Ana menüyü aç

Değişiklikler

Boyutta değişiklik yok ,  2 yıl önce
düzeltme, yazış şekli: taktirde → takdirde AWB ile
'''Cezalarda kanunilik, mezhepsel farklılıklar:''' Şekli ve miktarı konusunda görüş birliği bulunmayan ibadetlerin terk edilmesinin <ref>http://kizilbas.biz/belgeler/101-seyhuelislam-ebussuud-efendi-fetvalari.html</ref> şeriat yönetiminde ceza veya hak mahrumiyeti davalarına konu olması, insan hakları ihlali gibi sakıncalar yanında cezaların kanuniliği ilkesine de aykırıdır. Şeriat hukukunda [[tazir]] cezaları için kanunilik ilkesi bulunmamakta, tamamen hakim veya siyasi otoritenin takdiri geçerli olmaktadır. Şia mezhebinde meşru kabul edilen [[mut'a]] bir Ehl-i Sünnet mezhebi tarafından had cezası uygulanması gereken bir [[haram]]dır. Tazir cezalarına konu olabilen İslamda [[büyük günah]], [[farz]], [[vacip]], [[zekat]], [[namaz]], [[tesettür]], [[sünnet]], [[hadis]] gibi kavramlar her mezhep ve bölgede farklı anlayış, yorum ve uygulama şekilleri bulunan dini kavramlardır.
 
'''Pratiğe uyum zorlukları ve toplumsal ayrımcılık:''' Bir kişiye yönelik tecavüz veya zina isnadında güvenilirlik şartlarını taşıyan dört yetişkin erkeğin şahitliğinin zorunlu olması, aksi taktirdetakdirde tecavüze uğramış bile olsa tecavüz veya zina isnadında bulunan kişi veya kişilerin iftira cezasıyla cezalandırılması. Bu cezalar için kadın ve çocukların, Müslüman bile olsalar içki veya namaz gibi konularda dini yönden beğenilmeyen ve [[fasık]] olarak tanımlanan kişilerin şahitliklerinin geçerli kabul edilmemesi.
 
'''Suç-ceza dengesi:''' Günümüz hukuk anlayışında cezaların intikam duygusundan uzak, caydırıcı, önleyici ve ıslah amacına uygun ve işlenen suç ile uygun ağırlıkta bir karşı eylem olması amaçlanır. Bundan dolayı suçun hangi saiklerle işlenmiş olduğu, suç eylemi öncesinde, sırasında ve sonrasındaki davranışlar göz önüne alınarak cezaların ağırlaştırılması veya hafifletilmesi sözkonusu edilir. Şeriat hukukunda verilen cezaların ağırlığının bu amaçlara uygun olup olmadığı yanında suç eyleminin hangi saiklerle ve ne şekilde işlendiği hususunun şeriat cezalarında hırsızlık ve gasp arasında bir ayrım yapılmamış olması dolayısıyla çok önem taşımadığı düşünülebilir. Ancak tarihsel pratikte bu durumun aksini düşündüren uygulama ve yorumların bulunduğu da bir gerçektir.