Ana menüyü aç

Değişiklikler

Gerekçe:kopyala yapıştır şüphesi var
1939 tarihinde yayımlanan Yurt Bilgisi ders kitabından; "Türk ırkı Brakisefal’dir. Dünya üzerinde büyük bir tarih ve medeniyet yaratmış ve yaşatmış olan Türk ırkı benliğini en ziyade korumuş bir millettir. Türkler, tarihten önceki ve sonraki zamanlarda, yayıldıkları, göçtükleri geniş ülkelerde rast geldikleri ve yurtlarına komşu oldukları ırklarla karışmak mecburiyetinde kalmışlardır. Fakat bu karışmalar Türk ırkının kendine mahsus benliğini, vasfını kaybettirmemiştir. Ancak uzun zamanlar çokluk olan ırkların arasına karıştıkları vakit -bazı yerlerde- o ırkların içinde adlarını sanlarını ve dillerini unutmuşlardır. Türk Milleti bu suretle karıştığı ırkları yükseltmiş ve ilerletmiştir. Büyük Türk ırkı, kendine mahsus ad ve sanile ve ortaklaşa (müşterek) dili, kültürü, tarihi, anı (hatıra) larıyla, bugünkü millet tarifine uygun büyük bir varlıktır."{{kaynak belirt}}
 
Eski Türkler içerisinde en kalabalık boy olan Oğuzların, büyük ölçüde bugünkü Azerbaycan ve Anadolu Türklerine benzediğine inanılmaktadır. Genellikle beyaz-buğday tenli, brakisefal (yuvarlak başlı), elmacık kemikleri gelişkin ama Mongoloid (Sarı) ırktaki gibi de çıkık değil. Göz kapaklarında ise çekikliğe rastlanmaz ve Mongoloid tipte bir çekiklik yoktur.{{kaynak belirt}}
Türklerin [[Antropoloji|antropolojilerine]] dair vuzuhsuzluk(belirsizlik) ve hatalar bir takım karışıklığa sebebiyet vermiş; Kırgızların mavi gözlü ve sarışın olmaları bazı alimleri onların aslında Türk olmadığı kanaatine sevk etmişti. Sadece bu misal bile Türklerin henüz izah edilmemiş bulunan ırki vasıflarını göstermek ve anlatmak lüzumunu belirtmeye kafidir. Bu kadar geniş coğrafi sahalarda, çeşitli iklim ve karışma bölgelerinde yaşayan Türklerin ırki vasıflarında bir takım farkların belirmesi tabii idi. Filhakika(doğrusu-gerçekten) eski devirlerde Çin,Yunan,İslam ve Hristiyan yazarlar Türkler arasında Sarı veya Mongoloid ırktan [[Aryan|Aryani]] ve Hindi tiplerine kadar değişen sima farklılıklarının mevcut olduğunu tespit etmişlerdir.Türkleri Moğol yada Sarı ırktan sayan modern yabancı alimler gibi,bunun tamamı ile aksine, Ari veya Avrupalı gösteren yerli yazarların iki ifratı temsil ettiği muhakkaktır. Zira burada göreceğimiz gibi tarih bu hakikati meydana koyan malzemeyi vermektedir. Rus alimi, W. Barthold Gazneli Mahmut'un tarihçisi Utbi'nin, Karahanlı askerlerinin Moğol tipinde gösteren bir tasvirine dayanarak, "''Türklerin Moğol kıyafetinde olmadıklarını iddia edenlerin aleyhine gösterilecek delillerin en mühimidir"'' ifadesini kullanmış ve böylece meseleyi iyi tetkik edemediğini göstermiştir.Nitekim W. Barthold, diğer bazı Avrupalı alimler gibi Çin ve İslam kaynaklarında Kırgızların şimal(kuzey) ırkına benzer tasvirlerini de bu sebeple anlayamamış ve onlarında Türk ve Moğol dışında bir kavim sanmıştı.<ref name=":0" group="Prof.Dr Osman Turan">Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi,Cilt:1 Sayfa:29</ref>
 
"Uzun boylu, uzun beyaz simalı, düz veya kemerli ince burunlu, muntazam dudaklı ve göz kapakları çekik değil, badem gözlü bir ırk”.<ref>Dr. Reşit Galip, “Türk Irk ve Medeniyet Tarihine Umumi Bir Bakış”, I. Türk Tarih Kongresi, Konferanslar ve Müzakere Zabıtları, Ankara 1933</ref>
Harizmli büyük Türk alim ve filozofu Zamahşeri (1047-1134) Türk kadınları hakkındaki şiirlerinde bu güzellerin orta boylu, ince belli uzun saçlı, yay kaşlı, çekik gözlü ve gövdelerinin bacaklarında daha uzun olduğunu tasvir etmiştir.Sultan Sancara'a isyan eden Oğuz'ların bu hükümdara vermeyi taahhüt eyledikleri köle ve cariyelerin tasvirleri de kayda değer.<ref name=":0" group="Prof.Dr Osman Turan" />
 
[[Ziya Gökalp]],Türkçülüğün Esasları adlı eserinde şu bilgileri vermiştir:
''Bu milletin yakın zamana kadar kendisine mahsus bir adı yoktu. Tanzimatçılar ona: 'Sen yalnız Osmanlısın. Sakın başka milletlere bakarak sen de millî bir ad isteme! Millî bir ad istediğin dakikada Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasına sebep olursun' demişlerdi. Zavallı Türk, vatanımı kaybederim korkusu ile, 'Vallahi Türk değilim. Osmanlılıktan başka hiçbir içtimai zümreye mensup değilim' demeye mecbur edilmişti.''(s.34){{kaynak belirt}}