"Albertus Magnus" sayfasının sürümleri arasındaki fark

(yeni bilgiler eklenerek kaynakça eklendi)
Bitkilerle ilgili olarak kendi gözlemlerinin yanı sıra Aristoteles’ den ve [[Theophrastus]]’tan yararlanmıştır. Kaba hatları ile çevresinde gördüğü bitkileri bilhassa genel çerçevede tüketilenleri derlemiştir. Bu çalışmalarını De Vegetabilibus et Plantis ( Sebzeler ve Bitkiler Üzerine) adlı kitabında toplamıştır. Bu eserinde İtalya’ya yaptığı gezilerinde gördüğü bir portakal ağacını tanımlamıştır. Buna göre ağacın yaprak morfolojisini “biri büyük diğeri küçük iki formdan oluşmakta” diyerek doğru biçimde anlatmış ve çizimlerinde göstermiştir. Bitkiler âlemi için basit bir sınıflandırma sistemini ortaya koyarak; en alta mantarları en üste ise çiçek veren bitkileri yerleştirmiştir. Dikenler ile iğneleri, oluşumlarına ve yapılarına göre ayırmıştır. Bitkilerle çalışmasında morfolojik görünümlerini nesne ve hayvan biçimlerine benzeterek; çan, kuş ve yıldız biçiminde olanlar şeklinde genel bir sistematik sınıflandırma yapmıştır. Mevcut bitkilerin bazılarının “aşılama” yoluyla yeni türlere dönüştürülebileceğini söylemiştir. Meyvelerin karşılaştırmalı bir incelemesini de yaptı, ısı ve ışığın ağaçların büyümesi üzerinde etkilerini gözleyen ilk kişi oldu. Bu gözlemlerden, bitki özsuyunun köklerde tatsız olduğunu fakat yukarı çıktığında tatlandığını ortaya koydu. Batı'da ıspanaktan bahseden ilk kişidir.
 
[[File:Albertus - De animalibus - 2994927 V00039 00000016.tif|thumb|''De animalibus'']]
            Hayvanlarla ilgili yaptığı çalışmalarında Aristoteles’in “Historia Animalium” adlı eserinden ve Galenus’un çalışmalarından yararlanarak ve kendi gözlemlerini de ilave ederek De Animalibus (Hayvanlar Üzerine) adını verdiği 26 ciltlik bir eser yazmıştır. Bu risalede hayal ürünü bazı yaratıkların tasvirleri yer alır. Bu eserde kuş ve balıkların kan damarlarının dağılımı konusunda Aristoteles'in verdiği bilgilerden ayrılmıştır. Pek çok yeni hayvan çeşidinin morfolojik özelliklerini ayrıntılı bir biçimde ele almıştır. Doğuran hayvanlar ile insanı en üst kategoriye koymuş, sırasıyla kuşlar, sürüngenler, balıklar, yumuşakçalar, kabuklular ile böcekleri alt sınıflara yerleştirmiştir. Böceklerin çiftleşmesinden, çekirgelerde üreme organları, balık ve memelilerde gelişim evrelerine ait yaptığı gözlemlerde organların sırasıyla nasıl şekillendiğini, göbek kordonu denen yapının yerini gelişim süreci içinde hangi damarın aldığını açık ve net bir şekilde anlatmıştır. Ayrıca tavuklar yumurtladıktan sonra çeşitli zaman aralıklarıyla yumurtaları açarak civcivlerin gelişmesini gözlemiştir. Yumurtadan itibaren embriyonun gelişmesini ele almıştır. Avrupa’nın Kuzey bölgelerinde ve kutuplarda yaşayan hayvan varlığına değinmiş, hayatta kalmaları için kalın derilere ve beyaz kürklere sahip olmaları gerektiğini söylemiştir.