Ana menüyü aç

Değişiklikler

düzeltme, yazış şekli: vaat ett → vadett AWB ile
Alparslan'ın 1071 [[Malazgirt Savaşı]] galibiyetinden sonra giderek daha çok sayıda Türkmen göçmen boyları Anadolu'ya girip yerleşmeye başlamış ve Süleyman Şah bu Türkmenlerin liderliğini ele geçirmeyi başarmıştır. 1073'te Kutalmışoğlu Süleyman Şah Büyük Selçuklu devleti hükümdarı [[Melikşah]] tarafından Büyük Selçuk Sultanlığı'na bağımlı '''Sultan-ı Rum''' (yani Türkiye Selçuklu Devleti hükümdarı) olarak tayin edilmiştir. Bizans sınırlarında idaresini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Bizanslılarla bazen savaş yaparak bazen Bizans isyancılarına yardım ederek hükmü altındaki toprakların sınırlarını büyütmeyi başarmıştır. 1075'te Bizans İmparatorluğu'nun Anadolu'da bulunan önemli şehirlerinden [[İznik]] (Nicaea) ile [[İzmit]] (Nicomedia)'i eline geçirmiştir. Ardından Güney Marmara bölgesine tamamen hakim olmuştur. Ayrıca Çanakkale boğazından geçen gemilerden vergi almaya başlamıştır. 1077'de özerkliğini ilan edip [[İznik]] merkezli bağımsız bir devlet olarak [[Anadolu Selçuklu Devleti]]'ni kurmuştur.<ref>Cahen, Claude (İng. çev.:J. Jones-Williams) (1968), ''Pre-Ottoman Turkey: a general survey of the material and spiritual culture and history c. 1071-1330'', New York: Taplinger, {{İng}} say.. 73-4.</ref><ref name="ReferenceA">Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi Ansiklopedisi,sh.:84</ref><ref name="ReferenceB">Azimi,sh.:361, A'lak ul-hatira, British Museum, DD. 23334,sh.:34b.</ref><ref>Anonim Selçuk-name,sh.:36</ref><ref>Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi Ansiklopedisi,sh.:75-80</ref>
== Türkiye Selçuklu Devleti'nin gelişmesi ==
Anadolu'da güçlü bir devlet kuran Süleyman Şah; [[Bizans İmparatorluğu|Bizans]]'ın içinde bulunduğu taht kavgalarından ve diğer buhranlı durumdan yararlanarak sınırlarını hızla genişletmeye başlamıştır. Gerçekten de Bizans'ın [[Rumeli]] orduları komutanı [[Nikeforos Bryennios (yaşlı)|Bryennios]] 1075 yılında ayaklanmış ve 1077 yılında [[Adrianopolis]]'te imparatorluğunu ilan ederek başkent [[Konstantinopolis]] üzerine yürümüştür. Bunun üzerine harekete geçen [[Bizans İmparatorluğu|Bizans]]'ın Anadolu'daki ordularının komutanı [[III. Nikiforos|Nikiforos Botaneiates]]; [[Alp Arslan]]'dan kaçarak Bizans'a sığınan [[Selçuk Bey]]'in torunu El-basan (Khrysoskül) ile birleşerek, Süleyman Şah'ın taarruzlarına karşı geceleri ve sapa yollardan ilerlemek suretiyle [[Kütahya]]'dan [[İstanbul]]'a doğru ilerlemeye başlamıştır. Fakat Nikiforos, [[Sakarya]]'daki Atzula mevkisinde Selçuklu kuvvetleri tarafından sarılma riski ortaya çıkınca El-basan'ı amcazadesi Süleyman Şah'a göndermiştir. El-basan Süleyman Şah'a; Nikiforos'un imparatorluğu ele geçirmeyi amaçladığını ve bunu başardığı takdirde kendisine vaat ettiğivadettiği menfaatleri anlatmıştır. Süleyman Şah; müttefiki bulunan mevcut Bizans imparatoru yerine daha uygun şartlarla Nikiforos'la ittifak yapmış ve kendisine asker desteği vermiştir. Nitekim 1078 yılında Nikiforos; İstanbul'a girmiş ve buradaki taraftarlarının arka çıkmasıyla Bizans tahtını ele geçirmiştir. Yanında getirdiği Türk askerlerini de [[Rumeli]]'de isyan etmekte olan Bizans'ın Rumeli orduları komutanı [[Nikeforos Bryennios (yaşlı)|Bryennios]]'a karşı göndermiştir.<ref>Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi Ansiklopedisi,sh.:85</ref><ref>N. Bryennios, Fr. trc. Cousin (Historie de Contantinople'de), Paris 1672, III,sh.:760-761; Zonaras,sh.:109a; [[Mihail Attaleiates]],sh.:266, 276; G. Finlay,sh.:56; J. Laurent, Sultanat,sh.:180-181</ref>
 
1078'de Süleyman Şah Bizans İmparatoru [[VII. Mihail]] ile Bizans tahtını eline geçirmek üzere isyan eden ''[[Anatolikon|Anatolikon Theması]]'' vali generali ("[[Stratigos]]") [[III. Nikiforos|Nikiforos Botaneiates]]'e karşı askerî yardım anlaşması yapmıştır. Fakat Süleyman Şah ordusu ile İznik ile Kütahya arasında ''Nikeforus Botaeiates'' ile karşılaşınca asi generalin sağladığı daha uygun şartlar nedeniyle taraf değiştirip ''Nikiforos Botaeiates''{{'}}a askeri yardım sağlamış ve onun III. Nikiforos ismi ile Bizans İmparatoru olmasına önayak olmuştur. Bu yardım dolayısıyla Bizanslılar göçmen Türkmenlerin Anadolu'da da Boğaz kıyılarına kadar gelip yerleşmelerini kabul etmişlerdir.<ref name="norwich1">Norwich, John Julius (1991), ''Byzantium: The Apogee'', Londra:Penguin ISBN 0-140011448-3 {{İng}}s.1081</ref><ref>Vryonis, Speros (1972) ''The Decline of Medieval Hellenism in Asia Minor and the Process of Islamization from the Eleventh through the Fifteenth Century'' University of California Press, say. 112-3.</ref>
1080'de ise Süleyman Şah bir diğer Bizans tahtına geçmek isteyen, bu sefer başarısız, isyancıya (''[[Nikiforos Melissenos]]'')'a yardım etmiştir. Türkiye Selçuklu Devleti'nin hızlı bir biçimde büyümesinden çekinen Bizans İmparatorluğu, (Balkanlardaki karışıklığın etkisiyle de) Türkiye Selçuklu Devleti ile bir antlaşma yapmış ve bu antlaşmaya göre Bizans, Türkiye Selçuklu Devleti'ne yıllık tazminat ödemeyi kabul etmiştir.<ref name="Ostrogorskiy">Georgiy Ostrogorskiy, file:///F:/YAZILAR/TAR%C4%B0H/Antik%20Tarih/Bizans%20Devleti%20Tarihi%20-%20Ostrogorsky.pdf “Bizans Devleti Tarihi”] sh.: 348, 349</ref>
 
Süleyman Şah Bizans ile yaptığı bu antlaşma sonucu batı sınırını güvenceye almıştır.<ref name="Ostrogorskiy"/> Yakın akrabası ve veziri [[Ebu'l-Kasım]]'ı İznik'te idareci olarak bırakan Süleyman Şah, doğu sınırlarını genişletme planları ile 1084'te Çukurova (Kilikya)'ya (ve belki de Suriye üzerine) bir sefere çıkmıştır. Bu sefer sonucu Tarsus, Adana ve Antakya'yı devletinin sınırlarına katmış ve Filaret'e karşı olan [[Antakya]] halkının davetiyle bu şehri fethetmiştir. Süleyman Şah'ın Antakya'yı fethinden sonra bütün [[Suriye]]'ye sahip olma amacıyla [[Halep]]'i kuşatmıştır. Halep emiri olan İbn-i Huteyti (ya da Şerif Ebu Hasan), Tutuş'tan yardım istemiştir. Tutuş, Melikşah'ın kardeşi olup Melikşah tarafından Suriye melikliğine getirilerek, bu bölgede Büyük Selçuklu Devleti'nden bağımsız olarak hareket eden Atsız Bey idaresindeki Yabgulu Türkmenleri'ni itaat altına alan, [[Şam]]'ı kendisine merkez edilmişti. Tutuş yanına Selçuklular’ın yetenekli kumandanlarından ([[Artuklu Beyliği]]'nin kurucusu) [[Artuk Bey]]'i alarak 4 Haziran 1086 tarihinde Halep'e doğru yola çıkmış ve Süleyman Şah'la 4 Haziran 1086 tarihinde Ayn Seylem mevkisinde karşılaşmış ve [[Ayn Seylem Savaşı|savaşı]] Tutuş kazanmıştır. Bu savaşla beraber Süleyman Şah hayatını kaybetmiş ve Halep'dete defnedilmiştir. Ayrıca Anadolu Selçuklu Devleti büyük karışıklıklara sürüklenmiştir.<ref>Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi Ansiklopedisi,sh.:98-102</ref>
 
[[Anna Komnini]] ise [[Aleksiad]] adlı kitabında, Süleyman Şah’ın Antakya hakimi Philaretos adında ermeni bir [[domestikos]]’un oğlu tarafından teşvik edildiğini ileri sürmektedir.<ref>Aleksiad, sh. 194</ref>
 
Süleyman Şah; sefere çıkarken yerine vekil olarak Ebu'l Kasım'ı bırakmıştı ve kendisinin ölümüyle beraber Ebu'l Kasım, Anadolu Selçuklu Devleti'ni idare etmeye başlamıştır. Büyük Selçuklu sultanı Melikşah ise; Porsuk Bey'i tekrar Anadolu üzerine göndermek suretiyle Anadolu Selçukluları'nı itaat altına almak istemiştir. Fakat Porsuk Bey başarısız olunca bu sefer de Bozan Bey'i Anadolu üzerine göndermiştir. Bozan Bey'i geri çekmesi için birçok hediyeyle beraber Melikşah'la görüşmek için İran'a giden Ebu'l Kasım; Melikşah'dantan Bozan Bey'in iradesiyle kendi iradesinin aynı olacağı, eğer Bozan Bey bu seferden vazgeçerse kendisinin de vazgeçeceğini, bunun için Bozan Bey'le görüşmesi gerektiği şeklinde bir cevap almıştır. Daha sonra Ebu'l Kasım, İznik'e geri dönerken kendisini takip etmekte olan Bozan Bey tarafından yakalatılmış ve boğdurulmuştur. Kendisinin ölümü üzerine kardeşi Ebu'l Gazi Anadolu Selçukluları'nı idare etmeye başlamıştır.<ref>Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi Ansiklopedisi,sh.:113-117</ref>
 
Her ikisi de Selçuklu hanedanından olan ve [[Büyük Selçuklu İmparatorluğu|Büyük Selçuklu Devleti]]'ne ismen bağımlı bu iki taraf arasındaki askeri çekişmeye bu devletin başkenti [[İsfahan]]'da bulunan Sultan [[Melikşah]]'in bir bağlantısı olup olmadığı daha belgelenmemiştir. Ama bazı tarihçiler Tutuş'un Sultan Melikşah emirleriyle hareket ettiğini bildirmektedirler.
Kutalmışoğulları; [[Büyük Selçuklu İmparatorluğu|Büyük Selçuklu Devleti]] egemenliği konusundaki taht kavgalarında mağlup olmuş ve [[Kutalmış]] ölmüş, [[Alp Arslan]]'ın ölümüyle beraber serbest kalan başta Süleyman Şah ve Mansur olmak üzere Kutalmış'ın oğulları önce Suriye'de faaliyet göstermiş, daha sonra Anadolu'ya geçerek İznik'e kadar ilerlemiş ve İznik başkent olmak üzere Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurmuşlardı. Öte yandan Yabgulu Türkmenleri'nin Güney Suriye ve Filistin'e gelerek burada [[Atsız Bey]]'in idaresine girerek bir beylik kurmaları Büyük Selçuklu sultanı [[Melikşah]]'ı endişelendirmekteydi. Çünkü Melikşah, bu devlet ve beyliklerin güçlenmesi durumunda kendisine rakip hale gelebileceğini düşünmekteydi. Bu yüzden Melikşah; kardeşi [[Tutuş]]'u Suriye'ye göndermek suretiyle Atsız Bey idaresinde teşkilatlanan Yabgulu Türkmenleri'ni itaat altına almıştır. Daha sonra Porsuk Bey idaresindeki bir orduyu Anadolu'ya göndermek suretiyle Süleyman Şah, Mansur ve tüm Kutalmışoğulları'nı bertaraf etmeyi amaçlamıştır. Bu yüzden 1075 yılı Temmuz ayında (468 Zilkaade) Afşin, Saltuk<ref>Bizans ve Ermeni kaynaklarında Samuk, Arap kaynaklarındaki Sanduk isminin aslı.</ref>, Dilmaç oğlu Mehmed, Tarank oğlu ve Tutı oğlu<ref>M. H. Yınanç ve ondan nakil yapanlar yanlış olarak Davdav şeklinde okumuşlardır. Halbuki Tutı malum bir Türkmen ismidir.</ref> gibi Oğuz beyleri askerleriyle birlikte Anadolu'dan [[Halep]]'e dönüyorlardı. Çünkü bu beyler Melikşah'a bağlıydılar ve Melikşah'a olan sadakatlerinden dolayı onun emrine uygun olarak [[Tutuş]]'a iltihak etmişlerdir.<ref>İbn ul-'Adim, Buğyat ut-taleb ft Tarih Haleb, Bibl. Nationale, Ar.2138,sh.:96b; aynı müel, Tarih Haleb, II, ss.56</ref>
 
Melikşah'ın Anadolu ve Kutalmışoğulları'nı itaat altına almak maksadıyla gönderdiği Porsuk Bey'in Anadolu'daki faaliyetleri hakkında kaynakların verdikleri bilgiler karışık ve kifayetsizdir. Bu rivayetlerden birine göre Melikşah, cihan hakimiyeti davasıyla <ref>Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklular Tarihi,sh.:154-156</ref>, Porsuk Bey'i Anadolu'ya göndermiş ve Porsuk Bey Bizans'ı sıkıştırarak imparatoru yıllık 300.000 altun (dinar) haraca bağlamış hatta bizzat Melikşah'data İstanbul'a kuşatmış ve Bizans'ın vergisini 1.000.000 kızıl altına çıkarmış; Konya, Kayseri, Aksaray, İznik ve tüm Anadolu beldelerini fethederek Süleyman Şah'ı Anadolu'ya melik yapmış ve [[Antakya]]'yı da alarak kendisine teslim etmiş, [[Tutuş]]'u da [[Şam]]'a göndererek kendisini [[Mısır]] ve [[Magrip]]'in fethiyle görevlendirmiştir.<ref>'İmad ud-din İsfahani (Bundari), Zubdat un-Nusra, nşr. Th. Houtsma,sh.:55, 70; Sadr ud-din el-Hüseyni,sh.:71-72</ref>
Başka bir müellife göreyse [[Kutalmış]] ölünce oğlu Mansur Anadolu'ya gitmiş ve birçok beldeyi fethetmiştir. Melikşah tahta çıkınca Mansur'un üstüne Porsuk Bey'i göndermiş ve Porsuk Bey Mansur'u mağlup ederek onu ortadan kaldırmıştır. Ayrıca bu müellife göre Mansur öldüğü zaman kardeşi Süleyman'ın yaşı çok küçüktür ama Türkmenler'in kendisine iltihakıyla Süleyman'da birçok beldenin fethine muvaffak olmuştur.<ref>Cenabi, el-'Aylem üz-zahir, Ayasofya No: 3033,sh.:470a</ref> Yine başka bir müellife göre Melikşah; Porsuk Bey'i Kutalmışoğlu'nu<ref>Selçuklu hanedanına mensup bulunan Kutalmış'ın Süleyman ve Mansur'dan başka ismi bilinmeyen çocukları da vardır.</ref> yakalatmak üzere Anadolu'ya göndermiş ve Porsuk Bey, İstanbul'a sığınmış olan Kutalmışoğlu'nu Bizans imparatoru [[III. Nikiforos|Nikiforos Botaneiates]]'ten istese de Kutalmışoğlu kendisine teslim edilmemiştir. Daha sonra Porsuk Bey ile Kutalmışoğlu arasında şiddetli savaşlar yaşanmış, iki tarafta çok ağır kayıplar vermiş, nitekim Porsuk Bey bir hileyle hasmını ortadan kaldırarak durumu Melikşah'a bildirmiştir. Bunun üzerine Anadolu'da bulunan Türkmenler'de Kutalmış'ın diğer oğlu olan Süleyman'a sığınmıştır. <ref>Ebu'l-Ferec,sh.:227</ref>
 
Modern tarihçiler ise Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurulmasından sonra Süleyman Şah ve Mansur arasında taht kavgalarının başladığını, bu yüzden Süleyman Şah'ın yardım istemesi üzerine Melikşah'ın Porsuk Bey'i Anadolu'ya gönderdiğini ve iki ordunun birleşerek Mansur'u ortadan kaldırdığını, böylece Anadolu melikliğinin Süleyman Şah'a verildiğini yazarlar.<ref>J. Laurent, Sultanat,sh.:179; M. H. Yınanç, Anadolu'nun Fethi,sh.:105; Kafesoğlu, Melikşah, İA,sh.:668</ref> Daha ayrıntılı bir açıklama ise şöyledir. Süleyman Şah’ın kardeşi Mansur ise, aralarında ortaya çıkan hakimiyet mücadelesi, zamanla düşmanlığa dönüşmüş, Şüleyman Şah, kardeşi Mansur Bey’i ortadan kaldırmaya yönelmiştir.<ref>İbrahim Gök, [http://dergipark.gov.tr/download/article-file/165236 Türklerin Suriye’ye Girişi ve Süleymanşâh] sh.: 233</ref> Süleyman Şah, Mansur Bey’in merkeze karşı isyan hazırlığı içinde olduğunu [[Melikşah]]’a bildirmiş, bunun üzerine [[Emir Porsuk]] emrinde bir kuvvet Anadolu’ya gönderilmiştir. Süleyman Şah’ını kuvvetleriye birleşen bu kuvvet, Mansur Bey üzerine gitmiş, muharebe sırasında Mansur Bey öldürülmüştür.<ref> Züriye Çelik, [http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/5111 Moğol İstilâsı ve Türkiye Selçuklu Devleti] sh.: 6</ref>
 
Ancak kesin olan şudur ki Porsuk Bey'in liderliğinde düzenlenen bu sefer Kutalmışoğulları'na karşıdır ve bu sefer, Süleyman Şah'ın kardeşi Mansur'un ölümüyle nihayete ermiştir. Bu seferle beraber Süleyman Şah kuvvetlenmiştir.<ref>Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi,sh.:86-90</ref> Ayrıca Prof. Dr. Osman Turan; [[Porsuk Çayı]]'nın isminin, Porsuk Bey'in bu havalideki hareketlerinin hatırası olarak kaldığını iddia eder.<ref>Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi,sh.:87</ref>.
 
Bizans'taki imparator değişikliği Anadolu Selçukluları'na yaramış ve Selçuklular; Anadolu'da fethetmedikleri yerleri de fethetmişlerdir. Bu hususu Süryani Mihail gibi müellifler; [[Nikomedia]]'nın (İzmit) Türkler'in elinde bulunduğunu belirterek doğrulamaktadırlar. Nitekim [[İstanbul Boğazı]], Türkler ile Bizanslılar arasında sınır olmuştur. I. Aleksios bu durum karşısında, bir gece baskınıyla Türkler'i boğazlardan uzaklaştırmak istemiş ama başarısız olmuştur. Bu sırada Bizans'ın Balkan topraklarına karşı çok büyük ve acilen bertaraf edilmesi gereken bir Norman tehlikesi belirmiştir. Bu yüzden I. Aleksios, Süleyman Şah'la anlaşmak zorunda kalmış ve anlaşmaya göre Selçuklular'ın Bizanslılar'a; Normanlar'a karşı olan mücadeleleri sırasında asker desteği sağlaması, yine Selçuklular'ın İstanbul Boğazı'ndan çekilmesi ve iki devlet arasındaki sınırın Drakon çayı olması kararlaştırılmıştır. Bu muahedeyle beraber Selçuklular, Marmara kıyılarına kadar bütün Anadolu'nun kendilerine ait olduğunu tasdik ettirmişlerdir. Öyle ki hukuken Bizans'a ait olan Sinop ve Antakya şehirlerinin mahalli hakimler tarafından fethi karşısında Bizans imparatorunun bir itirazda bulunmaması 1081 muahedesiyle Bizans'ın, tüm Anadolu'yu Selçuklular'a terkettiğine delalet etmektedir. 1081 muahedesinde Selçuklu-Bizans hududu olarak belirlenen Drakon çayı; W. Ramsay'a göre İzmit Körfezi'ne dökülen Kırkgeçit çayıdır. Chalandon'a göreyse Drakon çayı, Bozburun yarımadasını ayıran çaydır. [[Osman Turan]]'a göreyse bugünkü Drakos(Orhan)tepe ve onun yanındaki bir dere bahis mevzudur.<ref>Süryani Mihael, III,sh.:172</ref><ref>Prof. Dr. Osman Turan, Türkiye Selçukluları Tarihi,sh.:90-92</ref><ref>Anna Komnini, I,sh.:136-138; J. Laurent, Sultanat,sh.:181-182; aynı müellif, Seldjoucides,sh.:8, 11, 94; [[Louis Bréhier]], La Vie et la mort de Byzance, Paris 1948,sh.:287-290</ref><ref>Aleksiad, I,sh.:146</ref><ref>Aleksiad, II,sh.:63, 75</ref><ref>W. Ramsay,sh.:205; Chalandon, Alexis Comnene,sh.:72, 75</ref>
Bu muharebeden sonra Süleyman Şah'ın, yapacağı askeri yardımı gerçekleştirdiğine dair bir kayda rastlanmamış ve Anna Komnini, [[Makedonya Cumhuriyeti|Makedonya]]'nın [[Ohri]] bölgesinde oturan ve Tadikios'un emrinde bulunan Türkler'dem bahsetmiştir ki tüm kaynaklar bunların Balkanlar'daki Şamani Türkler'e (Müslüman olmayan Türkler) mensup olduğunu teyid etmektedir. <ref>Anna Komnini, I,sh.:151, 162; J. Laurent, Sultanat.sh.:182; G. Schlumberger, Sigillographie de l'Emp. Byzantin, Paris 1884,sh.:569</ref>
 
==== Süleyman Şah'ın Şark Seferi Öncesi Şark Hudutları ====
Malazgirt zaferinden sonra ne yapacağını şaşıran Frank askerleri ve reisleri Raimbaud, ayrıca dağlık Toros bölgelerine sığınmış olan Ermeniler de Filaret'in idaresine girmiş ve böylece 1074 yılında Filaret; hakimiyetini kurmuş ve imparatorun Antioch (Antakya) valiliğine tayin etmiş olduğu İzak'ı bozguna uğratmıştır. Daha sonra Filaret; Siirt, Muş ve Harput bölgelerine hakim olan, Bizans'a sadık kalan Ermeni prensi Sasonlu Thornig'e karşı taarruza geçmiştir. Filaret bu savaşta Frank reisi Raimbaud'u kaybetse de Türkler'le ve Türk emiri Kapar ile ittifak ederek Thornig'i de bertaraf etmiştir. 1077 yılında Bizans valisi Leon'un idaresindeki Urfa'yı zapteden Filaret; Malatya'da yerleşen Ortodoks Ermeni Gabriel'i de kendisine tabii kılmıştır. En son Fırat boylarında meydana çıkan Ermeni Vasag'ı da 1079 yılında ortadan kaldırdıktan sonra Filaret Antakya'ya girmiş ve şehirdeki Rumlar'ı katletmiştir. Böylece gittikçe kuvvetlenen Filaret Harput'tan Kilikya'ya kadar uzayan Malatya, Maraş, Göksün, Tarsus, Anazarba, Masisa, Ra'ban, Antakya ve Urfa şehirlerini içine alan çok büyük bir prenslik kurmuştur. Fakat bu hakimiyeti kurarken izlediği iki yüzlü siyaset ve Hristiyanlar'ı katilden kaçınmamasından dolayı Rumlar ve Süryaniler'den başka Ermeniler'in de nefretini kazanmıştır. Mevkisini Türkler'le dostluk kurarak korumaya çalışan Filaret; Süleyman Şah'ın kendi üzerine sefer yapma ihtimaline karşı [[Melikşah]]'a yaklaşmış ve bizzat onun sarayına giderek hakimiyetini tasdik ettirmek gayesiyle Müslüman olmuştur. Bu durum Filaret'in Hristiyanlar'a karşı olan şiddetini artırmış ve Hristiyanlar'ın Filaret'e olan nefretleri iyice artmıştır.<ref>Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye,sh.:97-98</ref><ref>Urfalı Mathiey,sh.:173-181; Süryani Mihael,sh.:176, 179; Ebu'l Ferec,sh.:227; J. Laurent, Seljoucides,sh.:25, 82-90; aynı müellif, ''des Grecs aux Croises'', Byzantion I (1924),sh.:385-395; aynı müellif, ''Byzance et Antioche'', Revue des Etudes armeniennes, IX (1929)sh.:61-70</ref>
==== Süleyman Şah'ın Şark Fetihleri ====
Türkiye Selçukluları'nın şarkında bir Ermeni prensliğinin kurulması ve Melikşah'ın, dolayısıyla da Büyük Selçuklular'ın bu prensliği desteklemeleri büyük bir endişe yaratıyor ve Süleyman Şah'ı şark seferine mecbur ediyordu. Bizanslılar ile yapılan 1081 muahedesiyle nasıl imparator [[I. Aleksios]] Balkanlar'daki Normanlar'a ve Şamani Türkler'e (Müslüman olmayan Türkler) karşı serbest kaldıysa aynı şekilde Süleyman Şah'data Doğu Anadolu meselelerinde serbest kalmıştır.
 
1082 yılında Çukurova'ya (Kilikya) girerek [[Tarsus]]'u fetheden Süleyman Şah; 1083 yılında Adana, Anazarba, Masisa ve tüm Kilikya beldelerini hakimiyeti altına almıştır. Süleyman Şah, Tarsus'u fethedince derhal kadı İbn Ammar'dan bu yeni fethedilen şehirler için kadı ve hatip istemiştir ki bu durum Süleyman Şah'ın; Melikşah'la, dolayısıyla da Büyük Selçuklular'la olan geçmişten kalma siyasi ve ailevi rekabetini devam ettirdiğine dair mühim bir hadisedir. Çünkü Süleyman Şah, Büyük Selçuklular'ın dini lider olarak tanıdığı [[Sünnilik|Sünni]] [[Abbasiler]] yerine [[Şii]] [[Fatımiler]]'i dini lider olarak tanımıştır. Nitekim Kutalmışoğulları; Anadolu'ya geçmeden önce Kuzey Suriye'de bulundukları dönemde aynı teşebbüste bulunmuşlardır. Ayrıca [[İbrahim Yınal]] ve diğer asi Selçuklu beyleri de bu yolu tutmuşlardır.<ref>Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye,sh.:98-99</ref><ref>Aleksiad, II,sh.:63, 67</ref>
Antakya geçmişte; Afşin Bey tarafından ve ayrıca Anadolu'ya geçmeden önce Süleyman Şah tarafından kuşatılmış fakat Bizans'ın şiddetli müdafaasından dolayı şehir düşmemiştir. Daha sonra Süleyman Şah şehri fethetmiş ve bu fetihle beraber; o dönem huzursuzluklar içinde bulunan [[Halep]]'in Harim ve Duluk kazaları da kendiliğinden Süleyman Şah'ın eline geçmiştir.<ref>'Azimi, s365; İbn Kalanisi,sh.:117; İbn Hamdun, 156a; Sıbt, 75a; İbn Şeddad, 52a; 95b;İbn ül-Esir, Atabeyler Tarihi; R. H. Cr.sh.:14; Urfalı Mathieu,sh.:188-189; Süryani Mihael,sh.:173; Ebu'l-Ferec,sh.:229; Hayton, Doc. armeniens,sh.:143</ref>
 
Süleyman Şah'ın Marmara sahillerinden Antakya'ya kadar uzanan çok güçlü bir devlet kurması ve hakimiyetini genişletmesi onun, Büyük Selçuklular'la yahut tabiileriyle çatışmaya girmesini mukadder kılmıştır. Süleyman Şah'ın bu fethi Arap Şerefüddevle Müslim'i telaşlandırmış ve Süleyman Şah, yaptığı Antakya fethine müteakip Melikşah'a elçi göndermiş ve Melikşah, bu durumdan memnun olmuştur. Fakat bu durum da iki amcazade arasındaki ilişkilerin düzeldiğine hükmetmek kolay değildir. Çünkü böyle bir teşebbüs gerçekleşmişse bile bu dini duyguların ve siyasi şartların bir icabıdır. Nitekim Süleyman Şah Antakya'yı fethederken Melikşah'data Doğu Anadolu ve Suriye meselelerinin halli için harekete geçmişti. Çünkü Diyarbakır Mervani emiri Bizans'ın eski bir vassalıydı ve son olarak da Fatımiler'le münasebetleri olan Şerefüddevle Müslim'de Mervaniler'le anlaşarak birçok lütuflarına nail olduğu Melikşah'a nankörlük etmişti.<ref>Selçuklular Tarihi,sh.:145-147</ref> Bu yüzden Melikşah Diyarbakır üzerine bir ordu sevk ediyor ve öte yandan bizzat kendisi Şerefüddevle Müslüm üzerine Musul seferini düzenliyordu. Fakat bu dönemde Melikşah; Horasan'daki kardeşi Tekiş'in isyanıyla karşılaşmış ve geri dönmek zorunda kalmıştır. Melikşah o tarafa dönerken Şerefüddevle'nin itaat teklifini kabulden başka Musul'la beraber Halep'in idaresini de Müslim'e bırakmıştır. Bu durumda Melikşah'ın, Süleyman Şah'a böyle bir yanıt vermesi tabiidir.<ref>Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye,sh.:102</ref>
 
Şerefüddevle Müslim; Ermeni Filaret'le iyi münasebetler kurmuş ve Antakya için yıllık bir cizye vergisi almıştır. Fakat Süleyman Şah'ın Antakya'yı fethi üzerine Müslim, bu meblağı Süleyman Şah'dantan istemiş ve onu Melikşah'a itaatsizlikle itham ve tehdit etmiştir. Buna cevap olarak Süleyman Şah; kendi cihadıyla bu beldeyi kafirlerden alıp bir İslam beldesi haline getirdiğini ve cizye vermeyeceğini Müslim'e bildirmiştir. Ayrıca bazı Halep kasabalarının Süleyman Şah'ın kontrolüne geçmesi ve Halep ileri gelenlerinin Süleyman Şah'a gelerek kendisini, Halep şehrine davet etmesi Süleyman Şah ile Şerefüddevle Müslim arasındaki gerginliği yükseltmiştir. Nitekim Müslim'in askerleri Antakya civarına akınlar yapmaya başlamış ve Süleyman Şah' da, bir kıta askeri Halep civarına göndermiştir. Böylece iki taraf savaş hazırlıklarına başlamıştır. Süleyman Şah; son kez bir barış teklifi yapsa da ret cevabı almış ve bunun üzerine iki taraf 23 Haziran 1085'te, Halep ile Antakya arasında, [[Amik Ovası]]'na akan Afrin Çayı üzerinde karşılaşmıştır. İlk harekette [[Çubuk Bey]], Türkmenleri ile beraber Süleyman Şah tarafına geçmiş<ref>İbn ül-Esir, X,sh.:47; Sıbtsh.:75a</ref> ve Arap askerleri bozguna uğramıştır. Şerefüddevle Müslim ise Türkler'in takibi esnasında bir mızrak darbesiyle öldürülmüş ve Sğleyman Şah; Temmuz 1085'te Halep'i kuşatmış ve Müslim'in cesedini, Halep kapısında defnetmiştir.<ref>İbn ul-'Adim, Buğya, 108a - 109b; Tarih Haleb, II,sh.:89-92; 'Azimi,sh.:365; İbn ul-Kalanisi,sh.:118; Baybars Mansuri, 212b; Sıbt, 71a - 72, 75b; Urfalı Mathiey,sh.:190; Ebu'l Ferec,sh.:230</ref>
 
Süleyman Şah'ın Antakya'yı fethettikten sonra Halep şehrini de kuşatma altına alması, İznik Selçukluları ile İran Selçukluları arasındaki çekişmeyi körüklemekteydi. Halep kuşatması esnasında o dönem şehre hakim olan Şerif Ebu Hasan; bir yandan Süleyman Şah'ı oyalarken bir yandan hem Melikşah'a hem de onun kardeşi olan ve [[Suriye Selçukluları|Suriye Selçuklu meliki]] olan [[Tutuş]]'tan yardım isteyerek ya bizzat gelmelerini veya Süleyman Şah'ı bölgeden uzaklaştıracak bir ordu göndermelerini istemiştir. Bu sıralar da Süleyman Şah, Halep'teki taraftarlarıyla aleyhdarlarını baş başa bırakarak Müslim'in askerlerini takibe girişmiş ve onları çöle kaçırmıştır. Daha sonra Ma'arra, Kefertab ve [[Şayzar]] kazalarını teslim almış ve Kınnesrin'i kuşatarak fethetmiştir. Burada Şerefüddevle Müslim'in dul kalan zevcesi Menia hatunla izdivaç eden Süleyman Şah; oradan tekrar Halep üzerine yürürken Tutuş'data Şam'dan ayrılarak kendisine doğru gelmeye başlamıştır. Süleyman Şah, Halep'i ikinci defa muhasara ederken şehir halkı ''Tutuş ile muharebeniz neticelendikten sonra şehri size teslim edeceğiz'' şeklinde bir mesaj vermiştir.<ref>İn ül-Esir, Atabeyler Tarihi,sh.:16</ref>
 
Süleyman Şah üzerine hareket etmekte olan Tutuş'un beraberinde Malazgirt Savaşı'na müteakip Anadolu'da birçok beldeyi fetheden ve çok büyük bir Türkmen kuvvetine sahip [[Artuk Bey]]'de bulunmaktaydı. Diyarbakır kuşatması esnasında Fahr ud-devle Cehir ile birlikte bulunan ve onunla bozuşup Melikşah'a gücendikten sonra Suriye'ye giden Artuk Bey, burada Tutuş'la anlaşmış<ref>Sıbt, 76a; Ebu'l Ferec,sh.:230</ref> ve [[Kudüs]] kendisine ikta olarak verilmiştir. Katıldığı her savaşta muzaffer bir rol oynayan ve yüksek bir şöhretle itibara sahip olan Artuk Bey, Tutuş'la beraber Süleyman Şah'ın üzerine yürümüş ve çok önemli görevler üstlenmiştir.<ref>İbn Müyesser, Ahbar Mısr, nş. H. Masse, Kahire 1919,sh.:38; İbn ul-Azrak,sh.:182: ''Artukoğulları'nın adı büyüktü. Rum ve Frenk ülkelerinde Artuk'un Kudüs'ten ve Gazi zamanından beri eski şöhret ve itibarları vardı.</ref>
Süleyman Şah; bu hareketi haber alınca Tutuş'a doğru ilerlemiş ve iki ordu 5 Haziran 1086'da, Halep'in üç mil yakınındaki ''Ayn Seylem Mevkii''{{'}}inde<ref>Yakut, IV,sh.:178</ref> karşılaşmış ve Selçuklu hanedanına mensup iki amcazade arasında şiddetli bir [[Ayn Seylem Savaşı|savaş]] yaşanmıştır. Şerefüddevle Müslim'e karşı olan savaşta Süleyman Şah'ın tarafına geçen [[Çubuk Bey]] ve Türkmenler'i; şimdi safları değiştirerek Tutuş tarafına geçmiş ve Büyük Selçuklular'ı tercih etmişlerdir. Böylece Süleyman Şah bozguna uğramıştır. Süleyman Şah, ordudaki sarsıntıyı gidermek istese de hezimeti önleyememiştir. Ayrıca Süleyman Şah, bu savaşta hayatını kaybetmiştir. Süleyman Şah'ın ölümüyle ilgili iki rivayet vardır. Bunlardan birincisine göre hezimete uğrayan Süleyman Şah, atıyla savaş meydanından uzaklaşmış ve atından inerek kalkanını yere koymuş ve oturmuştur. Daha sonra Tutuş'un askerlerinin kendisini götürmek istemesi üzerine kılıcını çekerek intihar etmiştir. Diğer rivayete göreyse Süleyman Şah, savaş meydanında şehit olmuştur. Daha sonra Tutuş; Süleyman Şah'ın naaşını bir kefene sarmış ve geçmişte Süleyman Şah'ın Şerefüddevle Müslim'i defnettiği Halep kapısına bu sefer kendisini defnetmiştir. Süleyman Şah'ın savaş meydanından uzaklaşarak intihar ettiğine delalet eden Anna Komnini'nin rivayetine mukabil Halep tarihçisi, Süleyman Şah'ın cesedinin ölüler arasında bulunduğunu ve Tutuş'un ''Selçuk oğullarunun ayakları birbirine benzer''<ref name="İbn ul-'Adim, Tarih, II,sh.:97">İbn ul-'Adim, Tarih, II,sh.:97</ref> diyerek Süleyman Şah'ın naaşını tanıdığı göz önüne getirilirse onun savaş esnasında şehit olduğu rivayeti doğruluğa daha yakındır.
 
Nitekim bu savaşla beraber Süleyman Şah hayatını kaybetmiş ve başta veziri Hasan bin Tahir olmak üzere askerlerinin mühim bir kısmı esir olmuştur.<ref>Aleksiad, II,sh.:65; İbn ul-'Adim, Tarih, II,sh.:95-97; Buğya, 109a-110a; İbn ül-Esir, X,sh.:50; 'Azimi,sh.:266; İbn u-Kalanisi,sh.:119; İbn Hamdun, 156b; Baybars Mansuri, 213a-214b; İbn Vasıl, Muferrıc ul-kurub, Kahire 1953, I,sh.:14-16; Zehebi, Tarih ul-İslam, Haydarabad,sh.:6; Ebu'l Fida, Tarih, İstanbul 1280, II,sh.:205; İbn Kesir, XII,sh.:130; Aksarayi,sh.:20-21</ref> Anadolu Selçukluları'nın savaşı kaybetmesinde Suriye Türkmenleri'nin Tutuş tarafına geçmesi ve Artuk Bey ana nedenlerdir. Bunlardan başka Süleyman Şah'ın yüksek vasıflarına, askerleri ve tebaası tarafından çok sevilmesine mukabil Tutuş'un kendi maiyetine sert muamelesi dolayısıyla Türkmenler'in karşı tarafa geçmesi ancak Melikşah'ı hesaba katmalarıyla açıklanabilir.<ref>Tutuş hakkında Selçuklular Tarihi,sh.:163-164</ref> Esasen harp başladığı sırada Melikşah'data Urfa'ya varmış bulunmaktaydı.<ref>Selçuklular tarihi,sh.:148</ref> Süleyman Şah'ın ölümünden sonra Tutuş'un, onun veziri Hasan bin Tahir'i, karısını ve çocuklarını Antakya'ya yani Türkiye Selçukluları'na ait bir memlekete götürmesine rağmen Melikşah gelince onları [[İsfahan]]'a götürmüş ve ölünceye kadar onları serbest bırakmamıştır. Böylece Melikşah; 1092 yılına kadar Anadolu'da Kutalmışoğulları'nın hakimiyetine fırsat vermemiştir. Yine Melikşah; Süleyman Şah'ın vezirini Antakya'nın mali işlerine ve Yağı-sıyan bin Alp'i de bir miktar askerle şehrin valiliğine tayin etmiştir.<ref>Sıbtsh.:82a; İbn ul-'Adim, Buğya, Feyzullah Ef. No:1404,sh.:244a</ref>
 
Bu savaşla beraber [[Antakya]], Anadolu Selçuklu Devleti'nin toprağı olmaktan çıkmış ve [[Büyük Selçuklu İmparatorluğu|Büyük Selçuklu Devleti]]'nin bir toprağı olmuştur. Ayrıca Süleyman Şah'ın ölümüyle beraber Anadolu Selçukluları büyük karışıklıklara sürüklenmiş ve Süleyman Şah'ın bu sefere çıkarken yerine vekil olarak tayin ettiği İznik'teki Ebu'l Kasım Anadolu Selçukluları'nı idare etmeye başlamıştır. Ayrıca Melikşah Anadolu Selçukluları'nı itaat altına almak Porsuk Bey'i tekrar Anadolu'ya göndermiştir .<ref name="İbn ul-'Adim, Tarih, II,sh.:97"/>
{{bitiş kutusu}}
{{Selçuklu sultanları}}
 
{{DEFAULTSORT:Suleyman 01}}
[[Kategori:1086 yılında ölenler]]