Ana menüyü aç

Değişiklikler

değişiklik özeti yok
 
Matüridî'ye göre hürriyet, îman ve küfrün varlık şartıdır. Yani [[iman]] ve [[küfür]] tercihle olur.
 
=== Mâtürîdî'nin Kuran-ı Kerim İnancı ===
Kur'an-ı Kerim, Allah kelamı olup, mushaflarda yazılı, kalplerde mahfuz, dil ile okunur ve Muhammed'e indirilmiştir. İnsanların Kur'an-ı Kerim'i teleffuzu, yazması ve okuması mahluktur fakat Kur'an mahluk değildir. Allah'ın Kur'an'da belirttiği Musa ve diğer [[Peygamber]]lerden, [[firavun]] ve [[İblis]]'ten naklen verdiği haberlerin hepsi Allah kelamıdır, onlardan haber vermektedir. Kur'an ise Allah'ın kelamı olup, kadim ve ezelidir.
 
=== İman-âmel İlişkisi ===
 
[[Allah]]'ın zât'ına ve fiilerine ait sıfatları vardır ve bu sıfatlar Allah'ın Zât'ının aynı da değildir, gayrı da değildir. Allah'ın sıfatları sonradan yaratılmış da değildir.
 
O'nun eli, kudreti veya nimetidir denilemez. Zira bu takdirde sıfat iptal edilmiş olur. Bu, Kaderiyye ve Mutezile'nin görüşüdür. O'nun elinin, keyfiyetsiz sıfat olması gibi, gazabı ve rızası da keyfiyetsiz sıfatlarından iki sıfattır.
 
Allah, eşyayı bir şeyden yaratmadı. Allah, eşyayı oluşundan Önce, ezelde biliyordu. O, eşyayı takdir eden ve oluşturandır.
 
=== Allah'ın başka bir kelime ile ifâdesi ===
Allah'a, O'nu yaratılmış varlıklara benzetmeye götüren isim koymak ([[antropomorfizm]]) uygun değildir. Çünkü O, [[Kur'an]]'da belirtildiği üzere hiçbir şeye benzemez. (Şûra suresi/11). Matüridî, "dengi ve benzeri bulunan bir şey çokluk statüsüne girer ve ''iki'' sayısı ile başlar. O'na nispet edilebilecek bütün yaratılmışlık kavramlarının ve nitelendirilebileceği bütün sıfatların, yaratılmışlara nispet edildiği ve nitelendirildiği takdirde anlaşılabilecek bir manâmânâ ile Allah'a izafe edilmesi [[bâtıl]] olmuştur" der. Bu sebeple Allah'ın, yaratılmışlardan birini çağrıştıran bir isimle, kelimeyle anılması caiz değildir.
 
=== Allah'a "''şey''" denilebilir ===
[[Ebu Hanife]] gibi Matüridî de Allah'a ''Şey'' denilmesini [[câiz]] görür. Allah'a ''şey'' denmesini gerektiren sebep, cisimde mevcut olmadığı için bunu kullanmakta sakınca yoktur. Bunun iki yolla ispatlanması mümkündür: Birincisi, [[Kur'an]]'da kendisi için ''şey'' kelimesini kullanmaktadır. (Bakınız: [[Şura Suresi]]/11; En'am suresi/19) [[Allah]]'a şey denilmesi caiz olmasaydı ayetlerin bu kelimeyi Allah'a nispet etmemesi gerekirdi. İkincisi, aklî yoldur. Matüridî burada "örf açısından şey'iyyet başka değil, sadece varlık ifade (ispat) eden bir isimdir. Sabit olmuştur ki bir varlığa ''şey nisbet etmek'' sadece onun zâtının varlığını ve yüceltilmesini ifade eder. Allah da buna lâyıktır." ifadelerini kullanırdı. [[Teftazanî Nesefi]]'nin [[Akaid]]'ine yazdığı şerhde bu konu ile ilgili açıklaması yer alır.
 
[[Ebu Hanife]] ise, ''[[Fıkh-ı Ekber]]'' adlı adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şunları yazar: "Allahu Teâlâ ''şey'''dir. Ama eşya gibi bir şey değildir. Şey olmasının manâsı; cisimsiz, cevhersiz, arazsız, zıtsız, eşsiz, ortaksız ve benzersiz.. olarak sabit olmaktır." O'nun Kur'an'da zikrettiği gibi eli, yüzü ve nefsi vardır, Allah'ın Kur'an'da zikrettiği gibi el, yüz ve nefs gibi şeyler, keyfiyetsiz sıfatlardır.
 
=== Ru'yetullah ===
 
=== Bilgiye ulaşma, kader ve irade hürriyeti ===
Matüridî, [[Kitab üt-Tevhid]]'inde bilgi ve önemi üzerinde ısrarla durur. Matüridî, bilgi edinme yollarını ''duyular'', ''haberler'' ve ''akıl'' olarak belirler. O'na göre bilgi vehbî olmaz; kesbî'dir. Doğru akıl yürütmeyle ortaya çıkan bilgi bir ''âdet-i ilâhiye'''dir. Allah insana akletme, aklını kullanma ve temyiz gücünü bahşetmiştir. MatuüidilikMaturidilik bu görüşü ile vehb ve [[mükâşefe]]yi bir bilgi ve irfan yolu olarak öne alan [[tasavvuf]]çulardan ayrılır.
 
Allah'ın dilemesi, ilmi, kazası, takdiri ve Levh-i Mahfuz'daki yazısı olmadan, dünya ve ahirette hiçbir şey vaki olmaz. Ancak onun [[Levh-i Mahfuz]]'daki yazısı, hüküm olarak değil, vasıf olarak yazılıdır. Kaza, kader ve dilemek, O'nun nasıl olduğu bilinmeyen sıfatlarındandır.
 
Allah, yok olanı yokluğu halinde yok olarak bilir, onun yarattığı zaman nasıl olacağını bilir,Var olanı, varlığı halinde var olarak bilir, onun yokluğunun nasıl olacağını bilir. Allah ayakta duranın ayakta duruş halini, oturduğu zaman da oturuş halini bilir. Bütün bu durumlarda Allah'ın ilminde ne bir değişme, ne de sonradan olma bir şey hasıl olmaz. Değişme ve ihtilaf, yaratılanlardan olur.
 
Allah'ın mutlak kudreti ve kader ile insan iradesi arasındaki ilişki konusu İslâm düşünürleri arasında farklı yorumlara sebep olmuştur. Bazı [[Sünni İslam]] kaynaklarında [[Muhammed]]'in kendi döneminde "[[kader]]"i tartışanlara sinirlendiği ve bu konuda tartışmayı uygun görmediği de anlatılmaktadır.<ref>'''Sahih-i Buharî''' Kitab üt-Tefsir Bölümü, [[Hadis]] Nu.237</ref>
Anonim kullanıcı