"2001 Türkiye ekonomik krizi" sayfasının sürümleri arasındaki fark

(Gerekçe: + yorum içeren katkı)
 
=== 1998 ===
[[1998]] yılında Asya ekonomilerinde meydana gelen ekonomik kriz, IMF'nin önlemleriyle bir küresel krize dönüşmemiş olsa da yine de dünya ekonomisinde söz sahibi olan [[Çin Halk Cumhuriyeti|Çin,]] [[Japonya]] ve [[Rusya]]'yı derinden etkilemiştir. Türkiye de bu krizden nasibini almış, ülkedeki uzakdoğu sermayeli şirketler Türkiye'yi birer birer terketmeye başlamışlardır. Aynı yılın sonlarına doğru Rusya'daki ekonomik bunalımın yerel bir krize dönüşmesiyle, Türkiye en önemli ihracat ve turizm partnerlerinden birini kaybetmiş, bavul ticareti azalmış ve ülkenin cari gelirlerinde gözle görülür bir düşme meydana gelmiştir.
 
=== 1999 Marmara Depremleri ===
''[[1999 Düzce depremi]]''
 
Türkiye ekonomisi her ne kadar [[1999]] yılına [[Avrupa Birliği]] tarafından verilen resmi adaylık statüsünün <ref>http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_ve_Avrupa_Birli%C4%9Fi_kronolojisi</ref> ılık rüzgarlarıyla girmiş olsa da aynı yılın ortalarında meydana gelen iki depremle yıkılmanın eşiğine gelmiştir. Depremlerin ülkenin sanayisinin can damarı olan [[Marmara Bölgesi]]'nde meydana gelmesi sonucunda Türkiye, yetişmiş elemanın yanı sıra depremde kaybedilen konut, ticari ve sınai yapı, yol, otoyol, köprü, diğer altyapı, ulaşım aracı, makina-teçhizatın ve üretimin durması gibi yan maliyetlerle beraber 13 milyar dolarlık<ref>http%3A%2F%2Fekutup.dpt.gov.tr%2Fdeprem%2Fdeprem.doc&ei=tGsnUa7GOovHsgblm4DQDg&usg=AFQjCNFeiGqYC-L02niwQ2rtNz7C7yYVLQ</ref> bir kayba uğramıştır.
=== 2000 Türkiye Finansal Krizi ===
2000 yılı Türkiye için hem bir ekonomik canlanma hem de bir çöküş yılıdır. <ref>Merih Celasun; 2001 Krizi, Öncesi ve Sonrası; S:13</ref>Türkiye 1999 yılının sonunda ekonomik açıdan son derece karamsar bir görünüm içerisindeydi. Ekonomik büyüme %-6.1 olmuş, yani ekonomi %6 oranında küçülmüştü. Enflasyon %70'e ulaşmış, bütçe açıkları büyümüş, Hazine faizlerinin yıllık ortalama bileşik oranı %106'ya ulaşmıştı.<ref>TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Merkez Bankası Sunuşu, Kasım 2001</ref> 1999 deprem şokundan sonra Türkiye'nin dış ilişkilerinde gözlemlenen olumlu gelişmeler, ekonomi yönetimi konusunda yeni bir sürecin başlatılması için uygun bir ortam oluşturdu.
 
Bu koşullar altında Türkiye 1999 yılında [[IMF]] stand-by desteği ile üç yıllık bir programı uygulamaya koyduğunu açıkladı.<ref>Hazine, 1999</ref> Enflasyonu Düşürme Programı olarak adlandırılan bu program döviz kurunu nominal çapa olarak kullanan para ve kur politikasının yanı sıra çok sayıda yapısal düzenleme içeriyordu. Programın meyvelerini [[2000]] yılında vermeye başladı. Ülkeye sermaye girişleri çoğaldı; ancak enflasyonda düşüşündüşüş beklendiği kadar hızlı olmadı. Reel kur değerlenme eğilimine girdi. İthalatın hızla artması sonucunda dış açık kaygı verici boyutlarda büyümeye başladı. Bu gelişmeler aktiflerinin önemli bir bölümü Hazine kağıtlarından oluşan bankaların likidite talebini arttırınca Kasım 2000 sonunda likidite sıkışıklığı had safhaya ulaştı. Likidite Krizi olarak da adlandırılan bu durum sonunda ekimde %39 olan gecelik faiz kasım ayında %95'e, aralık ayında ise %183'e kadar çıkmıştı.
 
== Şubat 2001 Krizi ==
Ekonomide bekleyişlerin olumsuzlaştığı bir ortamda, Hazine'nin yüklü bir borç itfası öncesinde [[19 Şubat]] [[2001]]'de beklenmedik siyasi gerginlikler yaşandı. Başbakan'ın devlet yönetiminde "kriz var" açıklamasıyla birlikte mali piyasalarda panikle başlayan süreç, yerli parayı savunmak için gecelik faizlerin astronomik oranlara yükselmesine rağmen, yerleşiklerin yoğun döviz talebi nedeniyle Merkez Bankası'nın 5 milyar dolarlık döviz satışıyla sonuçlandı. Kamu bankalarının likidite ihtiyacının karşılanamaması, ödemeler sistemini kitleyecek boyutlara ulaşmıştı. Banka sistemindeki büyük çöküşü önlemek için TL'nin yabancı para birimleri karşısındaki değeri dalgalanmaya bırakıldı.<ref>Merih Celasun; 2001 Krizi, Öncesi ve Sonrası; S:16</ref> Bir gün önce 670 bin TL olan dolar 1 milyonu aştı. Bunun sonucunda yabancı bankalar vadesi gelmemiş kredilerini geri çekmeye başlayınca 21 Şubat'ta bankalar arası para piyasasında gecelik faiz %6200'e kadar çıktı.<ref>Uysur E. , a.g.m.</ref><ref>http://sinestezi.wordpress.com/2009/04/04/turkiye-de-ekonomik-krizler-1994-1998-1999-ve-2001-krizleri/</ref> Yapılan bu örtülü devalüasyon ile TL’nin değeri %40 civarında düştü. Devletin borcu da 29 katrilyon TL arttı.<ref>http://sinestezi.wordpress.com/2009/04/04/turkiye-de-ekonomik-krizler-1994-1998-1999-ve-2001-krizleri/</ref>
 
Yapılan detaylı inceleme sonucunda reel ekonomide arz ve talep yönlü daralma meydana geldiği için, krizden çıkışın Türkiye'nin eski krizlerinin aksine birkaç haftada olmayacağı görüşü yaygınlık kazandı.
IMF programında öngörülen yasal değişikliklerin çoğunun yapılması krizden çıkış çabalarına güven sağlama noktasında yardımcı oldu. Yine bu yasal düzenlemelerden biri olan Merkez Bankası'na amaç ve araç bağımsızlığının sağlanması, ülkenin makro politikalarının tasarlama yöntemine daha büyük bir zenginlik kazandırdı.
 
Ekonomi yönetiminin [[Kemal Derviş]]'e bırakılmasının ardından daha önce siyasi maliyetler yüzünden atılamayan pek çok adım peşi sıra atılmaya başlandı. [[T.B.M.M]]’den Derviş Kanunu diye adlandırılan, ekonomi ile ilgili kanunlar geçirildi. Bu kanunların çoğu özelleştirmenin teşviki ve rekabetin arttırılması ile ilgiliydi. IMF, Dünya Bankası ve Derviş planı neticesinde ülkede orta vadede ekonomik istikrarın yakalanabileceği inancı ortaya çıktı. Güçlü Ekonomiye Geçiş programı sayesinde [[2001]] yılının ilk altı ayında ihracat %13 arttı, turizm gelirlerinde gözle görülür bir iyileşme meydana geldi, dış ticaret açığında ve cari açıkta azalmalar oldu.<ref>http://sinestezi.wordpress.com/2009/04/04/turkiye-de-ekonomik-krizler-1994-1998-1999-ve-2001-krizleri/</ref>
 
== Kaynakça ==
4.846

değişiklik