Ana menüyü aç

Değişiklikler

düzeltme AWB ile
 
=== Müntesipleri ===
[[Türkiye]]’de her ''Bektâşî'' [[Alevî]] olduğu hâlde her [[Alevî]], [[Hacı Bektaş-ı Velî]]’yi ''Horasan Ereni"'' sayıp hürmet etmesine rağmen ''Bektâşî'' değildir. Bu yüzden Köy Bektaşisi, Kent Bektaşisi ayrımı yapılmaktadır. Köy Bektaşilerine Alevî denildiği hâlde Şehir Bektaşilerine ''Bektâşî'' denilir.<ref>Ethem Ruhi Fığlalı, [[Türkiye]]’de [[Alevîlik]]-Bektaşilik, Ankara 1989, s. 9.</ref> Bektaşilikle ilgili çalışması bulunan Abdülkadir Sezgin’e göre [[Alevî]] kelimesi ile Bektâşî kelimesi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.<ref>[[Hacı Bektaş-ı Velî]] ve Bektaşilik, İstanbul 1990, s. 60.</ref> Her iki grup da [[Hacı Bektaş-ı Velî]]’yi sevip saymalarına rağmen [[Aleviler]] Hacı Bektaş Dergâhı’na değil, [[Peygamber Muhammed]]'in soyundan geldiğine inanılan [[Alevî ocakları]]na bağlıdırlar. Aslında Bektâşîlik bir tarikat olduğundan bu tarikatın yollarına uyan herkes Bektâşî olabilir. Ama [[Alevîlik]] soya bağlıdır ve ancak ana veya babası [[Alevî]] olan kişi Alevî olabilir.<ref>Mehmet Eröz, [[Türkiye]]’de [[Alevilik]] ve Bektaşilik, Ankara 1990, s. 52; İlyas Üzüm, Günümüz [[Alevilik|Alevi]]liği, İstanbul 1997, s. 4.</ref>
 
=== Günümüzdeki temel öğretisi ===
 
==== Hacı Bektaş'ın Tarikatın oluşumundaki rolü ====
[[Hacı Bektaş-ı Veli]] dağınık [[Alevilik|Alevi]] ve [[Alevilik]] türevi akımları ve toplulukları içine almış, yeniden kalıba dökmüş, [[Alevilik|Alevi]]liği yeniden derneştirmiş ve [[Alevilik|Alevi]]-Bektaşiliğin yolunu çizmiştir. Bunu da doğallıkla kurduğu tarikatıyla yapmıştır. Çevresine bir takım görevliler almış, bunların bir bölümünü kimi yerlere görevlendirerek göndermiş, oralarda “aydınlatma/irşat” çalışmaları yaptırmış, Anadolu’daki diğer [[Alevi ocakları]] ile ilişki kurarak kendine bağlamış ve onları yönlendirmiştir. Bu nedenlerle [[Hacı Bektaş-ı Veli]], [[Alevilik|Alevi]]-Bektaşi toplumunun gözünde yolun-yolağın “[[Pir]]i” ve Tarikat kurucusudur. [[Anadolu]]'ya gelmeden önce [[hac]]ca gittiği söylenir. [[Hoca Ahmed Yesevi]]’nin müritlerinden olan [[Hacı Bektaş-ı Veli]] Anadolu’nun [[Türkler|Türk]]leşmesinde ve [[Müslümanlık|müslüman]]laşmasında büyük bir rol oynamıştır. Kendileri denildiği gibi farklı bir din getirmemiş, aksine [[İslam]]’ın daha iyi tanınmasına vesile olmuştur. Öyle ki, [[Rumeli]]’nin tamamı mezhepte [[Sünnî]]liği [[Tarikat]]ta ise Bektaşiliği benimsemiştir. Her ne kadar bugün Bektaşilik bir takım grup tarafından kötü gösterilmeye çalışılsa da, Bektaşilik [[İslam]]’ın esaslarına uyan [[tasavvuf]]ta insanı odak noktası alan bir [[Tarikat]]tır.
 
==== Anadolu’da Bektaşi nüfuzu ====
Bu bölgede Bektaşiliğin yayılması maksadiyle [[Hacı Bektaş Veli|Hacı Bektaş]]’ın halifelerinin üçüncüsü olan Hâcim Sultan memur tâyin edilmişti. [[Germiyan|Kermeyan Beyi]] [[Uşak]] civarında “Susuz Köyü” yurt olarak Hâcim Sultan’a vermişti. Daha [[Hacı Bektaş Veli|Hacı Bektaş]] hayâttayken Bektaşilik Batı Anadolu’ya yayılmıştı. Hattâ onun mânevî himmetiyle Batı Anadolu fethedilmişti. [[Germiyan|Germeyan Bey]]’in yönetimi altındaki ordu [[Kütahya]], [[Tavşanlı]], Altuntaş, “Kermeyan Kalesi” diye meşhur olan kaleyi, [[Denizli]], [[Uşak]], [[Sandıklı]] ve Işıklı’yı aldı. [[Germiyan|Kermeyan]] Vilâyetinde kışlak ve yaylâk tutan “[[Akkoyunlu]] Aşîreti” baştanbaşa [[Hacı Bektaş Veli|Hacı Bektaş]]’ın halifesi olan Hâcim Sultan’a intisap etmişlerdi.<ref>Hâcim Sultan Vilâyetnâmesi</ref> [[Germiyan|Germeyan Bey]] fethettiği memleketlere “Bey” oldu. Akdeniz sahillerine de önemli bir askeri kıt’a sevk etti. Ayrıca, [[Balıkesir]], [[Edremit]] ve çevresini feth etti.
{{Ayrıca bakınız|Germiyanoğulları Beyliği}}
[[Dosya:Orhan Gazi.jpg|175px|thumb|[[Orhan Gazi|Sultan Orhan]] tarafından yapılan teftişler neticesinde [[Baba İlyas|Baba İlyas Horasanî]] hulefasından Sultan Höyüğü Vakfı’na ait ''Geyikli Baba'' [[Alevilik|Alevi]] tekkesi padişahın iltifâtlarına mazhar olmuş ve Padişah tarafından buraya pek çok hediyeler gönderilmişti.<ref name="Hayrullah">Hayrullah Efendi, ''Hayrullah Efendi Tarihi,'' Cilt 3, Sayfa 80.</ref>]]
 
==== Bektaşiliğin Osmanlı Ordusu’na girişi ====
 
==== Bektaşi Tarikatı ve Erenler ====
[[Alevilik|Alevi]]-Bektaşi tarihinde yer edinmiş, üstün vasıflara sâhip efsanevî özelliklere hâiz bilgelerin, evliyâ ve uluların tamamını tanımlamak maksadıyla kullanılan isimdir. Osmanlı Türkleri’nin başlattığı fetihlerin en ön saflarında giden, geyiklere binerek düşmanı ürküten, bazen yeşil elbiselere bürünerek beyaz atlara binen, doğaüstü güçlere sahip olduklarına inanılan bu efsanevî erenlerin aniden düşmanın gözlerine görünmeleri ve birdenbire hâsımlarının karşılarına dikilmeleri şeklinde hikâye edilen masallar o devrin ilkel zihinlerine birer [[kerâmet]] olarak sunulmaktaydı. Bu tipte pek çok efsane Bektaşi Tarikatı'nda da önemli bir ehemmiyete hâizdi.<ref>[[Tahir Harimî Balcıoğlu|Balcıoğlu, Tahir Harimî]], ''Mezhep Cereyanları – [[Osmanlı İmparatorluğu]] devrinde [[Şiî]]liğin tahrikâtı ile çıkan isyân ve ihtilâller: [[Tekke]]nin saçtığı [[kerâmet]] propagandaları'', Sayfa 210, Ahmet Sait Tab’ı, 1940.</ref>
 
==== Bektaşiliği Rumeli’de neşredenler ====
=== Balım Sultan Dönemi ===
{{ana|Hurufîlik|hülul|tenasüh|teslis|ibaha}}
[[Balım Sultan]], [[Alevilik|Alevi]]-Bektaşilere göre [[Pir|Pîr]]-î Sanî ''(İkinci [[Pir|Pîr]])''’dir. [[Alevilik]]-Bektaşilik araştırmacısı İngiliz J. K. Birge bu süreci [[Alevilik|Alevi]] toplumunun yorumuna göre yapar. Ona göre; “XIII. yüzyıldan başlayarak Küçük Asya’dan ismen ait oldukları çeşitli dinlerden karışmış öğeler içeren bir tür halk dini gelişti. [[Hacı Bektaş-ı Veli]]’nin harekete yardımcı olan gezginci ruhanî önderlerden biri olarak giderek artan bir biçimde üstünlüğü tanındı. Sadece [[Kırşehir]] yakınındaki köy adını ondan almakla kalmadı, fakat tüm Küçük Asya’da sayısız köyde onun adı [[Pir|Pîr]] olarak ünlendi. [[Balım Sultan]]’la kent içi ve yakınlarındaki tekkelerde daha yetkinleştirilmiş bir ritüel ve örgütlenme başladı. Bu örgütlenme, belirli ölçülerde çok benzer inanç ve uygulamaları sürdüren, fakat Bektaşiliğin düzenlenmiş sisteminin dışında kalan köy gruplarından farklılaşarak daha biçimsel olarak örgütlenmiş ''“Bektaşi Tarikatı”'' haline geldi”.
[[Dosya:Beyazid II.jpg|thumb|right|240px|[[Balım Sultan]]'ı [[Tarikat]]a post-nişîn olarak atayan Osmanlı Pâdişahı [[II. Bayezid|Sultân Bayezid-i Veli]].]]
==== Balım Sultan'ın pâdişâh tarafından Tarikata post-nişîn olarak atanması ====
[[Balım Sultan]], 1501'lerde dönemin padişahı [[II. Bayezid|Sultân Bayezid-i Veli]] tarafından [[Kırşehir]]’deki Hacı Bektaş Dergahı’nın başına atanmıştır. [[Balım Sultan]]’a kadar Bektaşilik, genellikle kırsal kesimlerde ve köylük yörelerde tutunmuş, [[Alevilik|Alevi]]-[[Türkmen]] içerisinde benimsenme olanağı bulmuştur. Özellikle [[Alevilik|Alevi]]liğin bir türevi ve [[Alevilik|Alevi]]liği yeniden biçimleyen, derneştiren, onları eğiterek disipline eden bir eğilim olarak kendini ortaya korken, [[Balım Sultan]]’la kentsel kesimlere ve [[Osmanlı İmparatorluğu|Osmanlı]] aydınları arasına da girmiştir. Böylece Bektaşilik tarihinde yeni bir dönem başlar ve Bektaşiler; “Köy Bektaşisi”, “Kent Bektaşisi” olarak farklılaşırlar. Kent Bektaşiliğine “Nazenin Tarikatı” veya “[[Dedebabalık|Babagan Kolu ''(Babalar Kolu)'']]” da denir. [[Balım Sultan]], “Bektaşi Erkannamesi”’ni düzenlemiş ve bu örgütlenmeye katılmanın koşullarını oluşturmuştur. Aynı zamanda, [[On iki imam]] anlayışını yola kazandırmıştır. Bu, onun yaptığı yeniliklerin başındadır. “[[On iki imam]] törenleri”, “on iki çerağ”, “on iki post”, palhenk, “evlenmemiş ''(mücerred)'' babalık kuralı”, şerbet yerine şarap, “[[Hurufîlik]]” etkisi, “[[İbahilik|İbahiyecilik]]”, “üçleme ''([[teslis]])''”, “[[tenasüh]]”, ve “[[hülul]]” kavramları Tarikatın bünyesine onun sayesinde girer.
 
==== On İki İmâm inancının Tarikata girişi ====
{{ana|On İki İmâm|Onikicilik|Onikiciler}}
[[On iki imam]] inancı [[Alevilik|Alevi]]-[[Şii]]lik’te başından beri olmasına karşın, Bektaşilik Tarikatı’nın temel töreleri arasına [[Balım Sultan]]’la girer. Tarikatın “temel direği” olur. Her bağlının, müridin temel inanışları içerisinde yer alan bir ilke olur. Bu temel ilke [[Alevilik|Alevi]]-Bektaşi edebiyatının temel çeşnisi ve zenginliği olacaktır. Hemen hemen tüm [[Alevilik|Alevi]]-Bektaşi ozanları [[On iki imam]] çeşnisini şiirlerinde malzeme olarak kullanacaklardır. [[Alevilik|Alevi]]-Bektaşi edebiyatı bu zenginlik üzerine kurulmuştur.
[[On iki imam]] anlayışına paralel olarak yaşam “on iki” rakamı üzerine sistemleştirilmiştir. On iki sayısı eski Türk törelerinde de mevcuttur. Özellikle [[Şamanizm|Şamanist]] dönemde [[Şaman]]ların tacı da on iki ayrı hayvanın postundan yapılan parçalarla yapılmaktaydı. Bu da [[Zodyak]] çemberini simgelemekteydi. Yani, Kainatı başına Tac etmekteydi.. Bu inanış ile [[On iki imam]] inanışı harmanlanarak Bektaşi kültüründe on iki terkli tac kullanımı ve [[On iki imam]] inancının yansımaları görülmektedir. Cemlerde simgesel olarak on iki çerağ yakılır. Kemer üzerine [[On iki imam]]ı simgeleyen on iki köşeli “palheng taşı” denilen taş takılır. Bu dervişlerin gönüllerini Tanrı’ya bağlayan bir simge olarak algılanır. “Eline, diline, beline sahip olmayı” gerektirir. Bektaşi tacı on iki dilimlidir. Tekkelerin meydan yerleri, tekke üstündeki baca ve kubbeler hep on iki dilimli olur. Bektaşi tekkelerinde [[Pir|Pîr]]e hizmet görevlerinin her biri bir post ile simgeleştirilir ve temsil edilir. Bu anlayışı [[Balım Sultan]] “on iki post” biçiminde biçimleyerek tarikatın töreleri arasına kazandırmıştır. Postlardan her biri, Bektaşiliğin en büyük adlarından birine bağlanarak anılmış ve böylece o kişiler ölümsüzleştirilmiştir. [[On iki imam]] “sırrı” olan “On iki Post” şunlardır: