 53</ref><ref>Mehmet Suat Bal, sh.: 271</ref><ref name="eg6">Erkan Göksu, sh.: 6</ref>
 
Böylece 1243 yılı kışı, elçiler gönderilmesi, Anadolu ve civarından çok sayıda paralı asker sağlanmasıyla geçmiştir. OrdununHazır edilen ordu mevcudunun saray gulamları, ikta askerleri ve paralı askerlerden olmak üzere 70 – 80 bin kişilik bir kuvvet olduğu belirtilmektedir. Emir Nizameddin Suhrab’ın bir kurultayda emrine bin frenk askeri verilirse Moğol ordusunu bozguna uğratacağını söylemesinden anlaşılmaktadır ki, orduda en az bin paralı frenk asleri bu sayıya dahilaskeri olmalıdırbulunmaktadır. İlkbaharda ordu Kayseri yakınlarındaki Meşhed Ovası’nda toplanmaya başlamıştır. Ne var ki tabi devletlerden ve Suriye’deki Naib Şemseddin İsfahani’den henüz bir haber yoktur. Yine de eldeki ordu, Anadolu Selçuklu Devleti tarihinde bir araya getirilen en büyük ordudur. Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev Meşhed Ovası’na eşi, çocukları, hazinesi, kafeslerde beslemekte olduğu leopar, aslan ve kaplan gibi<ref>Ahmet Kütük, sh.: 307</ref> yabanıl hayvanları ile gelmişgelmiştir, sefere bu şekilde katılmıştırdevam edecektir. BunaBu ağırlığa rağmen Sultan’ın amacı, Moğol ordusunu sınırların ötesinde, örneğin [[Nahcıvan]] ya da [[Tebriz]]’de karşılamaktı, bunun için orduyu Sivas’a götürmüştür. Bu sırada Baycu Noyan 40 bin kişilik tümü süvari ordusu ve tabi Gürcü ve Ermeni prenslerinin komutasındaki askerler de ordusuna katılmış olarak Anadolu’ya doğru yürüyüşe geçmişti.<ref>Salim Koca, sh.: 53, 58 dipnot</ref> Her iki ordunun mevcudu hakkında günümüze ulaşan kaynaklarda birbirinden oldukça farklı rakamlar verilmektedir. [[Papalık]] tarafından gönderilen bir misyoner ve kaşif olan [[Simon de Saint Quentin]], Moğol ordusunun 120 bin kişi, öncü kuvvetin ise 40 bin kişi olduğunu yazmaktadır.<ref name="ek39">Erkan Göksu, sh.: 7 dipnot 39</ref> [[Osman Turan]] Anadolu Selçuklu ordusunun 50 – 80 bin mevcutlu olduğunu yazar. [[İbn Bibi]]’y e göre 70 bin kişilik Anadolu Selçuklu ordusundan başka 80 bin kişilik bir ordu daha vardır. Buna göre Anadolu Selçuklu ordusu 150 bin kişilik bir ordudur. Ananimİbn Bibi Moğol ordusunun ise 50 bin kişilik bir ordu olduğunu yazmaktadır. Anonim Selçukname mevcuduAnadolu Selçuklu ordu mevcudunu 100 bin olarak verir. Moğolları Hıristiyanlaştırmak için Asya’ya gönderilen bir HırstiyanHıristiyan keşiş olan Rubruck Moğolistan dönüşünde Anadolu’daki rum halk arasında soruşturmuştur ve 200 bin rakamını vermektedir. İbnDiğer Bibi Moğol ordusunun 50 bin kişilik bir ordu olduğunu yazmaktadır. Sonuç olarakyandan Anadolu Selçuklu ordusu 70 bin mevcutlu kabul edilirse, bunun 10 bin ya da biraz daha fazlasının gayrimüslim askerler olduğu ileri sürülmektedir.<ref name="ek39"/><ref>Mehmet Özmenli, 998 - 1000</ref><ref>Seyhun Şahin, sh.: 109</ref> Canla başla savaştıklarını İbn Bibi’nin belirttiği bu gayrimüslümgayrimüslim unsurların neredeyse tümüyle imha olduğu anlaşılmaktadır.<ref>Seyhun Şahin, sh.: 411</ref>
 
Anadolu Selçuklu kuvvetleri Sivas’a geldiklerinde, 50 bin kişilik asakir-i Etrak (Türk askerler, uçlardan toplanmış Türkmenler) hazırlamış olan [[Ahlat]] hakimi, Şam dolaylarından 20 bin kadar paralı asker toplayan Şemseddin İsfahani ve Kilikya Ermeni Krallığı’ndan 3 bin Ermeni ve Frank süvariyle hareket ettiği bildirilen [[Kilikya Ermeni Krallığı]] başkenti Sis (Kozan) hakimi henüz gelmemiştir. Bu yüzden Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, destek birliklerin gelmesini beklemekle Sivas’ta uzunca bir süre kalmıştı. Bu sürede her gün orduyu denetlemekle birlikte zamanının büyük bölümünü saha oyunları, spor, daha çok da eğlenceyle geçirmekteydi.<ref>Erkan Göksu, sh.: 5, 8</ref> Daha sonra bir savaş meclisi toplamıştır. Yaşını başını almış ve deneyimli, dahadiğer bir doğrusuanlatımla aşırı temkinli komutanlar, destek kuvvetlerinin beklenmesinin askeri olarak boşuna olduğunu, böylece Moğol ordusunu sınır ötesinde karşılama amacınafırsatının terselden düşüldüğünükaçtığına, artık saldırgan bir strateji izleme olanağı kalmadığını, ülke topraklarını savunmak için savaş verileceğini söylemişlerdir. Bunun için ise Sivas son derece elverişlidir. Kentin tahkimatına girişilmeliydi. Bu tutum, gelecek 50 bin kişilik destek kuvvetinden daha elverişli bir savaş sağlayacaktır. Diğerleri ise Moğol ordusu halkı katlederken Sivas’ta beklemenin korkaklık olduğunu belirterek onları suçladılar. Sultan ise bir karar veremediği gibi sessiz kalmayı seçti. Sonuç olarak bu savaş meclisinde, ne tarzda hareket edileceği üzerine hiçbir karar alınamamıştır. Savaş meclisinin farklı düşünen iki kutba bölünmesi, aynı zamanda ordunun başkumandanı olan sultanın bu konuda ağırlığını koyamadığı gibi bir karara da varamaması, doğrudan doğruya sultanın hem askeri, hem de yönetsel yetersizliğini ortaya koymaktadır. Bu kurultaydan çok kısa süre sonra sultan orduya hareket emri verdi. Birkaç gün sonra ordu Sivas’tan 80 kilometre daha doğuda, bir yaylada, uzun ve geniş Kösedağ mevkiinde suyu ve otlağı bol olan bir yeri seçerek ordugâh kurdu. Burası askerî bakımdan müdafaası kolay, Moğolların saldırısına imkân vermeyen bir araziydi. Burada da bir süre sonra bir savaş meclisi kuruldu. Yine karar alınamadı.<ref>Salim Koca, sh.: 56, 57</ref><ref name="eg6"/><ref name=''öck''/>
 
Kösedağ’daki savaş meclislerinde genç ve deneyimsiz komutanların sözcülüğünü yapan Nizameddin Suhrab, oldu bittiye getirip, Sultan’ın da onayını alarak 20 bin kişilik bir öncü kuvvet teşkil ettiği belirtilmektedir. Bu birlikteki komutanlar Beylerbeyi Gürcüoğlu Zahireddîn, Pervâne Veliyeddîn, Çaşnîgîr Mübarizeddîn Çavlı, NizameddînNizameddin Suhrab, NasuheddînNasuheddin Farsi ve Gürcü Şalueoğlu Fahreddîn olarak verilmektedir.<ref>Salim Koca, sh.: 60</ref><ref>Seyhun Şahin, sh.: 411</ref> Bu kuvvetler içinde Halep’ten gelen 2 bin kişilik kuvvetle 3 bin kişilik Frank paralı askeri vardır. Ermeni tarihçi Hetum’a göre Limniatili John ile Bonifacio de Molinis adlarındaki iki Venedikli komutan emrindeydiler ve hiç biri geri dönmemişti.<ref>Erkan Göksu, sh.: 9 dipnot 49</ref>
== Muharebe ==
[[Dosya: Dema çandinê Qopiza Jorîn.jpg|thumb|220px|Günümüzde Kösedağ]]
Anadolu Selçuklu ordusu öncü birliği ile Moğol ordusu arasında gerçekleşen savaşmuharebe Osman Turan, Müneccimbaşı ve İbn Bibi’ye göre 3 Temmuz 1243 tarihinde olmuştur.<ref>Mehmet Özmenli, sh.: 1001</ref> Öncü birlik sarp dağ geçidinden ovaya inerken, günümüze ulaşan kaynaklarda anlatılanlar doğru ise, büyük bir gafletle ileriye keşif çıkarmamıştır. Oysa Baycu Noyan komutasındaki Moğol ordusu geçidin inişine yakın bir yerde, savaşa her an hazır biçimde ordugah kurmuştur. Sarp ve dik geçitten yorgun bir vaziyette aşağıya inen Anadolu Selçuklu öncü birliği, dinlenmeden, mevzi almadan, hatta saf tutmadan, düşmanlarının seçtiği muharebe alanında Moğol ordusuyla muharebeye girmek zorunda kaldılar. Baycu Noyan ise hızlı karar vermiş, hızlı tertiplenmiştir. Muharebenin ilk safhasında Anadolu Selçuklu kuvvetleri üstünlük sağladı. Moğollar ise bozguna uğramış gibi ricat ettiler. Anadolu Selçuklu öncü birliğinin deneyimsiz komutanları, Moğol kuvvetlerini bozguna uğrattıklarını sanıp izlemeyle koyuldular, bu arada yayladaki ordugaha, sultana zafer haberi gönderdiler. Oysa kapıştıkları, Moğol ordusundan görece küçük bir birlikti ve Baycu Noyan’ın talimatına uyarak ricat ediyor, Anadolu Selçuklu kuvvetlerini hızla tertiplenmiş bir tuzağa çekiyorlardı. Pusuda bekleyen Moğol savaşçılarının ok yağmuruna tutulan Anadolu Selçuklu askerleri paniğe kapıldılar ve büyük bir kısmı birkaç saat içinde öldürüldüler.<ref>Salim Koca, sh.: 60 - 62</ref><ref>Erkan Göksu, sh.: 10</ref> Bununla birlikte Moğol ordusu Azerbaycan’daki [[Mugan|Mugan Ovası]]’ndaki merkez üssüne döndüğünde Anadolu Selçuklu Veziri [[Mühezzibüddîn Ali]] de peşinden gitmiş, burada Baycu Noyan’la bir barış antlaşması yapmıştır. Bu görüşmeler sırasında Mühezzibüddin Ali, Anadolu Selçuklu öncü kuvveti kayıplarının 3 bin kişi olduğunu söylemiştir.<ref>Erkan Göksu, sh.: 10 dipnot 50</ref> Anadolu Selçuklu kuvvetlerinin muharebe alanını Moğol kuvvetlerine terk ettiği düşünülürse, Moğolların düşman ölülerini saymış olmaları gerekir, buna göre vezirin doğru rakam vermiş olduğu düşünülebilirileri sürülebilir.
 
Kıyımdan kurtulup sultanın huzuruna çıkan komutanlardan Nasuheddin Farsi, sultana gösterilmesi gereken saygıyı umursamadan ağır sözler sarf edip, az sayıdaki adamlarını alıp Halep’e gitmiştir. II. Gıyaseddin Keyhüsrev komutasındaki Anadolu Selçuklu ordusu artık çözülmeye başlamıştır. Nitekim sultan Keyhüsrev, o gece karanlık çöker çökmez ailesini ve hazinesini, bir birlik korumasında Tokat’a göndermiştir.
 
Çaşnigir Mübarizeddîn Çavlı savaştan sağ çıkmayı başararak Sultan'ın yanına geldi. Muzafferüddîn oğlunun disiplinsizliğinden, yersiz aceleciliğinden ve Şalva oğlunun sarhoşluğundan şikâyette bulunurken Sultan, "İci (ağabey), bu konuda neyi öneriyor ve yapılacak şey nedir?" diye sorar. Çavlı ise şu cevabı verir: “Düşünme sırasında ve tedbir zamanında tecrübelerime dayanarak huzurunda çıkış yollarını arz ederken, benim görüşlerime itibar etmedin. Bu durumda ben kulunun veya başkalarının elinden ne gelir?” Karşılıklı konuşup danıştıktan ve tedbirler düşündükten sonra Sul­tan, “Ben gidiyor, ülkenin yönetim dizginini sana bırakıyorum. Bildiğini ve yapabildiğini hiç çekinmeden yap” diyerek Tokat'a doğru yola çıkar.
 
Kıyımdan kurtulup sultanın huzuruna çıkan komutanlardan Nasuheddin Farsi, sultana gösterilmesi gereken saygıyı umursamadan ağır sözler sarf edip, az sayıdaki adamlarını alıp Halep’e gitmiştir. II. Gıyaseddin Keyhüsrev komutasındaki Anadolu Selçuklu ordusu artık çözülmeye başlamıştır. Nitekim sultan Keyhüsrev, o gece karanlık çöker çökmez ailesini ve hazinesini, bir birlik korumasında Tokat’a göndermiştir.
Bu sırada muharebeden sağ kurtulan Çaşnîgîr sultanın huzuruna gelmiştir. Sultan Çavlı’ya bu durumda yapılacak şeyin ne olduğunu sorunca Çavlı’nın sultanı deneyimsiz komutanların aklına uymakla suçlamaktan başka bir şey söylemedi. Sultan ise oradan ayrılacağını, ülkenin yönetimini ona bıraktığını, uygun gördüğü gibi davranmasını söyleyip maiyetiyle birlikte Tokat’a doğru yola çıktı. Oysa elde kalan ordu, Moğol ordusundan halen sayıca üstündü ve bulundukları mevki savunmaya son derece uygundu. Baycu Noyan, geride bu güçte bir ordu bırakmayı göze alarak Anadolu içlerine ilerleyemezdi, bu orduyu şu ya da bu şekilde imha etmek zorundaydı. Buna rağmen ne sultan, ne de komutanlar, savunmada kalmayı düşünemediler. Anadolu Selçuklu ordusu gece boyunca parça parça dağıldı. Ertesi gün Baycu Noyan ordusuyla Kösedağ’a çıktığında boş ordugahı bulmuştur.<ref>Salim Koca, sh.: 63 - 65</ref>
 
Bu sırada muharebeden sağ kurtulan Çaşnîgîr sultanın huzuruna gelmiştir. Sultan Çavlı’ya bu durumda yapılacak şeyin ne olduğunu sorunca Çavlı’nın sultanı deneyimsiz komutanların aklına uymakla suçlamaktan başka bir şey söylemedi. Sultan ise oradan ayrılacağını, ülkenin yönetimini ona bıraktığını, uygun gördüğü gibi davranmasını söyleyip maiyetiyle birlikte Tokat’a doğru yola çıktı. Oysa elde kalan ordu, Moğol ordusundan halen sayıca üstündü ve bulundukları mevki savunmaya son derece uygundu. Baycu Noyan, geride bu güçte bir ordu bırakmayı göze alarak Anadolu içlerine ilerleyemezdi, bu orduyu şu ya da bu şekilde imha etmek zorundaydı. Buna rağmen ne sultan, ne de komutanlar, savunmada kalmayı düşünemediler. Üstelik geri çekilme konusunda da bir karar alınmış değildir, bu yüzden ordunun Kösedağ’dan çekilmesi hiç de düzenli bir şekilde olmamıştır. Sultan ve emirlerin büyük bölümü gece sıvışınca Anadolu Selçuklu ordusu da gece boyunca parça parça dağıldı. ErtesiArtık günelde Baycubir Noyanordu ordusuylakalmamıştır. Dağılan orduyu toplayıp Kösedağ’aMoğolların çıktığındakarşısına boşçıkma ordugahıolanağı bulmuşturyoktur.<ref>SalimAhmet KocaKütük, sh.: 63 - 65</ref>
Baycu Noyan, Anadolu Selçuklu ordugahı karşısında, bir tuzağa düşmemek için iki gün beklemiştir. Hiçbir hareket göremeyince tedbiri elden bırakmayarak ordugaha girdiler. Geride kalan ganimetleri, erzak ve ağırlık yapmasın diye geride bırakılan her şeyi emniyete aldıktan sonra Sivas, oradan da Kayseri’yi ele geçirdi. Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev ise daha önce Tokat’tan Konya’ya, sonra da Antalya’ya çekilmiştir. Orada bile rahat edemeyerek İç Ege Bölgesi’ne gitmiştir.<ref>Salim Koca, sh.: 65, 66</ref><ref>Erkan Göksu, sh.: 1 - 14</ref>
 
Ertesi gün Baycu Noyan ordusuyla Kösedağ’a çıktığında boş ordugahı bulmuştur. Baycu Noyan, Anadolu Selçuklu ordugahı karşısında, bir tuzağa düşmemek için iki gün beklemiştir. Hiçbir hareket göremeyince tedbiri elden bırakmayarak ordugaha girdiler. Geride kalan ganimetleriganimetin bir kısmı 300 deve yükü altın, erzak3 bin katır yükü değerli eşya, 40 araba zırh ve ağırlıkmuhtemelen yapmasınbüyük diyemiktarda gerideerzaktır.<ref name=''ma83''> Mustafa Alican, [http://www.johschool.com/Makaleler/1213748990_5.%20M.%20Alican%20-%20K%C3%B6seda%C4%9F,%2079-91..pdf Kösedağ Bozgunu’nun Arap Kaynaklarındaki Bazı Yansımaları Üzerine] sh.: 83</ref> bırakılanMoğollar hertüm şeyibunları emniyete aldıktan sonra Sivas, oradan da Kayseri’yi ele geçirdi. Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev ise daha önce Tokat’tan Konya’ya, sonra da Antalya’ya çekilmiştir. Orada bile rahat edemeyerek İç Ege Bölgesi’ne gitmiştir.<ref>Salim Koca, sh.: 65,63 - 66</ref><ref>Erkan Göksu, sh.: 1 - 14</ref>
== Moğol ilerlemesi ==
Kösedağ’da ordu kampını yağmalayan Moğol ordusu Anadolu içlerine doğru ilerlemeye devam etmiştir. İlk hedefleri Sivas olmuştur. Güçlü surlarla çevrili kentin o tarihlerdeki nüfusunun 100 bin olduğu ileri sürülmektedir. Fakat Kösedağ bozgunu ardından kente hiçbir birlik gelmemiştir. Zaten kentteki garnizon da kenti savunabilecek güçte değildir. Kent ileri gelenleri aman dilemek için Baycu Noyan’a gitmişler, bağışlanmayı dilemişlerdir. Baycu Noyan, kentin birkaç gün yağmalanacağını ama halkına dokunulmayacağını bildirmiştir. Baycu Noyan sözünde durmuş, kent üç gün yağmalandıktan sonra, halkından hiç kimseye zarar verilmeden Moğol ordusu kentdenkentten çekilmiştir.<ref>Salim Koca, sh.: 72, 73</ref>
 
Moğol ordusu Sivas’ta işlerini bitirdikten sonra Kayseri üzerine ilerlemiştir. Kayseri halkının bir kısmı panik halinde Halep’e kaçtılar. Kösedağ’dan çekilen Câmedâr Samsamüddîn Kaymaz, Kayseri Subaşısı Topal Fahreddin Ayaz, kendilerine bağlı birliklerle Kayseri’ye gelmişlerdi. Kentten kaçmayan halkın, özellikle kentteki kalabalık [[Ahilik|ahi]] topluluğunun kenti savunma kararlılığı onları da etkiledi, derhal savunma tertipleri alınmaya başlandı. Moğol ordusu kent önlerine geldiğinde derhal kente saldırmamıştır. Kent çevresinde tahribat yaparak savunmacılara korku aşılamaya çalıştılar. Baycu Noyan ertesi gün kent etrafını dolaşarak surları dikkatlice inceledi. Şiddetli saldırılar bir süre devam etmiş, sonunda kent düşmüştür. Moğollar Erzurum’daki uygulamalarının bir benzerini burada icra etmişlerdir.<ref>Salim Koca, sh.: 75 - 77</ref>
Moğol ordusu Kayseri’de işlerini bitirince dönüş için harekete geçmiştir. Erzincan önlerine kadar yürüyüş devam etmiş, esirlerden yürüyecek hali kalmayanlar yol boyu öldürülmüştür. Burada bir süre mola verildi. Buna rağmen çevre bölgeler yağmalandı. Baycu Noyan Erzincan halkına, hayatlarının bağışlanması karşılığında kabarık bir haraç ödemelerini önerdi. Kent kabul etmeyince kuşatıldı. Zayıf surlar kısa sürede mancınıklarla yıkıldı ve yağma ve katliamlar öncekiler gibi uygulandı. Erzincan’dan sonra Moğol ordusu Azerbaycan’daki merkezlerine dönmüştür.<ref>Salim Koca, sh.: 77 - 79</ref>
== Sonuç ==
Moğol ordusu’nun Mugan Ovası’ndaki esas kışlağına dönmesinden kısa bir süre sonra Anadolu Selçuklu Veziri Mühezzibüddin Ali ile Baycu Noyan arasında yapılan barış antlaşması, Anadolu Selçuklu Devleti’ni Moğol tabiiyeti altına sokmuştur.<ref>Erkan Göksu, sh.: 11, 12</ref> Bu antlaşmanın Anadolu Selçuklu’ya yüklediği maddi yük yılda 3,6 milyon dirhem, 10 bin koyun, bin sığır, bin deve ve başkaca değerli hediyelerdir.<ref name=''ma83''/>
== Kaynakça ==
{{kaynakça|4}}
* "1243 Türk'ün Anadolu Tarihinde Bir Dönüm Noktası Kösedağ Savaşı ve Anadolu'nun Moğollar Tarafından İşgali" “1243 Kösedağ Savaşı ve Anadolu’nun Moğollar Tarafından İşgali Uluslararası Şûrası”
* Salim Koca, [http://sutad.selcuk.edu.tr/sutad/article/view/747 Türkiye Selçuklu Tarihinin Akışını Değiştiren ve Anadolu’nun Kaderini Belirleyen Savaş: Kösedağ Bozgunu]
* Seyhun Şahin, [http://isamveri.org/pdfdrg/G00012/2017_64/2017_64_SAHINS.pdf Kösedağ Savaşında Selçuklu Ordusunda GayrimüslümlerGayrimüslimler]
* Züriye Çelik, [http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/5111/377785.pdf?sequence=1 Moğol İstilası ve Türkiye Selçuklu Devleti]
* Ulaş Yağmur, [https://www.academia.edu/37694101/Ula%C5%9F_Ya%C4%9Fmur_K%C3%B6seda%C4%9F_Sava%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n_Ba%C5%9Flamas%C4%B1nda_Babailer_%C4%B0syan%C4%B1n%C4%B1n_Rol%C3%BC_Yeditepe_%C3%9Cniversitesi_Tarih_B%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC_I._Uluslararas%C4%B1_T%C3%BCrk_K%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC_ve_Tarihi_Sempozyumu Kösedağ Savaşı’nın Başlamasında Babailer İsyanının Rolü]
6.771

değişiklik