Ana menüyü aç

Değişiklikler

düzeltme AWB ile
'''Muhammed Celâleddîn-i Rumi''' ([[Farsça]]: {{lang|fa|جلال‌الدین محمد بلخى}}), veya kısaca bilinen adıyla '''Mevlânâ''' ({{lang|fa|مولانا}}, "efendimiz", 30 Eylül 1207&nbsp;- 17 Aralık 1273), 13. yüzyılda yaşamış Fars<ref name="EI">Ritter, H.; Bausani, A. "ḎJ̲alāl al-Dīn Rūmī b. Bahāʾ al-Dīn Sulṭān al-ʿulamāʾ Walad b. Ḥusayn b. Aḥmad Ḵh̲aṭībī." Encyclopaedia of Islam. Edited by: P. Bearman, Th. Bianquis, C.E. Bosworth, E. van Donzel and W.P. Heinrichs. Brill, 2007. Brill Online. Excerpt: "known by the sobriquet Mewlānā, persian poet and founder of the Mewlewiyya order of dervishes"</ref><ref>Franklin D. Lewis, "Rumi: Past and Present, East and West: The life, Teaching and poetry of Jalal Al-Din Rumi", Oneworld Publication Limited, 2008 p. 9: "How is that a Persian boy born almost eight hundred years ago in Khorasan, the northeastern province of greater Iran, in a region that we identify today as in Asia, but was considered in those days as part of the greater Persian cultural sphere, wound up in central Anatolia on the receding edge of the Byzantine cultural sphere"</ref> Sünni<ref>{{cite|url=https://books.google.com/books?id=1y-hxhLSWsEC&pg=PA48|title=The Complete Idiot's Guide to Rumi Meditations|page=48|publisher=Penguin Group|}}</ref> Müslüman şair, fâkih, âlim, ilahiyatçı ve Sufi mutasavvıf.<ref>Annemarie Schimmel, "The Mystery of Numbers", Oxford University Press, 7 Nisan, 1994. s. 51: "These examples are taken from the Persian mystic Rumi's work, not from Chinese, but they express the yang-yin{{sic}} relationship with perfect lucidity."</ref> Kendisinin etkisi yalnızca bir ulusla veya etnik kimlikle sınırlı kalmayarak pek çok farklı millete ulaştı; manevi mirası [[Farslar|İranlılar]], [[Tacikler]], [[Türkler]], [[Kapadokyalı Rumlar|Rumlar]], [[Peştunlar]], [[Orta Asya]]lı Müslümanlar ve [[Güney Asya]]lı Müslümanlar tarafından benimsenerek yedi yüzyılı aşkın bir süredir takdirle karşılandı.<ref name="Nasr1">Seyyed Hossein Nasr, "Islamic Art and Spirituality", Suny Press, 1987. s. 115: "Jalal al-Din was born in a major center of Persian culture, Balkh, from Persian speaking parents, and is the product of that Islamic Persian culture which in the 7th/13th century dominated the 'whole of the eastern lands of Islam and to which present day Persians as well as Turks, Afghans, Central Asian Muslims and the Muslims of the Indo-Pakistani subcontinent are heir. It is precisely in this world that the sun of his spiritual legacy has shone most brillianty during the past seven centuries. The father of Jalal al-Din, Muhammad ibn Husayn Khatibi, known as Baha al-Din Walad and entitled Sultan al-'ulama', was an outstanding Sufi in Balkh connected to the spiritual lineage of Najm al-Din Kubra."</ref> Şiirleri dünya çapında onlarca dile birçok kez çevrildi ve zaman zaman çeşitli farklı biçimlere dönüştürüldü. Kıtaları aşan etkisi sayesinde günümüzde ABD'de "en çok tanınan ve en çok satan şair" hâline geldi.<ref name="BBC-Haviland">{{Haber kaynağı|url=http://news.bbc.co.uk/2/hi/south_asia/7016090.stm|title=The roar of Rumi—800 years on|author=Charles Haviland|publisher=BBC News|date=30 Eylül 2007|accessdate=30 Eylül 2007}}</ref><ref>{{Web kaynağı | url = http://www.bbc.com/culture/story/20140414-americas-best-selling-poet | title = Why is Rumi the best-selling poet in the US? | last = Ciabattari | publisher = BBC News | first = Jane | date = 21 Ekim 2014 | website = | access-date = 2016-08-22 | arşivurl = http://web.archive.org/web/20180116061022/http://www.bbc.com/culture/story/20140414-americas-best-selling-poet | arşivtarihi = 16 Ocak 2018}}</ref><ref>{{Cite news|url=http://content.time.com/time/magazine/article/0,9171,356133,00.html|title=Rumi Rules!|last=Tompkins|first=Ptolemy|date=2002-10-29|newspaper=Time|issn=0040-781X|access-date=22 Ağustos 2016}}</ref>
 
Mevlânâ eserlerini çoğunlukla Farsça kaleme aldı ancak bunun yanı sıra nadiren Türkçe, Arapça ve Rumca kullanmayı da tercih etti.<ref>Δέδες, Δ. 1993. Ποιήματα του Μαυλανά Ρουμή. Τα Ιστορικά 10.18–19: 3–22.</ref><ref>Meyer, G. 1895. Die griechischen Verse in Rabâbnâma. Byzantinische Zeitschrift 4: 401–411.</ref><ref>{{cite web|url=http://www.tlg.uci.edu/~opoudjis/Play/rumiwalad.html|title=Greek Verses of Rumi & Sultan Walad|work=uci.edu|date=22 April 2009|deadurl=yes|archiveurl=https://archive.is/20120805175317/http://www.tlg.uci.edu/~opoudjis/Play/rumiwalad.html|archivedate=5 Ağustos 2012}}</ref><ref name="Annemarie Schimmel"/><ref name="Franklin Lewis"/> Konya'da yazdığı ''[[Mesnevî (Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî)|Mesnevî]]'', Fars diliyle yazılmış en büyük şiirlerden biri olarak kabul gördü.<ref>Louis Gardet, "Religion and Culture" in ''The Cambridge History of Islam—Part VIII: Islamic Society and Civilization'', edited by P. M. Holt, Ann K. S. Lambton, Bernard Lewis, Cambridge University Press (1977), p. 586: "It is sufficient to mention 'Aziz al-Din Nasafi, Farid al-Din 'Attar and Sa'adi, and above all Jalal al-Din Rumi, whose Mathnawi remains one of the purest literary glories of Persia"</ref><ref name="C.E. Bosworth p. 391">C.E. Bosworth, "Turkmen Expansion towards the west" in UNESCO History of Humanity, Volume IV, titled "From the Seventh to the Sixteenth Century", UNESCO Publishing / Routledge, p. 391: "While the Arabic language retained its primacy in such spheres as law, theology and science, the culture of the Seljuk court and secular literature within the sultanate became largely Persianized; this is seen in the early adoption of Persian epic names by the Seljuk rulers (Qubād, Kay Khusraw and so on) and in the use of Persian as a literary language (Turkmen must have been essentially a vehicle for everyday speech at this time). The process of Persianization accelerated in the 13th century with the presence in Konya of two of the most distinguished refugees fleeing before the Mongols, Bahā' al-Dīn Walad and his son Mawlānā Jalāl al-Dīn Rūmī, whose Mathnawī, composed in Konya, constitutes one of the crowning glories of classical Persian literature."</ref> Eserleri yazıldığı orijinal hâliyle günümüzde hâlen [[Antik İran|Büyük İran]]'da ve Farsça konuşulan yerlerde okunmaktadır.<ref>{{Cite news|url=http://www.rferl.org/content/Interview_Many_Americans_Love_RumiBut_They_Prefer_He_Not_Be_Muslim/2122973.html|title=Interview: 'Many Americans Love Rumi...But They Prefer He Not Be Muslim'|date=2010-08-09|newspaper=RadioFreeEurope/RadioLiberty|language=English|access-date=2016-08-22}}</ref><ref>{{Web kaynağı | url = http://www.atimes.com/atimes/Middle_East/LH14Ak01.html | title = Interview: A mystical journey with Rumi | last = | first = | date = | website = Asia Times | publisher = | access-date = 2016-08-22 | arşivengelli = evet}}</ref> Eserlerinin çevirileri ise özellikle Türkiye, Azerbaycan, ABD ve Güney Asya'da yaygın bir şekilde okunmaktadır.<ref>{{Web kaynağı | url = http://www.omifacsimiles.com/brochures/divan.html | title = Dîvân-i Kebîr Jalāl al-Dīn Rūmī | last = | first = | date = | website = OMI – Old Manuscripts & Incunabula | publisher = | access-date = 2016-08-22 | arşivurl = http://web.archive.org/web/20160304001226/http://www.omifacsimiles.com/brochures/divan.html | arşivtarihi = 4 Mart 2016}}</ref>
 
==Kimliği==
Oradan birlikte Mevlânâ'nın seçkin müritlerinden [[Selahaddin Zerkub]]'un hücresine (medresedeki odası) gittiler ve ''halvet'' (iki kişilik kesin bir yalnızlık) oldular. Bu halvet süresi hayli uzun oldu ki kaynaklar 40 gün ile 6 aydan söz eder. Süre ne olursa olsun, Mevlânâ'nın yaşamında bu sırada büyük bir değişme oldu ve yepyeni bir kişilik, yepyeni bir görünüm ortaya çıktı. Mevlânâ artık vaazlarını, derslerini, görevlerini, zorunluluklarını, kısaca her davranışı, her eylemi terk etmişti. Her gün okuduğu kitapları bir yana bırakmış, dostlarını, müritlerini aramaz olmuştu. Konya'nın hemen her kesiminde, bu yeni duruma karşı bir itiraz, bir isyan havası esiyordu. Kimdi bu gelen derviş? Ne istiyordu? Mevlânâ ile hayranları arasına nasıl girmiş, ona bütün görevlerini nasıl unutturmuştu. Şikayetler, ayıplamalar o dereceye vardı ki, bazıları Tebrizli Şems'i ölümle bile tehdit ettiler. Olaylar böyle üzücü bir görünüm kazanınca, bir gün canı çok sıkılan Tebrizli Şems, Mevlânâ'ya [[Kur'an]]'dan bir ayet okudu. Ayet,
:''İşte bu, sen ile ben'in arasındaki ayrılıktır. ([[Kehf Suresi]], 78. ayet)''
anlamına geliyordu. Bu ayrılık gerçekleşti ve Tebrizli Şems bir gece habersizce Konya'yı terk etti (1245). Tebrizli Şems'in gidişinden son derece etkilenen Mevlânâ kimseyi görmek istememiş, kimseyi kabul etmemiş, yemeden içmeden kesilmiş, sema meclislerinden, dost toplantılarından büsbütün ayağını çekmişti. Özlem ve aşk dolu gazeller söylüyor, gidebileceği her yere gönderdiği ulaklar aracılığıyla Tebrizli Şems'i aratıyordu. Müritlerin bazıları pişmanlık duyup Mevlânâ'dan özür dilerken, bazıları da Tebrizli Şems'e büsbütün kızıp kinlenmekteydiler. Sonunda onun Şam'da olduğu öğrenildi. Sultan Veled ve yirmi kadar arkadaşı Tebrizli Şems'i alıp getirmek üzere acele Şam'a gittiler. Mevlânâ'nın geri dönmesi için yanıp yakardığı [[gazel]]leri ona sundular. Tebrizli Şems, Sultan Veled'in ricalarını kırmadı. Konya'ya dönünce kısa süreli bir barış yaşandı; aleyhinde olanlar gelip özür dilediler. Ama Mevlânâ ile Tebrizli Şems gene eski düzenlerini sürdürdüler. Ancak bu durum pek fazla uzun sürmedi. Dervişler, Mevlânâ 'yı Tebrizli Şems'ten uzak tutmaya çalışıyorlardı. Halk da Mevlânâ'ya Tebrizli Şems geldikten sonra ders ve vaaz vermeyi bıraktığı, [[sema]] ve [[raks]]a{{factKaynak belirt}} başladığı, fıkıh bilginlerine özgü kıyafetini değiştirip [[Hintler|Hint]] alacası renginde bir [[hırka]] ve bal rengi bir [[küllah]] giydiği için kızıyordu. Tebrizli Şems'e karşı birleşenler arasında bu kez Mevlânâ'nın ikinci oğlu Alaeddin Çelebi'de vardı.
 
Sonunda sabrı tükenen Tebrizli Şems "bu sefer öyle bir gideceğim ki, nerde olduğumu kimse bilmeyecek" deyip, 1247 yılında bir gün ortadan kayboldu (ama Eflaki onun kaybolmadığını, aralarında Mevlânâ'nın oğlu Alaeddin'in de bulunduğu bir grup tarafından öldürüldüğünü ileri sürer). Sultan Veled'in deyişine göre Mevlânâ adeta deliye dönmüştü; ama sonunda onun gene geleceğinden umudunu keserek yeniden derslerine, dostlarına, işlerine döndü. Tebrizli Şems'in türbesi [[Hacı Bektaş Dergahı]]'nda diğer [[Horasan Alperenleri]]'nin yanındadır.