Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî

Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî (Avarca ГIумар-хIажи Зиявудин Дагъистани; d. 1849, Dağıstan - ö. 30 Kasım 1920 İstanbul), İslam âlimi, yazar, din adamı, vaiz, Nakşibendi şeyhi.

Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî
Nakşibendi Şeyhi
Gümüşhanevi Dergahı Lideri
Yerine geldiği Safranbolulu İsmail Necati
Yerine gelen Tekirdağlı Mustafa Feyzi
Kişisel bilgiler
Doğum 1849
Rusya Dağıstan Oblastı, Rus İmparatorluğu
Ölüm 30 Kasım 1920
Osmanlı İmparatorluğu İstanbul, Osmanlı Devleti
Dini İslam

YaşamıDüzenle

Hicri 1266, Miladi 1849 yılında Dağıstan'da Çerkay'a bağlı Miatlı köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Ulema'dan Müderris Abdullah Efendi olup, kökenleri Dağıstanlı Avarlar'dandır. Arapça, Farsça ve Rusça'dan başka, Türk lehçeleri uzmanıdırlar.

İlk tahsiline babasından ders görerek başlar. Gençlik yıllarına geldiğinde Ruslarla Şeyh Şamil arasında 1825'lerden beri devam eden mücadelelere iştirak eder. Şeyh Şamil'in oğlu Gazi Mehmed Paşa'nın maiyetinde Kafkas Cephesi'nde Ruslar'a karşı yıllarca savaşır.[1] O sıralar yirmi yaşlarındadır. Savaş sona erince Dağıstan grubu Osmanlı Devleti'ne göç eder. Böylece Ömer Ziyâüddîn Efendi de İstanbul'a yerleşir.

Son eşi Hafize Hanım'dan sekiz çocuğu olmuştur. Soyu hayatta olan beş çocuğu ile devam etmiştir. İlk üç hanımından doğan çocukları yaşamamıştır.[1] Hukuk profesörü Yusuf Ziya Binatlı'nın (1914-1998) babasıdır.[2]

Gümüşhanevi DergahıDüzenle

Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi'ye intisab eder. Aynı yıl şeyhülislamlığa takdim ettiği "Tecvîd-i Umûmî" isimli eseriyle taşra uleması olur.[1]

Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî'nin asıl adı Ömer'dir. Hocası Gümüşhânevî kendisini, "Sana Ziyâüddîn adını veriyorum, isminle muammer ol!" diyerek taltif etmiştir.[1] Yine hocası kendisine "Hâfız Ömer!" diye hitab etmesi üzerine, gece-gündüz demeden kendi kendine çalışarak altı ayda hafızlıgını tamamlamıştır.[1] Kur'ân'ı ezberlediği gibi, ikiyüzbin hadisi de râvî zinciriyle beraber ezberlemiştir.

Ömer Ziyaüddin, 1919 senesinde Gümüşhanevi Dergahı şeyhlerinden İsmail Necati Efendi'nin vefatı üzerine dergahın üçüncü halifesi olarak postnişin olmuş, irşad görevini üstlenmiştir. Bu arada Râmûzül-Ehàdîs adlı hadis kitabını da okutmaya devam etmiştir.

Sultan Vahdettin'in bizzat gelip yaptıkları şeyhülislamlık teklifini 'işgal altında bulunan bir memlekette fetvâ makâmı işgal edilmezî' diyerek kabul etmemişlerdir.

Müderrislik DönemiDüzenle

Tahsilini tamamlayıp icâzet aldıktan sonra Aralık 1878'de Edirne ikinci Ordu Alay Müftülüğü'ne tayin edilir. Eylül 1892 tarihine kadar on dört sene bu vazifeyi îfâ eder. Haziran 1893 - Mayıs 1901 seneleri arasında Malkara kadılığı vazifesinde bulunur. 1903'te Kudüs mevleviyetine, ertesi yıl Malkara kadılığına tayin olunur.

Malkara kadılığı vazifesinde iki yıl kaldıktan sonra, 1906 senesinde İstanbul'a yerleşir. 1908'de saltanat ve hilafeti savunan "Hadîs-i Erbaîn fî Hukûki's-Selâtîn" adlı eserini neşreder.

Uzun süre sonunda, önce 5 Ağustos 1919'da Dârü'l-Hilâfeti'l-Aliyye Medresesi hilâfiyat (tartışma ve münakaşa yoluyla, karşı fikri çürütme), sonra da 27 Ekim 1920'de yine aynı medresenin Hadis dersi müderrisliğine tayin edilmiştir.

Sürgün DönemiDüzenle

1909 senesinde 31 Mart Vak'asına karıştığı, İttihâd-ı Muhammedî Cemiyeti ve Derviş Vahdetî ile ilgisi olduğu iddiasıyla Dîvân-ı Harb-ı Örfî tarafından müebbet hapse mahkûm edilir. Cezası bir süre sonra sürgüne çevrilerek Medine'ye gönderilir ve orada yedi ay kalır.[1]

Bu arada Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa ile tanışır ve himayesine girer. Böylece Ömer Ziyâüddîn, Müntezeh sarayına yerleşir. Abbas Hilmi Paşa'nın saray hocalığını ve imamlığını yapar. Burada yaklaşık on yıl kalırlar. Bu sırada I. Dünya Savaşı devam etmektedir. Bir ara Mısır'da İngilizler tarafından hapse atılır.[1]

14 Nisan 1912'de çıkan genel af üzerine, Şeyhülislamlığa müracaat ederek vazife taleb etmiş, fakat talebi reddedilmiştir.[1]

ÖlümüDüzenle

Ömer Ziyaüddin, 30 Kasım 1920 Perşembe günü yetmiş üç yaşlarında iken dergahta vefat etmiş, naaşı Süleymaniye Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından aynı camiinin haziresine defnedilmiştir.[1]

EserleriDüzenle

Hadis, Siyer, Fıkıh, Tecvid, Kıraat, Tasavvuf gibi, Türkçe, Arapça ve Avarca başta olmak üzere Dağıstan dillerinde pek çok eseri bulunmaktadır.[1]

Lezgi dili ile yazılmış Mevlid-i Şerîf'i bin beyitliktir. Dağıstan yöresinde Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i gibi meşhur olmuştur.[1] Şâirlik tarafı baskın olan Ömer Ziyâüddîn'nin Şeyh Şamil'in kabilesinin dili ile yazılmış Kısâs-ı Enbiya adlı manzum eseri Dağıstan'da, Mevlid, Mi'rac ve Mu'cizat isimli eserleri de Edirne'de basılmıştır.[1]

"Fetevâ-yı Ömeriyye bi-Tarikatil-Aliyye" adlı eseri Seha Neşriyat tarafından neşredilmiştir.[1]

Diğer eserleri şunlardır:

  • Sünen-i Akvâli'n-Nebeviyye mine'l-Ehâdîsi'l-Buhâriyye
  • Zübdetü'l-Buhârî
  • Es'ile ve Ecvibe fî İlmi'l-Hadîs
  • Et-Teshilatü'l-Atire fi'l-Kıraati'l-Aşere,
  • Metn-i Akâid Tercemesi
  • Adâbu'l-Kur'ân,
  • Mevhibe-i Bârî Terceme-i Buhârî,
  • Mu'cizât-ı Nebeviyye,
  • Zübdetü'l-Buhârî Tercemesi,
  • Zevâidü'z-Zebidî,
  • Mir'ât-ı Kanûn-i Esâsî.[1]

KaynakçaDüzenle