"Bâtınîlik" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Not: Zahirilik konu ile ilgili değil... ayrıca kaynak hataları düzelt:.....<ref name="Öz"/> ve Nâsır-ı Hüsrev ...Balcıoğlu, Tahir Harimî,
(TBA ihlali yapan hz. gibi ifadeler çıkarıldı.)
(Not: Zahirilik konu ile ilgili değil... ayrıca kaynak hataları düzelt:.....<ref name="Öz"/> ve Nâsır-ı Hüsrev ...Balcıoğlu, Tahir Harimî,)
Etiket: referans etiketleri kaldırıldı
{{İslam itikad mezhep}}
{{Batıniyye}}
('''Ayrıca bakınız'''; [[Ezoterizm]], [[Hurufilik]], [[Zahirilik]])
 
'''Bâtınîlik''' ya da '''Bâtın’îyye''' ({{lang-ar|'''الباطنية'''}}, ''El-Bāṭiniyyeh''); İslamda [[Kur'an]] [[Ayet]]lerinin görünür anlamlarının dışında, daha derinde gerçek anlamları bulunduğu inancı, ayetleri buna göre yorumlayan akıma ''Bâtınîlik'', bu düşünceyi benimseyen kişiye de ''Bâtınî'' denir.
Şiilikte bu anlamları ancak [[Tanrı]] ile ilişki kurabilen masum [[imâmlar]]ın bilebileceğine inanılır.
'''Bâtınîlik''' kelimesi Arapça [[Bâtın]]'dan üretilmiştir. Bâtın; gizli olan, bir şeyin gerçeği, iç yüzü anlamına gelir. Aynı zamanda [[İslam]]i anlayışta [[Allah'ın 99 adı]]ndan biridir.
 
Terim ilk defa İranlı [[Gazali]] gibi sünni otoriteler tarafından bu görüşleri benimseyen kişilere yönelik suçlayıcı bir bir anlam yüklenerek de kullanılmaktadır. Tarihte en iyi bilinen örnekleri [[İsmaili]]lerdir. Al kirmani ve Nasır''[[İmâmet Cusrav(İsmâilî-Pamir Alevîliği i'tikadı)]]'' kurucusu olan ''[[Muin’ed-Dîn Nâsır-ı Hüsrev]] '' gibi [[Fatımi]]-ismaili[[İsmâilî]] yazarların bunun aksini savunmalarına rağmen, Gazali ve diğer bir kısım sünni otoritelere göre bu guruplar dini metinlerin, ibadet ve kuralların [[zahirilik|zahiri]] (dış) anlamlarını reddetmektedirler. Diğer bir sünni otorite olan [[İbni Teymiyye]] bazı şii gurupları, sufi ve İbni Rüşd gibi filozofları batıniyye şeklinde olarak vasıflandırmıştır.
 
Bâtınîlik sadece bir akım ya da gurup değildir. Tarihte ve günümüzde derin etkileri olan bir [[düşünce]] [[sistem]]idir. Örneğin Kur'anda geçen salat, secde, rüku veya abdest gibi kavramlar [[sünnilik|sünni]] gelenekte şekil, kapsam, miktar gibi ayrıntılı emirler gibi algılanır ve ele alınırken [[Alevi]]'lerin [[cem]] törenlerinde aynı kavramlar [[sembolizm|sembol]]ik olarak, şekle ve miktara bağlı olmadan, manevi anlamlarıyla temsil edilirler.
 
{{ayrıca bakınız|Bâtın|İslâm|Tarikât|Sûfilik|Alevîlik|Hurûfî-Bektâşî inancı|Ezoterizm|Ghulat-i Şîʿa}}
 
=== Bâtınîlikte inanç özellikleri ===
{{Ana|İbaha|Hûlul|Tenasüh}}
İsmailiye mezhebinde yedi imama inanılır ve bütün temsiliyet ve kutsiyet yedinci imâm olan [[Muhammed bin İsmâ‘îl eş-Şâkir]]'e verilir. Kâdim dinler tamamen ilga edilmiş olup ve bu yedi imâmın dini yaymakla ve yüceltmekle görevlendirilmiş olan birer de yardımcısı vardır. Peygamberlere “Nâtık/Konuşan” ve yardımcılarına da “Sâmet/Susan ''(Vâsi/Esas)'' İmâm” unvanı verilmiştir. Her yedi “Sâmet” silsilesinin sonunda bir “Nâtık” gönderildiği ve böylece dinin sürekli olarak geliştirildiğine inanılır. [[Âdem]]’den ve oğlu [[Şit]]’ten itibaren altı<ref>[http://www.iranicaonline.org/articles/dawr-1 Encyclopedia Iranica, DAWR (1)]</ref> ''“Nâtık–Sâmet”'' silsilesinden sonra ([[Nuh|Nûh]]–[[Sam]]), ([[İbrahim]]–[[İsmail|İsmâ‘il]]), ([[Musa|Mûsâ]]–[[Harun (peygamber)|Hârun]]), ([[İsa|İsâ]]–[[Şimon (Beni İsrail)|Şem’ûn]]), ([[Muhammad|Muhammed bin ʿAbd Allâh]]–[[Ali|Ali bin Ebâ Tâlib]]), ([[Muhammed bin İsmâ‘îl eş-Şâkir|Muhammed bin İsmâ‘il]] ([[Meymûn’ûl-Kaddâh]]<ref name="Öz">Öz, Mustafa, ''Mezhepler Tarihi ve Terimleri Sözlüğü,'' Ensar Yayıncılık, İstanbul, 2011.<small> ([[Muhammed bin İsmâ‘îl eş-Şâkir|Muhammed bin İsmâ‘il bin Câ’fer]]’in eğitmeni olan kişinin adıdır. Daha sonra oluşan [[Bâtınîlik]] Mezhebi’nin i’tikadî ilkelerini tesbit etmiştir.)</small></ref><ref>[[Yaşar Nuri Öztürk|Öztürk, Yaşar Nuri]], ''[[En-el Hak]] İsyanı – [[Hallâc-ı Mansûr]] <small>(Darağacında [[Miraç]])</small>,'' Cilt 1, Sayfa 61, Yeni Boyut, 2011. <small>[Bâtınîliğin kurucusu olan [[Muhammed bin İsmâ‘îl eş-Şâkir|Muhammed bin İsmâ‘il]]’in gizli kod adı olan bu isim aynı zamanda pek çok kişi için de kullanılmıştır.]</small></ref>)–[[ʿAbd Allâh İbn-i Meymûn]] ve Oğulları) ile hitam bulan ''“Nâtıklar ve Sâmetler silsilesi”'' ile sürmektedir. Gözle görülen eşyanın [[tasavvuf]]î mânalarını kaldıran [[İbn-i Meymûn]] idi ve her ''Bâtınî'' ona itaatle yükümlüydü. [[Muhammed]]’den sonra bir peygamber daha gelecektir. Ayrıca, müntesipler bütün semavî nass’ların[[Nass (İslam)|nass]]’ların açıklamaları ile hadislerin tamamının uydurma olduğuna inanmakla yükümlüdür. Dinî tekliflerin kâmilen ref’edilmiş olmakla birlikte, sadece milletlerin an’anelerine hürmeten bunlara değer verildiği, ve bu öğretilerin bütün önem ve değerlerinin aslında bir hiç olduğuna inanılırdı.<ref name="akide"/>
 
Bâtınîlik akımı, [[sünni]] anlayıştaki dini emirleri reddeden ve yasakları kaldıran ([[ibaha]]) [[itikad]]î fırkalar yanında, son derece gizli bir şekilde teşkilatlanmış örgütler vasıtasıyla merkezî idareye karşı girişilmiş isyan faaliyetlerinin başını çeken çeşitli siyasi gruplar için de kullanılmış bir lâkaptır.
==== Bâtınîlik ve tasavvuf ====
[[Tasavvuf]]un [[Şiîlik]] ile alâkalı olduğu ve bazı mutasavvıfların müteşeyyî’ oldukları bilinmekle beraber, bu olguyu bütüne yayarak tasavvuf Şiîlikten doğmuştur ve her ikisinin kökeni de İran’dadır demek mümkün değildir. Tasavvufun kökeni epey eski zamanlara dayanmaktadır. Yeni Eflâtunculuk, Yunan felsefesi, Kabalizm ve İran etkilerinin henüz oluşmamış olduğu eski devirlerde de tasavvuf hareketlerine rastlamaktayız. Bu ilk mistiklere ait eserlerden günümüze kadar elimizde kalanları bulunmamakla beraber, sadece rivayet ve menkıbeleri hayâtta kalmıştır.
[[Tasavvuf]]a Helenistik etkiler [[Hâkim Tırmızî|Hâkim Tirmizî]]’den sonra [[Fârâbî]]’nin getirdiği yenilikler sayesinde girmeye başlamıştır. [[Şiî]]/Müteşeyyî’ [[Sufilik|Sûfî]]lerle [[Sünnî]] [[mutasavvıf]]ları birbirleriyle karıştırmamağa özen göstermek gerekir. Bu nedenledir ki, İslâm ortadoksluğundan farklılık gösteren her fikir hareketinin Şiî veyahutta [[Şiîlik]] ve Bâtınîlik ile ilgili olduğunu ileri sürmek hatalı olur. İslâmî felsefe akımlarından bazılarının hiç te [[Bâtınî]] olmamalarına rağmen kendilerini dışarıya karşı böyle göstermektedirler.<ref>[[Tahir Harimî Balcıoğlu|Balcıoğlu, Tahir HarimiHarimî]], ''[[Türk]] Tarihinde Mezhep Cereyanları – [[Tasavvuf]]un [[Şiî]]likle münasebeti,'' Sayfa 268, Ahmet Said Baskısı, 1940.</ref>
{{Ayrıca bakınız|Bâtıni|Şiîlik|Tasavvuf|Kabbala|Felsefe}}
 
 
==== Bâtınîliğin Türkler arasında yayılması ====
''“Horasan Erenleri”''<ref>[[Tahir Harimî Balcıoğlu|Balcıoğlu, Tahir HarimiHarimî]], ''Türk tarihinde mezhep cereyanları – Yedinci ve Sekizinci Hicret asırlarında Anadolu’da [[Şiî]]lik,'' Sayfa 161, Ahmet Said Baskısı, 1940.</ref> nâmıyla Oğuz boyları arasında kendilerine yer edinen ''“[[Şia]]-i [[Bâtıni]]yye dâîleri”'' ve millî lisân ile konuşarak halkın ruhiyatına pek uygun telkinlerde bulunan ''“[[Bâtınî]]-Babalar,”'' iptidaî bir şer’ait içerisinde yaşamlarını idâme ettirme mücadelesi sürdüren, ve şehirliğin ince yaşam tarzını bilmeyen ''“Türk Özleri”'' yanında kendilerini birer ''“Veli”'' olarak tanıtmayı başarıyla becermişlerdi. Bâtınîler, süslü nâzım lisanından bir şey anlamayan bu aşîretler arasında düzenledikleri sazlı ve şaraplı meclislerde geçmişin tüm hurafe ve efsanelerini halka nakletmek suretiyle insanların gönüllerinde ilâhi duygular uyandırmaktaydılar.
 
===== Bâtınîler’in Moğollar arasına karışması ve Alevî-Bâtınîliğin Harezm Türkleri arasında yayılması =====
[[Selçuklular]] iktidara geldiklerinde Bağdat hilâfetine düşmüş olan Mısır Fâtımîleri’yle, aslında [[Şia|Şîʿa]]’nın [[Nizarîlik|Nizar’îyye]] kolu mensuplarından olan “[[Hükümet-i Melâhide-i Bâtın’îyye]] Reisi” ve bütün “Bâtınîler’in Sahib-î Â’zam-ı” [[Hasan bin Sabbah]]’ı karşılarında buldular. Bilâhare Moğol istilâlarının başlamasıyla sahip oldukları karışık i’tikadların etkisinde kalarak vicdanî oluşumlarını kaybetmiş olan önemli kütleler, Moğol ordularının arasına karıştılar. Anadolu Selçuklu sultanlarından [[I. Alaeddin Keykubad|Birinci Âlâ’ed-Dîn Key-Kûbâd]] zamanında Halaç ve Kapçak gibi Türkmen kabilelerinden pek yoğun kütleler de Anadolu’ya yerleşmekteydi. [[Celâl’ed-Dîn Harzem Şâh Menkûberti]]’nin baskıcı tutumundan rahatsızlık duyan kabileler ve Harezm Türkmenleri [[Selçuklular]]’ın kendilerine duyduğu güvenle [[Anadolu Selçuklu Devleti]]’nin savunma kuvvetlerini teşkil etmekteydiler. [[II. Gıyaseddin Keyhüsrev|İkinci Gıyas’ed-Dîn]] devrinde [[Amasya]] [[Bâtınî]] merkezinin etkisiyle bu Harezm Türkleri Selçuk ülkelerinden çıkartılarak Halep, Suriye ve El-Cezire muhitlerine dağıtıldılar. Konya Selçuk Sarayının hasmane siyâsetînden kuşkulanan [[Şîʿa]]-i [[Bâtın’îyye]] dâîlerinden oluşan büyük bir topluluk ta bu Türkmen kabileleriyle birlikte göç ettiler. Harezm ülkesinin pek çok mezhep çatışmalarına sahne olduğunu fırsat bilen Bâtınî dâîleri, Harezmliler’in Anadolu Selçukluları tarafından kovulmaları fırsatını çok iyi değerlendirerek bütün kuvvetleriyle kendi âkide ve dâvalarını tasavvuf kanallarından geçirerek neşretmeye başladılar.<ref>[[Tahir Harimî Balcıoğlu|Balcıoğlu, Tahir HarimiHarimî]], ''Türk tarihinde mezhep cereyanları – Şia-i Bâtın’îyye’nin Moğol ve Türk aşîretleri arasındaki telkinleri,'' Sayfa 87, Ahmet Said Baskısı, 1940.</ref>
{{Ayrıca bakınız|Harezmşahlar|Celâl’ed-Dîn Harzem Şâh Menkûberti|Anadolu Selçukluları|I. Alaeddin Keykubad|II. Gıyaseddin Keyhüsrev}}
 
 
===== Hacı Bektaş’ın yetiştirdiği halifeler =====
Hacı Bektâş [[Horasan]]’dan [[Anadolu]]’ya göç ettikten sonra Suluca Karahüyük’te otuz altı sene “[[Horasan Melametîliği]] kökenli [[On İki İmam]]cı [[Tasavvuf]]î–[[Bâtınî]] [[İslâm]]” i’tikadını neşriyât ile meşgul oldu ve bu süre zarfında aralarında Cemâl Seyyid, Sarı İsmâil, Kolu açık Hâcim Sultan, [[Baba İlyas|Baba Resul]], Birap Sultan, Recep Seyyid Sarı Kadı, Ali Baba, [[Barak Baba|Burak Baba]], Yahya Paşa, Sultan Bahâ’ed-Dîn, Atlaspuş, ve Dost Hüda Hazreti Sâmet gibi meşhurların da bulunduğu tam otuz altı bin halife yetiştirdi. Ölümünün yaklaştığını hisseder hissetmez her birini bir memlekete yolladı. Bunların bazılarının hâllerini [[Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî|Velâyet-Nâme]] anlatmaktadır.<ref>[[Tahir Harimî Balcıoğlu|Balcıoğlu, Tahir HarimiHarimî]], ''Mezhep cereyanları – Hacı Bektâş 36 bin halife yetiştirdi,'' Sayfa 184, Ahmed Said tab’ı, Hilmi Ziya neşriyâtı, 1940.</ref>
Hacı Bektâş’ın [[Horasan Melametîliği]] kökenli [[Bâtınî]]liğin Anadolu’daki neşri faaliyetleri tartışmasız hâyrete şâyan olmakla beraber bu meyândaki teşkilatlanmanın ana merkezinde [[Baba İlyas|Şücâ’ed-Dîn Ebû’l Bekâ Baba İlyas el-Horasanî]] bulunmaktaydı. Eflâkî’nin [[Baba İlyas|Baba Resul]]’ü Hacı Bektâş’ın şeyhi olarak göstermesine karşın [[Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî|Velâyet-Nâme]] tersini iddia etmektedir. [[Barak Baba|Burak Baba]]’nın da Tokatlı olduğuna dair söylenti ile Hoylu olduğuna dâir ihtilâf da aynen buna benzemektedir. [[Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî|Velâyet-Nâme]]’nin nakilleri, Milâdî 1271 tarininde vefât ettiği bilinen Hacı Bektâş’ı [[Orhan Gazi]] devrinde sağ olarak göstermek gibi daha birçok yönden tenkit edilmeye açık kalan çelişkileri ihtivâ etmektedir.
{{Ayrıca bakınız|Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî|Bektâşîlik|Abdal Musa|Balım Sultan|Kaygusuz Abdal}}
===== Olcaytu Muhammed Hüdabende’nin sarayındaki Batıniler: Burak Baba =====
{{ana|Bâtıni|Barak Baba|İbahilik|Hülul|Elemûtlar}}
Olcaytu Muhammed Hüdabende’nin sarayındaki Batıniler arasında çok önemli bir şahsiyet, mezheben Hûlman’îyye ve i’tikaden [[İbahilik|İbâh’îyye]] ile [[Hülul|Hulûl’îyye]]’den<ref name="Öz">Öz, Mustafa ''Mezhepler Tarihi ve Terimleri Sözlüğü''.</ref> olan [[Barak Baba|Burak Baba]], Suriye kıt’asında ve Halep civarında oturan Türkmen aşîretlerinin arasında dolaşarak halkı “[[Şia|Şîʿa]]-i Bâtın’îyye” mezhebine katılmağa dâvet etmekteydi. Aslen [[Baba İlyas]]’ın halifelerinden Aybek Baba’nın müridi olan Burak Baba ve mensupları [[Elemût]]’taki “[[Sabbahiyye|Hükümet-i Melâhide-i Bâtın’îyye]]” [[dâ’î]]leriydiler. Hûlman’îyye mezhebi gereği güzel çocuklara Tanrı diye secde eden [[Barak Baba|Burak Baba]] İlhanlı saraylarındaki evliyâlar içinde en kibarı olarak nâm salmıştı. H. 705 / M. 1306 yılında Şam’a gelen bu “[[bâtıni]]-babası” burada meşhur şair Sirâc’ed-Dîn Haccar’ın şiddetli hicviyeleriyle büyük itibar kaybına uğradı ve nihâyetinde kendisine H. 706 / M. 1307 yılında uygulanan “Hadd-i Şerri” cezasının etkisiyle öldü.
{{Ayrıca bakınız|Babâîlik|Baba İlyas}}
 
 
==== Erenler ====
Alevîlik tarihinde yer edinmiş, üstün vasıflara sâhip efsanevî özelliklere hâiz bilgelerin, evliyâ ve uluların tamamını tanımlamak maksadıyla kullanılan isimdir. Osmanlı Türkleri’nin başlattığı fetihlerin en ön saflarında giden, geyiklere binerek düşmanı ürküten, bazen yeşil elbiselere bürünerek beyaz atlara binen, doğa üstü güçlere sahip olduklarına inanılan bu efsanevî erenlerin aniden düşmanın gözlerine görünmeleri ve birdenbire hâsımlarının karşılarına dikilmeleri şeklinde hikâye edilen ve “Bâtın’ûl-Mezhep Babalar” tarafından sürekli olarak anlatılan bu masallar o devrin ilkel zihinlerine birer [[kerâmet]] olarak sunulmaktaydı. Bunları nakleden [[Bâtınî]]-Babaların sayıları ise gün geçtikçe artmaktaydı.<ref>[[Tahir Harimî Balcıoğlu|Balcıoğlu, Tahir HarimiHarimî]], ''Mezhep Cereyanları – [[Osmanlı İmparatorluğu]] devrinde [[Şiî]]liğin tahrikâtı ile çıkan isyân ve ihtilâller: [[Tekke]]nin saçtığı [[kerâmet]] propagandaları'', Sayfa 210, Ahmet Sait Tab’ı, 1940.</ref>
 
==== Bektaşiliği Rumeli’de neşredenler ====
 
===== Osmanlılar üzerindeki Bektaşi etkisi =====
[[Orhan Gazi]]’nin cülûsuna kadar geçen süre zarfında kendilerini mutasavvıf olarak tanıtmış olan bazı babaların nüfuzları, bunların Osmanlı Devleti tarafından rehberlikleri kabul edilecek derecede artmıştı. [[Osman Gazi]]’ye elifli taç giydirdiği rivayet edilen [[Hacı Bektaş Veli|Hacı Bektâş]] ile [[Orhan Gazi]]’nin kardeşi Âlâ’ed-Dîn Paşa’nın [[Şeyh Edebali]] hankahına mensup birer derviş olmaları bu etkinin ne kadar kuvvetli olduğunun bir delilidir. Bu şiddetli tesirler neticesinde Osmanlı ülkelerinde [[Bektâşîlik]], [[Melamilik|Melâmîlik]], [[Hurûfîlik]] gibi [[Şia|Şîʿa]]-i [[Bâtın]]’îyye şubeleri kolayca yayılmaktaydı. [[Orhan Gazi]] tarafından bir velî olarak benimsenen “Key’alû Baba” Bursa’nın fethinde bulundu. Hâlbuki, Osmanlı Devleti kurulduğu ilk günden itibaren [[Sünnî]] bir devlet yapısına sahipti.<ref>[[Tahir Harimî Balcıoğlu|Balcıoğlu, Tahir HarimiHarimî]], ''Mezhep Cereyanları – Anadolu [[Şiî]]liğinin çok mühim iki cephesi: [[Osmanlılar]] üzerinde [[Bektâşîlik|Bektâşî]] nüfuzu'', Sayfa 187, Ahmed Said tab’ı, Hilmi Ziya neşriyâtı, 1940.</ref> Buna rağmen Hoylu / Tokatlı [[Barak Baba|Burak Baba]]’nın Osmanlılar’daki benzeri olan bu [[Şiî]] dervişin ''“Keremyan Emîri”'' ile Turgut Alp’ın şeyhi olduğu bilinmektedir. [[Orhan Gazi]]’nin İnegöl ilçesini Key’alû Baba’ya “dirlik” olarak tahsis ettiği ve vefâtından sonra da mezarının üzerine büyük bir türbe inşa ettirdiğini “Şekayık” kaydetmektedir.<ref>İbn-i Hallikân Kenarı, ''Şekayık'', Cilt 1, Sayfa 74.</ref>
{{Ayrıca bakınız|Şeyh Edebali|Hacı Bektaş Veli|Barak Baba|Osman Gazi|Orhan Gazi}}
 
Anonim kullanıcı