"Yusuf Hemedanî" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
düzen
k (78.179.248.174 tarafından yapılan değişiklikler geri alınarak, 72.192.210.124 tarafından değiştirilmiş önceki sürüm geri getirildi.)
k (düzen)
Evliyânin büyüklerinden. İsmi, "Yûsuf bin Yâkûb Hemedânî" olup, künyesi Ebû Yâkûb’dur. İmâm-ı A’zâm hazretlerinin neslindendir. İnsanları Hakk'a dâvet eden, onlara dogru yolu gösterip, hakîkî saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i âlîyye” denilen büyük âlim ve velîlerin [[Peygamber Muhammed]]'den sonra gelen sekizincisidir. 1048 (H.440) senesinde Hemedan’da doğdu. 1140 (H.535) de [[Herat]]’tan [[Merv]]’e giderken yolda vefât etti.
 
On sekiz yaşında [[Bağdad]]’a gelip, [[fıkh]] îlmini Ebû İshâk-î Şîrâzî’den öğrendi. Yaşı küçük olmasına rağmen, Ebû İshâk kendisine husûsî ihtimâm gösterirdi. Bunun ve diğer [[fıkh]] âlimlerinin derslerine devâm etmekle, Hanefî mezhebinde fıkh ve münâzara [[alîm]]i oldu. [[İsfahan]] ve [[Semerkand]]’da, zamanın meşhûr hadîs [[alîm]]lerinden hadîs ilmini öğrendi. [[Tasavvuf]]u Şeyh Ebû 'Ali el-Fermâdî hazretlerinden ögrenip, onun sohbetinde yetişerek kemâle ulaştı. Abdullâh-ı Cûveynî, Hasan Simnânî ve birçok büyük zât ile görüıüp, sohbet etti. Kendilerinden ilîm öğrendi. Yaya olarak otuz yedi hac yaptı. [[Kur'ân-ı Kerîm]]'i sayısız defalar hatmetti. Gece namazlarında her rekâtta bir cüz okurdu. [[Tefsir]], [[hadîs]], [[kelâm]] ve [[fıkh]] ilminden yedi yüz cüz ezberindeydi. İki yüz on üç mürşîd-i kâmilden istifâde etti. Yedi bin kâfirin îmâna gelmesine sebeb oldu. Hızır aleyhisselâm ile çok sohbet etti.
 
==Yetiştirdiği meşhûr şahsiyetler==
{{ana|Hoca Ahmed Yesevî|Yesevilik|Abdulhalik-ıl Güjdevani|Nakşbendiyye}}
Altmış yıldan fazla, insanlara doğru yolu göstermekle meşgûl oldu. Yüzlerce talebe ondan ders aldı. Abdullâh-î Berkî, Hasan-î Endâkî, [[Ahmed Yesevi|Ahmed Yesevî]] ve [[Abdulhalik-ıl Güjdevani|Abdülhâlik-i Goncdüvânî]] gibi büyük velîler yetiştirdi. Bunlardan [[Ahmed Yesevi]], [[Türkistan]] tarafına göç edip, insanları irşâd ederek büyük hizmetlerde bulundu. Yûsuf-û Hemedânî, bütün dostlarına, talebesi [[Abdulhalik-ıl Güjdevani|Abdülhâlik-i Goncdüvânî]]’ye tâbi olmalarını söyledi. Kendisinden sonra, bu talebesi insanlara doğru yolu gösterdi.
 
Yûsuf-û Hemedânî, önce [[Merv]] şehrinde bir müddet kalıp Herât’a gitti ve orada uzun zaman kaldı. Sonra, tekrar Merv’e gelip bir müddet daha kaldıktan sonra Herat’a döndü. Herat’tan Merv’e yaptığı son yolculuğu sırasında vefât etti. Kabri [[Merv]] şehrinde olup, ziyâret edilmektedir.
 
Yûsuf-û Hemedânî, İmâm-ı Â'zama pekçok bağlıydı. Irak, Horasan, Mâverâünnehr bölgelerinin muhtelif şehirlerinde bulunarak, halka saâdet yolunu anlatmak ile mesgûl olmustur. İlmî, fazîleti ve kerâmetleriyle İslâm dünyâsında tanınıp, çok sevilmiştir.
 
==Kişiliği==
Hakîkî İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden olan Yûsuf-i Hemedânî orta boylu, buğday benizli, kumral sakallı, zayıf bir zât idi. Eline ne geçerse muhtaçlara verir, kimseden bir şey istemezdi. Herkese karşı çok iltifât eder, yumuşak ve merhametli davranırdı. Yolda yürürken bile [[Kur'ân-ı kerîm]] okumakla meşguldü. Hoş-dû denilen yerden, câmiye gelinceye kadar bir hatim okur, mescid kapısından, Hasan Endâkî ve [[Hoca Ahmed Yesevî]] hânesine varıncaya kadar [[Bakara Sûresi]]'ni okurdu. Geri dönerken [[Âl-i İmrân Suresi|Âl-i İmrân Sûresi]]'ni bitirirdi. Arada bir yüzünü Hemedân’a çevirir ve çok ağlardı. [[Salmân-ı Fârisî]] hazretlerinin âsâsı ile sarığı kendisindeydi. Her ay başında, [[Semerkand]] âlimlerini çağırarak onlarla sohbet ederdi. Bir taraftan köylülere ve yanına gelen herkese doğru din bilgilerini ögretmeye çalışır, insanlarla uğraşmaktan, onları yetiştirmek için çalışmaktan hiç sıkılmazdı. Diğer taraftan, ağrılara ve yaralara ilâç yaparak herkesin derdine devâ bulmaya çalışırdi. Böylece, maddî ve mânevî hastalklarin tabîbi, mütehassısı olduğunu isbât ederdi.
 
Talebelerine ve kendisini sevenlere dâimâ Peygamber Muhammed ve Eshâb-ı kirâmın yolunda gitmelerini tavsiye ederdi. Kalbi, bütün mahlûkât için derin bir sevgi ile doluydu. Gayr-i müslimlerin evlerine giderek, onlara İslâmiyeti anlatırdı. Her şeye sabır ve tahammül eder, herkese karşı muhabbet gösterirdi. Altın ve gümüş esyâ kullanılmasına müsâde etmez, fakirlere zenginlerden daha fazla îtibâr ederdi. Zühd sâhibi idi. Dünyâ'ya ehemmiyet ve kıymet vermezdi. ''([[Melamilik|Melâmetîik]] ve [[Kalenderîlik]])'' Odasında hasır, keçe, ibrik, iki yastık ve bir tencereden baska bir şey bulunmazdı. Talebelerine, [[Dört Büyük Halife]]'nin menkibe ve fazîletlerinden bahseder, onlar gibi ahlâklanmalarını nasîhat ederdi.
 
===Hakındaki tasavvûfî rivâyetler===
Yûsuf-i Hemedânî’ye, Islâm âlimlerinin ve kiymetli rehberlerin azalip yok oldugu zaman ne yapmak lâzim? denildiginde; “O zaman, her gün o büyüklerin yazdigi kitaplardan bir miktar okuyunuz.” buyurdu.
 
Sayısız kerâmetlerin ve fazîletlerin kendisinde toplandığı veliyyi kâmil bir zât idi. Kerâmetlerinin en büyüklerinden birisi; Allahü teâlâyı tanımak yolunda çok yüksek derece ve makâmlar sâhibi olan, Abdülhâlik-i Goncdüvânî gibi büyük bir velîyi yetiştirmesidir.
 
Yûsuf-i Hemedânî hakkında uygunsuz seyler söyleyip, onu kötüleyen bir kimse vardi. Bu durum Yûsuf-i Hemedânî hazretlerine intikâl edince, üzüldü ve yakinda cezâsini görür buyurdu. Birkaç gün içinde o kimse, eşkiyâlar tarafından öldürüldü.
“Ey Abdülkâdir! Bu edebinin güzelliği ile, Allahü teâlâyi ve Resûlü (s.a.v)´nü râzı ettin. Ben senin Bağdat’ta bir kürsîde oturduğunu, çok yüksek bilgiler anlattığını ve;
 
“Benim ayağım, bütün evliyânın boyunlari üzerindedir.” dediğini sanki görüyor gibiyim ve ben, yine senin vaktindeki bütün evliyâyi, senin onlara olan yüksekligin karsisinda boyunlarini egmis hâlde olduklarini görüyor gibiyim.” buyurdu ve sonra gözden kayboldu. Kendisini bir daha göremediler.
 
Aradan uzun seneler geçti. Hakîkaten [[Abdülkâdir Geylânî]] yetişti. Zamânında bulunan evliyânin en üstünü, bas tâci oldu. Öyle yüksek derece ve makamlara kavustu ki, insanlardan ve yüksek zâtlardan herkes gelerek, mübârek sohbetlerinden istifâde ederlerdi. Bir gün yüksek bir kürsîde oturuyor vâz ediyordu. Buyurdu ki:
 
“Bu menkibe, rivâyet edenlerin çokluğu sebebiyle lafizlari degisik olsa bile, mânâ yönünden tevâtür hâlini almış bir menkıbedir. Allahü teâlânin evliyâsini inkâr etmeye cüret edenler, neûzü billâh, Ibn-üs-Sakkâ’nin durumuna düşmekten çok korkmalidir. İlminin ve amelinin çok olmasına rağmen, Ibn-üs-Sakkâ’nin, sonunda böyle sonsuz bir felâkete düsmesinin sebebinin, evliyâ hakkında edebsizlik yapması oldugu Behcet-ül-Musannife’de Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin menkıbeleri anlatılırken zikredilmektedir.
 
 
==Nakşîbendîliğin silsilelerindeki yeri ve ehemmiyeti==
| 9
| 9
| Hâce Ebû Yakûb [[Yusuf Hemedani|'''Yusuf Hemedânî''']]
| [[Merv]], [[Türkmenistan]]
| 440 AH
 
== Notlar ==
{{Reflist}}
<div class="references-small">
<references/>
</div>
 
== Kaynakça ==
461.643

değişiklik