"Tevessül" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Önceden yazılmış sayfada verilen örnekler, konuyla alakasızdır. Kuran kerimdeki konuyla ilgili ayetleri yazdım.
k (ilgili şablonda bu maddeye bağlantı yok)
(Önceden yazılmış sayfada verilen örnekler, konuyla alakasızdır. Kuran kerimdeki konuyla ilgili ayetleri yazdım.)
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil web değişikliği
[[Dua]]lar esnasında [[İslâm]] [[Dîn]]i'nin [[Peygamber]]i [[Muhammed]]'den başka şefaatçi ya da aracılardan medet umulması [[İbn-i Teymiyye]]'nin görüşüne göre, [[Ehl-i Sünnet vel Cemaat]] [[Akide (din)|akide]]sine göre [[Allâh’û-Celle-Celâle’hû]]'ya ortak koşulması manasına gelir ki, bu [[şirk]] olarak nitelendirilmektedir. Onun görüşü, medet ve şefaatin ''sadece ve sadece'' [[Allâh’ûr-Râhman’ûr-Râhîym]]'den olduğu istikâmetindedir.
{{ayrıca bakınız|Selef-i Salihin|Şeyh’ûl-İslâm Takiy’ûd-Dîn İbn-i Teymiyyet’ûl-Harrânî|Selefîyye|Muhammed bin Abdülvahhab|Vehhâbîler}}
== Kur’ân-ı Kerîm'de tevessül örnekleri ==
{{Kur'an}}
* [[Maide Suresi]]'nin 112 ilâ - 115inci âyetlerinde [[İsâ]]'nın müridlerinin kendisinden yiyecek talep ettikleri, ve bu durumda İsâ'nın niye [[Hakk Teâlâ]]'dan istemiyorsunuz diye bir karşılık vermediği öne sürülebilir. Hattâ, arkasından gelen âyetlerde [[Allâh’û-Celle-Celâle’hû]]'nun onları bu durumlarından dolayı kınama istikâmetine gitmediği ''"Tevessül"'' [[i'tikad]]ının [[şirk]] olamayacağına dair bir örnek olarak gösterilmektedir.
 
=Mâide, 112. Ayet: Hani havariler de, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa da, "Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının" demişti.
* [[Araf Suresi]]'nin 160ıncı âyetinde ise [[İsrailoğulları]]'nın [[Musa]]'dan su talebinde bulunmaları üzerine [[Allah-u Teâlâ]]'nın doğrudan kendisine yakarmamış olmalarından ötürü [[İsrailoğulları]]'nı azarlamak cihetine gitmediği, ama [[Musa]]'ya nasıl su bulabileceği hususunda yol gösterdiği diğer örnek olarak gösterilebilmektedir.
Mâide, 113. Ayet: Onlar, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım" demişlerdi.
Mâide, 114. Ayet: Meryem oğlu İsa, "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki; önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın" dedi.
 
Ayetlerde, Hz İsa'nın Allah'a aracısız dua ettiği açık bir şekilde görülmektedir.
Havariler Hz. İsa'ya ''Rabbin senin yüzü suyu hurmetine bize sofra indirebilir mi'' dememişler. Bir inananın peygamberine bilmediğini sorar gibi sordukları açıkca görülmektedir.
 
 
Fâtiha, 5.. Ayet: Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
 
En'âm, 93. Ayet: Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim" diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, "Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O'nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız" diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!
En'âm, 94. Ayet: Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah'ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah'ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.
 
Yûnus, 3. Ayet: Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. O hâlde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Secde, 4. Ayet: Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş'a kurulandır. Sizin için O'ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Zümer, 44. Ayet: De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz."
Yûnus, 18. Ayet: Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar. De ki: "Siz, Allah'a göklerde ve yerde O'nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.".
 
Zümer, 2. Ayet: Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et.
Zümer, 3.. Ayet: Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'nun yanında birilerini daha veliler edinerek, "Biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.
 
==Bibliografya==
10

değişiklik