"Kanun (çalgı)" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Gerekçe: + telif hakkı ihlali (http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=240327&idno2=c240205#1)
k (Bot: Parsoid bug phab:T107675)
(Gerekçe: + telif hakkı ihlali (http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=240327&idno2=c240205#1))
{{Diğer anlamı|Kanun}}
[[Dosya:79-tone Kanun on the couch.jpg|300 px|right|thumb|79 tona sahip bir Türk kanunu]]
'''[[Kanun]]''', Türk bilginlerinden [[Farabi|'''Farabi''']] (870-950) tarafından icat edilmiștir. Ancak, antik çağda Mısır ve Sümerliler tarafından kullanıldığını gösteren bazı tarihi belgelerden bașka eski bir Arap rivayetine göre de kanunu İbn-i Hallegan'ın icat ettiği ve bu bilginin Horasanlı Bernek ailesinden olup Musul'un Türklere meskûn İbril șehindr doğduğu söylenmektedir. (13.asır)
'''[[Kanun]]''', Özellikle Şark mûsikisinde kullanılan telli bir mûsiki aleti. Tanınan sanatçılar Kanûnî Ömer Efendi, Kanûnî Hacı Ârif Bey, Şemsi Bey, Âmâ Nâzım Bey, Ferit Alnar, Vecihe Daryal, Erol Deran
 
== Yapısı ==
* '''Kelime etimolojisi'''
24 veya 27 perdeli bir sazdır. Her bir perdedeki sesi 3 tel tınlatır. Bu yapısıyla [[Klavsen|klavsenin]] ses sistemine benzer. Telleri,
özel olarak müzik aletleri için üretilmiş naylon teldendir. İlk evrelerinde naylon tel yerine bağırsaktan yapılan kiriş teller kullanılmıştır.
 
Göğüs tahtası çoğunlukla çınar ağacından, alt tabanı ıhlamur veya sıkıştırılmış kontrplaktan, burgu tahtası yumuşak bir ağaç olan ıhlamurdan, burgular gül, şimşir veya abanoz gibi sert ağaçlardan yapılır. Üç telden oluşan her perdede diyez, bemol ve koma sesleri ayarlayabilen mandallar vardır.
Kanun kelimesinin hemen bütün organologlarca Yunanca kanondan türediği kabul edilir. Alet Türkiye, İran ve Arap ülkelerinde kānun, diğer ülkelerde kanon kökünden türemiş bir kelimeyle (meselâ Yunanistan’da kanonaki) tanımlanır. Tellerinin uzunluğuyla titreşimleri arasındaki münasebeti araştırmakta kullanılan telli bir deney aletiyle telleri kısmen ses kutusu, kısmen de sap üzerinde kalan lavta cinsinden bir çalgıya da kanon adı verilir.
 
Kanun kullanım amacına göre 24-25-26 sesli olarak yapılır. Bunun karşılığı 3.5-4 oktavdır. İnsan sesiyle birlikte icra edilen tüm sazlar bu aralıktadır. Zaman zaman 36 sesli Arap Kanunu diye anılan sazlar yapılmış olsa da hangi amaca hizmet ettiği anlaşılamamıştır.
* '''Kısa Tarihi'''
 
Türk sanat müziğinde kullanılan profesyonel kanun 26 perdeli olup her perdeye üçer tane tel takıldığı hesaplanırsa toplam 78 tellidir. Bu tellerin kalınlığı yukarıdan aşağı doğru;
Günümüzde Türkiye’nin yanı sıra Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki İslâm ülkeleriyle Balkanlar’da, Özbekistan ve Ermenistan’da da kullanılan kanun tarih boyunca çeşitli değişiklikler geçirmiştir. Bâbilliler ve Asurlular’ın kanunun atası sayılabilecek kithara cinsinden çalgılarının bulunduğu tesbit edilmiştir. Kanunun da organolojide, bir kasa üzerinde uzundan kısaya doğru sıralanıp gerilmiş tellerin açık olarak titreştirilmesiyle ses veren bütün çalgıların ortak adı olan [[kithara]] kapsamına giren bir alet olduğu söylenebilir. Bu çalgıların zamanla komşu kültürlerce de benimsendiği, kanuna geometrik yamuk biçiminin Araplar tarafından verildiği sanılmaktadır.
0.60 mm. 0.70 mm. 0.80 mm. 0.90 mm.
1.00 mm. 1.10 mm. 1.20 mm. çapındadır.
 
Kanunda kullanılan tel, petrokimya tesislerinin kuruluşuna kadar, kuzu bağırsağının kurutulup bir takım işlemlerden geçirilmesi sonucu değişik kalınlıklarda üretilmekteydi. Ancak petrokimyanın kuruluşundan sonra bu sanayi dalının üretimi olan ‘naylon-6’ hammaddesinden elde edilmektedir.
X. yüzyıla ait Süryânî sözlüklerindeki ifadelerden Araplar’ın geometrik yamuk biçiminde kithara cinsinden bir çalgı kullandıkları anlaşılmaktadır. Bu çalgı muhtemelen Araplar’ın “[[kisâre]]” dedikleri alettir. Yine aynı dönemde yazılmış bir Süryânî sözlüğündeki “geometrik yamuk biçiminde on telli çalgı” olarak tasvir edilen “kisoro”nun da zamanla kisâre ile özdeşleşmiş olduğu söylenebilir.
Fikret Karakaya   {{Müzik-aleti-taslak}}
 
* '''İcadı'''
[[İbn-i Hallikân|İbn Hallikân]] kanunu [[Farabi|Fârâbî’nin]] icat ettiğine inanıldığını söyler. Ancak Fârâbî’nin el-Mûsîķa’l-kebîr’de açık telli çalgılardan söz ederken kanundan bahsetmemesi, ayrıca [[İbn-i Sina|İbn Sînâ]]’nın eserlerinde bu mûsiki aletini söz konusu etmemesi [[İbn-i Hallikân|İbn Hallikân]]’ın ifadelerinin rivayetten ibaret olduğunu göstermektedir.
 
İbnü’ş-[[Şekün|Şekündî’ye]] göre kanun Endülüs çalgılarının en itibarlısı ve İşbîliye (Sevilla), mûsiki aletlerinin şehrin başlıca ihraç malları arasında bulunmasından dolayı en önemli çalgı yapımcılarının toplandığı bir merkezdi. Kanun Endülüs yoluyla XII. yüzyıla doğru Avrupa’ya da girmiş, İspanya’da “cano”, Fransa’da “canon”, Almanya’da “Kanon”, İtalya’da “cannale” adıyla anılmıştır. Kanun, Avrupa’da piyanonun ataları sayılan [[klavikord]] ve [[klavsen]] gibi çalgılara da esin kaynağı olmuştur.
* '''Günümüzdeki Yapısı'''
 
Kanunun günümüzde bütün ülkelerde ortak olan temel özellikleri şu şekilde özetlenebilir: Alet, üzerine tellerin gerildiği ve rezonans kutusu vazifesi gören dik yamuk biçiminde, ahşap kasa ile üstünden tellerin geçtiği uzun köprünün ayaklarının bastığı, yamuğun dik kenarına komşu, deri gerilmiş bir bölümden oluşur. Türk mûsikisinde kullanılan kanunun başlıca ölçüleri şöyledir: Kasanın burguluk dışında en uzun kenarı 87 cm., karşısındaki dik kenar 42 cm., burguluğun dışında uzun kenara paralel olan en kısa kenar 26 santimetredir. Kasanın derinliği içten 4,3 cm., dıştan 5 cm. kadardır. Göğüs kısmında genellikle çınar ağacı kullanılır. Kanunun yanlıkları ve sırtı çeşitli ağaçlardan yapılabilir. En az üç büyük kafes bulunan göğüste deriyle kapatılmış dört bölmenin her biri 12,5 × 8,5 cm. boyutlarındadır. Mısır kanununda ise teller daha aralıklı takıldığından dik kenarın uzunluğu 50 santimetreyi bulur. 15 × 9 cm. boyutlarında olan derili bölmeler beş adet olduğundan köprünün de beş ayağı vardır. Kasanın derinliği dik bölgede içten 5,5 cm., pest bölgede 6 cm. kadardır. Genel olarak kanunda teller üçer üçer akortlanır. En pest birkaç tel takımı ikili olabilir. Kasanın eğik kenar karşısındaki kenarını oluşturan tel tahtasından çıkarak köprüyü aşan her tel, eğik kenar boyunca uzanan mızgılıktaki özel yarığından geçerek bir akort burgusuna sarılır. Üç sıra oluşturan burgular mızgılığa paralel olan burguluğa üstten girer. Üst uçları kesik piramit biçiminde olan burgular özel akort anahtarıyla döndürülür. Eskiden kullanılan bağırsak teller bugün yerini naylona bırakmıştır. Günümüzde Türk mûsikisinde kullanılan kanunda yirmi beş veya yirmi altı tel takımı (toplam yetmiş beş veya yetmiş sekiz tel) bulunur. Teller bemollü olarak akortlanır. Mızgılıktan hemen sonra tellerin altına yerleştirilen yatarkalkar küçük metal mandallar tellerin boyunu uzatıp kısaltmaya, dolayısıyla makam müziğine özgü küçük aralıkları elde etmeye yarar. Kanunun ses alanı tiz muhayyerden kaba yegâha kadar üç buçuk sekizli kadardır. İcracı bir iskemleye oturarak dizlerine yatay durumda koyduğu kanunu, metal yüksükler yardımıyla her iki elinin işaret parmaklarına taktığı bağa veya fildişi mızraplarla çalar.
 
* '''Zaman içindeki değişimi'''
 
Hasan Kâşânî Kenzü’t-tuĥâf’ında başka çalgıların yanı sıra kanuna da yer vermiş, geometrik yamuk biçiminde çizdiği kanunu ayrıntılı ölçüleriyle tanıtmıştır. Üçer üçer akortlanan altmış dört telli bu kanunun eşiğinin günümüzdekinden farklı olarak burguların sıralandığı eğik kenara yakın olduğu görülmektedir. Ünlü nazariyatçı ve bestekâr [[Abdülkadir Meragi|Abdülkādir-i Merâgī]] de eserlerinde kanuna yer vermiştir. Onun tasvirinden bu dönemde kanunun, burulmuş bakırdan yapılan telleri üçer üçer akortlanan ve skalası çenginkiyle aynı olan (muhtemelen 3 × 24 = 72 tel) geometrik yamuk biçiminde bir saz olduğu anlaşılmaktadır.
 
Kanun XV. yüzyıla kadar düşey olarak tutulup çalınmaktaydı. Bir XVI. yüzyıl Bizans freskinde, dik yamuk biçimindeki bir kitharanın sol kolla eğik kenar göğse gelecek biçimde tutulduğu ve sağ elle çalındığı görülmektedir. Bu tutuş biçimi kanun benzeri bir Hint çalgısı olan “[[surmandal]]”da halen yaşamaktadır. XV. yüzyılda düşey tutuştan yataya geçilince sol el de icraya katılmış, bu ise çalma tekniğini tamamen değiştirmiştir.
 
Osmanlı sınırları içinde kanun XV. yüzyılda kullanılmaya başlanmış ve yapısı zamanla değişikliklere uğramıştır. XVI. yüzyılda İstanbul’da kullanılan kanunların İran ve Mâverâünnehir’de kullanılanlardan farksız olduğu söylenebilir. Bazı minyatürlerde de tesbit edildiği üzere kanun bu dönemde göğsü bütünüyle ahşap, metal telli bir çalgıydı. Bu kanunun modern bir benzeri kalun adıyla günümüzde Uygurlar tarafından kullanılmaktadır. XVI. yüzyıl kanunu muhtemelen makam değiştikçe yeniden akortlanmayı gerektiriyordu. Ancak bu dönem müziğinde makam geçkileri çok az yapıldığından, kanunda akort değişikliğine de fazla ihtiyaç duyulmamıştır.
 
[[Ali Ufkî Bey]] ve [[Dimitri Kantemiroğlu|Kantemiroğlu’nun]] eserlerinde kanundan hiç söz etmemelerine karşılık Evliya Çelebi, İstanbul’da elli beş kanun icracısının mevcudiyetinden bahseder. XVII. yüzyıl Osmanlı kanununun biçimi tam olarak bilinmemektedir. XVIII. yüzyılın ortalarına doğru ise bugünküne çok yakın yeni bir şekil kazandığı söylenebilir. O dönemde İran’da kanun icrası terkedilmiş olduğundan çalgıya bugünkü yapısını kazandıran değişiklikler Osmanlı sınırları içinde Türkiye, Suriye ve Mısır’da yapılmış olmalıdır. 1714’te [[Jean-Baptiste van Mour]]’un çizdiği bir [[gravür|gravürdeki]] dikdörtgen görünümlü kanun bütün göğsün ahşap olduğu izlenimini vermektedir. [[Filippo Buonanni|Filippo Buonanni’]]<nowiki/>in çizdiği ve Mour’unkine çok benzeyen kanunî gravüründen ise çalgının metal telli olduğu anlaşılmaktadır.
 
1761’den sonra kaleme alındığı bilinen [[Kemânî Hızır Ağa]]’nın Tefhîmü’l-maķāmât adlı eserindeki resimde, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlılar’da kullanılan kanunun Ortaçağ’dakilerden tamamen uzaklaşmış olduğu görülmektedir.
 
Kanunun bağırsak telli bir çalgı olduğundan bahseden ilk eser İngiliz [[John Covel]] tarafından 1670-1679 yılları arasında kaleme alınmıştır. Ancak ondan daha önce ünlü lugatçı [[Meninski|Francisko a Mesgnien Meninski]], 1680-1687 yıllarında yazdığı eserinde kanunu elli altmış bronz telli bir çalgı olarak tanımlamıştır. Bu bilgiden hareketle kanunda bağırsak tellerin XVIII. yüzyılın sonuna doğru kullanılmaya başlandığı, bronz tellerin ise zaman içinde tamamen terkedildiği söylenebilir. Bronz tellerden bağırsak tellere geçiş yeni bir icra tekniğinin de doğmasına yol açmıştır. Bu yeni kanunun nerede geliştirildiği konusunda kesin bilgi bulunmuyorsa da kanunun dönemin Mısır saz topluluklarının ayrılmaz bir parçası olduğu göz önüne alındığında onun bu bölgede geliştiği tahmin edilebilir.
 
[[II. Mahmud|Sultan II. Mahmud]] devrinin gözde sazları arasında yer alan kanun XIX. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’da oldukça rağbetteydi. Profesyonel müzisyenlerin oluşturduğu çalgı takımlarında kanun daima yer almıştır. XX. yüzyılın eşiğinde son önemli değişikliğe uğrayan bu saza mızgılıktan hemen sonra her tel takımının altına kaldırılabilir yatırılabilir metal mandallar yerleştirilmiş, önceleri üç dördü geçmeyen mandalların sayısı zamanla arttırılmıştır. Günümüzde bir tam aralıkta 9-12 mandal bulunur. Mandalların sol elin icradaki payını arttırmasından sonra gerek Türkiye’de gerek Suriye, Lübnan ve Mısır’da arp tekniğinden birçok unsur kanuna uyarlanmış, çalgının tekniği, akorlar ve arpejlerle zenginleştirilmiştir. Türk mûsiki tarihinde kanun icracılığı ile şöhret kazanmış pek çok mûsikişinas bulunmaktadır. Bunlar arasında Kanûnî Ömer Efendi, Kanûnî Hacı Ârif Bey, Şemsi Bey, Âmâ Nâzım Bey, Ferit Alnar, Vecihe Daryal, Erol Deran özellikle zikredilmelidir. Zamanımızda on parmakla icrayı tercih ederek mızrabı bırakan kanunîler de yetişmiştir.
 
BİBLİYOGRAFYA:
 
Abdülkādir-i Merâgī, CâmiǾu’l-elĥân (nşr. Takī Bîniş), Tahran 1987, s. 203; Hasan Kâşânî, Kenzü’t-tuħaf (Se Risâle-i Fârisî der Mûsîķā içinde, nşr. Takī Bîniş), Tahran 1992, s. 117-118; G. Toderini, Letteratura Turchesca, Venedik 1787, I, tür.yer.; G. A. Villoteau, Description de l’Egypte (tıpkıbasım), Köln 1997, s. 731; E. W. Lane, The Manners and Customs of the Modern Egyptians, London 1836; H. G. Farmer, Studies in Oriental Musical Instruments, London 1931, I, 3-16; a.mlf., Turkish Instruments of Music in the Seventeenth Century, Glasgow 1937, s. 33-34; a.mlf., “The Canon and Eschaquiel of the Arabs”, JRAS (1926), s. 239-256; a.mlf., “Onbeşinci Yüzyılda Türk Sazları” (trc. M. İlhami Gökçen), MM, sy. 417 (1987), s. 15-17; A. Berner, Studien zur arabischen Musik auf Grund der gegenwärtigen Theorie und Praxis in Ägypten, Lipsia 1937; C. Sachs, The History of Musical Instruments, New York 1940, s. 138, 257-258; Mahmut R. Gazimihal, Musiki Sözlüğü, İstanbul 1961, s. 122; K. Vertkov, Atlas Muzıkalnih instrumentov narodov SSSR, Moskova 1963, tür.yer.; J. Wenkins - P. R. Olsen, Music and Musical Instruments in the World of Islam, London 1976, s. 50; Rauf Yekta, Türk Musikisi, s. 92-93; a.mlf., “Türk Sazları”, MTM, sy. 5 (1331), s. 237-238; Schéhérazade Qassim Hasan, Les instruments en Irak, Paris 1980, s. 65-66; Mahmoud Guettat, La musique classique du Maghreb, Paris 1980, s. 243-247; J. During, La Musique Iranienne, Paris 1984, s. 94; The New Grove Dictionary of Musical Instruments, London 1984, s. 169-171; Habib Hassan Touma, La Musique Arabe, Paris 1996, s. 96-98; W. Feldman, Music of the Ottoman Court, Berlin 1996, s. 127, 156-159; Etem R. Üngör, “Kanunun Mandal Tertibatı Hakkında Etüd”, MM, sy. 23 (1949), s. 19-20; İsmail Baha Sürelsan, “Türk Musikisi Umumî Dizisine Göre Kanun Mandallanması”, a.e., sy. 100 (1956), s. 169, 181-183; sy. 101 (1956), s. 202-203, 213; sy. 102 (1956), s. 234-235; sy. 103 (1956), s. 266-267, 279-280; Halûk Güneyli, “Kanun Sazı ve Bizde Kanun Çalanlar”, a.e., sy. 184 (1963), s. 82-83; H. Usbeck, “Türklerde Musiki Aletleri”, a.e., sy. 252 (1969), s. 25.
 
Fikret Karakaya   {{Müzik-aleti-taslak}}
{{Türk müziği çalgıları}}
 
26.660

değişiklik