"Bâtınîlik" sayfasının sürümleri arasındaki fark

düzeltme AWB ile
(→‎Bektâşîliğin Osmanlı Ordusu’na girişi: Resim Orhan Gazi'ye ait olmalı: Orhan Gazi - Manyal Palace Museum.jpg)
(düzeltme AWB ile)
 
== Etimoloji ==
''"Bâtınîlik"'' kelimesi Arapça [[Bâtın]]'dan üretilmiştir. Bâtın; gizli olan, bir şeyin gerçeği, iç yüzü anlamına gelir. Aynı zamanda [[İslam]]i anlayışta [[Allah'ın 99 adı]]ndan biridir.
 
Terim ilk defa İranlı [[Gazali]] gibi sünni otoriteler tarafından bu görüşleri benimseyen kişilere yönelik suçlayıcı bir bir anlam yüklenerek de kullanılmaktadır. Tarihte en iyi bilinen örnekleri [[İsmaili]]lerdir. Al kirmani ve ''[[İmâmet (İsmâilî-Pamir Alevîliği i'tikadı)]]'' kurucusu olan ''[[Muin’ed-Dîn Nâsır-ı Hüsrev]] '' gibi [[Fatımi]]-[[İsmâilî]] yazarların bunun aksini savunmalarına rağmen, Gazali ve diğer bir kısım sünni otoritelere göre bu guruplar dini metinlerin, ibadet ve kuralların zahiri (dış) anlamlarını reddetmektedirler. [[Selefiyye|Selefi]]-[[Sünni]] bir otorite olan [[İbni Teymiyye]] ise, bazı şii gurupları, [[Sufi]]leri ve [[İbn-i Rüşd]] gibi filozofları da batıniyye olarak sınıflandırmıştır.
=== Bâtınîlikte inanç özellikleri ===
{{Ana|İbaha|Hûlul|Tenasüh}}
İsmailiye mezhebinde bütün temsiliyet ve kutsiyet yedinci imâm olan [[Muhammed bin İsmâ‘îl eş-Şâkir]]'e aittir. Kâdim dinler tamamen ilga edilmiş olup ve bu yedi imâmın dini yaymakla ve yüceltmekle görevlendirilmiş olan birer de yardımcısı vardır. Peygamberlere “Nâtık/Konuşan” ve yardımcılarına da “Sâmet/Susan ''(Vâsi/Esas)'' İmâm” unvanı verilmiştir. Her yedi “Sâmet” silsilesinin sonunda bir “Nâtık” gönderildiği ve böylece dinin sürekli olarak geliştirildiğine inanılır. [[Âdem]]’den ve oğlu [[Şit]]’ten itibaren altı<ref>[http://www.iranicaonline.org/articles/dawr-1 Encyclopedia Iranica, DAWR (1)]</ref> ''“Nâtık–Sâmet”'' silsilesinden sonra ([[Nuh|Nûh]]–[[Sam]]), ([[İbrahim]]–[[İsmail|İsmâ‘il]]), ([[Musa|Mûsâ]]–[[Harun (peygamber)|Hârun]]), ([[İsa|İsâ]]–[[Şimon (Beni İsrail)|Şem’ûn]]), ([[Muhammad|Muhammed bin ʿAbd Allâh]]–[[Ali|Ali bin Ebâ Tâlib]]), ([[Muhammed bin İsmâ‘îl eş-Şâkir|Muhammed bin İsmâ‘il]] ([[Meymûn’ûl-Kaddâh]]<ref name="Öz">Öz, Mustafa, ''Mezhepler Tarihi ve Terimleri Sözlüğü,'' Ensar Yayıncılık, İstanbul, 2011.<small> ([[Muhammed bin İsmâ‘îl eş-Şâkir|Muhammed bin İsmâ‘il bin Câ’fer]]’in eğitmeni olan kişinin adıdır. Daha sonra oluşan [[Bâtınîlik]] Mezhebi’nin i’tikadî ilkelerini tesbit etmiştir.)</small></ref><ref>[[Yaşar Nuri Öztürk|Öztürk, Yaşar Nuri]], ''[[En-el Hak]] İsyanı – [[Hallâc-ı Mansûr]] <small>(Darağacında [[Miraç]])</small>,'' Cilt 1, Sayfa 61, Yeni Boyut, 2011. <small>[Bâtınîliğin kurucusu olan [[Muhammed bin İsmâ‘îl eş-Şâkir|Muhammed bin İsmâ‘il]]’in gizli kod adı olan bu isim aynı zamanda pek çok kişi için de kullanılmıştır.]</small></ref>)–[[ʿAbd Allâh İbn-i Meymûn]] ve Oğulları) ile hitam bulan ''“Nâtıklar ve Sâmetler silsilesi”'' ile sürmektedir. Gözle görülen eşyanın [[tasavvuf]]î mânalarını kaldıran [[İbn-i Meymûn]] idi ve her ''Bâtınî'' ona itaatle yükümlüydü. [[Muhammed]]’den sonra bir peygamber daha gelecektir. Ayrıca, müntesipler bütün semavî nass’ların açıklamaları ile hadislerin tamamının uydurma olduğuna inanmakla yükümlüdür. Dinî tekliflerin kâmilen ref’edilmiş olmakla birlikte, sadece milletlerin an’anelerine hürmeten bunlara değer verildiği, ve bu öğretilerin bütün önem ve değerlerinin aslında bir hiç olduğuna inanılırdı.
 
Bâtınîlik akımı, [[sünni]] anlayıştaki dini emirleri reddeden ve yasakları kaldıran ([[ibaha]]) [[itikad]]î fırkalar yanında, son derece gizli bir şekilde teşkilatlanmış örgütler vasıtasıyla merkezî idareye karşı girişilmiş isyan faaliyetlerinin başını çeken çeşitli siyasi gruplar için de kullanılmış bir lâkaptır.
 
Ayrıca Bâtınîlik’te [[hûlul]] ve [[tenasüh]] gibi inanışlar da görülmektedir.
==== Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılması ve Alevî-Bâtınî Babaların Anadolu’ya yayılması ====
Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküşünün başlangıcı olan [[Gıyas’ed-Dîn Key-Hüsrev-i Sânî]]’nin Kösedağ yenilgisi ( H. 640 / M. 1243 ) üzerine Anadolu’nun tamamı Moğollar’ın denetim alanı içerisine girdi. Anadolu’nun tamamı Aksaray’da ikâmet eden ve barışı tesis etmek ile görevlendirilmiş bir Moğol valisi tarafından yönetilmekteydi. İşte bu fetret devrinde, [[Celâl’ed-Dîn Harzem Şâh Menkûberti]]’nin ordularıyla Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Bâtınîye dervişleri de devletin tâkibatından kurtulmuş olarak faaliyetlerini serbestçe sürdürmekteydiler. Anadolu’nun her tarafında [[Şiî]] ve [[Bâtınî]]-[[Alevî]] babalar tarafından art arda zâviyeler açılmaktaydı. [[I. Rükneddin Mesud|Sultan Mes’ud Evvel]]’in Amasya’daki tekkesine [[Baba İlyas|Baba İlyas Horasanî]] gibi [[Şia|Şîʿa]]-i [[Bâtın]]’îyye Mezhebi’nin en meşhur bir [[dâ’î]]si postnişin olmuştu. Vaktiyle, [[İlhanlı]] saraylarında mâkam ve mevki sahibi olan Şiî âlimler [[Anadolu Selçukluları]]’nın [[Moğollar]]’ın himayesi altına girmeleri fırsatından istifadeyle Anadolu’ya yayıldılar.
{{Ayrıca bakınız|Kösedağ Savaşı}}
 
==== Mes’udiye tekkesine karargâh kuran Alevîler ====
 
==== Sünni Timur hükumetinin oluşumu ====
Hükûmet-i Gürgân’îyye’nin kurucusu olan Timur’un tarih sahnesinde yer almasıyla [[Maveraünnehir|Maverâünnehre]] kurduğu bu hükûmet altıncı ve sekizinci hicrî asırlar arasında resmî himâyeler altında rahatlıkla hareket etmekte olan [[Şia|Şîʿa]]-i Bâtın’îyye dâîlerinin faaliyetlerine çok ağır bir darbe indirmiş ve sünniliği desteklemiştir.
 
===== Timur’un tasavvufî eğilimleri =====
Bugün, [[Türkiye Cumhuriyeti]] hudutlarından sürülerek dışarıya çıkarılmış olan gizli [[tarikât]] ve [[mezhep]]lerin üyeleri diğer ülkelere yerleşmişlerdir. Örneğin, “Hacı Bektâş Ocağı Canları” Arnavutluğa göç ettikleri gibi diğer gizli cemiyetlerin tamamı da lağv edilmiş ve faaliyetten men edilmişlerdir.
{{Ayrıca bakınız|Nakşbendiyye|Halvetiyye|Bayramiyye|Rufâîlik|Bektâşîlik}}
 
 
 
== Ayrıca bakınız ==
1.211.966

değişiklik