"Eşref Ziya Terzi" sayfasının sürümleri arasındaki fark

EŞREF ZİYA'NIN HAYATI
(71.79.242.179 tarafından yapılan 13741076 sayılı değişiklik geri alınıyor.)
(EŞREF ZİYA'NIN HAYATI)
EŞREF ZİYA’NIN HAYATI
'''Eşref Ziya Terzi''' (d. [[1968]], [[İstanbul]]), Aslen Bayburtlu olan motosiklet ve hız tutkunu bir müzisyen.
 
69'un kışıymış doğmuşum. Doğum
günümü hatta ayını dahi bilmiyorum. Hüviyetimde 20-07-1969 yazar ama önemsiz
gerçek tarih değil bu. Annem, oğlum: "kış ve soğuktu" bir de
"yılbaşına az bir zaman vardı" diyor. 11. veya 12. Aylar sanırım,
benim içinde önemsiz sanırdım ama bugün saatine kadar bilmek istiyorum doğrusu.
 
Çocukluğum İstanbul 4.leventte geçti. Sanayi mahallesinde BAŞARI ilk okulunda
başladım ilk okula, daha sonra BARIŞ ilk okulu oldu adı. 3. sınıfa kadar
leventte oturduk. Daha sonra İstinye’ye taşındık, okulumu değiştirmedim. iki
yıl kendim gittim geldim okulu bitirdim nihayet. Sanayi mahallesinden
taşınmıştık ama alakamız devam ediyordu, babamın işyeri oradaydı çünkü. İstinye
de Sarıyer İ.H.L.’ye başladım. 87-88sezonunda liseden mezun oldum. Hareketli
aktif bir öğrencilik hayatım oldu vasat bir öğrenciydim, ders çalışmayı asla
sevemedim. Kültürel etkinliklere katılırdım. Sosyal ve felsefe dersleri her
zaman ilgimi çekerdi. Sesimi ilk önce matematik hocamız keşfetmişti ama ben
onun dersine bir türlü alışamamıştım. Öğrencilik hayatım boyunca matematikle
hiç barışık olmadım doğrusu hep bir dersten borçlu geçerdim. Arkadaşlar sesimi
beğenirlerdi bende Müslüm Gürses dinlerdim. Orhan Gencebay’ı sevenlerle hep
münakaşa ederdik. O zamanlar ezgiler vs yoktu son sınıfta dershane ye gittim.
sevmedim yine sıkıldım. Kendim çalışırım dedim bıraktım dershaneyi bir yere
aidiyeti sevemediğimi anladım. Yalnızlığı keşfettim. daha mutlu oluyordum böyle
ilk defa ders çalışmaya başladım. Marmara ilahiyat fakültesini kazanmışım.
Devam ettim. Fakülte zannetmiştim meğerse İHLyüksek okuldan pekte farkı yokmuş
sevmedim okulu tekrar imtihana girdim. İstanbul dışını yazmadım İstanbul’da da
bir okula giremedim. İstanbul’dan ayrılamayacağımı anlamıştım .İstanbul benim
rüyalarımın şehridir 10 dan fazla ülke gezdim, böyle bir şehre rastlamadım. 
 
M.G.V ile tanıştım aktiftim idealistim çok çalışır büyük adamlara özenirdim kim
bilir, belki yarın bu ülkeyi ben yönetirdim. Dergi çıkarmaya başladık 3
arkadaştık adını ÇAĞRI koyduk 5 bin basıyorduk bu gün bile buna inanamıyorum
meğerse 5 bin çok iyi bir tirajmış. Sonra yalnız kaldım zor işti dergi
çıkarmak. 3 sayı tek başıma dergiyi çıkardım hemen hemen her yazısını ben
yazıyor mahlas kullanıyordum, bunalmıştım daha fazla dayanamadım ÇAĞRI kapandı
hem okula gidiyor hem dergi çıkarıyordum bunalmıştım. 6. sayıda veda ettik. 
 
Geceler düzenler oralarda ilahiler söylerdik insanların ilgisini çekerdi bu Dr.
Ramazan UÇAR bey bir gün bana bir kaset projesinden bahsetti kabul etmedim
çünkü müziğe mesafeli yaklaşıyordum, daha sonra ADIM VAR kaseti olarak çıktı bu
kaset GRUP SELİKA okudu, daha sonra Dr. Ramazan Bey ısrarını sürdürdü ALİM VE
TAĞUT adlı bant tiyatrosunun içerisine iki eser bestelemiş okumamı istiyordu
kabul ettim arkadaşım İbrahim Tanrıkulu ile birlikte iki eseri okuduk ilk
stüdyo ile tanışmamız başlamış olmuştu, yıl 1989 islamoğlu yayıncılıktan
çıkmıştı bu eser. 
 
Bugünlerde evliliğimi yapmış bir aile yaşantımda başlamış olmuştu. Eşimle M.G.V
de tanışmıştık onunda aktif görevleri vardı o zamanlar. Daha sonra KALKSAM ve
DİRİLSEM’i yaptık İSLAMOĞLU yayıncılığa. Bu albüm hayatımızda bir dönüm noktası
olmuştu .İnanılmaz ilgi görmüştü. Yüz binlerce satışa ulaştı. bu arada baba
olmuştum oğlum Burak dünyaya geldi ya Rabbi inanılmaz bir duyguydu bu. 
 
Hakan Aykut la beraberdik artık beraber konserlere gidiyor oldukça ilgi
görüyorduk. Daha sonra UYAN ARTIK albümünü yaptık. Bunu İNFİLAK, DAYAN
MÜCAHİDİM, MUHABBET ERİYİZ, albümleri takip etti. Çok popüler olmuştuk
albümlerimiz yüz binlerce satıyordu. Hakan Aykut la birlikte KÜNUZ AJANSI
kurduk. BİR GÜNEŞ DOĞUYOR 1 ve BİR GÜNEŞ DOĞUYOR 2 albümlerini çıkardık. Bir
güneş doğuyor parçası inanılmaz sevilmişti. ilk defa bostancı gösteri merkezin
de okumuştum yer yerinden oynamıştı adeta o gün 3 defa okutmuşlardı bana artık
ismim ön plana çıkmaya başlamıştı. her yerden konser teklifleri geliyordu,
okulu bitirdim. Bu arada kızım Büşra Sümeyye dünyaya geldi. Bir erkek bir kız
babasıydım artık üç dört arkadaşla birlikte bir radyo kurmaya karar verdik.
Araştırmalar yaptım. Gazi Osman paşa da bir yer tuttuk ve MARMARA FM’i kurduk
yıl 1993.... 
 
Önceleri İstanbul’a yayın yapan radyomuz Allah’ın yardımı ile uydu aracılığıyla
tüm Avrupa’ya yayın yapmaya başladı. Radyonun isim babalığını yapmış olmam
bugün dahi bana gurur verir. Yayın Yönetmeni bendim radyo bütün zamanımı
alıyordu, müzik çalışmalarım biraz sekteye uğramıştı. yinede bu arada
Özgürlüğün Gölgesinde adlı çalışmamı yaptım bir yıl sonra askere gittim yerime
de AbdulBaki Kömür beyi bıraktım. 
 
12 eylül 1994'de Amasya ya acemi birliğine teslim oldum 8 ay kısa dönem
askerliğim başlamış oldu. Usta birliğine Kars-Sarıkamış'a gittim. Benim için
zor aylar başlamıştı doğrusu. Sarıkamış inanılmaz soğuk bir yerdi. 1995
Nisanında terhis oldum ve İstanbul a dönmüş oldum.... 
 
Askerliğimle alakalı paylaşacağım tek şey orada yazdığım şu dizelerdir;
Sarıkamış yolların nakış nakış işlerken beynimi özlem hücrelerimin en uç
noktasında yer buldu kendine artık sonsuzluğa bir tutkuyla bakıyor gözlerim ve
artık üşümüyorum, üşümüyor bedenim Çünkü ayaklarım söz verdi beynime hissettiği
çaresizliği hissettirmesin diye..... 
 
Marmara FM e dönmüştüm. Radyoda her şey yolundaydı idari bir görev almadım
yönetim kurulu üyesi görevine seçildim. Daha sonra Marmara Ajansı kurdum. Artık
müzikle daha yakından ilgilenebilecektim. HASRET GÜLLERİ adlı albümü yaptım. Bu
albüm sanki benim tekrar hayata dönüşümü sağladı çünkü gerçekten çok ilgi
görmüş ve beni tekrar gündeme getirmişti. Bu arada bir erkek evlat sahibi daha
olmuş, oğlum Tarık dünyaya gelmişti. 
 
Daha sonra Marmara Ajansı Marmara Müzik Yapım olarak M. Cihat Kılıç’la birikte
yeniden oluşturduk M. Cihat hasret gülleri albümünde eserleri olan benim
Antalya da tanıştığım yetenekli bir arkadaşımızdı. Sen Ağlama albümünü yaptım
bu albüm deki Beyazıt Meydanında adlı eser gerçekten çok beğenildi. Daha sonra
Olmadı Dost Albümünü yaptım bu albüm benim diğer albümlerime kıyasla alt yapı
itibariyle gerçekten çok zengin olmuştu. Bu albüme bir de klip çekip ulusal
TV’lerde gösterimini sağladık. Olumlu ve olumsuz çok tepkiler aldım geleneksel
dinleyicilerimden bazıları önceleri çok yadırgadılar bu albümü fakat daha
sonraları olumlu tepkiler aldım, ve en son olarak dinleyicilerimin de gerçekten
yoğun isteği üzerine on yıllık sürecimizi özetleyen EŞREF ZİYA KLASİKLER-1 bir
albümünü yaptım. İnşallah en kısa zamanda dinleyicilerimin karşısına yeni bir
albümle daha çıkacağım. 
 
İşte benim hayatım.... 
 
Beni yıllardır bağrına basan milyonlara selam olsun......
 
Ve bu milyonlara sevdirene şükürler olsun...
 
EŞREF
ZİYA’NIN BİYOGRAFİSİ
 
Eşref
Ziya Terzi, 1968 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi
İlahiyat Fakültesini bitirdi. Müzik çalışmalarına Bant Tiyatrolarıyla başladı.
Son olarak The İmam filminde rol almıştır.
Müzik serüvenine baktığımızda, özgün tarzı benimseyen
ve bugüne kadar çıkardığı albümlerle hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine
ulaşan '''Eşref Ziya''',
nihayet olgunluk meyvesine ulaştı. “Olmadı Dost” ile, değişik bir sound, tarz
ve üslup yakalayan sanatçı, beste/söz bütünlüğüne önem verdiği yeni
çalışmasında iyi şairlerin sözlerinin altına nota döşemiş…
Genç bir sanatçı '''Eşref Ziya'''…
1969 doğumlu. 1989 yılından bu yana müzikle ilgili. 11 albümü çıktı ve ilk
albümü 500 binlik tiraja ulaştı. Marmara Müzik’te prodüktör olarak da görev
yapıyor.
Sanatçıyla yeni albümünü konuştuk…
 
Eşref Ziya kimdir?
 
'''Söz
ve beste uyumu'''
<nowiki>*</nowiki> '''Eşref Ziya'''’nın
müzik serüvenine baktığımızda, son albümü çok farklı bir ses olarak dikkat
çekiyor. Bu zamana kadar neredeydi sanatçı?
''' Eşref Ziya:''' İnsanın hayatı
durağan değil. İniş ve çıkışlarıyla enteresan bir grafik çiziyor. Şu ana kadar
10’u aşkın albüm yaptım. Bunlar içerisinde yüzbinlerce tiraja ulaşanlar da
vardı. Fakat bu albümü diğerlerinden ayıran en önemli özelliğini uzun yılların
verdiği tecrübe olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanında söz ve beste ahengi bu
kasette en üst seviyede sağlanabildi.
<nowiki>*</nowiki> Müzik ve şiirin başarılı bir tonda verilmesi konusunda dikkat çekici bir çaba
var. Seçiminizi neye göre yapıyorsunuz?
''' Eşref Ziya:''' Doğru bir tesbitte
bulundunuz. Biraz önce belirttiğim gibi bu albümde söz ve beste uyumu ilk
bakışta göze çarpıyor. Söz ve beste uyumu konusunda genelde 2 yol takip
edilebilir; söze beste, besteye söz… Ben bunların ikisini de kullandım. Ahmet
Efe, Nurullah Genç, Tayyip Atmaca, Sabah Kara gibi güçlü imzaların şiirlerine
yer verdik bu çalışmada. Albüm çalışması sırasında bazı değerli şairlerimize
ulaşamadık ama onların derin hoşgörüsüne sığındık bu şiirleri kullanırken…
 
'''Dört
güzel eser'''
<nowiki>*</nowiki> Albümün can alıcı besteleri arasında Olmadı Yar, Ferman, Söyle İstanbul ve
Çocuklar bulunuyor. Diğer besteler de kendi bütünlüğü içinde önemli ama, bu
dört parçanın özelliği ne?
''' Eşref Ziya:''' Bazı eserler
albüm içerisinde öne çıkabiliyor. Bahsettiğiniz besteler gerçekten ilk
dinlendiğinde kendini hissettiriyor. Her birinin ifade ettiği mana gerçekten
derin. “Olmadı Dost”, kalıcı ve anlamlı dostlukları anlatıyor. “Ferman” Ahmet
Efe kaliteli şiiri ve Selçuk Küpçük’ün notalarıyla birleşti. “Söyle İstanbul”da
derin bir İstanbul sevgisini biraz sitemkâr bir edayla M.Cihat Kılıç ele aldı.
“Çocuklar” ise dünyanın mazlum çocuklarını ırk ve din farkı gözetmeden
anlatıyor.
 
'''Dinleyici
önemli'''
<nowiki>*</nowiki> Şu anda, alternatif müzik alanında dikkat çekici bir isim olan '''Eşref Ziya''', yaptığı işi diğer örnekleri de göz
önüne alarak nasıl değerlendiriyor?
''' Eşref Ziya:''' Önceki
çalışmamız yaklaşık bir buçuk yıl önce çıktı. “Sen Ağlama”, dinleyicilerimizden
ilgi gördü. Bu eserimiz çıktıktan hemen sonra “Olmadı Dost”un çalışmalarına
başladık. Çok değerli müzisyen arkadaşlarla çalıştık. Yaklaşık üç ay boyunca
stüdyoda sabahladık diyebilirim. Genç aranjörümüz Umut Mürare’nin üstün çaba ve
gayreti neticesinde albümümüzü tamamlamış olduk. “Olmadı Dost”, benim de içime
sindi. Seviyeli bir eser olduğu kanaatindeyim. Yaşımız da olgunluk sürecine
girdi, herhalde onun da etkisi var.. Önemli olan dinleyicilerimizin kanaati.
İnşaallah, onlar da benimle aynı şekilde düşünüyordur.
 
Bir çalışma masası bir
fincan kahvesi ve melodisi ölümlü Dünyada yoğun sanat hayatına teneffüs
müzikleri besteleyen Eşref Ziya. Sabreder, düşünür, sessizleşir ve herkesin
ışıkları söndürdüğü akşamlarda açar kitabını sayfalarca sabaha ulaşır.
Mütevazıca yaşadığı Dünyanın içinde sağlam bir sanat haritası oluşturmasının
sebebi, kendi pusulasını popüler yönlerden uzak tutmasıdır.
 
Kent soylu bir müzik anlayışına sahip olan
sanatçı Eşref Ziya, kentliliği sadece modern zamana değerleriyle tutunma aracı
olarak görmüş ve bu felsefesiyle kentliliği basit bir üstünlük hırsı olarak
görenleri de yanıltmıştır. Kentlilik ayakları yere basan aklı taşlanmamış
sanatı ayakta tutmak için entelektüel bir savunmadır ona göre
 
Sessiz kalmakla sükut etmek arasındaki farkı
bilerek müziğe başlayan sanatçı, sadece büyük harflerle yapılan etiket
edebiyatından uzak durmuş, felsefesini sadeliğe ve asilliğe dayanan sanat
üzerine kurmuştur.
 
Sanatın fikir estetiği üzerine kurulu olduğunu
düşünen Eşref Ziya tek yağmurda boyası akan beyinlere, gözleri hep duvara bakan
sabitliğe ve aslını kaybetmiş sığ sanat anlayışı taşıyanlara gülüp geçmiş ve
nerde kalmıştık dercesine yoluna devam etmiştir.
 
Sadece müziği alkışlanan kolaycı bir fikre sahip
olmadığını, derinliksiz ve yoz söylemlere sessiz kalmamakla göstermiştir.
Alkışı, varlığı yetmeyen yokluğu bitmeyen anlık tutkulara benzetir Eşref Ziya.
Önemli olan kalıcı bir sanat dili oluşturmaktır ve özgünlük alkış toplayan en
büyük erdemdir.
 
Dünyanın başlı başına nefes darlığı çeken bir
senaryo olduğunu düşünen sanatçı Eşref Ziya, gerçeğin yanıltıcı bir parçası
olmaktansa gerçeğin gerçeği olmaya karar vererek The Imam filminde gösterdiği
oyunculuk performansıyla sanata tek taraflı bakanları şaşırtmış ve iddiasız ama
istikrarlı sanat anlayışını da film karelerine sığdırmayı başarmıştır. Her
zaman arkasında olan mücahidlerle sonsuza dek unutulmayacaktır.
 
Kalbin akıl almaz sonsuzluğundan
Dünyanın akıllanabilir taraflarına
Bir sanat izi bırakırız
Dünyası yorgun değil
Sadece Dünya yorgunuyuz
Omzumuzda dost eli gibi duran gitar
Elimizde paslanmamış alkışlar
Güneş batar ayaklarımıza
Sade bir kahvenin ardında
 
Bekleriz sabahı...'''Eşref Ziya Terzi''' (d. [[1968]], [[İstanbul]]), Aslen Bayburtlu olan motosiklet ve hız tutkunu bir müzisyen.
 
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi. Müzik çalışmalarına Bant Tiyatrolarıyla başladı.
Anonim kullanıcı