Alevilik: Revizyonlar arasındaki fark

200px|thumb|[[Orhan Gazi|Sultan Orhan tarafından yapılan teftişler neticesinde Baba İlyas Horasanî hulefasından Sultan Höyüğü Vakfı’na ait ''Geyikli Baba'' Alevî tekkesi padişahın
(''(İmâm-ı Â’zam Ebû Hanîfe Nu’man İbn-i Sâbit’e göre Namaz’ın kılınmaması ve/veya Oruç’un tutulmaması, “o” kişinin İslâm-dışı olarak tanımlanması için yeterli değildir. [[İsl)
(200px|thumb|[[Orhan Gazi|Sultan Orhan tarafından yapılan teftişler neticesinde Baba İlyas Horasanî hulefasından Sultan Höyüğü Vakfı’na ait ''Geyikli Baba'' Alevî tekkesi padişahın)
=== Balkan Alevîleri ===
{{ana|Kızılbaşlık|Bektaşilik Tarikatı|Dedebabalık|Demir Baba Tekkesi|Harabati Baba Tekkesi}}
[[Osmanlı devletininDevleti]]'nin kuruluşundan önce [[Deliorman]] ve [[Dobruca]] bölgelerine Seyyid [[Sarı Saltuk]] önderliğinde Alevî-[[Türkmen]]ler yerleşmişlerdir, [[Osmanlı devletininDevleti]]'nin kuruluşundan sonrada yine aynı bölgelere gönüllü Alevî yerleşimleri ve isyana katılan Alevîlerin sürgünleri gerçekleşmiştir. [[Deliorman]] ve [[Dobruca]]’da [[II. Mahmud]]’dan önce hemen hemen tüm Türk köyleri Alevî-[[Bektaşîlik|Bektaşî]] ve [[Şeyh Bedreddin|Bedreddinî]] iken, [[II. Mahmud]]’un [[Bektâşîlik|Bektâşî]] tekkelerine [[Nakşibendi]] şeyhleri atamasıyla ve kuzeyden gelen [[Sünnî]]-[[Tatar]] göçleriyle [[Sünnîlik]] yayılmıştır. Günümüzde Bulgaristan’ın bu iki bölgesinde Alevîler halen oldukça etkindirler. Balkanlarda yaşayan ve kendilerini [[Kızılbaş]] olarak tanımlayan insanların tamamı Türkçe konuşur. Bugün resmi rakamlara göre Bulgaristan'da yaşayan Türklerin %13'ü kendini Alevî olarak nitelendirmektedir.(1992), gayriresmi araştırmalarda oran %18 civarında çıkmaktadır. [[Şeyh Bedreddin]] isyanının merkezi olan [[Deliorman]] yöresinde çok yoğundurlar. [[Bulgaristan]]’da yaşayan [[Türkmen]]-Alevîler, [[Bektâşîlik|Bektâşî]]liğin Çelebi kolunu sürdürürmektedir. Bir kısmıda [[Hacı Bektaş-ı Veli]]'ye saygı duymakla birlikte [[Babâîlik|Bâbâî]]liği sürdürmektedir. Bunlar deyişlerinde [[Demir Baba Tekkesi|Demir Baba]], Akyazılı Baba gibi uluların isimlerini okurlar, onları anarlar. Güney ve orta Bulgaristanda Alevî yoğunluğu çok seyrek olup, tamamı [[Seyyid Ali Sultan]] tekkesine bağlı olan [[Bektaşi]]lerdir. Kuzeydeki [[Deliorman]] yöresinde çok yoğundurlar bunlarında bir kısmı [[Seyyid Ali Sultan]]'a bağlıdır bunlar [[Bektaşi|Bektâşî]] olduklarını söylerler ama çoğu [[Bektaşi|Bektâşî]]liğe bağlı değildir, kendilerinin [[Kızılbaş]] olduklarını söylerler.{{olgu}}
[[Dosya:Bulgaria - alevi villages.png|thumb|Bulgaristan'daki Alevî köyler]]
Ayrıca [[Makedonya]] ve [[Kosova]] taraflarında da [[Arnavut]] kökenli [[Bektaşîlik|Bektaşî]] inancına ait gruplar bulunmaktadır. Bu gruplar [[Bulgaristan]], [[Yunanistan]] ve [[Romanya]]’daki Alevîlerle aynı geçmişe sahip değildirler, [[Arnavut]], [[Sırp]], ve [[Makedon]] devşirmesi olan yeniçeriler Hristiyan ailelerinden toplanıp [[Bektaşi|Bektaşî]] tekkelerinde yetişiyorlardı, emekli olup memleketlerine döndüklerinde ise buralarda [[Bektaşi|Bektâşî]]liği yaydılar ve tekkelerin başında bulundular. [[Arnavut]] ve [[Boşnak]] [[Bektaşi|Bektaşîleri]], Türkmen kökenli olmadıklarından Alevî-[[Bektaşi|Bektâşî]] değil yalnızca [[Bektaşi|Bektâşî]]dir. Yani Beloğlu diye tarif edilmezler, [[Bektaşi|Bektâşî]]liğin [[Dedebabalık|Dedebabacı ''(Babagan)'']] kolunu sürdürürler. Bosna-Hersek, Balagay Şehrinde Buna Irmağı'nın Gözesinde Bulunan [[Sarı Saltuk]] dergâhı halen ziyaret ve ibâdete açıktır.
{{Ayrıca bakınız|Şeyh Edebali|Hacı Bektaş Veli|Osman Gazi|Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî|Abdal Musa}}
==== Bektâşîliğin Osmanlı Ordusu’na girişi ====
[[Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî|Vilâyetnâme]]’ye göre bunun başlangıcı [[Osman Gazi]]’ye elif tâcının bizzât [[Hacı Bektaş Veli|Hünkâr]] tarafından giydirilmesiyle başlamaktadır. H. 687 / M.1288 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Üçüncü Âlâ’ed-Dîn-i Key-Kubâd Osman Gazi’ye Altunbaşlı Sancak ve tabel gönderdi. [[Osman Gazi]]’nin beline kendi belindeki kılıcı bizzat [[Hacı Bektaş Veli]] taktı. “Ve önünden sonun görmeğe: Ugınden Sugm Gurgele!” diye dua etti. Hâlbuki [[Hacı Bektaş Veli|Hacı Bektaş]]’ın M. 1271 tarihinde vefat ettiği göz önüne alınacak olursa bu rivayetin doğruluğu pek zayıftır. Bir başka rivayete göre ise, [[Orhan Gazi]] Yeniçeri’yi[[Yeniçeri]]’yi kurduktan sonra [[Hacı Bektaş Veli|Hünkâr]]’ın Amasya taraflarındaki “Suluca Karahöyüğü” adındaki ikametgâhına giderek bütün asker hakkında onun hayır duasını almıştı. O da elinin birini bu askerlerden birinin başına koyarak: “Bunların ismi yeniçeri olsun. Cenâb-ı Hak yüzlerini ak, bazularını kuvvetli, kılınçlarını keskin, oklarını mühlik, kendilerini daima galip etsin,” diyerek dua buyurmuşlardı. [[Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî|Vilâyetnâme]]’ye güvenildiği takdirde [[Hacı Bektaş Veli|Hünkâr]]’ın çok daha evvel göçtüğü ve bu rivayetin de gerçek olmadığı anlaşılıyor.<ref>Ahmet Râsim, ''Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi'', Cilt 1, Sayfa 53.</ref>
O devirlerin fikrî ürünler açısından en geniş alanını [[Babâîlik|Babâî]] ve [[Kalenderîlik|Kalenderî]] zaviyeleriyle birlikte daha birtakım tarikât pîrlerinin yuvaları teşkil etmekteydi. “Rûm abdalları”, “Horasan pîrleri” ve “Gaziyân-ı Rûm” gibi tabirlerin pek sıklıkla kullanılmakta olduğu eserlerden anlaşıldığına göre “[[Şia|Şîʿa]]-i [[Bâtıni]]ye” hareketlerinin yoğunlaştığı merkezin başında muhakkak cenkçi ve silâhşör kuvvetlerin hazır bulundurulmasıyla ikinci bir [[Babâîlik|Babâî]] katliamına mâni olma gayesinin güdüldüğü anlaşılmaktadır. İslâmî çevrelerde Bâtınî harekâtını düşmanca karşılayan bir devlet siyâsetinin ihtilâlleri en çok ordu kuvvetiyle ezdirdiğini ardarda tecrübelerle öğrenen “[[Şia|Şîʿa]]-i [[Bâtıni]]ye” dâîleri, [[Selçuklular]]’ın çöküşünden sonra, hükümetlerin oluşturacağı bütün ordu kuvvetlerinde yer almayı kararlaştırmıştı. [[Osmanlı Devleti]]’nin kuruluş aşamasında da [[Bâtınî]]ler, öncelikle askerî kuvvetlerin içerisinde yer almayı ihmâl etmediler.
[[Orhan Gazi]] devrinde tekke zihniyeti ile yoğurulmuş olan Sünnî âlimlerin içlerinde mutasavvıfa nazâriyelerini kabul edenler de mevcuttu. H. 731 / M. 1331 tarihinde İznik fethedildiğinde oradaki kiliselerden birkaçı câmi ve medreseye dönüştürülerek başlarına meşhur ''Kadı Ürmevî'' tilmizlerinden ve ''[[Sadreddin Konevi| Şeyh Sadr’ed-Dîn Konevî]]'' müntesiplerinden şeyhî gibi zâhir ve bâtın îlimlerinde birinci olan ''[[Davud-u Kayseri|Davûd-u Kayserî]]'' müderris olarak atandı. Halk kendisine bâtın îlimlerindeki ihtisasından dolayı büyük saygı ve sevgi beslemekteydi.
[[Dosya:Orhan - Manyal Palace Museum.JPG|200px|thumb|[[Orhan Gazi|Sultan Orhan]] tarafından yapılan teftişler neticesinde [[Baba İlyas|Baba İlyas Horasanî]] hulefasından Sultan Höyüğü Vakfı’na ait ''Geyikli Baba'' Alevî tekkesi padişahın iltifâtlarına mazhar olmuş ve Padişah tarafından buraya pek çok hediyeler gönderilmişti.<ref name="Hayrullah">Hayrullah Efendi, ''Hayrullah Efendi Tarihi,'' Cilt 3, Sayfa 80.</ref>]]
 
==== Erenler ====
Alevîlik tarihinde yer edinmiş, üstün vasıflara sâhip efsanevî özelliklere hâiz bilgelerin, evliyâ ve uluların tamamını tanımlamak maksadıyla kullanılan isimdir. Osmanlı Türkleri’nin başlattığı fetihlerin en ön saflarında giden, geyiklere binerek düşmanı ürküten, bazen yeşil elbiselere bürünerek beyaz atlara binen, doğa üstü güçlere sahip olduklarına inanılan bu efsanevî erenlerin aniden düşmanın gözlerine görünmeleri ve birdenbire hâsımlarının karşılarına dikilmeleri şeklinde hikâye edilen ve “Bâtın’ûl-Mezhep Babalar” tarafından sürekli olarak anlatılan bu masallar o devrin ilkel zihinlerine birer [[kerâmet]] olarak sunulmaktaydı. Bunları nakleden [[Bâtınî]]-Babaların sayıları ise gün geçtikçe artmaktaydı.<ref>Balcıoğlu, Tahir Harimi, ''Mezhep Cereyanları – [[Osmanlı İmparatorluğu]] devrinde [[Şiî]]liğin tahrikâtı ile çıkan isyân ve ihtilâller: [[Tekke]]nin saçtığı [[kerâmet]] propagandaları'', Sayfa 210, Ahmet Sait Tab’ı, 1940.</ref>
===== Şîʿa-i Bâtın’îyye tekkelerinin teftişi =====
Selçuklular’ın sarayında mevki sahibi olan “Baba Merendi” adında ki Azerî bir Şiî dervişi Sultan Âlâ’ed-Dîn’i kendine bağlamış ve daha sonra da “Sulucahöyüğe” yerleşerek Kırşehir hâkimi Nûr’ed-Dîn Bey’i kendi nüfuzu altına almayı başarmıştı.<ref>''Ak Şems’ed-Dîn Vilâyetnâmesi''.</ref>
Bu devirde [[Hacı Bektaş Veli]] hankahının kurulduğu yerde daha birçok “[[Şia|Şîʿa]]-i [[Bâtınîlik|Bâtın’îyye]]” akideleri yaymakta olan ve Türk aşîretleri arasında fa’aliyetlerde bulunan dâîlerin sayısı da epeyce artmıştı. Bunun üzerine [[Baba İlyas]] bendegânından olan Hind ve Çin’den gelmiş bazı ârif geçinen “[[Şia|Şîʿa]]-i [[Bâtınîlik|Bâtın’îyye]]” Babaları’nın hâllerini denetlemek üzere memurlar atanmıştı. Kendilerine kisvetlerinin aslı ve bid’atlerinin faslı sual edildikten sonra cevap vermekten âciz olan torlakların çırağları söndürülmüştü. [[Baba İlyas|Baba İlyas Horasanî]] hulefasından Geyikli Baba’ya İnegöl mirlivası ve tımar sahiplerinden Turgut Alp mürid olduğundan dolayı lehine vermiş olduğu şehadeti neticesinde Geyikli Baba Sultan Orhan’ın iltifatlarınailtifâtlarına mazhar olmuştu.<ref>Hayrullah Efendi, ''name="Hayrullah Efendi Tarihi,'' Cilt 3, Sayfa 80."></ref>
Sultan Höyüğü Vakfı’na ait olan bir cüz’ün kenarında, Geyikli Baba’ya vakfedilen emlâk arazisine padişahın gönderdiği hediyeler arasında iki küp [[rakı]]<ref>[[Yaşar Nuri Öztürk|Öztürk, Yaşar Nuri]], ''[[Ebu Hanife|İmâm-ı Â’zam]] Savunması, <small>Şehid bir önder için Apolocya,</small> – Şarap dışındaki içkilerin sarhoş olmayacak kadar içilmesine cevâz verdi,'' Sahife 123, İnkılâp, İstanbul, 2010.</ref> bulunduğu da tesbit edilmişti.<ref>Hüseyin Hüsamettin Efendi, ''Amas’ya Tarihi.'' <small>''(Kirmastı’da Geyikli Baba adına yapılan zâviyenin vakfiyesine ait olan bir cüz’ün kenarına düşülmüş olan notta padişahın vakfa yolladığı hediyelerin arasında iki küp te [[rakı]]nın kaydettirildiği görüldü.)''</small></ref>
 
Anonim kullanıcı