"İbn-i Tufeyl" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Gerekçe: + yorum içeren katkı + kaynak gerektiren bilgi eklentisi
Etiketler: Mobil değişiklik Mobil ağ değişikliği
(Gerekçe: + yorum içeren katkı + kaynak gerektiren bilgi eklentisi)
[[Endülüs]]lü hekim, hukukçu ve filozof. Tam adı '''Ebu Bekir Muhammed bin Abdal Malik bin Muhammed bin Tufail el Kaisi el-Endülüsi'''. [[Latin]] dünyasında '''Abentofail''' olarak da bilinir. Tanınmış İslam filozoflarındandır.
 
İbn Tufeyl, 1106’da [[Granada, İspanya|Gırnata]] yakınlarında [[Guadix|Vadiü’l-Aş]]’ta doğdu, 1186’da [[Marakeş]]’te öldü. [[İşraki]] felsefesinin Endülüs’teki en önemli temsilcilerinden biridir. [[İbn-i Bacce]] tarafından eğitilmiştir. Uğraştığı ve önemli eserler verdiği başlıca konular tıp,felsefe ve gökbilimdi. Günümüze ulaşan ve bütün dünyada tanınmasını sağlayan eseri ise [[Hayy bin Yakzan]] ya da diğer adıyla Esrarü’l-Hikmeti’l-Meşrikiye’dir. Dünyada felsefi romanın ilk örneği ve ilk “robinsonad” olan Hayy bin Yakzan, 14. yüzyıldan başlayarak dünyanın bütün belli başlı dillerine çevrilmiş, başta [[Robinson Cruso]]e’nun yazarı [[Daniel Defoe]] olmak üzere birçok Batı'lıBatılı sanatçı ve düşünürü etkilemiştir. İbn Tufeyl’in yaşadığı dönemde (12. y.y.) özellikle Endülüs’te pozitif bilimlerin yanında beşeri bilimler oldukça ilerlemişti. Ortaçağ'ın gelenekselHıristiyan yaklaşımınabatı uygundünyasının olarakaksine bilim,İslam-Endülüs Kutsaltoplumunda Kitaplarlabilimsel uygunbilgilerin düştüğüKur’an biçimde yapılabiliyordu. Ortaçağ'da Batı'da İncil'le; Doğu'da ise Kuran'la çatışmamak bilginin kabul edilmesiuyuşacağına içindair yeterlibir kabulinanç edilmiştirvardı. Bu nedenle Endülüs’te gayri müslimlerin bilime olan katkılarına sırt çevrilmemekle birlikte Kur’an'da ki hakikatler çerçevesinde bilime katkılar yapılıyordu. Özellikle tasavvuf alanında oldukça ilerlemiş olan Endülüs toplumu [[İbn Arabi]] gibi mutasavvıflar yetiştirmiş ve bunların görüşlerinin etkisinde kalmıştır.
Filozofların temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim'e göre Allah’ın ilk yaratığı, yaratığın tohumu olan “akl-ı evvel” veya tasavvufî ifadesiyle, "Nur-u Muhammedî"; son yaratığı ise bu tohumun sahibi olan “Hazreti İnsan” dır. Yaratığın amacı insandır ve insan da kendisinde olan nefhay-ı İlâhi, ilahi nefes, nedeniyle en şerefli mahlûktur. İnsan, vücuduyla maddi dünyaya, ruhu ile de manevi dünyaya bağlıdır. İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır. Bu temsilciliğin sorumluluğu da bütün insanlığa aittir. Bütün insanlık; her insanın kendisinde mevcut potansiyele ve olanakları harekete geçirmek ve onarlı gerçekleştirmek fırsatına sahip olduğunu göstermek gibi bir kolektif sorumluluk altındadır.