"Türk tiyatrosu" sayfasının sürümleri arasındaki fark

{{kaynaksız}}
[[Dosya:Ottoman theatre.jpg|küçükresim|Mınakyan Yönetiminde [[Osmanlı Tiyatrosu]] Kadrosu]]
'''Türk tiyatrosu''', [[Türkler]]in [[Orta Asya]]'da yaşadıkları dönemlerin birtakım törenleri ve taklit gösterileriyle başlayan [[tiyatro]] etkinliklerini ifade eder. Tiyatro sanatının gelişmesi Türkler'in [[Anadolu]]'ya gelmeleri, özellikle de İstanbul'u fethetmeleri (1453) ve burayı başkent yapmaları ile daha da hızlanmıştır. Bu dönemden sonraki Türk tiyatrosu ''geleneksel tiyatro'' ve ''batı etkisi altında gelişen tiyatro'' olarak ele MAL APTAL SALAK
 
Geleneksel tiyatro başlığı altında genellikle [[kukla]], [[meddah]], [[Karagöz]], [[ortaoyunu|orta oyunu]] ve köy seyirlik oyunu gibi gösteri türleri yer alır. Şarkı, dans ve söz oyunlarına dayanan geleneksel tiyatro yazılı bir metne dayanmaz. Geleneksel tiyatroda güldürü öğesi ön plandadır. Genellikle sahnesiz bir tiyatrodur. Bunlardan seyirlik köy oyunlarının kökeni tarih öncesi bolluk törenlerine ve ilkel inançlara uzanır. Bunlarda Türkler'in Orta Asya'dan getirdikleri inançların izleri olduğu gibi, Anadolu'da daha önce yaşamış olan toplulukların kültürlerinin de katkısı vardır. Bu oyunların başlangıçta amaçları zamanla değişmiş olsa bile, Türk köylüsünün bu geleneği sürdürdüğü görülür.
 
=== Tanzimat Dönemi ===
Tanzimat'la birlikte batılı bir tiyatro anlayışını benimseyen Türk tiyatrosu, Cumhuriyet döneminde yurdun her yanında açılan halkevlerindehalkerinde amatör tiyatro çalışmaları başlayınGüllü Agopcayabaşlayın ve Ankara'da [[1940]]'ların sonunda devlet eliyle bir konservatuvar ve [[Devlet Tiyatrosu]] kuruluncaya kadar geçen sürede hemen hemen yalnız İstanbul'da bir gelişme alanı bulabilmiştir. Bu dönemde atılan adımlar ulusal bir tiyatronun kurulması doğrultusunda özgün yapıtların yazılmasını ve yerli bir duyarlılığın oluşmasını sağlayacak çabalardan çok, kendi toplum yapısına uymayan bir dünyanın tiyatro örneklerine öykünme gibi çelişik bir eğilimi yansıtır. Siyasal ve ekonomik baskılar sonunda batıya açılmaya karar veren [[III. Selim]], [[II. Mahmud]], [[Abdülmecid]] gibi yenilikçi padişahların ve bu görüşü benimseyen okuryazar çevrenin Türkiye'ye batı tiyatrosunun girmesinde büyük payı vardır. İstanbul'daki yabancı elçiliklerin aracılığı ve batıya daha kolay yaklaşabilen azınlıkların da girişimiyle çeşitli sanat dallarında batılı biçimler denenmeye başlanmış, tiyatro da bir kurum olarak saray ve halk tarafından büyük ilgi görmeye başlamıştır. Sarayın desteği İstanbul'a gelen yabancı topluluklara gösterdiği ilgiyle kalmamış, [[Çırağan Sarayı|Çırağan]], [[Dolmabahçe]] ve [[Yıldız Sarayı|Yıldız]] saraylarında tiyatro salonları yaptırılmıştır.
 
Batılı anlamda ilk Türkçe oyun, [[Şinasi]]'nin ''Şair Evlenmesi'''dir (1860). Bu oyun [[Dolmabahçe Saray Tiyatrosu]]'nda oynamak üzere ısmarlanmıştır. Bu arada İtalyan, Fransız, Alman, Avusturyalı tiyatro, [[opera]] ve [[bale]] toplulukları, [[Adelaide Ristori]], [[Sarah Bernhardt]] gibi dünyaca ünlü sanatçılar İstanbul ve İzmir'de temsiller vererek bu kentleri önemli sanat merkezleri durumuna getirdiler.
Anonim kullanıcı