Ana menüyü aç

Değişiklikler

2.500 bayt çıkarıldı ,  1 yıl önce
Gerekçe: + nedensiz içerik silinmesi + yapıcı olmayan değişiklik
{{Diğer anlamı2|Alevilik}}
{{Alevilik}}
Alevîlerde'''Alevilik''' ({{dil-ar|عَلَوِیُّون}}), [[Alevî Hanedanı|Alevî]] ([[Arapça]]: '''علوِی'''), [[Alevî Hanedanı|Alevî]] kelimesi [[İmamet|İmam]] [[Ali]] soyundan gelen, onun velayetini kabul eden ve onun taraftarı olan Müslümanlara denilir. Kesinlikle [[mezhep]] veya [[tarikat]] değildir. Alevî [[Müslüman]]<nowiki/>larda [[Hüseyin]]'in soyundan gelenleregelen Alevîlere Hüseyni veya [[Seyyid]], İmam [[Hasan bin Ali|Hasan]]'ın soyundan gelenleregelen Alevîlere ise Hasani veya [[Şerif (din)|Şerif]] denir.<ref>[[Alevî Hanedanı|Alevî]] ([[Arapça]]: [[Alevî Hanedanı|علوِی]]) / [[Alevilikte inanç|Alevîlik]] ([[Arapça]]: [[Alevî Hanedanı|علوِیون]]) [[Alevî Hanedanı|Alevî]] kelimesinin anlamı; "[[Ali]]'ye mensup olan, [[Ali]]'nin soyundan gelen, onun [[Velayet-i fakih|Velayet]]<nowiki/>ini savunan (ikrâr veren) ve onun [[Şiilik|taraftarı]] olan demektir. [[Alevî Hanedanı|Alevî]] [[Müslüman]]<nowiki/>larda; [[Hüseyin]]'in soyundan gelen Alevîlere Hüseyni veya [[Seyyid]], [[Hasan bin Ali|Hasan]]'ın soyundan gelen Alevîlere ise Hasani veya [[Şerif (din)|Şerif]] denir.</ref> [[Türkiye]]'de [[Sünnilik|Sünnilikten]]ten sonra en fazla mensubumensuba sahip olan Mezhebin[[İslam]]i bir cemaattır. Bu cemaatin mensupları ''[[İmamiyye#Alev.C3.AEler|Aleviler]]'' olarak adlandırılırlaradlandırılır. Alevilikte, [[Muhammed]]'in son [[peygamber]] olduğu, [[Ali]]'nin ise [[Velî (İslam)|VelîliğiVelî]]liği ''([[İmametimamet|İmâmlığıİmâm]]lığı)'' esastır. Sünnilikteki [[Allah]]-[[Muhammed]]-[[Dört Büyük Halife]] sıralamasından farklı olarak, [[Onikicilik]] [[İi'tikad|i'tikadının]]ının da temelini teşkil eden [[Hâkk-Muhammed-Ali|Hâkk (Allah)-Muhammed-Ali]] sıralamasını, [[Ehl-i Beyt]] ve [[On İki İmam]] sevgisini esas alan ve yolundan gidilen [[İslam]]<nowiki/>ın [[Caferilik|''Caferi'']], yani ''[[İmâmiye-i İsnâ‘aşer’îyye]]'' mektebi dairesinde olan [[İnanç|inançtırinanç]]. Şiilik mezhebi birbirinden farklı fikirler barındırmaktadır. ancak hepsinin ortak noktaları, Muhammed'in ölümünün sonrasında [[imamet]] veya [[halifelik]] makamının [[Ali]] ile başlamak üzere O’nun soyundan gelen insanlara ait olduğunu kabul etmektirtır.
'''Alevilik''' ({{dil-ar|عَلَوِیُّون}}), [[Alevî Hanedanı|Alevî]] ([[Arapça]]: '''علوِی'''), [[Alevî Hanedanı|Alevî]] kelimesi [[İmamet|İmam]] [[Ali]]'nin velayetini kabul eden ve onun taraftarı olan kişilere denir. Şia Mezhebine bağlı bir [[tarikat]] veya [[Câferîlik|Câferîliğin]] Anadolu yorumudur, Bununla birlikte [[Batı|Batılı]] kaynaklarda Alevîlik, genellikle ''[[Türkler|Türk]] veya [[Osmanlı İmparatorluğu|Osmanlı]] Şiiliği'' olarak tanımlanır. aynı zamanda özellikler [[Alevîler|Alevîleri]] ve [[Câferîler|Câferîleri]] tanımlamak için [[Kızılbaşlar]] tanımıda kullanılır yani bu her iki grubu [[Kızılbaşlar|Kızılbaşlık]] tanımlar
 
Alevîlerde İmam [[Hüseyin]]'in soyundan gelenlere [[Seyyid]], İmam [[Hasan bin Ali|Hasan]]'ın soyundan gelenlere ise [[Şerif (din)|Şerif]] denir.<ref>[[Alevî Hanedanı|Alevî]] ([[Arapça]]: [[Alevî Hanedanı|علوِی]]) / [[Alevilikte inanç|Alevîlik]] ([[Arapça]]: [[Alevî Hanedanı|علوِیون]]) [[Alevî Hanedanı|Alevî]] kelimesinin anlamı; "[[Ali]]'ye mensup olan, [[Ali]]'nin soyundan gelen, onun [[Velayet-i fakih|Velayet]]<nowiki/>ini savunan (ikrâr veren) ve onun [[Şiilik|taraftarı]] olan demektir. [[Alevî Hanedanı|Alevî]] [[Müslüman]]<nowiki/>larda; [[Hüseyin]]'in soyundan gelen Alevîlere Hüseyni veya [[Seyyid]], [[Hasan bin Ali|Hasan]]'ın soyundan gelen Alevîlere ise Hasani veya [[Şerif (din)|Şerif]] denir.</ref> [[Türkiye]]'de [[Sünnilik|Sünnilikten]] sonra en fazla mensubu olan Mezhebin mensupları ''[[İmamiyye#Alev.C3.AEler|Aleviler]]'' olarak adlandırılırlar. Alevilikte, [[Muhammed]]'in son [[peygamber]] olduğu, [[Ali]]'nin ise [[Velî (İslam)|Velîliği]] ''([[İmamet|İmâmlığı]])'' esastır. Sünnilikteki [[Allah]]-[[Muhammed]]-[[Dört Büyük Halife]] sıralamasından farklı olarak, [[Onikicilik]] [[İ'tikad|i'tikadının]] da temelini teşkil eden [[Hâkk-Muhammed-Ali|Hâkk (Allah)-Muhammed-Ali]] sıralamasını, [[Ehl-i Beyt]] ve [[On İki İmam]] sevgisini esas alan ve yolundan gidilen [[İslam]]<nowiki/>ın [[Caferilik|''Caferi'']], yani ''[[İmâmiye-i İsnâ‘aşer’îyye]]'' mektebi dairesinde olan [[İnanç|inançtır]]. Şiilik mezhebi birbirinden farklı fikirler barındırmaktadır. ancak hepsinin ortak noktaları, Muhammed'in ölümünün sonrasında [[imamet]] veya [[halifelik]] makamının [[Ali]] ile başlamak üzere O’nun soyundan gelen insanlara ait olduğunu kabul etmektir.
 
Alevilik dahil Şiî inançların tamamında İmam Ali'nin çok özel bir yeri vardır. Şii [[Amentü|amentüsünün]] kökeni [[imamet]] inancına dayanır bu inanca göre [[İslam]] peygamberi [[Muhammed]] öldükten sonra onun yerine imam/halife olma yetkisi yalnız Ali'ye aittir ve Ali'den sonra [[imamet]] Ali'nin soyundan gelenlerle devam eder.
 
[[Türkiye]] ve [[Suriye]]'de yaşayan [[Alevîler]], bu ülkelerdeki Şiî nüfusun çoğunu oluştururlar. Türkiye'de heterodoks Şiî olarak tanımlanan [[Alevîler|Alevîlerin]] yanı sıra bâzı yerleşim birimlerinde ortodoks Şiîler de yaşamaktadır. çoğunluk sırasına göre Türkiye'de [[Alevîler]], [[Câferîler]], [[Nusayrî|Nusayrîler]] ve [[Bektaşiler]] yaşamaktadır, bu toplam nüfusun %30 ila %35'ine tekabül etmektedir.
 
Günümüzde Şia'nın yüzde 80'i [[On İki İmâmlar|On İki İmâmcılığın]] Câferî fıkhını takip etmektedir. Bu büyük tâkipçi kitlesi nedeniyle [[Şii|Şiiliğin]] [[İsnaaşeriyye]] mezhebinin sıklıkla [[Câferîlik]] olarak adlandırıldığı da görülmektedir. [[Câferîlik]] sırasıyla en çok [[Azerbaycan]], [[İran]], [[Irak]], Lübnan ve [[Bahreyn]]'de hâkim olan Şiî mezhebidir.
 
 
== Aleviler'in dini itikadı ==
{{Ana madde|Alevilik'te inanç}}
[[Dosya:Shia.PNG|thumb|sağ|240px|Alevilik ve [[Şiilik]]te önemli bir yere sahip olan Ali’nin [[Zülfikar]] isimli kılıcın üzerinde ''Ali Velîyyullah'' yazan temsîlî bir resmi.]]
[[Aleviler]], [[Caferiler]], [[Kalenderilik|Kalenderiler]], [[Nimetullahi Tarikatı|Nimetullahiler]] ve [[Bektaşiler]] gibi tarikat gruplarının hepsi İsnaaşeriyye mensubudur. Ayrıca [[İsmaililer]] ve [[Zeydiler]] İmamet'i kabul etmelerine rağmen İmamların 12 tane olmadığını ve sıralarının değişik olduğunu iddia ederler,
 
İsnâaşeriyye mezhebinden olanlar, imamlara inanç gibi Şiilik inancının birçok öğretilerini ilişkin mezheplerle paylaşsalar da [[İsmaililer]] ve [[Zeydiler]] ile imam sayısında uyuşmazlar. Ayrıca imamların teselsülü konusunda da birleşemezler. Genel olarak imamın tanımı ve rolü konusunda da farklı görüşleri bulunmaktadır.
 
Siyâseten [[İslamiyet]]’in ''[[İmâmiye-i İsnâ‘aşer’îyye]] / [[Onikicilik]]'' [[Fıkhi mezhepler|fıkhî mezheb]]inden olan [[İmamîlik#Alev.C3.AEler|Aleviler]],<ref>Not 1: [[Türkiye]]’de yaşayan [[Müslümanlar]]dan, [[İmamiye-i İsnaaşeriye|İmamiye-i İsnâ‘aşer’îyye]] / [[Onikicilik]] [[Fıkhi mezhepler|fıkhî]] mezhebinden olan [[İmamîlik#Alev.C3.AEler|Aleviler]] [[Batıni]]yye, [[Câferîler]] ise [[Mu'tezile]] itikadi mezhepleri tarafından; [[Sünnilik]] mensûbu olan [[Hanefîlik|Hanefîler]] [[Mâtûridîyye]], [[Şafiîlik|Şafiler]] ise [[Eş'ârîyye]] [[İtikadi mezhepler|itikadi mezhebleri]] tarafından temsil edilmektedir.<br />Kaynak: Mustafa Öz, ''İslam Mezhepleri Tarihi,'' Ensar, İstanbul, 2011.</ref> [[İtikadi mezhepler|itikaden]] [[Horasan Melametîliği]]’nden köken alan [[Hoca Ahmed Yesevî]]’in kurduğu [[Caferilik|Câferî]] [[Tasavvuf]]î–[[Yesevîlik|Yeseviyye]] [[Tarikat]]ı<ref>Not 2: [[Türkistan]] [[Yesevilik|Yeseviliği]] ile [[Anadolu]] Sünniliği itikaden [[Mâtûridîyye|Mâtûridî]]–[[Hanefîlik|Hanefî]] ortak kimliğini paylaşmaktadırlar.</ref> ile [[Fatımiler]] Halifeliği devrinde [[Orta Asya]] ve [[Türkistan]]’da çok önemli faaliyetlerde bulunan [[Nasır-ı Hüsrev|Nâsır Hüsrev]]’in kurucusu olduğu [[Pamir Aleviliği]]’nin de altyapısını oluşturan [[Şii]]liğin [[Batıni]]–[[İsmâilîyye]] [[Fıkhi mezhepler|fıkhî mezhebi]]nin tesirleriyle gelişimini tamamlayarak ortaya çıkan ''[[Tasavvuf]]î-[[Batıni|Bâtın’îyye]]'' [[İtikadi mezhepler|itikadi mezhebi]] mensûplarıdır.
Alevilik içerisinde [[Kızılbaş]], Dazalak, [[Kalenderîlik|Kalender’îyye]], [[Şeyh Bedreddin|Bedr’îyye]], [[Bektaşilik|Bektaş’îyye]], Câm’îyye, Şems’îyye, Edhem’îyye gibi farklı birçok [[bâtın]]î tarikât yer almaktadır. 13. asırda [[Babâîlik]]’ten ve 14. asrın sonlarından itibaren de yoğun olarak [[Hurûfîlik]]’ten etkilenen [[Anadolu]] kaynaklı [[Bektaşilik Tarikatı]] bunların içlerinde en meşhur olanıdır. 14. ve 15. asırlarda Fadlullah Ester-Âbâdî tarafından [[Şii]]likten ayrılarak zuhur eden [[Hurûfîlik]] mezhebinin tesirleri altında kendisini yeniden yapılandırmış olan ''[[Bektaşilik]],'' Aleviliğin içinde yer aldığı varsayılan bir tarikât olması itibâriyle [[Anadolu Aleviliği]]’nin tamamını tanımlamamaktadır.
{{Ayrıca bakınız|Horasan Melametîliği|Kızılbaşlık|CâferîlikHoca Ahmed Yesevî|Yesevîlik|Nasır-ı Hüsrev|İsmâilîlik}}
 
=== Temel inanç ===
=== Emeviler devrinde Aleviler <ref>[[Yaşar Nuri Öztürk|Öztürk, Yaşar Nuri]], ''[[Ebu Hanife|İmâm-ı Â’zam]] Savunması, Şehid bir önder için Apolocya, – [[Hadis]]lerin büyük kısmını kabul etmedi: [[Emevîler|Emevi]] [[Şeytan]]ı’nın tahribatı,'' Sahife 83 ve 89, İnkılâp, İstanbul, 2010.</ref> ===
{{ana|Emeviler|Emeviler devrinde Aleviler}}
==== İran baskısından usanan ve TengriciliğeTengriizm'e bağlı olan Türklerin İslamiyet’e girmeleri ====
Aslında bu İslamlaşma hadisesi daha Arap istilası vuku bulmadan başlamış, İran ruhanilerinin ve Dehkan adı verilen Farisi yöneticilerinin baskısından usanan [[Maveraünnehir]] ahalisi [[İslam]]’ı kendiliğinden kabullenmişlerdi. [[İslamiyet]]’ten önce [[Türkistan]]’a birçok [[Nesturiler|Nesturi]] ve [[Zerdüşt]] rahipler gelmişler ve kendi inançlarına ait neşriyatta bulunmuşlardı. Din ve mezhebe ait olan ilgilerinde pek zayıf fakat millî geleneklerine dini talimlerden daha fazla bağlı olan Türkler, eski Gök Tanrıcılık (Tengricilik) dinine benzer akidelere taraftar olmayı daha çok seviyorlardı. İslamiyetin en kuvvetli olduğu ve [[Türkistan]] içlerine doğru yayıldığı dönemlerde dahi Tengricilik dininin kalıntıları bu bölgede hala canlılığını muhafaza etmekteydi. Altay dağları ile [[İrtiş Nehri]] boylarından [[Maveraünnehir]] kadar uzanan sahaya aralıksız akın eden Türk göçmenlerinin İslamı benimsemiş olmalarına rağmen geleneksel yaşam tarzları asla değişmedi. H. 126 / M. 744 yılında [[Semerkand]]’da çok önemli bir din değiştirme hareketi vuku buldu. İslamiyet neşirlerinden Ebu Sayda adında bir şahsın çabaları ile pek çok Türk İslamiyeti kabul etti.<ref>Arnol’d, ''İntişar-ı İslam Tarihi'', İngilizceden tercümesi Profesör Halil Hâlid.</ref>
{{Ayrıca bakınız|Tengricilik}}
 
==== Emevi halifesi Ömer bin Abdülaziz’in Aleviler lehine aldığı kararlar <ref>Ebû Zehre, ''[[Ebu Hanife|Ebû Hanîfe]],'' Sahife 73.</ref> ====
Selefleri tarafından uygulanmakta olan siyaset-i zalimaneye son vermekle meşhur olan, ve, Emevi hâlifeleri içerisinde en âdil olanı olarak da tanınan ''[[Ömer bin Abdülaziz]]'' iktidara geldiğinde yaptığı ilk iş [[Emeviler]] Halifeliği’nin kurucusu [[Ebu Süfyan|Ebû Süfyân]] Oğlu [[I. Muaviye|Muaviye]] tarafından [[hutbe]]lerde Ali, [[Ehl-i Beyt]] ve bilumum Aleviler aleyhinde bir sünnetmiş gibi zorunluluk haline getirilmiş olan lânet okuma âdetini kaldırmaknihâyete erdirmek olmuştu.<ref>[[Yaşar Nuri Öztürk|Öztürk, Yaşar Nuri]], ''[[Ebu Hanife|İmâm-ı Â’zam]] Savunması, Şehid bir önder için Apolocya, – Yaşadığı devir,'' Sahife 28, İnkılâp, İstanbul, 2010.</ref>
O zamana kadar [[Türkistan]]’da İslam’a girmiş olan şehirlerden büyük büyük kütlelerin eski dinlerine avdet etmekte oldukları bu devirde Aleviler aleyhine Emeviler tarafından sürdürülmekte olan takibât ve hakaretlerin yasaklanmasından sonra peygamberden rivayet edilen hadislerin yazılmasını gündeme getirmiş ve halktan haksız yere toplanmakta olan vergileri sahiplerine geri dağıttırmıştı. Çok faydalı sonuçlar doğuran bu kararların sıkı bir tâkipçisi olan halifenin tutumundan [[Emevîler|Emevi]] Hanedanı hiç de memnun kalmamıştı. Çünkü onların ellerinde ve kadınların boyunlarında ne kadar altın ve cevâhir varsa, Beytû'l-Mâli Müslimîn’in talan edilmesiyle alınan bu ziynet eşyalarının kişilerin zâti malları olmayıp hepsinin devlet hazinesine ait olduğunu, ve tamamının iade edilmesi gerektiğini söyleyen bu adil halife de sonunda Emeviler tarafından zehirlenerek öldürülmüştür.<ref>Celâleddîn-i Süyûtî, ''Tarihû'l-Hulefâ,'' s. 88.</ref>
{{Ayrıca bakınız|Ömer bin Abdülaziz}}
{{ayrıca bakınız|Ebû Mûslim Horasanî|Sinbâd|Mukannaʿ}}
;İranlılar’ın Abbasiler’e karşı ayaklanmaları
Tam bu sıralarda Merv şehrinde El-Mukannaʿ ''(Peçeli)''<ref name="Ebül’fidâ, Cilt: 2, Sayfa: 9"/> adında bir yalancı peygamber ortaya çıktı. [[Fosfor]]lu maddelerle yüzünü parlatan ve uluhiyetüluhiyet davasına kalkışan bu peçeli kişi, halka [[Allah]]’ın da insan suretinde olduğunu söylüyordu. [[Ebu Müslim Horasani]]’nin [[Abbasiler]] tarafından gaddarca katli [[Emeviler]] aleyhine ihtilale katılan [[Horasan]]lılar ile tüm [[Maveraünnehir|Maverâünnehir]] halklarını son derece müteessir etmişti.
 
;Horasanlılar’ın Abbasiler’e karşı teşkilâtlanmaları
{{Ayrıca bakınız|Paganizm|Tengricilik|Animizm|Sembolizm|Mistisizm}}
;Moğol istilâsında Batınilerin rôlleri
Moğol istilâsı esnasında [[Şîʿa-i Bâtın’îyye]]’nin tahrikâtı sebebiyle Moğol Kağanlığınınmezaliminin sahası epey genişlemişti. [[Save]] ve [[Nişapur]] şehirlerinin tahrip edilmesinden sonra [[Mazenderan]] ülkesini istilâ eden Moğollar [[Batıniler]]'in kışkırtması neticesinde önce bütün Sünnileri öldürdüler, daha sonra da bu harekâtın ne kadar ahlâkî olduğunu bilumum Şiileri katletmek suretiyle kanıtladılar.<ref>''Sahaif’ûl-Âhbar'', Cilt 2, Sayfa 675.</ref>
Bu devirde [[Şîʿa-i Bâtın’îyye]]’nin [[Dâ’î]]-yi Â’zamlık makamında [[Sabbahiyye|Hükümet-i Melâhide-i Batıniyye Reisi]] [[II. Muhammed (Haşhaşi)|II. Muhammed]] oturmaktaydı. [[Alamut|Elemût]]’un propagandaları neticesinde Bağdat’taki çok önemli [[Şii]] teşkilâtı, bütün [[Batıni]] âlemini yönetmekte olan [[Sabbahiyye|Hükümet-i Melâhide-i Batıniyye]] merkezine bağlandı.
 
 
;Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılması ve Alevi-Batıni Babaların Anadolu’ya yayılması
Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküşünün başlangıcı olan [[II. Gıyaseddin Keyhüsrev|Gıyaseddîn-i Keyhüsrev-i Sâni]]’nin Kösedağ yenilgisi ( H. 640 / M. 1243 ) üzerine Anadolu’nun tamamı Moğollar’ın denetim alanı içerisine girdi. Anadolu’nun tamamı Aksaray’da ikâmet eden ve barışı tesis etmek ile görevlendirilmiş bir Moğol valisi tarafından yönetilmekteydi. İşte bu fetret devrinde, [[Celaleddin Harezmşah|Celâl’ed-Dîn Harzem Şâh Menküberti]]’nin ordularıyla Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Batıniye dervişleri de devletin takibatından kurtulmuş olarak faaliyetlerini serbestçe sürdürmekteydiler. Anadolu’nun her tarafında [[Şii]] ve [[Batıni]]-Alevi babalar tarafından art arda zâviyeler açılmaktaydı. [[I. Rükneddin Mesud|Sultan Mes’ud Evvel]]’in Amasya’daki tekkesine [[Baba İlyas|Baba İlyas Horasanî]] gibi [[Şia|Şîʿa]]-i [[Bâtın]]’îyye Mezhebi’nin en meşhur bir [[dâ’î]]si postnişin olmuştu. Vaktiyle, [[İlhanlı]] saraylarında mâkam ve mevki sahibi olan Şii âlimler [[Anadolu Selçukluları]]’nın [[Moğollar]]’ın himayesi altına girmesiylegirmeleri fırsatından istifadeyle Anadolu’ya yayıldılar.
{{Ayrıca bakınız|Kösedağ Savaşı}}
===== Baba İshâk Halifeliği’nin ilanı =====
{{ana|Baba İshak ayaklanması}}
Müridi [[Sâd’ed-Dîn Köpek]]’in [[Anadolu Selçuklu]] vezîr-i â’zamlığına yükseltilmesi ve kazandığı başarılardan son derece memnuniyet duyan [[Baba İshak|Baba İshâk Kefersudî]], o zamana kadar [[Baba İlyas|Baba İlyas Horasânî]] nâmına yaptığı dâvetlerden vazgeçerek kendisini ön plâna çıkarmağa başladı. Yirmi bin ihtilâlciden oluşan bir kuvvet ile H. 632 / M. 1235 yılında huruç hareketi başlattı. Emîrû'l-Müminîn Sadrü'd-Dünya ve’d-Dîn ve [[Baba İshak|Resûlullâh Baba İshâk]] ünvânıyla hâlifeliğini ilan etti. El-Mukannaʿ benzeri bir şekilde [[Muhammed]]’in ruhunun Ali’ye, Ali’den de kendisine [[hulûl]] ettiğini iddia ediyordu.
Şimşat, Urfa, Kefersud, Maraş, Ayintâb’dan gelen ve Suriye kıt’asındaki Halep Batıni merkezinden takviye edilen binlerce fedainin katılmasıyla birdenbire elli bin kişilik büyük bir ordu haline dönüşen [[Şîʿa-i Bâtın’îyye]] fırkaları [[Amasya]], Tokat, [[Sivas]], [[Çorum]]’dan batıya doğru ilerlemeye ve civar şehirlere saldırmağa başlamışlardı. Batıni [[Babâîlik|Babâî]] Ordu’su önlerine gelen bütün engelleri yıkıp hızla Konya’ya doğru ilerliyorlardı. [[Babâîlik|Babâ'îler]]’in bu huruç hareketi karşısında saldırıyatecavüze uğrayan illerinmemleketlerin seçkinleri, ulemâ ve eşrafı [[Mısır]]’a, Pâyitaht [[Konya]]’ya ve Anadolu’nun diğer hücra köşelerine doğru kaçışmaktaydılar. Sonunda durumun vahameti ve ihtilâlin ne kadar geniş bir alana yayıldığı hükümdara anlatıldı. İhtilâlin müsebbipleri arasında olduğu anlaşılan [[Baba İshâk Kefersudî]]’nin müridi [[Sadeddin Köpek|Vezîr Sâd’ed-Dîn Köpek]] derhal i’dam edildi.
{{Ayrıca bakınız|Baba İshâk Kefersudî|Sâd’ed-Dîn Köpek}}
===== Hacı Bektaş Veli =====
=== İlhanlılar devrinde Aleviler ===
{{ana|Moğollar|İlhanlılar|Olcaytu|İlhanlılar devrinde Aleviler}}
H. 656 / M. 1258 yılında Bağdad Abbasileri’nin çökmesi sonucu Mısır’a kaçmayı başaran ayni aileden “[[Mustansır (Abbasi-Memlük)|Mûstensir bil-Lâh Ahmed bin Zâhir]]” [[Memlûk|Mısır hükümdarı]] [[Baybars|“Melik Zâhir” ''(Baybars)'']] tarafından M. 1261 tarihinde hilâfete geçirildi. Bu durum “Aleviler” tarafından eskiden kendilerine ait olan Fatımi hilâfet makâmının gasp edilmesi olarak algılandı. Fatımi halifelerinin yeniden canlandırılması ve Mısır’ın gelecekteki siyasi güvenliğinin teminat altına alınmasına yönelik bir tedbir mahiyetinde olan bu hareket, yeni Mısır Abbasi hâlifesinin konumunu da Mısır hükümdarının yanında bir tekke şeyhinden fazla bir nüfuza sahip olamayan bir kukla durumuna indirgiyordu. Durumun kendi aleyhlerine vahim bir şekilde geliştiğini çabuk kavrayan Aleviler olanca güçlerini Moğol Kağanları’nınKaanları’nın teveccühünü kazanmak için sarfetmeğe başladılar.
 
[[Ebû Said Bahâdir Han]]’ın H. 736 / M. 1336 tarinde vefatı üzerine [[Hülagû|Hulâgû]]’nun erkek evlâdından gelen soyu da böylece tamamen kurumuş oldu. [[Ebu Said Bahadır|Ebû Said]]’in vefâtını müteakip ortaya bazı küçük devletçikler ortaya çıktı. Bu yeni ''“Emaretler”'' arasında en fazla göze çarpan iki hükümetten birisi ''“[[Çobanoğulları|Emîr Çoban]]”'' diğeri ise ''“İlkâniyan”'' adını alan [[Celayirîler|Celâyiroğulları]]’ndan ''“Emîr Hasan”'' sülâlesiydi. [[Muzafferiler|Muzafferîler]] de, [[Serbedâriler|Serbedârlar]] da siyâsi birer oluşum yarattıktan sonra Timur’un ortaya çıkmasıyla yok olup gittiler.<ref>''Düvel’il-İslamiyye,'' İngilizceden tercüme eden Hâlil Edhem, Sayfa 356.</ref>
112.316

değişiklik