"Mâtürîdîlik" sayfasının sürümleri arasındaki fark

düzeltme AWB ile
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil web değişikliği
(düzeltme AWB ile)
 
=== Matüridî'ye göre ibadetler ===
* Matüridi'ye göre Allah insanlara temyiz kabiliyeti denilen iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırt etme ve aklını kullanabilme gücünü vermiştir. Allah, aklı olanları dinî yönden mükellef kılmış olup aklı olmayanlar "İlâhî emrin sorumluluğu dışındadırlar." Akıl sahipleri akıllarını kullanmak suretiyle yaratıcı ve tek olan Allah'ı bulmak ve bilmek zorundadırlar. Ancak, O'na göre [[Şeriat]]'ı ve Şeriat'ın bir bölümü olan [[ibâdet]]lerin ne şekilde yapılacaklarını akıllarıyla belirleyemezler. Bunları ancak peygamberler vasıtası ile öğrenebilirler.
 
Matüridî, [[âmel]] ile [[iman]]ı ayrı tutar ve amel ile imanın ayrı şeyler olduğunu savunur. O'na göre, ''iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'
Matüridî, [[Kitab üt-Tevhid]]'inde bilgi ve önemi üzerinde ısrarla durur. Matüridî, bilgi edinme yollarını ''duyular'', ''haberler'' ve ''akıl'' olarak belirler. O'na göre bilgi vehbî olmaz; kesbî'dir. Doğru akıl yürütmeyle ortaya çıkan bilgi bir ''âdet-i ilâhiye'''dir. Allah insana akletme, aklını kullanma ve temyiz gücünü bahşetmiştir. Matuüidilik bu görüşü ile vehb ve [[mükâşefe]]yi bir bilgi ve irfan yolu olarak öne alan [[tasavvuf]]çulardan ayrılır.
 
Allah'ın mutlak kudreti ve kader ile insan iradesi arasındaki ilişki konusu İslâm düşünürleri arasında farklı yorumlara sebep olmuştur. Bazı [[Sünni İslam]] kaynaklarında [[Muhammed]]'in kendi döneminde "[[kader]]"i tartışanlara sinirlendiği ve bu konuda tartışmayı uygun görmediği de anlatılmaktadır.<ref>'''Sahih-i Buharî''' Kitab üt-Tefsir Bölümü, [[Hadis]] Nu.237</ref>
 
Ancak, eğer Tanrı ortak kabul etmeyen mutlak yaratıcı ise ve insanın eylemleri dahil kader ile olaylar önceden belirlenmiş ise, insan niçin sorumlu olsun ki? Bu soru ve insanın iradesinde hür olup olmadığı sorunu ([[hürriyet]]) tartışılmaya devam etmiştir.
 
[[Cebriyye]]ciler [[kader]] ile her şeyin belirlendiğini, insanın eylemleri dahil her şeyin Tanrı tarafından, önceden değişmez bir şekilde tespit edildiğini ve zamanı gelince yaratıldığını ileri sürmüşlerdir. Onlara göre insanın fiilleri dahil her şey ilâhî irade ve emre bağlıdır ve insanın iradesi, çabası ile değiştirilemez. Tarihte bu anlayışın babası olarak [[Cehm bin Safvan]] (öl. 746) gösterilir. Buna göre insanların yaptıkları ve yapacakları her şey önceden takdir edilmiştir; insanlar yapmaya mecburdurlar; yapıp yapmama hürriyetleri yoktur.
 
[[Cebriyye]] ([[fatalizm]]) karşısında bu mezheple taban tabana zıt görüşleri ileri süren bir grup oluştu. Bunlar da kulları, kendi eylemlerinin "yaratıcısı" kabul ediyorlardı. [[Kaderiyye]]'ye denilen bu guruba göre de insanın bütün eylemleri Tanrı'nın iradesinden tamamen ayrı ve bağımsız olarak sadece kendi iradesi ile meydana gelir. Bu görüşün öncüleri olarak Ma'bed el-Cühenî ve Geylân ed-Dımışkî kabul edilir ve onlar insanın, Tanrı'nın dahli olmaksızın başlı başına ve hür olarak eylem yaratacak kudrete sahip olduğunu ifade ederler.
1.041.640

değişiklik