"Yahudi tarihi" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
yazım hatası
k (typo hataları düzeltme, yazış şekli: İslama → İslam'a AWB ile)
k (yazım hatası)
Aralarında Norman Cantor'un da bulunduğu yirminci yüzyıl tarihçileri, [[Orta Çağ]]'ın Yahudiler için her zaman aynı şekilde zorlu bir dönem olduğunu savunan geleneksel düşünceye karşı çıkmaktadır. Buna göre, [[Katolik Kilisesi|Kilise]] tam olarak organize olmadan önce, erken Orta Çağ toplumu hoşgörülüydü. 800 ile 1100 yılları arasında, Hıristiyan Avrupa'da 1,5 milyon Yahudi yaşıyordu. [[Serf]] veya [[Şövalye]]ler olarak [[feodalizm|feodal sistemin]] parçası olmadıkları için şanslıydılar, zira bu şekilde hayatı birçok Hıristiyan için çekilmez kılan baskı ve sürekli savaş halinin dışında kalıyorlardı. Sıradan Hıristiyanların aksine, Yahudilerin çoğunluğu okuma yazma biliyordu; Hıristiyanlardan daha temiz, haliyle de daha sağlıklıydılar, bu yüzden de örneğin [[Kara Veba]] salgını sırasında daha az sayıda Yahudi ölmüştür; ve daha adil ve insancıl olan Yahudi hukukuna tabi şekilde yaşayabiliyorlardı. Finans, yönetim ve hekimlik alanlarında sağladıkları önemli hizmetlerden ötürü Hıristiyan toplum ile ilişkilerinde, krallar, presneler ve piskoposlar tarafından korunmaktaydılar. Tüm bunlar, Roma Katolik Kilisesi'nin reformları ve güç kazanması, özellikle de vaazler veren [[Fransisken]] ve [[Dominiken]] [[keşiş]]lerin uydurduğu hikâyeler ve şehirlerde yaşayan, kıskanç ve rekabetçi orta sınıf Hıristiyanların yükselişi ile değişmiştir. 1300 yılına gelindiğinde, keşişler ve yerel rahipler, halka Yahudilerden nefret etmeyi ve onları öldürmeyi öğretmek için, [[Paskalya]] yortusu sırasında dönemin kıyafetleri içindeki Yahudileri İsa'yı öldürürken betimleyen sahne oyunlarından yararlanıyorlardı. Yahudiler üzerindeki baskılar ve yaşadıkları yerlerden kovulmaları işte bu noktada yaygın bir hal almıştır. On dördüncü yüzyılın ortalarında Kara Veba salgınlarının Avrupa'yı harap ederek nüfusun yarıdan fazlasının ölümüne yol açmasıyla, Yahudiler de günah keçisi seçilmiştir. Nihayet, 1500 yılı civarında, Yahudiler aradıkları güvenliği buldukları [[Polonya]]'da yeniden refaha kavuşmuşlardır.<ref>Norman F. Cantor, The Last Knight: The Twilight of the Middle Ages and the Birth of the Modern Era, Free Press, 2004. ISBN 0-7432-2688-7, p. 28-29</ref>
 
1300 yılından itibaren, Yahudiler Hıristiyan Avrupa'da ekseriyetle ağır zulüm görmüşlerdir. Faiz ile borç para vermesine izin verilen tek grup olduklarından (Faizcilik Kilise tarafından Katoliklere yasaklanmıştı) bazı Yahudiler önde gelen faizciler haline gelmiştir. Hıristiyan hükümdarların zamanla [[afarozaforoz]] edilme tehlikesi ile karşı karşıya kalmadan kendilerine sermaye sağlayabilen Yahudiler gibi bir sınıfa sahip olmanın avantajını görmesi ile, Batı Avrupa'daki para ticareti de Yahudilerin eline geçmiştir. Ne var ki, bankacılık işlemleri ile Yahudiler tarafından elde edilen yüklü meblağlar karşılığında satın alınan mülkler hemen her seferinde Yahudi sahipleri yaşarken ya da öldükten sonra kralın zimmetine geçmiştir. Yahudiler böylece imparatorluk "''servi cameræ''" yani kendilerini ve mülklerini prenslere veya şehirlere verebilecek Kral'ın mülkü haline gelmişlerdir.
 
James Carroll'a göre, "Yahudiler Roma İmparatorluğu'nun toplam nüfusunun %10'unu teşkil ediyordu. Bu orana göre, şayet diğer etkenlerin müdahalesi olmasaydı bugün dünyada 13 milyon yerine 200 milyon Yahudi olacaktı." Elbette, nüfus artış oranı, salgın hastalıklar, göç, asimilasyon ve din değiştirme gibi diğer birçok karmaşık demografik etken de küresel Yahudi nüfusunun mevcut boyutu üzerinde önemli roller oynamıştır.<ref>Carroll, James. ''[[Constantine's Sword]]'' (Houghton Mifflin, 2001) ISBN 0-395-77927-8 p.26</ref>
41.147

değişiklik