"Lapseki" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Türkçe karakterler girilmeli ve biçim düzeltilmeli.
k (çesitli → çeşitli)
(Türkçe karakterler girilmeli ve biçim düzeltilmeli.)
{{Düzenle|Ekim 2017}}
{{Yerleşim bilgi kutusu
| ad = Lapseki
| yerli_ad =
| takma_ad =
| slogan = Tarih, Doğa ve Deniz: İşte Lapsekimiz !
| ülke = Türkiye
| çeviri_dil =
| harita = Latrans-Turkey location Çanakkale.svg
| harita_boyutu =
| harita_açıklaması = Lapseki'nin Çanakkale'de kideki konumu
| harita1 = Çanakkale location Lapseki.svg
| harita_boyutu1 =
== Lapseki Adının Kökeni ==
 
Yaklaşık 2500 yıldan beri varliğınıvarlığını koruyan Lapseki’nin tarihine geçmeden önce bu adın nereden geldiğinin ve nasıl oluştuğu bilinmemektedir. Lapseki adının kaynağı ile ilgili araştırmalarda iki rivayetten bahsedilmektedir. Birinci rivayete göre: Lapseki’nin Anadolu’ya yapılan Hellen göçleri öncesi varlığını sürdürdügüsürdürdüğü ve ''Pityausa'' olarak anıldığı bilinmektedir. Kordos’un sülalesinden olan Foça’da doğmuş, Fobus (Phoebus) ve Blebüsus isimlerindeki iki kardeş Pityausa’da hükümdar olan kral Mandrom’a hizmet ediyorlardı. Mandrom bu iki kardeşi Foça’lı göçmen kafilesini göndermek üzere görevlendirdi. Kafile Fobus’un nezareti altına girdi. Bu sırada adina Bebrykos’lar denen ve bu bölgede yaşayan yerli halkın saldırısına uğrayan göçmenler tam öldürülecekleri sırada Kral Mandrom’un kızı Lampseke araya girmiş ve göçmenleri ölümden kurtarmıştır. Bu nedenle Hellen göçmenleri Lampseke’ye bir tanrıça gibi tapmişlartapmışlar ve sonradan ele geçirdikleri Pityausa kentine onun adini vererek şükran duygularını ifade etmişlerdir. İkinci rivayete göre: XVI. yüzyilyüzyıl gezginlerinden [[Evliya Çelebi]] (1611-1682) yazdığı seyahatnamesinde Lapseki’den bu şekilde bahseder: "Deniz kenarından uzak bir bayır ve seki üzerinde incirli bir orman vardi. Türkler incire Löp derdi. İşte burada yapılan bu şehre de incirli seki anlamında "Lapseki" denilmiştir ki adiadı "Löpseki"den gelir."
[[Dosya:Lampsakos Heykeli.JPG|thumb|left|Lampsakos Heykeli]]
== Tarih ==
 
Osmanlilar’in Rumeli’ye geçis olayi tarih kitaplarinda farkli sekillerde anlatilmaktadir.Batili kaynaklar ve bazi tarihçilerimiz”Orhan Bey’in,düsman saldirilari ile iyice bunalanBizans imparatoru Kantekuzenos’a(kayinpederi) yardim ettigini ve Sirp ve Bulgar kuvvetlerini Dimetoka meydan savasinda yenerek Edirne’yi Bizans adina kurtardigini(1352) Türklerden çok memnun kalan imparator da bu memnuniyetini belirtmek için Rumeli’de,Gelibolu yakinlarinda Çimpe kalesini Türklere üs olarak verdigini yazarlar.(1354) Böylelikle Türk kuvvetleri, Bizans imparatorlugu sıkıştıgında,Çanakkale bogazi’ni geçmek zorunda kalmadan hemen yardimina kosacakti.Bu rivayetete Türklerin Rumeli’ye geçisinin fetih seklinde olmayip,Çimpe kalesinin yardim karsiligi verilmesiyle gerçeklestigi iddia edilmektedir.
Hoca Sadettin Efendi,Asikpasazade gibi Osmanli tarihçileri ise Rumeli’ye geçis olayini,fetih seklinde anlatmaktadirlar.Türk ressamlarinin meydana getirdigi konu ile ilgili yagli boya tablolarda görüldügü üzere;Türkler,Rumeli’ye sallar üzerinde geçtiler. Orhan Gazi’nin oglu Gazi Süleyman Pasa ve maiyeti denizden geçisi kolaylastiracak bir yer ararlar iken Marmara denizinin giris çikis kapisi niteligindeki Lapseki(Çardak) mevkiine geldiler. Gazi Süleyman Pasa, Bugünkü Çardak beldesinde bir mescit yaptirdi. Silah arkadaslari,bölgede kesif yapip,hareket planlarini hazirladilar. Çardak- Salbas mevkiindeki, SALBAS AGACI’nin,(fethin tek canli tanigi,650-700 yillik mese agaci 2002 yilinda esen sert rüzgarlara dayanamayip yikilmistir.) altinda mese agacindan yaptiklari bir salla dualar okuyarak karsi kiyiya vardilar.Burasi Gelibolu ile Bolayir arasinda,Bolayir’a daha yakin olan Çimpe Kalesi yakinlaridir.Bu hisarin disinda bagda çalismakta olan bir Rum’u esir alip, hiç beklemeden ayni salla geri döndüler. Sehzade Süleyman Pasa bu basariya çok sevindi.Rum esire çok iyi davrandi. Armaganlarla donatti.Basina sapka ,beline kusak ve ayagina da ayakkabi verdi.Ona: “Sizin hisarinizda yer varmi dir,kimse duymadan,görmeden içeri girelim? dedi.O da:”Sizi kimse görmeden hisara koyarim.”dedi. Sur duvarlarinin harap halini,askerlerin pek çok seyden mahrum olduklarini bir bir anlatti.Nöbetçi muhafizlari gafilane basmak için hizmet edecegini arz etti.Esir Rum’dan istedigi tüm bilgileri alan Gazi Süleyman Pasa derhal emir verip,deniz kiyisinda bulunan yerlesim yerlerinden sigirlar toplatti.Bunlarin derilerinden yaptirdigi saglam kösele kayislarla,kalin agaç kütüklerini baglatarak iki sal yaptirdi. Ertesi gün en cesur silah arkadaslari,Kara Timurtas Pasa,Balabancikoglu,Kara Oglanoglu;Aksungur,Kara Hasanoglu,Akça Kocaoglu’nun da aralarinda bulundugu 39 kisi ile birlikte sala bindi. Dger salda da Evranos Bey,Ece Bey,Fazil Bey,Haci Il Bey gibi 40 bahadir bulunuyordu.Ayrica savas için gerekli bütün silahlar, askerlerin agirliklari ve ne kadar agirlik varsa hepsi sallara yüklendi.Rahat bir deniz yolculugundan sonra karanlik bir gecede”seksen dilaver”den meydana gelen bir birlik ile Çimpe Kalesi’ne yakin yerden kiyiya çiktilar.Hemen orada sükür namazi kildilar.Kilavuzluk eden Rum esirin gösterdigi yoldan sessizce giderek hisarin dibine geldiler.Çimpe Hisari’nin önünde,sol tarafta büyük bir gübrelik vardi.Onun üzerinden uzun merdivenlerle hisarin burcuna tirmandilar.Anadolu yakasindan gemi olmadan Rumeli’ye geçmenin imkansizligina inanan kale halkinin bir kismi rahat döseklerinde ,bir kismi da kale disinda baglarda uykuya dalmisken,Çimpe kalesi kolaylikla ele geçirildi(1354). Padisah I.Mehmet(Çelebi) döneminde(1413-1421) Çali Bey kumandasindaki Osmanli donanmasi ile Pietro Loredano kumandasindaki Venedik donanmasi arasinda mayis.1416 tarihinde Marmara adasiyla Gelibolu arasinda büyük bir deniz savasi meydana gelmistir. Yapilan çarpismalarda Çali Bey sehit olmustur. Savasi kazanan Loredano,ertesi yil yeniden gelerek Emir Süleyman’in Lapseki’de yaptirmis oldugu kaleyi isgal için topa tutmustur.Karada Hamza Bey’in kumandasinda 10 binden fazla bir kuvvetin bulunmasi sebebiyle basarili olamamistir.Yildirim Bayezit’in bogaz muhafizligini Gelibolu’da kurup basina da Sarica Pasayi vermesi (1390) ve Kanuni Sultan Süleyman zamaninda buranin Kaptan Pasa eyaleti olmasi dolayisiyla Gelibolu’nun askeri ve ticari yönden önemi her geçen gün daha da artmistir. Evliya Çelebi (1611-1682),seyahatnamesinde Osmanli döneminde kidönemindeki Lapseki’yi söyle anlatmaktadir.”Deniz kenarinda olup hakimi vardir. 150 akçelik kazadir. Halki Rum ve Ermenidir. 1300 adet bagli bahçeli,kiremit örtülü yan yana evleri vardir. Bir camii,hanlari ve bir hamami vardir. Çarsisi çok az ise de bag ve bahçeleri çoktur.Karpuzu,üzüm tursusu,bulamasi ve sirasi ünlüdür.”Bu yüzyilda Lapseki’de Yeniçeri serdari,sipahi kethüda yeri,subasisi,bacdari,muhtesibi vardi.Ayani azdi. 1831 de Sultan II. Mahmud zamaninda Sahap Efendi’nin yaptigi nüfus sayimina göre Lapseki’de 2442 Müslüman halkin yasadigi tespit edilmistir. Semseddin Sami’nin Kamus-ül-Alam’inda (1888-1900 yillari arasinda yazilmis tarih ve cografya alaninda bilgiler veren bir lügat-sözlüktür) Lapseki için su bilgiler verilmektedir.”Biga bagimsiz mutasarrafligina bagli ilçe merkezi bir kasabadir. Bu ilçe öteden beri bag ve bahçeleriyle ,dolayisiyla sarabiyla da ünlüdür.Baslica ürünleri :Bugday ,arpa, yulaf,misir, çavdar, susam ,nohut ,bakla, anason ,zeytin ,ceviz ve kestanedir. Hayvan türünden mal varligi :44.000 koyun ,keçi, 4.000 sigir,5.300 esek ,250 deve ,120 beygirdir.Tüm ilçe ve köylerinde : 40 mescit ve camii, 36 okul, 5 medrese,2kilise ,165 dükkân ve magaza , 8 hamam, 25 firin, 1 un fabrikasi , 4 dalyan ve 128 çesmesi vardir.”denilmektedir.
Dosya:|
[[Dosya:Deniz Kızı Heykeli.JPG|thumb|right|Deniz Kızı Heykeli]]
37.485

değişiklik