Ana menüyü aç

Değişiklikler

k
=== Maturidî'ye göre imânın tanımı ===
{{ana|İslam'da iman}}
MatüridîyeMatüridî'ye göre iman; "''[[kalp ile tasdik dil ile ikrar|Kalp ile tasdik. dil ile ikrar]]''"dır. Diliyle ikrar ettiği halde kalbiyle tasdik etmeyen kimse mümin değildir. "''İnanç, henüz gönüllerinize yerleşmedi''" (Hucurat suresi/14) ayetiyle imanın kalp ile ilgili olduğuna işaret edilir. Ayrıca, "İşte Allah imanı bunların kalplerine yazmış...(Mücadele suresi/22) ayetinde de '''iman''' kelimesi kalbe izafe edilmiştir. Bu durumda imanın gerçek rüknü "''kalp ile tasdik''" tir. İman, tasdik etme, onaylamadır. İman tasdik olunca, aksi de '''tekzip''' yani inkâr ve yalanlama olacaktır. Tekzib, "inkâr" niyetiyle ifade ediliyorsa, bunun anlamı [[küfür]]'dür.
 
Matüridî, Kitab üt-Tevhid adlı eserinde "İmanın kalp ile tasdik veya marifetmahiyet olduğu meselesi" başlığı altında, sadece bilmenin iman için yetersizliğini anlatır. O'na göre bir şeyin mahiyetini bilmek, onu tasdik etmek anlamına gelmez. Bu sebeple kalpteki iman bilmekten başka bir şeydir. Yani, kalpteki iman ile bilmenin mahiyetleri ayrıdır. Ancak bilgi, ''kalple tasdikin meydana gelmesinde'' önemli rol oynar. Zira cehalet de bazen inkârcılığın sebebi olabilmektedir.
 
Matüridî'ye göre hürriyet, îman ve küfrün varlık şartıdır. Yani [[iman]] ve [[küfür]] tercihle olur.
 
=== İman-âmel İlişkisi ===
Genellikle '''[[ilmihal]]''' kitaplarında kullanılan '''amel''' kelimesi; "yapılan iş, fiil, bir kişinin dinin emirlerini yerine getirmesi için yaptıkları" anlamındadır. [[İmam Şafiî]]'nin aksine Matüridî iman ile ameli birbirinden ayırır. Amelin imandan bir parça olması ve imanın artıp eksilmesi konusunda Matüridî, görüşlerini benimsediği [[Ebu Hanife]]'ye uyar. Ebu Hanife ve Matüridî'ye göre iman ve amel ayrı şeylerdir. Çünkü bir ayette "...Allah'a iman eden [[ve]] yararlı iş işleyen...(''Talak Suresi/11'')" ifadesi imanı amelden ayırmış, "yararlı iş işleyen" ifadesi "iman eden" ifadesinden '''ve''' ile ayrılmıştır. Ayette geçen imandan maksat, "[[kalp ile tasdik|kalp ile tasdik"]]tir.
 
Matüridî'ye göre adam öldürmek, zina etmek, içki içmek... gibi [[büyük günah]]lar (günah-ı kebair) da mümini [[din]]'den çıkarmaz. Allah'a ve emirlerine-yasaklarına-inanan kimse bunlara uymaz, bunları uygulamazsa dinden çıkmaz ama büyük günahkâr olur. [[Günahkâr]] olan kimse [[tövbe]] ile Allah katında af dileyerek kurtulabilir. Bi kişinin tövbesinin kabul edilmesi kişinin niyetine ve yapdıklarına - yapacaklarına bağlıdır, bu nedenle her tövbe eden affedilmez. {{fact}} [[Allah]], [[Kur'an]] da "'Sizi yaratan O'dur, kiminiz inkârcı ([[kâfir]]), kiminiz mümindir. Ey inananlar! Mutluluğa ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün" [[ayet]]leriyle müminlerin, işledikleri günahlardan tevbeyle affedileceklerini müjdeler. Yani, Allah'ın emirlerini uygulamayan veya uygulayamayan müminler günahkâr olurlar. [[Kâfir]]lik (küfr) ise yalanlamayla, inkârla olur. MaturidininMaturidi'nin bu görüşü ameli imanın bir parçası sayan ve bu sebeple [[namaz]] veya [[oruç|oruc]]un terkini küfürle eş tutarak ölümle cezalandıran [[şeriat]] yorumlarına katılmayan farklı bir bakış olarak düşünülebilir.
 
=== Matüridî'ye göre ibadetler ===
[[Ebu Hanife]] gibi Matüridî de Allah'a ''Şey'' denilmesini [[câiz]] görür. Allah'a ''şey'' denmesini gerektiren sebep, cisimde mevcut olmadığı için bunu kullanmakta sakınca yoktur. Bunun iki yolla ispatlanması mümkündür: Birincisi, [[Kur'an]]'da kendisi için ''şey'' kelimesini kullanmaktadır. (Bakınız: [[Şura Suresi]]/11; En'am suresi/19) [[Allah]]'a şey denilmesi caiz olmasaydı ayetlerin bu kelimeyi Allah'a nispet etmemesi gerekirdi. İkincisi, aklî yoldur. Matüridî burada "örf açısından şey'iyyet başka değil, sadece varlık ifade (ispat) eden bir cisimdir. Sabit olmuştur ki bir varlığa ''şey nisbet etmek'' sadece onun zâtının varlığını ve yüceltilmesini ifade eder. Allah da buna lâyıktır." ifadelerini kullanırdı. [[Teftazanî Nesefi]]'nin [[Akaid]]'ine yazdığı şerhde bu konu ile ilgili açıklaması yer alır.
 
[[Ebu Hanife]] ise, ''[[Fıkh-ı Ekber]]'' adlı adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şunları yazar: "Allahu Teâlâ ''şey'''dir. Ama eşya gibi bir şey değildir. Şey olmasının manâsı; cisimsiz, cevhersiz, arazsız, zıtsız, eşsiz, ortaksız ve benzersiz.. olarak sabit olmaktır."
 
=== Ru'yetullah ===
Matüridiye göre din, Allah'ı bilmek ve O'na [[ibâdet]] etmektir. Bütün Peygamberler, Allah'ı bilmeye ve ibâdeti de sadece Allah'a has kılmaya davet eden [[tevhid]] dinine mensupturlar. Hiçbir [[Peygamber]] kendinden önceki peygamberlerin dinini reddetmemiştir. [[Âdem]]'den sonra bütün Peygamberler dini aynı, [[şeriat]]ı değişik tebliğ etmişlerdir. Bu ifadelere delil olarak da "...Sizden her biriniz için bir [[şeriat]] ve bir '''yol''' belirledik. Allah dileseydi hepinizi tek bir ümmet yapardı. Lâkin size verdiği şeylerde sizi sınamak istedi. Bunun için iyi işlerde yarışın"(Mâide suresi/48)" ayeti gösterilir.
 
Matüridî, [[tasavvuf]] ve tasavvufun kurumsallaşmış teşkilatı olan tarikatlara mesafelidir. Bu, duygusal değil ilmî bir tavır alıştır. Matüridî'nin mesafeli duruşu, tasavvufçularınmutasavvufların bilgi kaynakları anlayışı yüzündendir.
 
== Kaynakça ==
6.969

değişiklik