"Sufi metafiziği" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
Yazılış (((http://tdk.org.tr/index.php?option=com_yanlis&view=yanlis&kelimez=203))) AWB ile
(Gerekçe: + telif hakkı ihlali)
k (Yazılış (((http://tdk.org.tr/index.php?option=com_yanlis&view=yanlis&kelimez=203))) AWB ile)
[[Tasavvuf]] düşüncesinde, yaratanla yaratılanın tek kaynaktan geldiğini ve "bir" olduğunu savunan görüştür. Vahdet-i vücut, [[Panteizm]]'deki gibi tek hakikatin parçalandığını ve sadece [[içkin]]liğini savunmaz. [[Materyalizm|Materyalist panteizm]] veya [[monizm]] gibi ilk ilke ile evrendeki her şey arasında maddî bir bütünlüğü tasavvur etmez ve savunmaz.
 
[[Sufi|Sûfilere]] göre kendiliğinden var olan (kaimun bizatihi) varlık (vücûd) birdir; o da ''Hakk Teâlâ'''nın varlığıdır. Bu varlık ezelidir; çoğalma, bölünme, değişme, yenilenme kabul etmez. Ancak Hak, zatı itibariyleitibarıyla değil; [[sıfat]] ve [[fiil]]leri itibariyleitibarıyla bütün suret ve şahıslarda mutlak olmaktan çıkmaksızın ve asla değişikliğe uğramaksızın tezâhür ve tecellî etmektedir. İçinde farklılıklar ve değişme barındıran tüm evren ve içindeki canlı ve cansız her unsur, ancak O'nun varlığı ile ayakta durmaktadır.
 
Yaratılışın amacı; Künt'ü, Kenz yani ''Gizli bir Hazine idim bilinmeyi istedim'' ifadesi bütün varlıkların ve tüm evrenin Tanrı'nın yansımaları olduğu anlamını taşır.
Sufiler bu eleştirileri hem bazı ayet ve hadisleri kullanarak hem de vahdet-i vücudun [[Panteizm]] gibi bazı felsefi ekollerden farklarını ortaya koyarak yanıtlamaya çalışmışlardır. Bazıları da vahdet-i vücut için sadece içkinliği vurgulayan Panteizm değil, hem içkin hem aşkınlığı içeren [[Panenteizm]] tabirinin kullanımının daha doğru olduğunu ileri sürmüşlerdir.
 
Vahdet-i vücut ile ilgili müstakil bir eser sahibi olan [[İsmail Fenni Ertuğrul]] (1855-1946) eserinde, vahdet-i vücutta, panteizmin aksine, Tanrı'nın evrenin bütünü, toplamı olmadığı, sadece evrenin ayrı bir varlığa sahip olmayıp Hakkın vücuduyla ayakta durduğu (kaimliği), evrenin varlık (vücud) itibariyleitibarıyla Hak'kın aynı ise de eşyanın zat, hususiyet ve belirtileri (taayyünleri) itibariyleitibarıyla Hakkın eşyadan ayrı olduğunu söyler. Tanrı'nın dışındaki her şey yani eşya, varlığını Hakkın varlığına borçludur ve bir an bile ona muhtaç olmaktan azade değildir. Yani evren panteizmde olduğu gibi bizatihi mutlaklık taşımamakta ve Hak'kın varlığı aleme ihtiyaç duymamaktadır. Ertuğrul bununla ilgili olarak Muhyiddin Arabi'nin şu ifadesini de aktarmaktadır: "Allah, Allahtır, alemin mevcut olması veya olmaması eşittir" <ref>Ertuğrul: s.83-84</ref>
 
Vahdet-i vücut ile ilgili Panteizmle de ilişkili olan itirazlar arasında evrenin (alemin) ezeliliği (kadimliği) bahsi geçmektedir. Vahdet-i vücudu savunanlar, alemin Allah'ın ezeli ilminde bulunması sebebiyle ezeli olduğu ancak harici varlığı itibariyleitibarıyla ezeli olmadığı (hadis) yönünde savunma getirmişlerdir. Füsus şarihlerinden olan Ahmed Avni Konuk, konuyla ilgili olarak şunları söylemektedir: ''Kevn-i câmi olan, insân-ı kâmil sûretiyle hâdistir ve hakîkat-ı rûhiyyesiyle ezelîdir.''
 
===Vahdet-i Vücud görüşünü benimseyen sufiler===
25.068

değişiklik