"Albertus Magnus" sayfasının sürümleri arasındaki fark

düzeltme AWB ile
k (Ulam güncellendi)
(düzeltme AWB ile)
Yunan ve İslam biliminin Batı Avrupa üniversitelerine girişinde önemli rol oynamıştır. O dönemde üniversite ders programında yer alan bilim, genellikle ya ansiklopedilerden ya da Yaratılış’ın altı gününden bahseden teoloji kitaplarından derlenmişti. 1210 yılında dini otoriteler Paris'te [[Aristoteles]]'in bilimsel eserlerini yasaklamışlardı. Dolayısıyla bunları ister özel ister kamuya açık olarak öğreten her kişi aforoz edilme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Yasak 1234'te kaldırıldıysa da Yunan biliminin üniversitelerde ve okullarda yayılmasını engellenmeye devam etti. Albertus Magnus, Aristoteles'in eserlerini 1240 yılında, Paris'te bulunduğu sırada tanıdı. Bu eserlerden o kadar o kadar etkilendi ki bu eserlerin bilimle alakalı kısımlarını açıklamaya karar verdi. Albertus yalnızca Aristotelesçi bilimi değil, Aristoteles'in mantık, matematik, ahlak, siyaset ve metafiziğini de açıkladı. Diğer âlimlerin aksine Aristoteles'in yanılabileceğine ihtimal verdi.
 
Mumelen başlangıçta [[Aristoteles]]' in kitapları ile [[Padova Üniversitesi]]' nde eğitim gördü. Kutsal Bakire Meryem ile tanışması Albertus' un Kutsal Tarikatlar' a katılmaya ikna olmasını sağlamıştır. 1223 yılında ailesi istemese de[[Dominikan tarikatı| Dominikan Tarikatı]]' nın bir üyesi oldu ve [[Bolonya]] ve başka yerlerde teoloji öğrendi. Köln' de bir hocanın yerine geçmesi için seçildi, burada Dominikan Tarikatı' nın bir evi vardı ve birkaç yıl [[Regensburg]], [[Freiburg]], [[Strasbourg]] ve [[Hildesheim]]' da hocalık yaptı.
 
Köln' deki görev süresi boyunca ''Summa de bono''<nowiki/>' yu yazdı. 1245 yılında Albert din alimi oldu, Dominikan Tarikatı' nda böyle bir saygınlığa daha önce hiçbir Alman ulaşmamıştı. Bu olaylara müteakiben [[Paris Üniversitesi]]' nde tam zamanlı profesör olarak [[teoloji]] okutmaya başladı ve bu zamanlarda [[Thomas Aquinas]] Albertus' tan öğrenim görmeye başladı.
 
Albert Aristoteles' in neredeyse tüm yazılarını yorumlayan ilk kişi oldu ve böylelikle onları daha geniş akademik çalışmalar için ulaşılabilir hale getirdi. Aristo' nun çalışmaları onu İbn-i Sina, İbn-i Rüşd gibi Müslüman bilim adamlarının çalışma ve öğretilerini yorumlamaya götürdü ve bu durum Albert' in akademik düşünmenin kalbine inmesini sağladı.
 
1254 yılında Albert Dominikan Tarikatı'nın dini yöneticisi halie geldi ve tarikat içi yükümlülüklerini büyük bir özenle yerine getirdi. Bu görev boyunca Dominikanlar' ı Paris Üniversitesi' nin saldırıları karşısında savundu, St. John' u eleştirdi ve İslam filozofu İbn-i Rüşd' den yanlış algıladıklarını cevapladı.
1260 yılında [[Papa Alexander IV]] tarafından [[Regensburg piskoposu]] yapıldı, üç yıl sonra istifa etti. Görev süresince at sürmeyi reddederek alçakgönüllülüğü konusundaki saygınlığını arttırdı. 1263' te [[Papa Urban IV]] onu piskopos görevinden aldı ve Almanca konuşulan ülkelerde [[Sekizinci Haçlı Seferi]] için vaaz vermesini istedi. Bundan sonra Albertus daha çok görüş ayrılıklarına düşen partilerin ara bulucusu olarak bilinmeye başlandı. Köln' de sadece Almanya' nın en eski üniversitesinin kurucusu olarak değil, aynı zamanda Köln halkı ve kilise arasındaki çatışmaları sonlandırarak isim yaptı. Onun son uğraşları arasında eski öğrencisi Thomas Aquinas' ın inancını savunması vardı. Thomas Aquinas' ın 1274' teki ölümü Albert' i yasa boğdu (Doğrulanamayan bir menkıbeye göre Aquinas' ın öğretilerini savunmak için Paris' e gitmiştir).
 
1278 yılında sağlığındaki çöküşten sıkıntı çekmeye başladı, 15 Kasım 1280 yılında, Köln' deki Dominikan manastırında öldü.
 
== Yazıları ==
 
== Çalışmaları ve eserleri ==
Bitkilerle ilgili olarak kendi gözlemlerinin yanı sıra Aristoteles’ den ve [[Theophrastus]]’tan yararlanmıştır. Kaba hatları ile çevresinde gördüğü bitkileri bilhassa genel çerçevede tüketilenleri derlemiştir. Bu çalışmalarını De Vegetabilibus et Plantis ( Sebzeler ve Bitkiler Üzerine) adlı kitabında toplamıştır. Bu eserinde İtalya’ya yaptığı gezilerinde gördüğü bir portakal ağacını tanımlamıştır. Buna göre ağacın yaprak morfolojisini “biri büyük diğeri küçük iki formdan oluşmakta” diyerek doğru biçimde anlatmış ve çizimlerinde göstermiştir. Bitkiler âlemi için basit bir sınıflandırma sistemini ortaya koyarak; en alta mantarları en üste ise çiçek veren bitkileri yerleştirmiştir. Dikenler ile iğneleri, oluşumlarına ve yapılarına göre ayırmıştır. Bitkilerle çalışmasında morfolojik görünümlerini nesne ve hayvan biçimlerine benzeterek; çan, kuş ve yıldız biçiminde olanlar şeklinde genel bir sistematik sınıflandırma yapmıştır. Mevcut bitkilerin bazılarının “aşılama” yoluyla yeni türlere dönüştürülebileceğini söylemiştir. Meyvelerin karşılaştırmalı bir incelemesini de yaptı, ısı ve ışığın ağaçların büyümesi üzerinde etkilerini gözleyen ilk kişi oldu. Bu gözlemlerden, bitki özsuyunun köklerde tatsız olduğunu fakat yukarı çıktığında tatlandığını ortaya koydu. Batı'da ıspanaktan bahseden ilk kişidir.
 
[[Dosya:Albertus - De animalibus - 2994927 V00039 00000016.tif|thumb|''De animalibus'']]
 
Psikopos olduğu dönemde köylere yaptığı gezilerde madenleri ve tarihi yerlerdeki arkeolojik kazıları incelemiş ve bu incelemeler ışığında yüzden fazla minerali sınıflandırmıştır. De Mineralibus et Rebus Metallica (Mineraller ve Metaller Hakkında) adlı eserinde fosilleri, Nuh Tufanı’ndan kalan kalıntılar olarak
nitelemiş ve bir zamanlar yaşamış hayvanların mineralleşmiş kalıntıları olduğunu öne sürmüştür.
 
Aynı zamanda Aristoteles'in oklar ve diğer fırlatılan cisimlerin hareketini ele alış şeklini beğenmedi. Samanyolu'nun yıldızlardan oluştuğunu düşündü. Ay da Aristoteles'in söylediği gibi kusursuz bir cisim değildi. Ay'ın yüzeyindeki koyu lekelerin, Yer'in yaptığı gölgeler olmaktan ziyade Ay'ın kendi yüzeyindeki engebelerden kaynaklandığını ileri sürdü. Elementlerin kimyasal bileşikleri nasıl meydana getirdiği konusundaki fikirleri ve Demokritos'un atom teorisine olumlu bakması da yeniydi<ref>Küçüker, Orhan. ''Biyoloji Tarihi''. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 2014, s. 52-53.
1.320.676

değişiklik