Ana menüyü aç

Değişiklikler

düzeltme AWB ile
 
==== Anadolu’da Bektaşi nüfuzu ====
Çeşitli Türk kabileleri Anadolu’ya göç etmeğe başladıklarında özellikle de [[Anadolu Selçukluları]]’nın en debdebeli devri olan [[I. Alaeddin Keykubad|Büyük Âlâ’ed-Dîn Key-Kûbâd]]’ın iktidarına rast gelen zaman dilimi içerisinde Anadolu’da [[Şiî]]lik bir hâyli ilerlemiş, ve [[II. Gıyaseddin Keyhüsrev|İkinci Gıyas’ed-Dîn Key-Hüsrev]]’in saltanatının başlangıcında [[Babâîlik|Babâîler]] [[Baba İshak ayaklanması|İhtilâli]] patlak vermiş ve [[Hacı Bektaş Veli|Hacı Bektaş]] da bu arada çok kuvvetli nüfuz sahibi bir şahsiyet olarak ortaya çıkmıştı. [[Velâyet-nâme-i Hacı Bektaş-ı Veli|Vilâyetnâme]]’ye göre [[I. Alaeddin Keykubad|Sultan Âlâ’ed-Dîn]] bile, [[Şaman]]î [[Türkler]]’in [[İslamiyetİslam]]’eiyet’e girmelerine bir vesile olan [[Hacı Bektaş Veli|Hacı Bektaş]]’ın hâlifesi ''“Kara Donlu Can Baba”'' dolayısıyla hünkâra karşı derin bir hürmet beslemekteydi. [[Hacı Bektaş Veli|Hacı Bektaş]]’ın yurt edindiği [[Kırşehir]] yolu Dulgadır Türkmenleri’nin arasından geçmekteydi. Bu nedenle Halep, Adana ve havalisinde yaşayan Türkmenler arasında hünkârın adı saygıyla anılmaktaydı. [[Akşehir]]’deki “Mahmud Hayranî” ile [[Sivrihisar]]’da yaşayan “[[Yunus Emre]]” de hünkâra âhid verenler arasındaydı. [[Ahlat]]’da da meşhur [[Barak Baba|Hoylu Burak Baba]]’nın müridlerinden “Baba Emîrci” bulunuyordu. O devirlerde Anadolu’daki Bektaşi nüfuzunun en hâkim bulunduğu yerler arasında Ankara, Sivas, Konya, Kayseri, Kırşehir ve güneye doğru yayılmış olan Türkmen Aşîretleri’nin yerleşmiş oldukları vilâyetlerdi.<ref>''[[Velâyet-nâme-i Hacı Bektaş-ı Veli|Vilâyetnâme-i Hacı Bektaş-ı Veli’yyûl Horasanî]]''</ref>
{{Ayrıca bakınız|I. Alaeddin Keykubad|II. Gıyaseddin Keyhüsrev|Anadolu Selçukluları|Hacı Bektaş Veli|Velâyet-nâme-i Hacı Bektaş-ı Veli}}
===== Karamanlılar devrinde Anadolu’da Bektaşi fa’aliyetleri =====
[[Dosya:Hajji Bektash Wali.jpeg|thumb|175px|[[Hacı Bektaş-ı Veli]].]]
===== Bektaşi Babası Sarı Saltık =====
[[Evliya Çelebi]]’ye göre [[Hoca Ahmed Yesevi|Ahmed Yesevi]] müridlerinden olan [[Sarı Saltuk|Sarı Saltık]], H. 662 / M. 1264 yılında birçok müridleriyle birlikte Rumeli’ye geçti. Dobrıca, Kırım, Moskova, Lehistan kıt’alarını dolaştıktan ve oralarda [[İslamiyetİslam]]’iniyet’in uzun süre yayılmasına hizmet ettikten sonra Karesi Oğullarından İsâ Bey zamanında Gelibolu’dan Çardak’a döndüler. Kazdağı üzerinde Edremit Körfezi’nin doğu ve kuzeydoğusuna doğru uzanan silsilesini izleyerek orada oturmakta oal Türkmenler’in arasında uzun yıllar ikâmet ettiler. “[[Velâyet-nâme-i Hacı Bektaş-ı Veli|Vilâyetnâme]]” bu dönüşün [[Hacı Bektaş-ı Veli|Hacı Bektaş]]’ı ziyâret amacıyla gerçekleştirilmiş olduğunu nakletmektedir. Oysa o tarihte [[Hacı Bektaş-ı Veli|Hacı Bektaş]] çoktan vefât etmiş bulunmaktaydı.
Rumeli kıt’asında [[Sarı Saltuk|Sarı Saltık]]’a ait pek çok ziyaretgâh bulunmaktadır. [[Bektaşi]] an’anesinde mühim bir yeri olan bu [[Şiî]] babanın, Babaeski’de de yaşamış olduğu ve türbesinin Aya Nikola Kilisesi’nin yerinde bulunduğu Hristiyanlarca da kabul edilmektedir. [[Hacı Bektaş-ı Veli|Hacı Bektaş]]’ın hakkındaki küfr ve ilhada ait çıkarılan söylentiler ile, onun adını taşıyan [[Bektaşilik Tarikatı]]’ın i’tikadları arasında hiçbir alâkanın bulunmadığını, fakat kendisine intisap etmiş olan bazı melâhidenin yapmış olduğu neşriyâtın [[Hacı Bektaş-ı Veli|Hacı Bektaş]]’ın kendisini bizzat töhmet altında bıraktığını “Şekayık” müellifi [[İbn-i Hallikân Kenârî]] nakletmektedir.<ref name="Şekayık">[[İbn-i Hallikân Kenârî]], ''Şekayık.''</ref>
{{Ayrıca bakınız|Sarı Saltuk}}
 
==== Hurûfîler’in Kırşehir'de Hacı Bektaş Dergah'ına sığınmaları ====
[[Dosya:Orde van Ali Perzie 1880 Gritzner 001.jpg|thumb|sağ|240px|Bektaşilik ve [[Kızılbaşlık]]’ta kendisine [[İsmet]] ''(Günahsız)'' sıfatı atfedilen [[Ali]]<ref>Dabashi, ''Theology of Discontent'', p.463</ref> tasviri; [[İslam peygamberi]] [[Muhammed]]’den sonra [[İslamiyetİslam]]’iiyet’i kabul eden ilk erkek olarak resmedilmiş.]]
H. 796 / M. 1394 yılında [[Hurûfîlik]] akımının kurucusu “Fadl’Allah Yezdânî” i’dam edilince, başta damadı ''“Ali’ûl-A’lâ”'' olmak üzere [[Hurûfîlik|Hurûfîler]]’in çoğu Kırşehir’deki Hacı Bektaş Dergahı’na sığındılar. Böylece [[Hurûfîlik|Hurûfî]]liği Kırşehir’de Hacı Bektaş Tekkesi’nin yoldaşları arasında Hünkâr’ın talimatı diyerek yaymaya başladılar. H. 822 / M. 1419 yılında vefat eden ve kendisini Hacı Bektaş’ın hâlifesi olarak tanıtan ''“Ali’ûl-A’lâ”'' adındaki bu [[Hurûfîlik|Hurûfî]]-Babasının bütün talimatı günümüzdeki Bektaşi inanışlarıyle tam bir ittihad göstermektedir. Aynı zamanda bu Tarikata, ''“Âşık”'' adı verilen ellerinde saz ve koltuklarında şarap tulumbaları taşıyan şahsiyetleri getirenler de [[Hurûfîlik|Hurûfîler]]’dir.<ref name="İshak Efendi">Hoca İshak Efendi, ''Kâşif’ül-Esrâr.''</ref><ref name="Clement Huart" />
 
 
===== Balkan ve Arnavut Bektaşiliği =====
[[Osmanlı İmparatorluğu]] devrinde [[Yanya]]’ya biâhare [[Manastır]] Vilâyeti’ne bağlı olan [[Avlonya]] kasabası Anadolu’daki Hacı Bektaş Ocağı’nın [[Dedebabalık|Dedebabalar]]ının çoğunu yetiştirmekteydi. Bütün din ve mezheplere kendi kapısını açmış olan Bektaşilik, İslamîyet’in resmî i’tikadını tanımayan çeşitli din ve i’tikad mensuplarını da kendi hudutları içerisine almakta hiçbir sakınca görmemiştir. Geçmişte “Türkiye Bektaşileri” arasında [[Katolik]] ve [[Ortadoksluk]] gibi [[Hristiyanlık|Hristiyan]] dininin mezheplerinden olan [[Rum]] ve [[Ermeniler]]e mensup Canlar, Babalar, Dedebabalar ve hattâ zâviye yöneten [[Hristiyanlık|Hristiyan]] [[Bektaşi]]ler’e sıkça rastlanmaktaydı. Anadolu’nun vaktiyle İslam dinine girmemiş olan “[[Türkler|Türk]] [[Hristiyanlık|Hristiyanlar]]ı” arasında da pek çok [[Bektaşi]]leri vardı. Avrupa’daki Bektaşiliğin en çok geliştiği bu çevrelerde [[İslamiyetİslam]]iyet duyguları pek zayıf ve gevşek olduğu gibi yaşamış oldukları Hristiyan memleketlerinde mevcut gâyr-i İslamî bâtıl i’tikadların çoğunu da paylaşmaktadırlar. Toska Arnavutları’ın önemli bir kesimi [[mezheb]]en [[Câferiyye Şiîliği]]’nden olup [[Tarikat]]en ise [[Bektaşi]]’dirler.<ref>Profesör Hasluk, ''[[Bektaşi]] Tetkikleri – İngilizce’den mütercimi: Ragıp Hulûsi,'', Sayfa 53.</ref>
{{Ayrıca bakınız|Yanya|Manastır|Avlonya|Demir Baba Tekkesi|Harabati Baba Tekkesi}}