"Biyoloji" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Gerekçe: + deneme amaçlı değişiklik
(→‎Tarihi: eksik var)
Etiket: mobil uygulama değişikliği
(Gerekçe: + deneme amaçlı değişiklik)
Biyolojinin tek bir bilimdalı olarak ortaya çıkması 19. yüzyılda olmuşsa da, biyolojik bilimlerinden, tıp gelenekleri ve doğa tarihiyle ilgili olanlarının izi [[Grekler]]e kadar sürülebilir. [[Rönesans]] ve [[Keşif Çağı]]'nda, [[deneycilik|deneyciliğin]] tekrar revaşta olması, bilinen organizmaların sayısının da hızla artmasıyla, biyolojik düşünceyi geliştirdi. [[Vesalius]], fizyolojideki dikkatli gözlemin artmasını başlattı, [[Carolus Linnaeus]], [[Georges-Louis Leclerc]], [[Comte de Buffon]] gibi insanlar hayatın çeşitliliğini anlamak, [[fosil]] kayıtlarında bulunmak ve organizma davranışlarını incelemek adına kavramsal çalışmalar başlattılar. Mekanik felsefenin güçlenmesiyle doğa teolojisinin önem kazanması da doğa tarihinin gelişmesi açısından bir etkide bulunmuş olabilir.
 
18. yüzyılda, biyolojinin çoğu dalı - [[botanik]], [[zooloji]] ve [[jeoloji]] - profesyonelleşmeye başladı ve bu bilimsel anlamda bir dal olmaları yolundaki adımları hızlandırdı. Ancak yine de 1800'lerin sonuna kadar bu işlem tamamlanmadı. [[AyşeAntoine DemirLavoisier]] ve diğer fizikçiler, fizikseblfiziksel ve kimyasal teorilerle hayvansal ve hayvansal olmayan âlemleri birleştirmeye başladı. 19. yüzyıla doğru gidildikçe, [[AlexaununderAlexander von Humboldt]] gibi kâşif-doğacılar, organizmaların aralarındaki ilişkileri ve bu ilişkilerin şbulundukları ortama göre nasıl farklılık gösterdiklerini inceleyerek [[biyocoğrafya]], [[ekoloji]] ve [[etoloji]] gibi bilimdallarını başlattı. Çoğu doğacılar, organizmaların değişmediği fikrini reddetmeye başlayıp soy tükenmesi ve türlerin değişebilmesi gibi fikirlere sıcak bakmaya başladı. [[Embriyoloji]] ve [[paleontoloji]] gibi yeni alanlarla bu tarz tutumlar birleşince [[Charles Darwin]]'in [[doğal seleksiyon]] yoluyla meydana gelen [[evrim teorisi]] ortaya çıktı. 19. yüzyılın sonu; hayatın kaynağı ve hastalıklara mikroorganizmaların neden olması konularında tartışmalar, [[sitoloji]], [[bakterioloji]] ve [[fizyolojik kimya]] gibi alanlara şahitlik yaptı. Ancak yine de [[kalıtım]] konusu tamamıyla bir gizemdi.
 
20. yüzyılın başında, [[Gregor Mendel]]'in çalışmaları, [[Thomas Hunt Morgan]] ve öğrencileri tarafından [[genetik|genetiğin]] hızla gelişmesini sağladı. 1930'lara gelindiğinde nüfus genetiği ve doğal seleksiyonun birleşimi, modern evrim sentezinin ve [[evrim biyolojisi]]nin ortaya çıkmasını sağladı. Özellikle de [[James D. Watson]]'la [[Francis Crick]]'in [[DNA]]'yı [[1953]]'te keşfetmesinin ardından birçok dal gelişti. [[Genetik kod|Genetik kodun kırılmasının]] ve merkezi dogmanın (''central dogma'') kurulmasının ardından, biyoloji; [[ekoloji]], [[etoloji]], [[Bilimsel sınıflandırma|sistematik]] [[paleontoloji]], [[evrimsel biyoloji]], [[gelişim biyolojisi]] ve diğer organizmalarla ilgili dalları kapsayan ''organizma biyolojisi'' ile [[hücre biyolojisi]], [[biyofizik]], [[biyokimya]], [[nörobiyoloji]], [[immünoloji]] ve birçok benzer dalı kapsayan ''moleküler biyoloji'' olarak ikiye ayrıldı. 21. yüzyılın başına gelindiğinde bu kadar ayrı parçanın oluşturduğu karışıklık ve anlaşmazlık geçmeye başladı. Organizmal biyologlar moleküler teknik ve fikirlere, moleküler biyologlar da [[gen]]ler ve doğal çevre arasındaki fikirlerle genetik kalıtımla ilgili fikirlere önem vermeye başladı.
16.274

değişiklik