Ana menüyü aç

Değişiklikler

'''Mâtüridîlik''', ([[Arapça]]: '''الماتريدي''') ünlü [[Türk]] [[din]] [[bilgin]]i [[Matüridî]]'nin, [[Hanefî Mezhebi]]'nin kurucusu [[İmam-ı A'zam]]'ın düşüncesini tâkip eden, [[Akıl|akl]]a önemli bir yer veren [[İslam dini itikat mezhepleri|İslam dini itikad mezhebi]]dir. [[Türkiye]], [[Afganistan]], [[Pakistan]], [[Hindistan]] ve [[Orta Asya]] ülkelerinde yaygındır.
 
== İmâm Matüridî' nin görüşleri ==
Matüridî'nin [[İslâm ilâhiyatı]]nın meselelerinden [[Allah]] iman, peygamberlik konularındaki görüşleri:
 
=== Matüridî'ye göre imânın tanımı ===
{{ana|İslam'da iman}}
Matüridî'ye göre iman; "''[[kalp ile tasdik dil ile ikrar|Kalp ile tasdik., dil ile ikrar]]''"dır. Diliyle ikrar ettiği halde kalbiyle tasdik etmeyen kimse mümin değildir. "''İnanç, henüz gönüllerinize yerleşmedi''" (Hucurat suresi/14) ayetiyle imanın kalp ile ilgili olduğuna işaret edilir. Ayrıca, "İşte Allah imanı bunların kalplerine yazmış...(Mücadele suresi/22) ayetinde de '''iman''' kelimesi kalbe izafe edilmiştir. Bu durumda imanın gerçek rüknü "''kalp ile tasdik''" tir. İman, tasdik etme, onaylamadır. İman tasdik olunca, aksi de '''tekzip''' yani inkâr ve yalanlama olacaktır. Tekzib, "inkâr" niyetiyle ifade ediliyorsa, bunun anlamı "[[küfür]]'"dür.
 
Matüridî, Kitab üt-Tevhid adlı eserinde "İmanın kalp ile tasdik veya mahiyet olduğu meselesi" başlığı altında, sadece bilmenin iman için yetersizliğini anlatır. O'na göre bir şeyin mahiyetini bilmek, onu tasdik etmek anlamına gelmez. Bu sebeple kalpteki iman bilmekten başka bir şeydir. Yani, kalpteki iman ile bilmenin mahiyetleri ayrıdır. Ancak bilgi, ''kalple tasdikin meydana gelmesinde'' önemli rol oynar. Zira cehalet de bazen inkârcılığın sebebi olabilmektedir.
 
=== İman-âmel İlişkisi ===
Genellikle '''[[ilmihal]]''' kitaplarında kullanılan '''amel''' kelimesi; "yapılan iş, fiil, bir kişinin dinin emirlerini yerine getirmesi için yaptıkları" anlamındadır. [[İmam Şafiî]]'nin aksine Matüridî iman ile ameli birbirinden ayırır. Amelin imandan bir parça olması ve imanın artıp eksilmesi konusunda Matüridî, görüşlerini benimsediği [[Ebu Hanife]]'ye uyar. Ebu Hanife ve Matüridî'ye göre iman ve amel ayrı şeylerdir. Çünkü bir ayette "...Allah'a iman eden [[ve]] yararlı iş işleyen...(''Talak Suresi/11'')" ifadesi imanı amelden ayırmış, "yararlı iş işleyen" ifadesi "iman eden" ifadesinden '''ve''' ile ayrılmıştır. Ayette geçen imandan maksat, "[[kalp ile tasdik|kalp ile tasdik"]]"tir.
 
Matüridî'ye göre adam öldürmek, zina etmek, içki içmek... gibi [[büyük günah]]lar (günah-ı kebair) da mümini [[din]]'den çıkarmaz. Allah'a ve emirlerine-yasaklarına-inanan kimse bunlara uymaz, bunları uygulamazsa dinden çıkmaz ama büyük günahkâr olur. [[Günahkâr]] olan kimse [[tövbe]] ile Allah katında af dileyerek kurtulabilir. Bi kişinin tövbesinin kabul edilmesi kişinin niyetine ve yapdıklarına - yapacaklarına bağlıdır, bu nedenle her tövbe eden affedilmez. {{fact}} [[Allah]], [[Kur'an]] da "'Sizi yaratan O'dur, kiminiz inkârcı ([[kâfir]]), kiminiz mümindir. Ey inananlar! Mutluluğa ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün" [[ayet]]leriyle müminlerin, işledikleri günahlardan tevbeyle affedileceklerini müjdeler. Yani, Allah'ın emirlerini uygulamayan veya uygulayamayan müminler günahkâr olurlar. [[Kâfir]]lik (küfr) ise yalanlamayla, inkârla olur. Matüridi'nin bu görüşü ameli imanın bir parçası sayan ve bu sebeple [[namaz]] veya [[oruç|oruc]]un terkini küfürle eş tutarak ölümle cezalandıran [[şeriat]] yorumlarına katılmayan farklı bir bakış olarak düşünülebilir.
 
=== Matüridî'ye göre ibadetler ===
* Matüridi'ye göre Allah insanlara temyiz kabiliyeti denilen iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırt etme ve aklını kullanabilme gücünü vermiştir. Allah, aklı olanları dinî yönden mükellef kılmış olup aklı olmayanlar "İlâhî emrin sorumluluğu dışındadırlar." Akıl sahipleri akıllarını kullanmak suretiyle yaratıcı ve tek olan Allah'ı bulmak ve bilmek zorundadırlar. Ancak, O'na göre [[Şeriat]]'ı ve Şeriat'ın bir bölümü olan [[ibâdet]]lerin ne şekilde yapılacaklarını akıllarıyla belirleyemezler. Bunları ancak peygamberler vasıtası ile öğrenebilirler.
 
Matüridî, [[âmelamel]] ile [[iman]]ı ayrı tutar ve amel ile imanın ayrı şeyler olduğunu savunur. O'na göre, ''iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'
 
=== Allah'ın varlığının bilinmesi ===
İslâm dininde iman esaslarının başında [[Allah]]'a [[iman]] gelir. [[Mümin]]; öncesi ve sonrası olmayan (ezelî ve ebedî), her şeyi yoktan var eden ve zât'ızâtı, sıfatları ve fiileri yönlerinden bir olan Allah'a imanla yükümlüdür.
 
Allah'ın varlığı, 'Bir''liği ([[tevhid]]), yaratıcılığı konusunda birçok ayetler vardır: (En'am suresi/101; Zumer suresi/62; Bakara suresi/117; Âl-i imran suresi/189; Maide suresi/18, 40, 120... gibi).
 
Allah'ın varlığı ve ''Bir''liği mantık kurallarıyla da (akılla) ispatlanabilir. Kâinattaki varlıkların hareketlerini düzenleyen, bir nizam ve âhenk içerisinde bulunmalarını ve her birinin ayrı ayrı ve diğerlerine zarar vermeksizin görev yapmalarını sağlayan, her şeyin üstünde bir varlık var ki, O da, eşi ve benzeri olmayan ''Yüce Allah''dırtır.
 
[[Allah]]'ın zât'ına ve fiilerine ait sıfatları vardır ve bu sıfatlar Allah'ın Zât'ının aynı da değildir, gayrı da değildir. Allah'ın sıfatları sonradan yaratılmış da değildir.
Anonim kullanıcı