"Akkoyunlular" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Sekizinci hicrî asırda [[Anadolu]] hemen hemen tamamıyla [[Şiî]] bir hüviyete bürünmüştü. Harezm’den geri dönen aşîretler, asırlar boyunca çeşitli mezhep mücadelelerinden bitâp düşmüş bir çevrenin sâhip olduğu i’tikadları da beraberlerinde getirmişlerdi. [[İlhanlılar]]’ın yıkılması ve Moğol saraylarında yaşayan Şiî ulûlarının buralardan tardedilmelerinden sonra Diyâr-ı Bekir Türkmen Beyliği’nin oluşumuna kadar geçen süre zarfında bu aşîretler bağımsız olarak yaşamlarını sürdürmüşlerdi.
 
Diyâr-ı Bekir Türkmen Beyliği’nin “Akkoyunlu Aşîreti” tarafından kurulması üzerine [[İlhanlı]] ve [[Moğol]] saraylarını terk eden [[Şiî]] âlimleri bu topraklara sığındılar. [[Akkoyunlu]] hükümdarı [[Sultan Yakup]]’un, muhtemelen [[Şah İsmail]]'in babası '''Şeyh Haydar'''’ın öldürülmesinden sonra Osmanlı padişahı '''Sultan Beyazıt'''’a gönderdiği tarihsiz [[Farsça]] mektubunda [[Kızılbaş]]ların mürşidi [[Şeyh Haydar]]'ı <nowiki>''</nowiki>'''ser-i halka-i erbâbı dalâl'''/''sapkınlar topluluğunun başı''<nowiki>''</nowiki><ref>Mehmet Çelenk, Safevîlerin Din Politikası ve İran’ın Şiîleşme Seyri makalesi, Sayfa:14</ref> olarak vasıflandırarak bu din ve devlet düşmanı sapkınların yok edilmesinden dolayı Müslümanların çok sevineceğini ifade etmektedir. [[II. Beyazıd]] ise cevabi mektubunda, [[Sultan Yakub]]’un “'''gürûh-i dâlle-i Haydariyye'''”ye/''sapkın karşıHaydariyye olantopluluğu''”na karşı galibiyetini tebrik etmiştir.<ref>Browne, A Literary History, s. 67.</ref> Akkoyunlu hükümdarı [[Sultan Elvend]], [[II. Bayezid]]’e gönderdigi mektupta [[Kızılbaş]]ları def etmek için hazır olduğunu söyleyerek şöyle tarif etmiştir: “'''cemâat-i dâll ve mudill evbâş-ı Kızılbaş-hazelehumullahu ve kahherahum'''/''sapık ve saptırıcı alçak [[Kızılbaş]] toplulugunun -ki Allah onları kahretsin”kahretsin''”.<ref>Hasan Onat, Buyruklara Göre Kızılbaşlık, 2008 Konya, Sayfa:11</ref>
 
H. 892 / M. 1487 yılında [[Karakoyunlular]], Akkoyunlular tarafından ağır bir yenilgiye uğratılınca ülkeleri de ellerinden çıkmış oldu. Bilâhare, Akkoyunlular da H. 907 / M. 1502 tarihinde Nahçivan civarında [[Şah İsmail Hatai|İsmâ‘il Safevî Hatai]] ile giriştikleri meydan muharebesini kaybederek tarih sahnesinden silindiler.<ref>[[Tahir Harimî Balcıoğlu|Balcıoğlu, Tahir Harimi]], ''[[Türk]] Tarihinde Mezhep Cereyanları – [[Tasavvuf]]un [[Şiî]]likle münasebeti,'' Sayfa 268, Ahmet Said Baskısı, 1940.</ref>
24.059

değişiklik